10. Hukuk Dairesi 2024/8299 E. , 2024/7830 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/109 E., 2024/116 K.
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, İlk Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili ile davalılar Kurum ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalılara ait bahçede bekçi olarak çalışmaya başladığı ve 2009/Mayıs ayına kadar çalışmaya devam ettiği, bahçede sadece bekçilik yapmayıp aynı zamanda sulama, çapalama, ekme, dikme, gübreleme, ağaç bakımı gibi bahçe işleriyle de uğraştığı, bu işleri yaparken eşi ve çocuklarının da çalıştığı, çalışmalarının Kuruma bildirilmediği iddiasıyla davacının 1991 - 2009 tarihleri arasındaki davalı işverenler nezdinde geçen sigortalı hizmetlerinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
1.Davalı işverenler vekili cevap dilekçesinde özetle; davalılardan ...'ın dava konusu taşınmazla herhangi bir ilgisinin olmadığı, bunun tapu kaydından anlaşılacağı, diğer davalı ...'ın maliki olduğu bu taşınmazda davacının çalıştırılmadığı, sadece fakir olması sebebi ile davacının ailesi ile birlikte para karşılığı olmaksızın taşınmazda oturmasına izin verildiği, ayrıca taşınmazda bulunan narenciye ağaçlarının 10 yıl önce kesildiği ve davacının oturduğu evin terkin edilen taşınmazın içerisinde kaldığı, dolayısı ile olmayan bir bahçede davacının çalışmasının mümkün olmadığı, kısa bir süre para karşılığı olmaksızın taşınmazda oturduğu, ancak sonra suistimal yapıp kaçak elektrik kullanması sebebi ile kira karşılığı oturtulduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı adına Kuruma yapılmış herhangi bir tescil bulunmadığı, dava konusu çalışmalar kabul edilse bile bunun hizmet akdi kapsamında değerlendirilmemesi gerektiği, davacı ile davalı işveren arasındaki ilişkinin yarıcılık sözleşmesi niteliğinde olduğundan ortada sigortalı bir hizmet olmadığı, davacının ileri sürdüğü çalışma iddiasının eski tarihli olduğundan davanın hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiği, bu tür hizmet tespiti davalarının kamu düzenini ilgilendirdiği ve yazılı belge ile ispat edilmesi gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.MAHKEME İLK KARARI
Mahkeme tarafından 02.11.2009 tarihli ve 2009/577 Esas, 2011/794 Karar sayılı kararla getirtilen tapu kayıtlarından davacının çalıştığını belirttiği narenciye bahçesinin bulunduğu taşınmazla davalılardan ...'ın herhangi bir bağlantısının olmadığı, söz konusu taşınmazın davalı ... adına kayıtlı olduğu ve dinlenen tanık beyanlarından davacının da bahçede bekçi olarak çalıştığı, aynı zamanda bahçenin içinde bulunan evde eşi ve çocukları ile birlikte kaldığı, davacının 20.10.2010 tarihli duruşmada verdiği beyanlardan davalı ...'in ...'ın oğlu olduğu ve davacının babasının yanında aynı işi yapması sebebi ile onu da davalı olarak gösterdiği, davalı ... ile davacı arasında herhangi bir iş ilişkisi olmadığı, talepte bulunduğu 1991 yılından 15.06.1995 tarihine kadar ki dönemin hak düşürücü süreye uğradığı anlaşıldığından bu sürelerin hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiği, Emniyet araştırmasında davacının çalıştığı bahçenin komşusunda işyeri ve komşu işyeri çalışanı tespit edilemediği, davacının bildirdiği tanıkların verdiği beyanlardan davacının fiilen bahçede çalıştığı ve bazı dönemlerde ücretlerinin ödenmemesi gerekçesi ile başka işyerlerinde de çalıştığı SSK kayıtları ile de sabit olup, sigortada gözüken süreler dışında davacının sürekli olarak bahçede bekçilik yaptığı anlaşıldığından bilirkişi marifeti ile davacının çalışma süreleri hesaplattırıldığı, davacının 15.06.1995 - 31.05.2009 arası toplam hizmet süresinin 4426 gün olup, bu sürenin 45 gününün işverence Kuruma bildirildiği anlaşıldığından Kuruma bildirilmeyen 4381 günlük süre yönünden talebinin kabulü gerektiği gerekçesiyle davacının davalı ...'a karşı açtığı davanın tümden reddine, davacının diğer davalılar yönünden 1991'den 15.06.1995'e kadarki dönem için açtığı davanın hak düşürücü süreye uğraması sebebi ile reddine, davacının ... ve SGK'ya karşı açtığı davanın süre yönünden kabulü ile, 15.06.1995 - 31.05.2009 döneminde kuruma bildirilen 45 günün dışında ilave 4381 gün davalı ...'a ait işyerinde asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. Mahkemenin 02.11.2009 tarihli ve 2009/577 Esas, 2011/794 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce 01.10.2012 tarihli ve 2012/846 Esas, 2012/16964 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...Mahkemece, davacının iddiası, bir kısım süreler yönünden sabit görülerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, bu tür davalarda davalının davayı kabul etmesinin dahi mahkemenin araştırma ve inceleme yükümlülüğü bakımından etkisinin olmayacağı, yargılama aşamasında dinlenen tanıkların kayıtlı olup olmadıklarının usulünce tespit edilmesi ve ayrıca davacının çalışmalarını bilebilecek aynı yöredeki komşu işyeri tanıklarının ve bu işyerlerinde bordrolu çalışanların emniyet araştırması ile tespit edilmesi ve buna göre, davalı ile ilişkisinin tam olarak belirlendikten sonra, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin ve yeterli araştırma yapılmaksızın, karar verilmesi isabetiz görülmüştür.
Mahkemece, davacının kesintisiz olduğunu iddia ettiği çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; davacının çalışmaları ile ilgili tüm belgeler davalı kurumdan ve davacıya yapılan ödemeler ile ilgili belgeler işverenden getirtildikten sonra, davacının çalışmasının sürekli olup olmadığı, çalıştığını iddia ettiği bahçe içerisinde mi yoksa başka bir yerde mi ikamet ettiğinin saptanması, bu kapsamda ikametgahının sorulması, davalıya ait olduğu anlaşılan bahçenin bekçilik işine elverişli olup olmadığının tespiti, davacının eşinin de davası olduğu anlaşılmakla, bu dava dosyasının da getirtilmesi, dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler ile aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulması; yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, bahçenin kapasitesi ve niteliğinin nazara alınması, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak, uyuşmazlık konusu hususun, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."
B. Mahkemece İlk Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme tarafından 08.06.2017 tarihli ve 2013/210 Esas, 2017/462 Karar sayılı karar ile talepte bulunduğu 1991 yılından 15.06.1995 tarihine kadarki dönemin hak düşürücü süreye uğradığı anlaşıldığından bu sürelerin hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiği, emniyet araştırmalarında davacının çalıştığı bahçenin komşusunda işyeri ve komşu işyeri çalışanı tespit edilememiş olup, yine sözkonusu bahçenin bulunduğu yerde şuanda apartmanlar yapılmış olduğu beyan edilmekle keşif yapılması da mümkün olamadığı, davacının bildirdiği tanıkların verdiği beyanlardan davacının fiilen bahçede çalıştığı ve bazı dönemlerde ücretlerinin ödenmemesi gerekçesi ile başka işyerlerinde de çalıştığı SSK kayıtları ile de sabit olup, sigortada gözüken süreler dışında davacının sürekli olarak bahçede bekçilik yaptığı anlaşıldığından bilirkişi marifeti ile davacının çalışma süreleri hesaplattırıldığı, davacının 15.06.1995 - 31.05.2009 arası toplam hizmet süresinin 4426 gün olup, bu sürenin 45 gününün işverence Kuruma bildirildiği anlaşıldığından Kuruma bildirilmeyen 4381 günlük süre yönünden talebinin kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile davacının, davalı ...'a karşı açtığı davanın tümden reddine, davacının diğer davalılar yönünden 1991'den 15.06.1995'e kadarki dönem için açtığı davanın hak düşürücü süreye uğraması sebebi ile reddine, davacının ... ve SGK'ya karşı açtığı davanın süre yönünden kabulü ile 15.06.1995 - 31.05.2009 döneminde kuruma bildirilen 45 günün dışında ilave 4381 gün davalı ...'a ait işyerinde asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 08.06.2017 tarihli ve 2013/210 Esas, 2017/462 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce 10.04.2018 tarihli ve 2017/4031 Esas, 2018/3315 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...Mahkemece bozma sonrasında bozmaya uygun bir şekilde araştırma inceleme yapıldığından bahsedilmesi mümkün olmayıp, öncelikle davacının hizmet döküm cetvelinde bildirim yapıldığı anlaşılan ... İnş. Ltd. Şti., ... İnşaat Ltd. Şti. ve ... ...’e ait ... Yemekçilik ünvanlı işyerinden yapılan bildirimlerin üzerinde durulmalı, bu şirketler ile davalı arasında organik bağın varlığı ile bulunmaması halinde, bu dönemde yapılan bildirimler nedeniyle kesinti oluşup oluşmadığı ve hak düşürücü sürenin irdelenmesi, davacının yargılama sırasında eşinin yardımı ile yaptığına dair beyanının dikkate alınması ve davalılar tarafından davacı hakkında elektrik hırsızlığı nedeniyle yapılan başvuruya dair ceza davasının varlığı araştırılmalı ve orada alınan ifadelerin niteliği ve çalışma ilişkisini doğrulayan verilerin varlığı üzerinde durulmalı, davalıya ait bahçede ağaç kesim ve parsellemeye dair Encümen Kararları bulunup bulunmadığı ile kesim esnasında tutulan tutanakların varlığı ile davacının bu aşamada herhangi bir kaydının olup olmadığı, bahçedeki evin yıkım işlemlerinin kim veya kimler tarafından yapıldığı ve burada en son kimlerin oturduğuna dair tespitlerin olup olmadığı, bahçede yetişen turunç ve narenciyeyi kimin ne şekilde sattığı ile alım satım ve ürün teslim belgelerinde davacı adına kayıtların varlığı araştırılmalı ve davacının ikamet kayıtları ile tespiti istenen dönemin yaklaşıl 20 yıl gibi uzun bir süreyi kapsadığı da dikkate alınarak, uyulan bozma ilamı çerçevesinde, aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak, davacının çalışmasını bilebilecek şekilde resmi kayıtlarla doğrulanmış olan tanıkların tespit edilmesi ile bilgi ve görgülerine başvurulması ile resen tespit edilebilecek şekilde diğer delillerin de varlığı ile yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, bahçenin kapasitesi ve niteliğinin nazara alınması, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak, uyuşmazlık konusu hususun, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenmesi gereklerinin dikkate alınmaması, bozma nedenidir..."
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme tarafından 31.03.2021 tarihli ve 2018/532 Esas, 2021/276 Karar sayılı karar ile bozulan kararlardaki gerekçelerle davanın Kısmen Kabul, Kısmen Reddi ile davacının, davalı ...'a karşı açtığı davanın tümden reddine, davacının diğer davalılar yönünden 1991 den 15.06.1995'e kadarki dönem için açtığı davanın hak düşürücü süreye uğraması sebebi ile reddine, davacının ... ve SGK'ya karşı açtığı davanın süre yönünden kabulü ile, 15.06.1995 - 31.05.2009 döneminde kuruma bildirilen 45 günün dışında ilave 4381 gün davalı ...'a ait işyerinde asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
E. Üçüncü Bozma Kararı
1. Mahkemenin 08.06.2017 tarihli ve 2013/210 Esas, 2017/462 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce 01.11.2022 tarihli ve 2021/10638 Esas, 2022/13438 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...bozma sonrasında, davacının çalışmalarının geçtiğini iddia ettiği davalıya ait işyerlerinde çalışmaların varlığı açısından, uyulan bozma ilamı içeriği ile oluşan usuli kazanılmış hak çerçevesinde, bozma kapsamında belirtilen tüm araştırmaların yapılması ile sadece davacı hakkında yapılan soruşturma evrakı ile içeriğindeki bilgiler yerine, davacının ikamet kayıtları ve dava konusu dönem içerisindeki değişiklikler, medula kayıtları ile davacının çalışmasının geçtiğini iddia ettiği bahçeden elde edilen ürünlerin ekim dikim, satım ve pazarlaması ile kimlerin ilgilendiği, bahçedeki varlığı idda edilen evin yıkım kararı ve öncesinde kimlerin ne şekilde ikamet ettiği hususlarının dahi araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bozma kararında belirtilen tüm hususların ayrıntılı şekilde araştırılması yerine, bir kısmı dikkate alınarak yapılan araştırmaya dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."
F. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davacının fiilen bahçede çalıştığı ve bazı dönemlerde ücretlerinin ödenmemesi gerekçesi ile başka işyerlerinde de çalıştığı SSK kayıtları ile de sabit olup, sigortada gözüken süreler dışında ve dinlenen tanık beyanları ,dosyadaki belgeler birlikte değerlendirildiğinde davacının bahçede bekçilik yaptığı anlaşıldığından bilirkişi marifeti ile davacının çalışma süreleri hesaplattırılmış, davacının 01.08.1995 - 31.05.2005 döneminde kuruma eksik bildirilen gün sayısının 3540 gün olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile davacının, davalı ...'a karşı açtığı davanın tümden reddine, davacının diğer davalılar yönünden 1991'den 15.06.1995'e kadarki dönem için açtığı davanın hak düşürücü süreye uğraması sebebi ile reddine, davacının ... ve SGK'ya karşı açtığı davanın süre yönünden kabulü ile 01.08.1995 - 31.05.2005 döneminde Kuruma eksik bildirilen gün sayısının 3540 gün olduğunun ve davalı ...'a ait işyerinde asgari ücretle çalıştığının tespitine, bildirilen süreler ve eksik bildirilen sürelerin birleştirilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Kurum vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; kamu düzenine ilişkin davanın özel bir duyarlılıkla yürütülmesi gerektiği, iddianın ispat edilemediği, tanık beyanlarının yeterli olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının iddiasını ne yazılı delil ne de tanık beyanı ile ispat edemediği, 22.01.2003 tarihli TEDAŞ haciz tutanağında sokağa araç girmediği ve adresin bulunamadığının belirtildiği, davacının kiracı olarak taşınmazda oturduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
3.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; delillerin haklılıklarının ortaya koyduğu, çalışmalarının 1991 yılından başlayarak 2009 yılına kadar devam ettiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının 01.07.1991 - 31.05.2009 tarihleri arasında davalılar nezdinde hizmet akdine tabi çalıştığı süredeki prime esas kazancın tespiti davasıdır.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 ve devamı maddeleri ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 79 ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 86 ncı maddeleri ilgili hükümlerdir.
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekili ile davalılar Kurum ve ... vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Fazla alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
08.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!