10. Hukuk Dairesi 2024/9025 E. , 2024/8500 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/138 E., 2024/331 K.
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali, yaşlılık aylığı bağlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen kararın temyizi neticesinde kararın bozulması üzerine davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin ailece 1975 yılında KKTC'ne gittiğini, 05.01.1977 tarihinde KKTC vatandaşı olduğunu, müvekkilinin hem Türkiye Cumhuriyet vatandaşı hemde KKTC vatandaşı olduğunu, 01.05.1960 doğumlu müvekkilinin 04.04.1980 tarihinde KKTC'de 310239 sigorta numaralı ile 04.04.1980-28.11.1981 tarihleri arasında portakal ambalaj paketleme evi işinde çalıştığını, 378 gün prim yatırıldığını ve hizmet süresi bulunduğunu, 25.12.2016 tarihli dilekçe ile KKTC'nin yurtdışında çalışması da olduğunu, Osmaniye SGK İl Müdürlüğü aracılığı ile SGK Başkanlığına yurt dışı borçlanma talebinde bulunduğunu, davalı SGK Başkanlığı Osmaniye İl Müdürlüğü usul ve yasaya aykırı olarak 24.05.2016 tarih ve 65104723/... sayılı yazı ile emeklilik talebinin reddedildiğini belirterek davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilinin SGK kapsamında KKTC'deki ilk sigorta tarihi olan 04.04.1980 tarih ve priminin geçerliliğinin tespitine ve yurt dışı borçlanma talebinin ve emeklilik işlemlerinin kabulüne, davalı SGK Osmaniye İl Müdürlüğünün 24.05.2016 tarih ve 65104723/... sayılı ve yurtdışı borçlanma talebi ret işleminin iptaline, müvekkiline emeklilik aylığı bağlanması, hak ve alacaklarının faizi ile ödenmesine, yargılama giderleri, sözleşme vekalet ücreti ve resim vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, açılan davanın yersiz ve hukuka aykırı olduğunu, yurtdışında 18 yaşının doldurulmasından önce, Türk vatandaşlığının kazanılmasından önce veya Türk vatandaşlığının kaybedilmesinden sonra geçen sigortalılık, işsizlik ve ev kadını olarak geçen sürelerin borçlanma kapsamında olmadığını, ayrıca yurt dışında olan çalışmalarının ilk işe giriş olarak sayılabilmesi için yurt dışında geçen sigortalı çalışmalarının borçlanması gerektiğini, ... sigorta sicil nolu ...'in şahsi sicil dosyasında yapılan incelemede yurt dışı çalışmalarının olduğu tarihte 18 yaşını doldurmadığından sadece ev hanımlığında geçen sürelerin dikkate alındığını, ancak ev hanımlığı sürelerinin ilk işe giriş kabul edilemediğinden davacının 04.04.1980-28.11.1981 tarihleri arasında geçen sürelerin borçlandırılmadığı ve borçlanılan günlerle ile emeklilik şartlarını taşımadığı tespit edildiğinden davacıya yaşlılık aylığının bağlanamadığı tespit edildiğini belirterek davanın reddi ile mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 18.01.2022 tarih, 2019/328 E., 2022/41 K. sayılı kararıyla; "...Tüm dosya kapsamı incelendiğinde yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarının yurtdışında geçen hizmetlerinin borçlandırılarak, ülkemiz sosyal güvenlik mevzuatında malûllük, yaşlılık ve ölüm hâllerinde Türkiye’de geçmiş hizmet gibi değerlendirilmesini sağlamak amacıyla kabul edilen 3201 sayılı Kanun hükümleri uyarınca borçlandırılan sürelere dayalı olarak aylık bağlama şartlarından olan yurda kesin dönülmüş olma, tahakkuk ettirilen borcunun tamamını ödemiş olma ve borcun tamamının ödenmesinden sonra yazılı istekte bulunma şartlarının yerine getirildiği anlaşıldığı" gerekçesiyle;
"Davanın kabulü ile;
1-Davacıya 01.04.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, bağlanan aylıkların ödeme tarihlerinden işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, aksine davalı Kurumun 24.05.2016 tarih ve 65104723/... sayılı Kurum işleminin iptaline,
2-Davacının 04.04.1980 tarihinde sigortalı olduğunun tespitine,
3-Davacının 22.03.2016 tarihli yurt dışı borçlanma talebinin kabulüne" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yaşlılık aylığı bağlanmasının asli unsuru Kuruma borçlu olmama unsuru olduğundan yerel mahkemece yurt dışı borçlanma tutarı davacıya ödettirilmeden geriye dönük olarak emeklilik tespiti ve yasal faiz tespiti açıkça mevzuata aykırı olduğu, davacının taleplerinin iki ayrı dava konusunu içerdiği, öncelikle borçlanma talebi aksi işlemde iptali daha sonra ise emeklilik talebi ve aksi işlemde iptali davası olarak açılması gerektiği, davacı yurtdışı prim borçlanma borcunu ödemeden emekli edilemeyeceğinden dolayı verilen kararın açıkca mevzuata aykırı olduğu, yurt dışında 18 yaşın doldurulmasından önce, Türk vatandaşlığının kazanılmasından önce veya Türk vatandaşlığının kaybedilmesinden sonra geçen sigortalılık, işsizlik ve ev kadını olarak geçen süreler borçlanma kapsamında olmadığı, ayrıca yurt dışında olan çalışmalarının ilk işe giriş olarak sayılabilmesi için yurt dışında geçen sigortalı çalışmalarının borçlanılması gerektiği, davacı ... sigorta sicil nolu ...'in şahsi sicil dosyasında yapılan incelemede yurt dışı çalışmalarının olduğu tarihte 18 yaşını doldurmadığından sadece ev hanımlığında geçen sürelerin dikkate alındığı, ancak ev hanımlığı sürelerinin ilk işe giriş kabul edilemediğinden davacının 04.04.1980-28.11.1981 tarihleri arasında geçen sürelerin borçlandırılamadığı ve borçlanılan günlerle ise emeklilik şartlarını taşımadığı tespit edildiğinden davacıya yaşlılık aylığı bağlanamadığı, bu nedenlerle ilk derece mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 20.04.2022 tarih, 2022/414 E., 2022/814 K. sayılı kararında, "Dosyadaki kayıt ve belgelerden, 01.05.1965 doğumlu olan davacının KKTC Sosyal Sigortalar Dairesi Müdürlüğünün 22.08.2016 tarih 2617 sayılı yazılarıyla 04.04.1980-28.11.1981 tarihleri arasında 378 gün prim ödeme gün sayısı bulunduğunun bildirildiği, davacının 01.05.1983 - 01.05.1993 tarihleri arasında KKTC'de ev kadınlığında geçen 3600 günlük süresi borçlandırılarak adına 48.915,98 TL borç tahakkuk ettirildiği, davacının 3201 sayılı Kanun kapsamındaki borçlanmasına karşılık tahakkuk ettirilen borcunu 22.03.2016 tarihli tahsis talebinden önce ödediği, 22.03.2016 tarih ve 4465162 sayılı tahsis talep dilekçesi verdiği, KKTC Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Sosyal Sigortalar Dairesi Müdürlüğü tarafından davacının işsizlik yardımı, hastalık, geçici işgöremezlik ve benzeri çalışmaya veya sigortalılığa dayalı yardımları almadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, Kurum tarafından davacının 18 yaşından önce yurtdışında çalışmaya başladığı tarihin Türkiye'de sigorta başlangıç tarihi olarak kabul edilemeyeceği gerekçesi ile davacının aylık talebi reddedilmiş ise de gerek davacının 18 yaşından önce çalışmaya başladığı KKTC ile Türkiye arasındaki sözleşme hükümleri gereği, gerekse 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesi hükmü 01.04.1981 tarihinden öncesinde sigortalılık tescili bulunanlara uygulanmayacağı gözetildiğinde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.04.2016 tarih ve 2014/10 - 454 Esas, 2016/481 sayılı ilamında belirtildiği üzere borçlanma işlemi yapılmasına gerek olmadan davacının KKTC'de çalışmaya başladığı 04.04.1980 tarihinin Türkiye'de sigorta başlangıç tarihi kabul edilerek yaşlılık aylığı şartları buna göre belirlenmesi gerektiğinden mahkeme kararı yerindedir.
Açıklanan nedenlerle, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden Kanun'a aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin ve davalı Kurum vekilinin istinaf istemlerinin HMK'nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine" karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 17.10.2022 tarih, 2022/8249 E., 2022/12498 K. sayılı kararında "1-Davacının 3201 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi kapsamında 18 yaş öncesi süreleri borçlanması mümkün olmadığından, Kurumun, davacının yurt dışı borçlanma talebini 18 yaşını doldurduğu 01.05.1983 ile 01.05.1993 tarihleri açısından kabul etmesine dair işlemi yerindedir. Mahkemece, davacının yurt dışı borçlanma talebinin kabulüne şeklinde hüküm kurularak, davacının 18 yaşını doldurduğu tarihten önceki sürelerin 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanılabileceğinin kabul edilmesi, ayrıca 22.03.2016 tarihinin yaşlılık aylığı tahsis talep dilekçesi tarihi olduğu dikkate alınmaksızın hüküm bölümünde karışıklık yaratılması hatalı olup bozma sebebidir.
2-3201 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ve 25.11.1999 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak 01.12.1988 tarihinde yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti ile KKTC Arasında Sosyal Güvenlik Sözleşmenin 24/3 üncü maddesindeki; “Türkiye’de sigortaya tabi tutulmadan önce Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde malullük, yaşlılık, ölüm sigortalarına tabi tutulmuş bir kimse için, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde sigortaya ilk girdiği tarih, Türkiye’de sigortaya ilk giriş tarihi sayılır.” hükmü gereği davacının 18 yaşını doldurduğu tarih olan 01.05.1983 tarihinin Türkiye’de sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği açık olup, davacıya 506 sayılı Kanun'un geçici 81/C maddesi kapsamında kısmi aylık bağlanmasını kabul edip etmediği de sorularak, tam ve kısmi aylık koşullarının buna göre değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir." gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 19.09.2023 gün, 2023/48 E., 2023/373 K. sayılı kararı ile "... bozma ilamına uyularak bu doğrultuda dosya ele alınarak işlem yapılmıştır. Dosya kısmi aylık koşulları yönünden ek rapor tanzimi için bilirkişi tevdii edilmiştir.
Davacının sigortalılık başlama tarihi 01.05.1983 tarihi olarak kabul edildiğinde; 4759 sayılı Kanun ile yapılan ve 23.05.2002 tarihinde yürürlüğe giren geçici 81/c. maddesinin yürürlük tarihi itibarıyla 15 yıl sigortalılık koşulunu 23.05.2022 tarihinde tamamlamasına rağmen, 50 yaş koşulunu 01.05.2015 tarihinde tamamladığından 506 sayılı Kanun'un geçici 81/C. maddesinin bd. alt bendi gereği 58 yaşını tamamladığı 01.05.2023 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığına hak kazandığı ve bu haliyle başvuru tarihi itibariyle davacının yaşlılık aylığı bağlama şartlarını taşımadığı anlaşıldığından Kurum işleminin yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Davacının yurt içinde 4, KKTC'de geçen 3600 gün hizmetini borçlanmış ve borçlanma primlerini davcı yurtdışı borçlanma bedelini 18.03.2016 tarihinde davalı Kurumun T.Halkbankası nezdindeki hesabına yatırmış ve 22.03.2016 tarihinde yeniden yaşlılık aylığı tahsis başvurusunda bulunmuştur.
Davacının 22.03.2016 tarihi itibarıyla 32 yıl, 10 ay 22 gün sigortalılık süresi ve ve bu sürede 3604 gün prim ödemesi söz konusu ise de; 506 sayılı Kanun'un geçici 81/c. maddesinin bd. alt bendi gereği 58 yaşını tamamlamadığından tahsis başvurusu itibarıyla aylığa hak kazanamayacağı açık olduğundan yerinde olan Kurum işlemleri nedeniyle davanın reddine" karar verilmiştir.
C. 2'nci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 22.01.2024 tarih ve 2023/12917 E., 2024/400 sayılı kararı ile "...Mahkemece bozmaya uyularak davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 01.05.1983 tarihi olduğunun kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, her ne kadar tahsis talep tarihi itibariyle tahsisin yaş koşulu gerçekleşmemiş ise de, yargılamanın devamı sırasında ve karar tarihinden önce 01.05.2023 tarihinde anılan şartın da gerçekleştiği anlaşılmakla, takip eden ay başı itibariyle yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesi ve bu kapsamda davanın kısmen kabulüne hükmedilmesi gerektiğinin göz önünde bulundurulmaması usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
" gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Dosyada bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılama yürütülmüş, açıklandığı üzere sigorta başlangıç tarihinin 18 yaşın doldurulduğu 01.05.1983 olduğuna karar verilmiş, ancak yargılama sırasında yaş şartı da 01.05.2023 tarihinde doldurulduğundan bu tarihi takip eden ay başı itibariyle yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verildiği" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1-Davacı vekili, hükmün eksik incelemeye dayalı olduğunu beyanla Mahkemece verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
2-Davalı Kurum, hükmün eksik incelemeye dayalı olduğunu beyanla Mahkemece verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, Kurum işleminin iptali ile yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506, 5510, 3201 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinde hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin temyiz dilekçeleri kararın bozmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!