11. Ceza Dairesi 2020/1074 E. , 2024/872 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/382 E., 2016/31 K.
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
... 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.01.2016 tarihli ve 2015/382 Esas, 2016/31 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında,
1. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanunun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
2. Özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 ve 53 üncü maddesi uyarınca iki kere 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
3. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası , 53 ve 58 inci maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, mahkumiyet kararlarına yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılana ait aracın kelebek camı kırılarak nüfus cüzdanı, sürücü belgesi ve evrak çantasının çalındığı, sürücü belgesi ve nüfus cüzdanındaki fotoğraf değiştirilerek belgelerin sahteleştirildiği, belge asıllarına ulaşılmamışsa da çok yerde kullanıldıklarından aldatıcılık niteliklerinin bulunduğu, sanığın bu belgelerle 30.10.2013 tarihinde 06 EU 2843 plakalı aracı ve alkollü bir şekilde kiraladığı aracı kullanırken 07.01.2014 tarihinde trafik görevlilerince işlem yapılırken bu belgeleri ibraz ettiği, yine bu belgelerle katılan adına iki adet hat aldığı belirtilerek sanık hakkında resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarından dava açılmıştır.
2. Sanık savunmasında, hakkında kesinleşmiş mahkumiyet hükümleri bulunduğundan şikayetçi adına sahte sürücü belgesi düzenlettiğini, bu sürücü belgesini iddianamede belirtildiği gibi hat almak için, araç kiralamak için kullandığını, alkollü araç kullanırken yakalandığında da ibraz ettiğini, kendisine gösterilen sürücü belgesi fotokopisinin kendisinin kullandığı belge olduğunu ancak nüfus cüzdanını kendisinin yaptırmadığını beyan etmiştir.
3. 17.03.2015 tarihli uzmanlık raporu dosya arasında bulunmaktadır.
4. Suça konu nüfus cüzdanı ve sürücü belgesi asılları ele geçirilememiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sahte Araç Kiralama Sözleşmesi Nedeniyle Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Katılan Adına Çıkarttığı Hatlar Nedeniyle Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanığın katılan adına sahte GSM abonelik sözleşmesi düzenletmek suretiyle özel belgede sahtecilik suçunu işlediğinden bahisle açılan kamu davasında; hükümden önce 10.11.2008 tarih ve 27050 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren, 6518 sayılı Kanunun 104 üncü ve 105 inci maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun (5809 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin 10 uncu fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki "İşletmeci veya adına iş yapan temsilcisine abonelik kaydı sırasında abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge bilgi verilemez." ve beşinci fıkrasındaki "Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz" hükümleri gereğince, özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesindeki düzenleme dikkate alınarak, sanığa usulüne uygun şekilde önödeme ihtarı yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, özel belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,
2. Sanığın eylemine uyan 5809 sayılı Kanun'a aykırılık suçunda önödemenin gerçekleşmemesi halinde; hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 nci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekliliği,
3. Hükümden sonra 05.07.2022 tarih ve 31887 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi ile 5809 sayılı Kanun'a eklenen “Dava ve Cezaların ertelenmesi” başlıklı Geçici 7 nci madde ile “Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir.” hükmü gereğince sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
C. Katılan Adına Düzenletip Kullandığı Nüfus Cüzdanı ve Sürücü Belgesi Nedeniyle Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Belgede sahtecilik suçlarında, belgenin nesnel olarak aldatıcılık yeteneğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatma yeteneğinin varlığını göstermeyeceği nazara alındığında; somut olayda da kullanılan belgelerin asıllarının ele geçmediği dikkate alınarak unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraati yerine mahkumiyet hükmü kurulması,
2.Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un TCK'nin 204 üncü maddesi uyarınca hüküm verilmesine rağmen kararda özel belgede sahtecilik suçu yazılması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
D. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerini Kullanma Suçundan Verilen Hüküm Yönünden
5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde tanımlanan suçun oluşabilmesi için sanığın öncelikle bir suç işleyip kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerinin kullanılmasının gerekeceği,
1.11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanunun 19 uncu maddesi ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun “1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 179. maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.” şeklindeki 48 inci maddesinin altıncı fıkrasına göre 1,00 promilin üzerinde alkol veya uyuşturucu madde alınması sonrası araç kullanılmasının atılı suçun oluşması için yeterli olduğu; sanığın 07.01.2014 tarihinde trafik görevlilerince durdurulduğunda 1,57 promil alkollü olduğu tespit edildiğinden eyleminin aynı zamanda Türk Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen suçu oluşturduğu anlaşılmakla tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanığa yüklenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması ve 5271 sayılı Kanun'un 250 inci maddesinin on birinci fıkrasına 7331 sayılı Kanun'un 22 nci maddesiyle eklenen ''Seri muhakeme usulü bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması halinde uygulanmaz.'' şeklindeki yasal düzenleme 14.07.2021 tarihinden sonra işlenecek suçlar yönünden uygulanabileceğinden, resmi belgede sahtecilik suçuyla seri muhakeme usulüne tabi olan başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçu birlikte işlenmesine rağmen, suç tarihi itibarıyla başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunda seri muhakeme usulünün uygulanması gerektiğinden, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
A. Sahte Araç Kiralama Sözleşmesi Nedeniyle Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle ... 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.01.2016 tarihli ve 2015/382 Esas, 2016/31 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık Hakkında Katılan Adına Çıkarttığı Hatlar Nedeniyle Özel Belgede Sahtecilik Suçundan, Katılan Adına Düzenletip Kullandığı Nüfus Cüzdanı ve Sürücü Belgesi Nedeniyle Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan ve Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerini Kullanma Suçundan Verilen Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünün (B), (C) ve (D) bölümlerinde açıklanan nedenlerle ... 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.01.2016 tarihli ve 2015/382 Esas, 2016/31 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.01.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!