WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2021/10799 E.  ,  2024/2198 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/24 E., 2016/149 K.
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Darende Asliye Ceza Mahkemesinin 15.06.2016 tarihli ve 2015/24 Esas, 2016/149 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; savunması alınmadan ve mahkûmiyete yeter delil bulunmadan söz konusu hükmün verildiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında, katılana ait nüfus cüzdanının fotoğraf kısmına kendi fotoğrafını yapıştırmak suretiyle sahte düzenlediği nüfus cüzdanını kullanmak suretiyle, katılan adına 05331923415 ve 05333925872 nolu hatları çıkardığı iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
2. Sanık savunmasında, suçu ikrar etmiştir.
3. Uzmanlık raporunda sözleşmelerdeki imzaların katılana ait olmadığı kanaati bildirilmiştir.
4. Mahkemece, katılanın aşamalarda değişmeyen beyanı, yeminli tanık beyanı, sanığın ikrarı ve tüm dosya kapsamı uyarınca sanığın suçunun sabit olduğu kabul edilerek özel belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
1. Sanığın 06.04.2015 tarihli celseye katılıp, savunmasını yapması ve duruşmalardan bağışık tutulmayı istemesi karşısında, yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
A. Suç tarihinden önce 10.11.2008 tarih ve 27050 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 6518 sayılı Kanun’un 104 ve 105 inci maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 63 üncü maddesinin onuncu fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki "Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcine abonelik kaydı sırasında gerçek dışı belge ve bilgi verilemez" ve beşinci fıkrasındaki "Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz" hükümleri gereğince, özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 56 ncı maddesindeki düzenleme dikkate alınarak, sanığa usulüne uygun şekilde önödeme ihtarı yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, özel belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı bulunmuş,
B. Sanığın eylemine uyan 5809 sayılı Kanun’a aykırılık suçunda önödemenin gerçekleşmemesi halinde; hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekliliği,
C. Hükümden sonra 05.07.2022 tarih ve 31887 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi ile 5809 sayılı Kanun'a eklenen “Dava ve Cezaların ertelenmesi” başlıklı geçici 7 nci madde ile “Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir.” hükmü gereğince sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2. Kabule göre de;
1. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2. Hükmün gerekçesinde, "sanık hakkında suçun işleniş biçimi itibariyle somut olayda ceza tayininde alt hadden uzaklaşılmasını gerektiren bir nedenin bulunmadığı kanaatine varıldığından alt hadden ceza tayini cihetine gidildiği" belirtilmesine ve 5237 sayılı Kanun'un 207 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen hapis cezası için suç tarihinde öngörülen alt sınır bir yıl olduğu halde, hüküm fıkrasında "suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saik kastının yoğunluğu göz önünde bulundurularak takdiren ve teşdiden" denilerek hapis cezasına ilişkin temel ceza 1 yıl 6 ay olarak belirlenmek suretiyle, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılması,
Bozmayı gerektirmiştir.

IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Darende Asliye Ceza Mahkemesinin 15.06.2016 tarihli ve 2015/24 Esas, 2016/149 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

26.02.2024 tarihinde karar verildi.