11. Ceza Dairesi 2019/9129 E. , 2023/4982 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bakırköy 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.06.2015 tarihli ve 2014/283 Esas, 2015/391 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı ... Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 51 maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin kurulan hükme yönelik temyiz isteği; suçun unsurlarının oluşmadığını, tanık beyanlarının çelişkili olduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık ...'nun katılan şirketin ... mağazasında müdür olarak görev yaptığı, sanığın iş yerindeki görevinden ayrıldıktan sonra daha önce şirkette çalışan ancak işten ayrılan bir kısım işçilerle anlaşarak işçilerin işe gidiş geliş saatlerini gösteren çizelgeler düzenleyip şirket kaşesini basıp imzalayarak işten ayrılan işçilere verdiği iddiasıyla özel belgede sahtecilik suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Sanık savunmasında özetle, suçlamayı kabul etmediğini, katılan şirkete iş mahkemesinde dava açtığını, bu davaları kazandıktan sonra bu olayların gündeme geldiğini, her na kadar şirkette giriş çıkış saatlerini gösterir çizelgelerinin olmadığını iddia edilmiş ise de 150-200 kişinin çalıştığı bir iş yerinde giriş çıkış kayıtlarının tutulmamasının mümkün olmadığını, giriş çıkış saatlerini personel müdürünün mail yoluyla gönderdiğini kendilerinin de kontrol ettiklerini, belgelerin hepsinin gerçek olduğunu, ifade etmiştir.
3. Tanık ... ... beyanında özetle, katılan şirketin 4 yıl süre ile genel müdürlüğünü yaptığını, ... mağaza müdürü olan sanık ile yaklaşık yedi ay birlikte çalıştıklarını, şirkette çalışanların gidiş geliş saatleri ile çalışma saatlerini gösteren çizelge düzenleme uygulamasının olmadığını, ancak şubelerin kendi içinde mağaza müdürlerinin böyle bir uygulama yapmalarında sakınca olmadığını, mağaza müdürünün işçiler ile ilgili çalışma saatlerini şifaen kendilerine bildirdiklerini, yazılı olarak bir bildirimde bulunulmadığını, sanığın çalıştığı dönemde işçilerin giriş çıkış kartlarının bulunmadığını, işe giriş çıkışları mağaza müdürünün kontrol ettiğini, işçilerin çalışma saatini belirlemek ve kayıt altına almanın mağaza müdürünün görevi olduğunu, çalışma saatleri ile ilgili olarak mağaza müdürünün doğrudan mail attığını, her mağazada mağazaya özgü bir kaşenin bulunduğunu, ofiste kullanılan kaşenin olmadığını, ifade etmiştir.
3. Tanık ...'ın olay tarihine ilişkin bilgi ve görgüsünün bulunmadığı anlaşılmıştır.
4. Mahkemece suça konu belge asıllarının celp edilip incelenmediği ve belgelerin aldatıcılık kabiliyeti yönünden bir değerlendirme yapılmadığı görülmüştür.
5. Yapılan yargılama sonucunda, sanığın üzerine atılı özel belgede sahtecilik suçunun unsurları itibarıyla oluştuğu kabul edilerek mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanık hakkında kurulan hüküm;
1. Suça konu belgelerin özel belge niteliğinde olduğu, 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunda gerçeğe aykırı belge düzenleme olarak tanımlanan içerik (fikri) sahteciliğine yer verilmediği, yalnızca, "belgeyi sahte düzenleme" hareketine yer verildiği, içerik sahteciliğinde belgeyi düzenleyen olarak görülen kişi gerçek olduğu halde, belgenin içeriğinin gerçeğe aykırı olduğu ve maddede sadece taklit suretiyle sahte belge düzenleme veya gerçek bir belgede ekleme veya çıkarma suretiyle sahtecilik, başka bir deyişle maddi sahtecilik eylemlerine yer verildiği, belge üzerindeki imzaların sahte olduğuna dair bir iddia da bulunmadığından sanığın eyleminin “fikri sahtecilik” olarak kabul edilmesi karşısında, ... Ceza Kanunu'nda özel belgede sahtecilik suçunda fikri sahteciliğin cezalandırıldığına dair düzenleme bulunmaması nedeniyle yüklenen suçun yasal unsurları oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,
2. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun (YCGK) 14.10.2003 tarih ve 232-250 sayılı, 09.10.2012 tarihli ve 2011/8-335 Esas, 2012/1804 Karar sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin aldatıcılık niteliğinin varlığını göstermeyeceği ve belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının tayin ve takdiri hâkime ait olup yasal unsurlarının tam olup olmadığı ve aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığı hususunda gözlem yapılması gerektiği, suça konu belge asıllarının getirtilerek özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, denetime olanak verecek şekilde dosya içerisine konulması, aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının belirlenmesinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi,
3. Kabule göre de;
Ayrıntıları YCGK'nin 03.02.2009 tarih ve 2008/250-13 sayılı kararında açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 sayılı Kanun'un 231 ... maddesinin altıncı fıkrasının (c) bendinde işaret olunan zarar kavramının, kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenebilir, ölçülebilir maddi zararlara ilişkin olduğu, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, zarar koşulunun ancak zarar suçlarında dikkate alınması gereken bir unsur olduğu gözetilerek, sanığa yüklenen "özel belgede sahtecilik" suçu neticesinde ne gibi somut zarar oluştuğu irdelenip gerekçeye yansıtılmadan, sabıkasız olması, geçmişteki hali ve suç işleme hususundaki eğilimleri ile duruşmadaki iyi hali ve şahşi ve sosyal durumu dikkate alınarak tekrar suç işlemeyeceği konusunda olumlu kanaate varıldığından hapis cezası ertelenen ve suç tarihinde engel adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında, yasanın aradığı objektif ve subjektif şartlar tartışılmadan, zararın giderilmesinin mümkün olmadığı şeklindeki hatalı gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.06.2015 tarihli ve 2014/283 Esas, 2015/391 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 ... maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.06.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!