11. Ceza Dairesi 2019/10727 E. , 2023/6098 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/1256 E., 2015/743 K.
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kayseri 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.10.2015 tarihli ve 2014/1256 Esas, 2015/743 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesi ve 52 nci maddesi uyarınca 12.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesi ve 52 nci maddesi uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerinin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; resmi belgede sahtecilik suçu yönünden belgenin aldatma niteliğine ilişkin Mahkemece gözlem yapılmamasına, başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçu yönünden 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen artırım nedeninin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında, bir hırsızlık olayı ile ilgili yapılan soruşturma çerçevesinde aranırken yakalandığı esnada üzerinde kendi fotoğrafı olan Şahin Canoğlu adına sahte olarak düzenlenmiş nüfus cüzdanını ibraz etmek suretiyle resmi belgede sahtecilik ve başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçlarını işlediğinden bahisle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Sanık sorgusunda; hakkındaki arama kararları nedeniyle suça konu sahte nüfus cüzdanını yaptırdığını beyan etmiştir.
3. Tutanak düzenleyicisi tanıklar yeminli anlatımlarında; tutanak içeriğini doğrulayarak, olay tarihinde sanığı evinden alıp emniyete getirdiklerini ancak sanığın "ben aradığınız ... değilim, ben Şahin Canoğlu'yum" diyerek sahte kimliği ibraz ettiğini, yaptıkları araştırma ve parmak izi incelemesi sonucunda kimliğin sahte olduğunu tespit ettiklerini beyan etmişlerdir.
4. Emniyet Kriminal uzmanlık raporu ile suça konu belge üzerindeki mevcut fotoğrafın orijinal fotoğraf söküldükten sonra aynı yere tahrifen yapıştırıldığı, yapılan sahteciliğin aldatıcılık niteliğinin bulunduğu belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Tebliğname Yönünden
Gerekçenin (C) alt başlığında açıklanan nedenlerle başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik onama isteyen Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden
1. Sanık hakkında hükmedilen uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilemeyeceğinin gözetilmemesi hususu aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Emniyet Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün uzmanlık raporu içeriği ve tüm dosya kapsamı karşısında; 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendiren mahkemenin takdir ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden Cumhuriyet savcısının temyiz nedeni yerinde görülmemiştir.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımın eleştirilen husus dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
C. Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması, verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi, sanığın açıklamaları üzerine oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması halinde 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde ise 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen "kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak" kabahati oluşur. Somut olayda aranan şahsın sanığın kendisi olduğu, yakalanmamak için başka isme düzenlenmiş sahte kimliği kullandığı, kimliğini kullandığı gerçek kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği anlaşıldığından, 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun; sanığın kimlik bilgilerini kullandığı şahıs adına düzenlenmiş bir belge bulunmaması, parmak izi incelemesinde sanığın gerçek isminin tespit edilmesi karşısında da resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı, sanığın eyleminin 5326 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen "kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak" kabahatini oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) alt başlığında açıklanan nedenlerle Kayseri 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.10.2015 tarihli ve 2014/1256 Esas, 2015/743 Karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştirilen husus dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde (C) alt başlığında açıklanan nedenlerle Kayseri 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.10.2015 tarihli ve 2014/1256 Esas, 2015/743 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA; ancak sanığın eylemine uyan 5326 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında öngörülen idari para cezasının miktarına göre, aynı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yazılı zamanaşımının, eylemin gerçekleştiği 19.11.2014 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı Kanun'un 322 ve 5326 sayılı Kanun'un 24 üncü maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, 5326 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.09.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!