WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 02 Temmuz 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/864 E.  ,  2024/5112 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1651 E., 2023/1711 K.
KARAR : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/235 E., 2017/160 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen Kurum işleminin iptali istemli davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, 20.05.2016 havale tarihli dilekçesi ile; müvekkilinin eşinden dolayı 1975 yılından itibaren emekli sandığı kapsamında dul yetim maaşı almakta iken bağkur aylığının Kurumun 2926 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi gerekçe gösterilerek kesildiğini ve yersiz ödeme adı altında iadesinin istenildiğini, müvekkili davacının muris eşinin Emekli Sandığı bünyesinde çalıştığını ve 1975 tarihinde vefat ettiğini, bu vefat sonucu ile müvekkilinin hak sahibine Kurumca dul aylığının bağlandığını, müvekkili davacının muris babasının 1998 tarihinde 2926 sayılı Kanun kapsamında iken vefat ettiğini ve bu vefat sonucu da müvekkilinin annesine ölüm aylığı bağlandığını, müvekkilinin annesinin vefat etmesi üzerine müvekkilinin ölüm aylığı aldığı emekli sandığı ile babasının sigortalı olduğu Bağkur Kurumlarının farklı sigortalılık Kurumları olması nedeniyle babasından dolayı ölüm aylığı talep ettiğini ve Kurumca babası üzerinden ölüm aylığının bağlandığını, müvekkilinin aylık alırken 2926 sayılı Kanun'un 27 nci md. kapsamındaki aylığını aylık başlangıç tarihinden iptal ederek 20.177,46 TL ödemenin iade edilmesini istediğini, Kurum işleminin usul ve yasalara ve yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu beyan ederek müvekkiline Kurumca gönderilen 05.04.2016 tarih ve 4.911.257/1042 sayılı işlemin iptaline ve borcunun olmadığının tespitine, müvekkilinin Kurumca kesilen Bağ-Kur yetim aylığının kesilen tarihinden itibaren başlatılması gerektiğinin tespitine ve 05.04.2016 tarih ve 4.911.257/1042 sayılı işlemin iptalini talep ve dava etmiştir.

Davalı Kurum vekili 30.06.2016 havale tarihli cevap dilekçesi ile davacının dava açmadan önce Kurumlarına yazılı olarak başvurmasının gerektiğini, davacının babası ... ...’nın 29.10.1998 tarihinde eşi ... ...’ın 27.08.1976 tarihinde vefat etmesi nedeni ile davacıya ölüm aylığı bağlandığını, gerek sigortalılara ve gerekse hak sahipleri yönünden sigortalının ölüm tarihinde geçerli mevzuatın uygulandığını, 2926 sayılı Kanun'un 27 nci md. gereğince babasından dolayı bağlanan ölüm aylığının iptal edildiğini, Kurumlarınca yapılan işlemlerin usul ve yasalara uygun olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili 30.06.2016 havale tarihli cevap dilekçesi ile davacının dava açmadan önce Kurumlarına yazılı olarak başvurmasının gerektiğini, davacının babası ... ...’nın 29.10.1998 tarihinde eşi ... ...’ın 27.08.1976 tarihinde vefat etmesi nedeni ile davacıya ölüm aylığı bağlandığını, gerek sigortalılara ve gerekse hak sahipleri yönünden sigortalının ölüm tarihinde geçerli mevzuatın uygulandığını, 2926 sayılı Kanun'un 27 nci md. gereğince babasından dolayı bağlanan ölüm aylığının iptal edildiğini, Kurumlarınca yapılan işlemlerin usul ve yasalara uygun olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 04.04.2017 tarihli ve 2016/235 Esas, 2017/160 Karar sayılı kararı ile 1479 sayılı Kanun'un 45 inci maddesinin 4956 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi ile eklenen (c) fıkrası uyarınca hak sahibi kız çocuğu statüsündeki davacıya sosyal güvenlik Kurumlarına tâbi çalışması bulunmaması ve kendi çalışmasından dolayı yaşlılık veya malûllük aylığı almaması sebebiyle tahsis talebinde bulunduğu 28.11.2011 tarihinden itibaren babasından dolayı aylık bağlanması gerektiği, eşi üzerinden Emekli Sandığı Kanunu kapsamında aldığı ölüm aylığının babasından dolayı aylık bağlanmasına engel teşkil etmeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 20.06.2017 tarihli ve 2017/1112 Esas, 2017/1116 Karar sayılı kararı ile davacının babasının vefat ettiği tarihte yürürlükte bulunan 2926 sayılı Kanun'un 27/c maddesinde diğer sosyal güvenlik Kurumlarından aylık ya da gelir almanın ölüm aylığına engel olarak öngörüldüğü, 1479 sayılı Kanun'un 4956 sayılı Kanun ile değişik 46/2 nci ve 5510 sayılı Kanun'un 54/a-5 inci maddeleri uyarınca eşinden dolayı aylığı ölüm aylığının daha fazla olduğu gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

2. Daire, 23.10.2019 tarihli ve 2017/4668 Esas, 2019/7833 Karar sayılı kararı ile "....belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, 1479 sayılı Kanun'un 45 inci maddesinde yer alan “bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik Kanun'ları kapsamında çalışmama, bu Kanun'lar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama” şartlarını taşıyan davacı hakkında, 5434 sayılı Kanun kapsamındaki eşi üzerinden dul aylığı alması olgusunun, her bir Kanun'un kendi sigortalıları açısından hüküm ifade etmesi gereği dikkate alınarak, 1479 sayılı Kanun kapsamında uygulama olanağının bulunmaması nedeniyle, 46 ncı maddesi anlamında bir kesme nedeni oluşturmadığı, buna göre, 1479 sayılı Kanun kapsamında (2926 sayılı Kanun kapsamında) ölüm aylığı alan davacının aylığının kesilmesine dair Kurum işleminin, hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmakta olup, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir."gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin 26.02.2020 tarihli ve 2020/165 Esas, 2020/328 Karar sayılı kararı ile bozma ilâmına uyularak İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.

2. Dairece; "...Bozma sonrası Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairesince bozmaya uyulduğu belirtilerek davalı Kurum vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Oysa ki davalı Kurum vekilinin istinafı üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararla, Konya 4. İş Mahkemesinin 20.05.2016 tarih ve 2016/235 E 2017/160 K sayılı ilamı kaldırılarak, yeniden hüküm kurulması sonucu verilen karar Dairemizce bozulmuş olduğundan, bu bağlamda ortada hukuki varlık kazanmış bir karar bulunmamaktadır. Bölge Adliye Mahkemesince, hükmüne uyulan bozma ilamı kapsamında yargılama yapılıp, karar verilmesi gereği gözetilmeksizin “davalı Kurum vekilinin istinaf talebinin esastan reddine” dair karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

D. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (6100 sayılı Kanun/HMK) bozma ilâmına uyularak İlk Derece Mahkemesi kararının benimsenmesi hâlinde Bölge Adliye Mahkemesince yeniden hüküm kurulması gerektiğine ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığı gibi Yargıtay içtihatlarının da bu konuda istikrar kazanmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp yeniden hüküm verildiğinde bu karar kesin olmayıp temyize tâbi ise Yargıtayın onama kararı ile kesinleşeceğine göre Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilâmına uyulduktan sonra daha önce verilen kaldırma kararının bir geçerliliği kalmayacağından İlk Derece Mahkemesi kararının hükmünün devam edeceği, ayrıca HMK'nın 353/1-b.2 maddesindeki koşulların mevcut olması hâlinde yeniden esas hakkında hüküm kurulabileceği, bu kapsamda somut olayda bozma kararına uyulması ile daha önce Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın yok hükmünde olduğu, dolayısıyla yeniden istinaf incelemesi yapılarak istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerektiği, zira yeniden hüküm kurulması için istinaf başvurusunun kabulünün gerektiği, bu durumun ise somut olaya uygun olmadığı gibi istinaf yargılama giderleri yönünden sorun yaratacağı, bozma kararında açıklık yoksa da HMK’nın 353 üncü maddesinin başlığının duruşma açılmadan verilecek kararlar olduğu dikkate alındığında bozma ilâmı sonrasında duruşma açılması nedeniyle esastan ret kararı verilip verilemeyeceğinin de tartışılması gerektiği, konu hakkında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2018/2607 Esas, 2020/146 Karar sayılı kararı bulunmakla birlikte tereddütlerin giderilmesi için HMK’da 7251 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik kapsamında 356 ncı maddenin ikinci fıkrasına “duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmek veya İlk Derece Mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurmak dahil gerekli kararları verir” hükmünün eklendiği, sonuç olarak Kanun koyucunun bu yönde bir düzenleme öngörmemesi nedeniyle yeniden hüküm kurulmasına gerek olmadığı gerekçesiyle önceki hükümde direnilmiştir.

E. Hukuk Genel Kurulu Tarafından Direnme Kararına Karşı Verilen Karar
Özetle; "... Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak hüküm mahkemesi sıfatıyla yeniden esas hakkında hüküm kurulmakla İlk Derece Mahkemesi kararı hukuki varlığını kaybettiği gibi Bölge Adliye Mahkemesi tarafından özel daire bozma kararına uyularak yapılan yargılama artık İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf incelemesi mahiyetinde olmayıp hüküm mahkemesi sıfatıyla yapılan bir yargılamadır. Bu itibarla bozma ilâmına uyan Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararı doğrultusunda yargılama yapılarak uyuşmazlığı sona erdirecek, infaza elverişli hüküm kurulması gerekirken hayatiyetini kaybetmiş ilk derece mahkemesi kararı ile ilgili istinaf incelemesi yapılarak istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun değildir. Nitekim YHGK'nın 18.11.2021 tarihli ve 2021/10-675 Esas, 2021/1458 Karar, 2021/(21)10-298 Esas, 2021/1456 Karar, 2021/(21)10-227 Esas, 2021/1455 Karar; 2021/10-643 Esas, 2021/1457 Karar ile 22.06.2022 tarihli ve 2021/11-334 Esas, 2022/1021 Karar sayılı kararları da aynı yöndedir. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
" şeklinde karar verilmiştir.

F. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Özetle; davanın kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili, taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı Kurum vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı ve davalı Kurum vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.