WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Temmuz 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2019/9798 E.  ,  2023/5931 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/304 E., 2015/554 K.
SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 21.04.2015 tarihli ve 2015/8078 sayılı iddianamesiyle sanık hakkında başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle Adana Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. Adana 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.09.2015 tarihli ve 2015/304 Esas, 2015/554 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında ek savunma hakkı da tanınarak resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan 5237 sayılı Kanun'un 206 nci maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyizi; suçu kabul etmekle birlikte yargılama esnasında savunma hakkının kısıtlandığına, yasal haklarının hatırlatılmadığına ve lehe hükümlerin kendisine sorulmadığına, bu sebeplerle mağdur edildiğine, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Suç tarihi olan 06.04.2015 günü, görevli polis memurlarınca yol kontrolü yapıldığı sırada sanığın yanında kimliğinin olmadığını ve adının...olduğunu beyan ettiği, görevli polis memurlarınca sanığın durumundan kuşku duyularak üzerinde taşıdığı fiş ve faturalarda ... isminin bulunması ve bu kişinin de hakkında yakalama emirlerinin olduğunun tespit edilmesi üzerine, sanığın kimliği tespit edilmek üzere polis merkezine götürüldüğü, yapılan parmak izi incelemesi neticesinde ... olduğu anlaşılmıştır.
2. Sanık suçunu ikrar etmiştir.
3. Mahkemece sanığın savunması, tutanaklar, uzmanlık raporu, oluş ve tüm dosya kapsamına göre sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
1. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşması için, kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesi ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gerekir. Yalan beyanın tek başına kanıtlama gücünün bulunmadığı, bu beyana rağmen görevlinin, beyan edilen hususların doğruluğunu araştırıp da belgeyi sonra düzenlemesinin gerekli olduğu takdirde, belgeye dayanak oluşturan bilgi yalan beyan olmayıp görevlinin araştırması sonucu ulaştığı bilgi olduğundan yine beyan olunan bilgiler, ilgili memur ya da makamın başkaca araştırma yapmasını, belge incelemesini gerektirirse veya yalan beyan üzerine memurun kandırılamaması neticesinde doğru şekilde belge oluşturulması durumunda anılan suçun unsurları oluşmayacaktır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) “Kimliği bildirmeme” başlığını taşıyan 40 ncı maddesinin birinci fıkrası ise, “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idari para cezası verilir.” hükmünü haiz olup, bu kabahat fiili ile 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen suç arasındaki fark, beyanın resmi belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığıdır. Kamu görevlisine, görevi nedeniyle resmi belge düzenlediği sırada yalan beyanda bulunulması halinde, 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesi uygulanacaktır. Resmi belgenin düzenlenmesi sırasında olmayıp da, kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması ve kişinin kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunması halinde 5326 sayılı Kanun’un 40 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesi gereklidir.
2. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; kolluk görevlilerince yapılan kontrolde, sanığın hakkındaki yakalama kararlarının infazını engellemek amacıyla herhangi bir kimlik belgesi ibraz etmeksizin kendisini Velit Özel olarak tanıttığı, çelişkili beyanları üzerine kimliği konusunda tereddüte düşüldüğü, bu sebeple gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla emniyet birimine götürülmek üzere Velit Özel adına imzası alınarak olay tutanağı düzenlenmiş ise de emniyete götürüldükten sonra ise burada yapılan parmak izi incelemesinde gerçek kimlik bilgilerinin ... olarak belirlendiği olayda; sanığın eyleminin 5326 sayılı Kanun’un 40 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında kabahat niteliğinde bulunduğu ve 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
3. 5326 sayılı Kanun'un kabahatlerde soruşturma zamanaşımını düzenleyen 20 nci maddesinin birinci fıkrasında, "soruşturma zamanaşımının dolması halinde kişiye idari para cezası verilemez." hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin ikinci fıkrasının (c) bendinde ise zamanaşımı süresi, "Ellibin Türk Lirasından az idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde üç yıldır." şeklinde düzenlenmiştir. Dosya kapsamına göre, eylemin gerçekleştiği 06.04.2015 tarihinden itibaren 3 yıllık zamanaşımı süresinin inceleme tarihine kadar dolduğu tespit edilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.09.2015 tarihli ve 2015/304 Esas, 2015/554 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, ancak sanığın lehine olan ve eylemine uyan 5326 sayılı Kanun'un 40 ncı maddesinin birinci fıkrasında öngörülen idari para cezasının miktarına göre, aynı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde düzenlenen zamanaşımının, eylemin gerçekleştiği tarihten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı Kanun'un 322 nci ve 5326 sayılı Kanun'un 24 üncü maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, 5326 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.09.2023 tarihinde karar verildi.