WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2021/10384 E.  ,  2024/6248 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/274 E. 2016/185 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, 31.05.2016 tarihli ve 2015/274 Esas, 2016/185 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; kararı usul ve yasaya aykırı olduğuna, müvekkili hakkında beraat kararı verilmesine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, şikâyetçiye borcuna karşılık olarak, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen temyiz dışı annesi sanık ...'ın yetkilisi olduğu ... İnşaat Turizm Taşıma Temizlik Taahhüt İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin keşideci olarak göründüğü 15.08.2012 tarihli, 57.000,00 Türk lirası bedelli çeki, temsil ve yetkili olmamasına rağmen keşide ettiği ve şikâyetçinin çekin tahsili için başlattığı icra takibi sırasında borçlu olan temyiz dışı sanık ...'ın imza inkarında bulunduğu, bu şekilde, sanık ile temyiz dışı sanığın fikir ve eylem birliği içerisinde resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia ve kabul olunmuştur.
2. Sanığın savunmasında, şirketin aile şirketi olduğunu, söz konusu çeki borca karşılık kendisinin keşide ettiğini, daha sonra çek borcunu ödediğini, suç işleme kastının olmadığını belirtmiştir.
3 Temyiz dışı sanık ... aşamalarda, şirketin kendisine ait olduğunu ancak işleri sanık oğulunun takip ettiğini, oğlu ile görüşemediği için imzaya itiraz ettiğini beyan etmiştir.
4 Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nün 27.02.2015 tarihli raporunda, çek üzerindeki yazıların ve keşideci imzasının sanık ... eli ürünü olduğu tespit edilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Dairemizin benzer birçok kararında ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30.03.1992 gün ve 80/98, 19.04.2005 gün ve 221-38 sayılı kararlarında ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere, belgede sahtecilik suçlarında önceden verilen rıza üzerine borçlu yerine onun imzasının atılmasında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği cihetiyle; temyiz dışı sanık ...'ın aşamalarda ve 11.09.2015 tarihli dilekçesinde, şirketin kendisine ait olduğunu ancak işleri sanık oğulunun takip ettiğini, oğlu ile görüşemediği için imzaya itiraz ettiğini belirtmesi, sanğın ise soruşturma evresinede "Çekteki el yazıları bana aittir ben daha önceden çeklerle alakalı faiz ödemeleri yaptım", kovuşturma evresinde "suç tarihinde şirketin yetkilisi idim zaten aile şirketimizdir çeki ben düzenleyip teşhire ettim ailemin bu çeki neden şikayetçiye verdiğimden haberi yoktu" şeklindeki beyanı karşısında, öncelikle suça konu çeklerin ait olduğu çek koçanından keşide edilen çeklerin tamamı araştırılarak ödenen çeklerin olup olmadığının tespit edilmesi, bu şekilde sanık tarafından keşide edilen başkaca çeklerin bulunup bulunmadığının ilgililerden sorulması, bu çeklerin ödenip ödenmediğinin ve kim tarafından ödendiğinin tespit edilmesi, sonucuna göre sanığın kastının ve hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması,
2.Kabule göre de;
a) Sanık için tekerrüre esas alınan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2006/215 esas ve 2007/499 karar sayılı kararının 09.01.2008 tarihinde kesinleştiği belirtilmekte ve bu konuda sabıka kaydında bilgi bulunmakta ise de sabıka kaydının incelenmesinde söz konusu kararla ilgili olarak kararın 22.03.2007 tarihinde yerine getirildiğine dair yerine getirme fişi düzenlendiği bu tarihin kabul edilmesi durumunda, cezanın infaz edildiği tarihten itibaren 3 yıllık sürenin geçmiş olması sebebiyle kararın tekerrüre esas alınamayacağı gözetilerek, sabıka kaydındaki bu çelişkinin giderilmesi amacıyla mahkemesinden belirtilen ilamın kesinleşme ve infaz şerhli bir suretinin istenip dosyaya konulmasından sonra tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
b) Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibareleri yönünden sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
c) 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin yedinci fıkrası gereğince gerekçeli kararın mahkeme mührü ile mühürlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, 31.05.2016 tarihli ve 2015/274 Esas, 2016/185 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.05.2024 tarihinde karar verildi.