WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 12 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/945 E.  ,  2024/2116 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/926 E., 2023/911 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 5. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/336 E., 2020/83 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in .... SGK sicil numarasıyla .... işyeri sicil numaralı davalı ... bünyesinde, 01.10.2002 tarihinde apartman görevlisi (kapıcı) olarak işe başladığını, iş akdine işveren tarafından haksız olarak son verildiğini, 19.08.2017 tarihine kadar sürekli ve kesintisiz olarak çalıştığını, müvekkilinin çalıştığı sürelerin sürekli ve kesintisiz olarak çalıştığı halde işveren tarafından ancak 01.01.2008 tarihinden itibaren sigorta Kurumuna bildirildiğini, 19.08.2017 tarihinde de sigorta kapsamından çıkartıldığını, dolayısıyla 01.10.2002- 31.12.2007 tarihleri arasındaki çalışmalarının ise hiçbir sebep ve dayanak gösterilmeden sigorta Kurumuna bildirilmediğini, bildirilmeyen günlerin tamamlanması gerektiğini, müvekkilinin yukarıda belirttikleri tüm çalışma süresi boyunca davalı apartman yönetimi bünyesinde apartman görevlisi olarak çalıştığını, davalı apartman yönetimi tarafından müvekkiline apartman içerisindeki kapıcı dairesinin tahsis edildiğini, bu daire için müvekkilinden kira bedeli alınmadığı gibi dairenin elektrik, su ve ısınma giderlerinin de apartman yönetimi tarafından karşılandığını, site yönetimi ile müvekkili arasında anlaşmanın bu şekilde olduğunu, müvekkilinin yukarıda belirttikleri bu süre içerisinde hiçbir yerde çalışmasının bulunmadığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile müvekkilinin davalı bünyesinde hizmet akdine dayalı, eylemli, kesintisiz, davalının emir ve talimatı altında, apartman görevlilerine (kapıcılara) ödenen günün asgari ücreti karşılığında apartman görevlisi (kapıcı) olarak çalışırken, Sosyal Sigortalar Kurumu'na 01.10.2002-31.12.2007 tarihleri arasında hiç bildirilmeyen günlerinin tespiti ile bu günlerin davalı tarafından tamamlatılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının söz konusu apartmanda ilk girişte çalışmamış olduğunu, binanın ortak giderlerinin karşılanması adına kira karşılığında ikamet etmeye başladığını ve buna ilişkin kira sözleşmesinin yapıldığını, kira sözleşmesinin temin edilmesi durumunda mahkemeye sunacaklarını, bu aşamadan sonra davacının kısa bir süre kira karşılığı mevcut taşınmazda ikamet ettiğini, ancak davacının kirayı ödeyememesi ve ekonomik olarak sıkıntı yaşaması ve talebi üzerine 31.12.2007 tarihi itibariyle binaya kapıcı olarak başlatılarak 01.01.2008 tarihinde sigortaya gerekli bildirimlerin yapıldığını, keza davacının mevcut binada çalıştığı süre içerisinde maaşının ve sigortasının eksiksiz ve düzenli bir şekilde ödendiğini, ayrıca davacıyı işten çıkarma gibi bir hususun söz konusu olmadığını, davacının kendi rızasıyla işyerinden bina sakinlerinin dahi haberi olmadan ayrıldığını, davacının belirttiği şekilde 2002 yılından itibaren çalışmaya başladığı hususunun kesinlikle doğruları yansıtmadığını, keza mahkememiz tarafından araştırıldığında da görüleceği üzere davacının ikamet ettiği adres bilgilerinin ilgili mercilere 2007 yılında beyan etmiş olduğunu, 2002 yılından itibaren çalıştığını ve ikamet ettiğini iddia ettiği tarihten yaklaşık 5-6 yıl sonra ilgili mercilere bildirmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine talep etmiştir.

Fer'i müdahil Kurum vekili, hizmet tespiti davalarının yasal dayanağının 5510 sayılı Kanun'un 86/9 maddesi olup konuya ilişkin Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin emsal kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, bu tür davaların kamu düzenini ilgilendirdiğinden, işverenin kabulünün tek başına hukuki sonuç doğurmayacağını, bu davaların 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddesi gereğince 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, bu nedenle yapılacak araştırma sonucu saptanan hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren dava tarihine kadar 5 yıl geçmiş ise davanın hak düşürücü süre yönünden de reddini dilediklerini, Kurum kayıtlarının resmi belge olması nedeniyle davacının resmi kayıtlarda görünmeyen hizmetinin varlığını kanıtlamasının ancak aynı güçte deliller ile mümkün olduğunu, bu iddiaların tanık beyanları ile ispatının mümkün olmadığını, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre tespit istenen dönem içerisinde birden fazla işe giriş bildirgesinin verilmiş olması ve bir kısım çalışmaların Kuruma bildirilmiş olması durumlarında çalışmaların kesintili ve Kuruma bildirilen gün kadar olduğunun kabulü gerekeceğini, davacının da davalı işverene ait işyerindeki çalışmalarının kesintili olarak geçtiğini, çalışmanın kesintili olduğu yönündeki karinenin ancak eş değerde yazılı belgelerle ispatının gerekeceğini, 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu'nun yazışma, evrak, bilgi, arşivleme esasları başlıklı 40 ıncı maddesi hükümünün amir olduğundan Kurum kayıtlarının aksinin davacı tarafından eş değerde yazılı belgelerle ispatının gerekeceğini, bu nedenle davacının davalı işyerinde Kuruma bildirilen günler dışında çalıştığını gösterir bir tespit ve belge bulunmadığını, arz ve izah edilen sebepler ve resen nazara alınacak sebeplerle davadaki sıfatlarının yasa gereği fer'i müdahil olarak değiştirilmesine, davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " ...Dava konusu olayda; davacının 01.10.2002- 31.12.2007 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde hizmet akdine tabii olarak kesintisiz çalıştığını iddia ettiği, davacıya ait sigorta sicil dosyasının incelenmesinde; davacının davalıya ait 1000493 sicil sayılı işyerinde 01.01.2008- 19.08.2017 tarihleri arasında çalışmasının bulunduğu, davacının 01.01.2008 tarihinde davalıya ait işyerinde işe başlayacağına dair 31.12.2007 tarihli işe giriş bildirgesinde imzasının bulunduğu, davalı işyerinin 05.02.1993 tarihinde kanun kapsamına alındığı, davacının çakışan herhangi bir çalışmasının bulunmadığı, davacı tarafından 31.12.2007 tarihli işe giriş bildirgesindeki imzanın kendisine ait olmadığının iddia edildiği, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 23.03.2020 tarihli 2019/ 112676 sayılı raporunda; inceleme konusu belgede ... adına atılı imza ile ...'in mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzanın ...'in eli ürünü olduğunun tespit edildiği, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre davacının 01.01.2008 tarihi öncesine ilişkin çalışma iddiasının imzalı işe giriş bildirgesi karşısında eş değer yazılı belge ile ispatının gerektiği ve fakat davacı tarafından yazılı herhangi bir belge ibraz edilemediği, davacı vekili tarafından her ne kadar 17.06.2020 tarihli celsede müvekkiline kira sözleşmesi diye işe giriş bildirgesinin imzalattırıldığı iddia edilmiş ise de davacı asilin aynı celsede ilk işe başladığı 2002 yılından kısa bir süre sonra kira sözleşmesini imzaladığını beyan etmesi, işe giriş bildirgesinin ise 31.12.2007 tarihi olması göz önüne alınarak davacı vekilinin hile iddiasının yerinde olmadığı değerlendirilerek ve imzalı işe giriş bildirgesi karşısında tanık beyanlarına da itibar edilmeyerek davanın reddine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tanık beyanlarının, adresteki telefon abonelik kayıtlarının dikkate alınmadığını, imza aidiyeti hususunda itirazlarımız kapsamında başka rapor alınmadan karar verildiğini, gerekli araştırma ve inceleme yapmaksızın, davanın reddine karar verilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini istinaf başvuru sebepleri olarak ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Dava konusu olayda; davacının 01.10.2002- 31.12.2007 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde hizmet akdine tabii olarak kesintisiz çalıştığını iddia ettiği, davacıya ait sigorta sicil dosyasının incelenmesinde; davacının davalıya ait 1000493 sicil sayılı işyerinde 01.01.2008- 19.08.2017 tarihleri arasında çalışmasının bulunduğu, davacının 01.01.2008 tarihinde davalıya ait işyerinde işe başlayacağına dair 31.12.2007 tarihli işe giriş bildirgesinde imzasının bulunduğu, davalı işyerinin 05.02.1993 tarihinde kanun kapsamına alındığı, davacının çakışan herhangi bir çalışmasının bulunmadığı, davacı tarafından 31.12.2007 tarihli işe giriş bildirgesindeki imzanın kendisine ait olmadığının iddia edildiği, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 23.03.2020 tarihli 2019/ 112676 sayılı raporunda; inceleme konusu belgede ... adına atılı imza ile ...'in mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzanın ...'in eli ürünü olduğunun tespit edildiği, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre davacının 01.01.2008 tarihi öncesine ilişkin çalışma iddiasının imzalı işe giriş bildirgesi karşısında eş değer yazılı belge ile ispatının gerektiği ve fakat davacı tarafından yazılı herhangi bir belge ibraz edilemediği, davacı vekili tarafından her ne kadar 17.06.2020 tarihli celsede müvekkiline kira sözleşmesi diye işe giriş bildirgesinin imzalattırıldığı iddia edilmiş ise de davacı asilin aynı celsede ilk işe başladığı 2002 yılından kısa bir süre sonra kira sözleşmesini imzaladığını beyan etmesi, işe giriş bildirgesinin ise 31.12.2007 tarihi olması göz önüne alınarak davacı vekilinin hile iddiasının yerinde olmadığı değerlendirilerek ve imzalı işe giriş bildirgesi karşısında tanık beyanlarına da itibar edilmeyerek davanın reddine dair verilen Mahkeme kararı yerindedir.

Bu halde davacı vekili tarafından ileri sürülen tüm istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri yerinde olmayıp, incelenen kararın; dava dosyası kapsamında mevcut maddi delillere uygun, yasal ve hukuksal gerekçelere dayandığı, delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik ve kamu düzenine aykırı bir halin varlığının tespit edilemediği dikkate alınmak sureti ile davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.

2. Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.

3. Diğer taraftan 4857 sayılı İş Kanunu'nun 13 üncü maddesinde, işçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşmenin kısmî süreli iş sözleşmesi olduğu belirtilmiş, 63 üncü maddesinde, genel bakımdan çalışma süresinin haftada en çok 45 saat olduğu, aksi kararlaştırılmamışsa bu sürenin, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanacağı açıklanmıştır. Bu tür hizmet tespiti davalarında tam gün üzerinden veya kısmi zamanlı olarak çalışma olgusunun ortaya konulması önem arz etmekte olup, çalışmanın kısmi zamanlı olduğu anlaşıldığı takdirde günde kaç saat hizmet verildiği ve giderek haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenmeli, sonrasında değinilen 63 üncü madde kapsamında 7,5 saatlik çalışmanın 1 iş gününe karşılık geldiğinden yola çıkılarak hüküm altına alınması gereken aylık çalışma süresi belirlenmelidir.

3. Değerlendirme
Eldeki dava, davacının, davalı işyerinde çalıştığı sürelerin tespiti istemine ilişkin olup Mahkemece verilen hükmün eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.

Mahkemece, davacının sigorta bildirimlerinin yapıldığı tarih öncesine ait dönem yönünden işe giriş bildirgesinin aksinin yazılı delille ispatı gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de bildirge öncesi dönem her türlü delille ispat edilebilir. Davanın kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle uyuşmazlık konusu dönemde komşu apartman görevlileri, bakkal, fırın gibi işyeri çalışanları ve apartmanda kiracı olarak oturanların tespit edilmesi suretiyle beyanları alınmalı, davacının apartmana hangi tarihte taşındığı hususunun tespiti için muhtarlık ikamet kayıtları, elektrik/su vs. abonelikleri ve faturaları araştırılarak dava konusu dönemde apartmanda olup olmadıkları tespit edilmeli, apartmanda oturmaya başlamışsa kiracı mı kapıcı mı olduğu ve hangi tarihten itibaren kapıcılık hizmetini yapmaya başladığı ortaya konulmalı, kapıcı olduğunun belirlenmesi halinde yaptığı kapıcılık hizmetinde neler olduğu, hangi işleri yaptığı belirlenmeli, günde kaç saat çalıştığı hususu tespit edilerek davacının kısmi zamanlı çalışma hususu varsa davacının, davalı işyerinde yaptığı kapıcılık faaliyetini periyodik olarak hangi sıklıkta (saat/gün/ay) yaptığı ve bunun için ne kadar zaman harcadığı araştırılmalı, günde kaç saat hizmet verildiği, haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenmeli, sonrasında değinilen 63. madde kapsamında 7,5 saatlik çalışmanın 1 iş gününe karşılık geldiği nazara alınarak hüküm altına alınması gereken aylık çalışma süresi belirlenmelidir.

Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.