11. Ceza Dairesi 2019/9821 E. , 2023/6065 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/627 E., 2015/536 K.
SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Cumhuriyet Savcısı, sanık
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Antalya 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.10.2015 tarihli ve 2015/627 Esas, 2015/536 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 58 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejiimine göre infaz edilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanığın temyizi, hakkında verilen mahkumiyet hükmünün tekrar incelenmesine yöneliktir.
2. Cumhuriyet savcısının temyizi, sanığın başkasına ait isim ve soy ismini vererek kendisini tanıtmasından sonra görevlilerce başkası adına herhangi bir belge düzenlenmemiş olması nedeniyle eylemin 5326 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinde düzenlenen kabahat fiilini oluşturmasına karşın hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan hüküm kurulması nedeniyle söz konusu hükmün bozulması gerektiğine, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Hırsızlık ihbarı yapılması üzerine kolluk görevlileri tarafından belirtilen adrese gidildiğinde, sanığın kimliğinin yanında olmadığını beyan edip kendisini ...olarak tanıttığı, emniyete götürülen sanığın kimliğinin tespiti için Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğü'nden parmak izi incelemesi yaptırıldığı ve sanığın gerçek kimlik bilgilerinin tespit edildiği olayla ilgili olarak sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan kamu davası açılmıştır.
2. Sanık savunmasında suçlamaları kabul etmiş, hakkında arama kararı olduğu için arkadaşının kimlik bilgilerini kullandığını beyan etmiştir.
3. Mahkemece sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu şeklindeki gerekçe ile hakkında temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşması için, kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesi ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gerekir. Yalan beyanın tek başına kanıtlama gücünün bulunmadığı, bu beyana rağmen görevlinin, beyan edilen hususların doğruluğunu araştırıp da belgeyi sonra düzenlemesinin gerekli olduğu takdirde, belgeye dayanak oluşturan bilgi yalan beyan olmayıp görevlinin araştırması sonucu ulaştığı bilgi olduğundan yine beyan olunan bilgiler, ilgili memur ya da makamın başkaca araştırma yapmasını, belge incelemesini gerektirirse veya yalan beyan üzerine memurun kandırılamaması neticesinde doğru şekilde belge oluşturulması durumunda anılan suçun unsurları oluşmayacaktır.
5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması, aynı Kanun'un 267 nci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan “iftira” suçunun oluşması için ise, yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunmak suretiyle işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; olay tarihinde sanık hakkında hırsızlık suçundan işlem yapılacağı sırada, görevli polis memurlarına hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla kendisini ...ismiyle tanıtarak bu kişiye ait kimlik bilgilerini verdiği, emniyete götürülen sanığın kimliğinin tespiti için Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğü'nden parmak izi ile kimlik tespitinin yapıldığı, ancak hırsızlık suçundan herhangi bir soruşturma yapılıp yapılmadığının dosya kapsamından tespit edilemediği anlaşılmakla; olayla ilgili olarak hırsızlık suçundan soruşturma başlatılıp başlatılmadığı araştırılıp varsa ilgili dosyanın duruşmaya getirtilip incelenmesi ve bu dosyayı ilgilendiren onaylı örneklerin dosya arasına alınmasından sonra sanığın eyleminin seri muhakeme usulüne tabii başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunu oluşturup oluşturmayacağının tartışılmasından sonra sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi,
2. Kabule göre de; hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden; 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli, 2020/87 Esas ve 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.10.2015 tarihli ve 2015/627 Esas, 2015/536 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.09.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!