10. Hukuk Dairesi 2024/805 E. , 2024/451 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1685 E., 2022/1778 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/14 E., 2022/156 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... San. ve Tic. A.Ş. ve davalı...İnş. Tic. ve Taah. Ltd. Şti. vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı ... San. ve Tic. A.Ş. ve davalı...İnş. Tic. ve Taah. Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının 13.07.2017 günü meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
1.Davalı ... İnş. vekili cevap dilekçesinde özetle, işyerinde davacı dahil tüm çalışanlara her türlü koruyucu malzeme verildiğini, davacının inşaat işlerinde gereken deneyime sahip olduğunu, kazayı yapan ekskavatörün kör noktasında durduğundan kazanın oluştuğunu, kazadan sonra hemen ambulansa haber verilip şirket aracıyla yola çıkarıldığını ve yolda gelen ambulansa devredildiğini, davacının ücretinin iddia ettiği gibi 6.000,00 TL değil, net 1.404,06 TL olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle, iş güvenliği ve işçi sağlığı konusunda müvekkiline yüklenebilecek bir kusur olmadığını, hizmetinden yararlandıkları uzman ekip sözleşmesinin feshedildiğini, müvekkili şirkete kusur yükletilemeyeceğini, ücrete ilişkin iddialarının gerçek olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
3.Davalı... İnşaat Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkili şirkette bakım onarım işçisi değil formen olarak çalıştığını, davacının iddia ettiği gibi bir ücretle çalıştırılmasının söz konusu olmadığını, işverenlerin güvenlik önlemi almadan işçileri çalıştırdıkları iddiasının gerçeği yansıtmadığını, kazanın meydana gelmesinde hem kazalının hem de üçüncü şahısların ağır kusuru olduğunu, davacıya SGK'dan herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının sorulması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile 738.779,40 TL maddi tazminatın, 70.000,00 TL manevi tazminatın 13.07.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsil alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... .. A.Ş. ve davalı ... İnş. Ltd. Şti. vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı ... .. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle, husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalıya SGK inceleme raporunda tespit edilen kusur oranının 2,5 katı daha fazla kusur atfedildiğini, iki kusur raporu arasındaki çelişkinin giderilmeden karar verildiğini, davalı şirketin iş yerinde her türlü önlemleri, basiretli bir işveren olarak aldığı ortada iken davalıya kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, davacının ücretinin fahiş belirlendiğini, aktüerya bilirkişisinin 3 raporunda da farklı miktarların belirlendiği, aktüerya bilirkişisinin raporunun hatalı ve çelişkili olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı ... İnş. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle, aynı kazaya ilişkin olarak SGK tarafından açılan rucüen tazminat davası ile işbu davada, davacının farklı kusur oranlarına sahip olduğu kabul edilerek aynı olaya ilişkin farklı kararlar verildiğini, davacının ücretinin yanlış belirlendiğini, maluliyete olan itirazların değerlendirilmediğini, kazaya davacının dikkatsizliği sebebiyet verdiğini, iş sağlığı ve güvenliği hususunda tüm yükümlülüklerini yerine getiren davalı şirketin kusurunun bulunmadığını, kabul edilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 13.07.2017 tarihinde geçirdiği iş kazasında malul kaldığının tespit edildiği, kusur durumunun tespiti için alınan 23.12.2020 tarihli raporda davalı... .... Şirketinin kazada %25 oranında, davalı ... şirketinin kazada %50 oranında, dava dışı ... in %10 oranında, davacının %15 oranında kusurlu olduğunun açıklandığı, alınan bu kusur raporunun gerekçeli, açıklayıcı ve olaya uygun olduğundan hükme esas kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, Mahkemece alınan ve davacının karşılanmamış zararını belirleyen bilirkişi tarafından yaş, bakiye ömür, ücret, işlemiş kazanç dönemi geliri, iskontolu kazanç dönemi geliri ve emeklilik geliri, maluliyet oranı ve kusur durumları gibi tazminat unsurları gözönüne alınmış, SGK tarafından davacıya bağlanan iş görmezlik ödeneğinin işveren kusuruna isabet eden miktarının da raporda düşülerek maddi tazminat belirlendiği görülmüş, doğru tespitler içermesi nedeniyle Mahkemece bu rapor esas alınarak değerlendirme yapılmış böylelikle davalıların bu yöndeki istinaf taleplerinin yerinde olmadığının tespit edildiği, ücretin miktarının ispat yükü davacı işçiye ait olup, (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 23.01.2013 tarih, 2010/38484 esas 2013/2588 karar sayılı içtihadı) İlk Derece Mahkemesince davacının kıdemi, yaptığı iş, davacı tarafından sunulan belgeler ve emsal ücret araştırması kayıtlarıyla ücretin belirlendiği tespit edilmekle Mahkemece davacının en son ücretinin kabulünde isabetsizlik bulunmayıp davalıların bu yöndeki istinafının haklı olmadığı, davalı... .... Şirketinin diğer davalı şirketlerden hizmet aldığı, yapılan işin mahiyeti gereği davalılar arasında asıl iş veren alt işveren ilişkisi olduğu yukarıda belirtilen kanun maddesi gereğince davalıların birlikte sorumlu olduğunun tespit edildiği, davalı ... vekiline 08.05.2019 tarihli celsede SGK dan gelen yazı cevabını inceleyip beyanda bulunma için süre verildiği, davalının verilen sürede her hangi bir maluliyete itirazının olmadığı tespit edilmekle davalının bu yöndeki istinaf talebinin yerinde olmadığı, davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle davalı ... İnşaat Tic. ve Taah. Ltd. Şti. nin ve davalı ... San. Tes. ve Tic. A.Ş.'nin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... .. A.Ş. ve davalı ... İnş. Ltd. Şti. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... .. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... İnş. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, "Bilirkişi raporuna itiraza" ilişkin 281 nci maddesi, "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 Ve 114 ncü Maddesi delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleri, "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 nci maddeleri, İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler bakımından işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleri, "Usuli kazanılmış hak" yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.
3. Değerlendirme
1. Manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanunun 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2.6100 sayılı HMKnun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.
3.Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla davalı ... .. A.Ş. ve davalı ... İnş. Ltd. Şti. vekillerinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
2. Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... .. A.Ş. ve davalı ... İnş. Ltd. Şti. vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.6100 sayılı HMK'nın 266 ncı maddesine göre Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 03.11.2016-6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 03.11.2016-6754/49 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez. Aynı kanunun 281/1 inci maddesine göre "Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.(Ek cümle: 22.07.2020-7251/24 md.) Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir düzenlemesi yer almaktadır.
3. Bilindiği üzere HMK'nın 30 uncu maddesi kapsamında düzenleme altına alınmış olan usul ekonomisi ilkesine göre de hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.
4.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2021 tarih ve 2018/10(21)-94 E- 2021/111 K sayılı ilamında da açıkça belirtildiği gibi "Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile, diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır ve ikinci bilirkişi raporu birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753)"
5. Somut olayda, tarafların dava konusu kazanın meydana gelmesindeki kusur oranlarını belirlemek maksadıyla bilirkişiden rapor alınması yoluna gidildiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda Mahkemece aldırılan 16.12.2019 tarihli kusur bilirkişi raporunda kazalı davacının kazanın meydana gelmesinde % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, işbu rapora davalılar ... ve ... şirketleri vekillerinin itiraz ettiği, davacı vekilinin ise itiraz etmediği, beyan dilekçesi sunarak 16.12.2019 tarihli bilirkişi raporunun hukuka uygun olduğunu ve taraflarınca kabul ettiklerini bildirdiğinin görüldüğü, davalı şirketlerin itirazı nedeniyle Mahkemece farklı bir heyetten kusur bilirkişi raporu aldırıldığı, işbu 23.12.2020 tarihli kusur bilirkişi raporunda kazalı davacının kazanın meydana gelmesinde %15 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği ve Mahkemece bu rapor ve bu oranlara itibar edilerek davalılar lehine oluşan usulü kazanılmış hakka aykırı şekilde hatalı hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
6. Bu açıklamalar doğrultusunda Mahkemece yapılacak iş; davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hak kapsamında 08.02.2022 tarihli hesap raporunda davacı için esas alınan %15 kusur oranı yerine 16.12.2019 tarihli kusur raporuyla belirlenen %25 davacı kusur oranını uygulamak ve gelirin tenzilinde de oranları gözeterek, diğer usuli kazanılmış haklara riayet edilerek sonucuna göre belirlenecek davacının tazminat alacağını hüküm altına almaktan ibarettir.
7. O halde, davalı ... .. A.Ş. ve davalı ... İnş. Ltd. Şti. vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır .
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalılar ... .. A.Ş. ve ... İnş. Ltd. Şti. vekillerinin hükmedilen manevi tazminatlara yönelik temyiz istemlerinin miktardan reddine,
2.Davalılar . .. A.Ş. ve ... İnş. Ltd. Şti. vekillerinin hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz istemleri nedeniyle temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
4.Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
5. Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!