10. Hukuk Dairesi 2024/787 E. , 2024/2482 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2019/123 E., 2023/313 K.
KARAR : Asıl dava kabul, birleşen dava ret
Taraflar arasındaki asıl davada yersiz aylıklar nedeniyle borçlu olmadığının tespiti, birleşen davada yersiz aylıkların tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamı davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı/birleşen davanın davacısı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde özetle; davacının yurt dışında geçen sürelerini 2147 ve 3201 sayılı Kanun'a göre borçlanarak 20.10.2009 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, 01.11.2009 tarihi itibariyle aylık bağlandığı, Kurumun davacının 01.11.2009-31.07.2012 tarihine kadar çalıştığı ve çalışmalarının 31.07.2012 tarihinde sona erdiği gerekçesi ile aylığını 01.08.2012 tarihinden itibaren bağlandığı, oysa davacının 01.08.2006-31.07.2009 tarihleri arasında kısmi çalışması olduğu, 01.08.2009-31.07.2012 tarihleri arası ise muafiyet dönemini kapsadığı iddiasıyla davalı Kurumca tesis edilen 27.03.2013 tarih ve 5427053 sayılı aylık/gelir değişikliği kararının iptaline, davalı Kurumun, ödenmiş emeklilik aylıklarının borç olarak çıkartılması işleminin iptaline, davalı Kurumun davacının itirazını reddine ilişkin 02.05.2013 tarih ve B.13.1.SGK.4.48.01.00-1X-II sayılı işlemin iptaline ve davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davanın davalısı/birleşen davanın davacısı Kurum vekili birleşen davanın dava dilekçesinde özetle; birleşen davanın davalısı hakkında Fethiye 1. İcra Müdürlüğü'nün 2014/807 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu ancak davalının itirazlarının yerinde olmadığı iddiasıyla Fethiye 1. İcra Müdürlüğü'nün 2014/807 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, davalının icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Asıl davanın davalısı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 01.11.2009-31.07.2012 tarihleri arasında çalışığının tespit edildiği ve çalışmalarının 31.07.2012 tarihinde sona erdiği ve yaşlılık aylığının 01.08.2012 tarihinden itibaren bağlandığı savunmasıyla asıl davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.MAHKEME İLK KARARI
Mahkeme tarafından 02.04.2014 tarihli ve 2013/431 Esas, 2014/427 Karar sayılı kararla dosyanın SGK mevzuatı konusunda uzman bir bilirkişiye tevdii edilmesi için Ankara Nöbetçi İş Mahkemesine talimat yazıldığı, bilirkişi ...'in 20.01.2014 tarihli raporunda davacının Almanya'da ikamet ettiği sürece 65 yaşına kadar kısa süreli çalışması nedeniyle adına prim ödenmeye devam edilmesinin, aylık bağlanmasında aranan yurtdışında çalışmama şartını ortadan kaldıran bir durum olmadığı gibi, genelge değişiklikleri müktesepleri de etkilemeyeceğinden aksine Kurum işleminin tüm sonuçları ile iptali gerektiğ gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı Kurumca tesis edilen 27.03.2013 tarih 5427053 sayılı aylık/gelir değişikliği kararı ve bu karara bağlı davalı kurumun 02.04.2013 tarih 5.787.459 sayılı borç bildirim belgesinin iptaline karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. Mahkemenin 02.04.2014 tarihli ve 2013/431 Esas, 2014/427 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce 14.05.2015 tarihli ve 2014/22162 Esas, 2015/9536 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...20.10.2009 tarihinde davalı Kurum kayıtlarına intikal eden tahsis talebine istinaden 01.11.2009 tarihinden itibaren kendisine 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanan davacının, 07.09.1981–31.07.2012 tarihleri arasında kesintisiz olarak Alman Rant Sigortası kapsamında çalıştığı ve dolayısıyla kesin dönüş koşulunu yerine getirmediğinden bahisle yaşlılık aylığı kesilmiştir. Yersiz aylıkların tahsilinin talep edilmesi üzerine davacı söz konusu yersiz aylıklar nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece dosya kapsamında tercümesi de bulunan yazıya istinaden davacının kesin dönüş yaptığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki; hükme esas alınan söz konusu belgenin 'Rhein-Sieg Bölgesi Okul İşleri İdaresi' tarafından verildiği, Alman Sigorta Merciinden alınan ve Alman Rant Sigortası kapsamındaki süreleri gösterir nitelikte bir belge olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalı Kurumdan son tarihli 'TR4 formülü' tabir edilen ve Alman Sigorta Merciinden alınıp davacının davaya konu tahsis talep tarihi ve sonrası itibariyle ikametini gerektirecek şekilde Alman Rant Sigortası kapsamında bulunup bulunmadığını gösteren sigortalılık cetveli getirtilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İlk Karar
Mahkeme tarafından 29.12.2017 tarihli ve 2015/617 Esas, 2017/457 Karar sayılı kararla bilirkişiden Alman mevzuatına göre yaşlılık kısmi zamanlı çalışmalardaki muafiyet dönemini ikamete dayalı sosyal sigorta veya sosyal yardım niteliğinde olup olmadığı, bu dönemde ödenen priminin niteliği, primin kimin tarafından ödendiği hususlarında rapor aldırıldığı, bilirkişi raporunda özetle, Alman mevzuatına göre yaşlılık kısmi zamanlı çalışmalardaki muafiyet döneminin ikamete dayalı sosyal sigorta veya sosyal yardım niteliğinde olmadığı, bu dönemde, çalışanın, Kanun kapsamında yarı zamanlı çalışmakta olduğunun kabul edildiği, kendisine bunun karşılığında hak ettiği ücretin ödendiği ve bu ücretten normal zorunlu sosyal güvenlik primi kesintisi yapılarak Alman sigorta merciine ödendiği, primin finansman yükünü kısmen işveren kısmen işçide bulunduğu, ödeme yükümlülüğünün ise işverene ait olduğunun belirtildiği, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin bozma ilamında da bahsedildiği üzere yurt dışında geçen çalışmalar sonucu o ülkenin sosyal güvenlik sisteminden hak kazanma, yaşlılık yada malullük aylığının bir sonucu olan ve ikamete dayalı bulunmayan sosyal sigorta veya sosyal yardım niteliğindeki edimlerden yararlanmanın yurt dışından kazanılmış olan sosyal güvenlik hakkının doğal sonucu olduğu, bu haktan feragat anlamı çıkacak şekilde bir kesin dönüş tanımı yapılmasının sosyal güvenlik hakkından feragat edilemeyceği olgusunun göz ardı edilmesi sonucunu doğuracağı bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacının Alman mevzuatına göre yaşlılık kısmi zamanlı çalışmalardaki muafiyet döneminin ikamete dayalı sosyal sigorta veya sosyal yardım niteliğinde olmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kabulü ile, davalı Kurumca tesis edilen 27.03.2013 tarih 5427053 sayılı aylık/gelir değişikliği kararı ve bu karara bağlı davalı kurumun 02.04.2013 tarih 5.787.459 sayılı borç bildirim belgesinin iptaline, birleşen dava yönünden, davanın reddine, davacı SGK aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 29.12.2017 tarihli ve 2015/617 Esas, 2017/457 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
2. Dairemizce 06.11.2018 tarihli ve 2018/1773 Esas, 2018/8960 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...Somut olayda; 20.10.2009 tarihinde davalı Kurum kayıtlarına intikal eden tahsis talebine istinaden 01.11.2009 tarihinden itibaren kendisine 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanan davacının, 07.09.1981 – 31.07.2012 tarihleri arasında kesintisiz olarak Alman Rant Sigortası kapsamında çalıştığı ve dolayısıyla kesin dönüş koşulunu yerine getirmediğinden bahisle yaşlılık aylığının kesildiği, çalışmasının sona erdiği tarihi takip eden aybaşı olan 01.08.2012 tarihinden geçerli olmak üzere tekrar yaşlılık aylığı bağlandığı belirgindir. Bozma sonrası yapılan araştırma sonucu, Finans Yüksek Müdürlüğü Koblenz Merkezi Maaş ve Emeklilik Maaş Birimi Eyalet Aile Sigortası merciinden alınan belgede, Yaşlılık kısmi zamanlı çalışma yasası uyarınca, işverene 55 yaşını doldurmuş işçisiyle olan iş ilişkisini düzenleme ve işçiyi yaş nedeniyle emeklilik aylığı talep edebilene kadar çalışma mükellefiyetinden muaf tutma olanağı verdiği, ancak her durumda işçinin o güne kadar ki ortalama haftalık çalışma süresinin yarısına kadar azaltılması ve işçinin tüm sosyal sigorta dallarında sigorta ettirilmesi gerektiği, yaşlılık kısmi zamanlı çalışmasının ilk yarısında (çalışma dönemi) işçisini o güne kadar ki ortalama haftalık çalışma süresiyle çalıştırma (tam çalışma), ancak ona yaşlılık kısmi zamanlı çalışması için belirlenmiş olan azaltılmış haftalık çalışma süresi üzerinden azaltılmış ücret ödemesine olanak tanındığı, muafiyet döneminde ise işçinin çalışmadan muaf olduğu, ücretin çalışma döneminde olduğu gibi anlaşmada kısmi zamanlı çalışması için belirlenmiş olan azaltılmış haftalık çalışma süresi üzerinden ödendiği, yaşlılık kısmi zaman süresinin tamamında, çalışma ve muafiyet dönemi, işveren ve işçi tarafından hastalık, bakım, işsizlik ve emeklilik sigortası primlerinin ödenmesi gerektiği, davacının çalışmasının 01.08.2006-31.07.2012 tarihleri arasında kısmi zamanlı olarak kararlaştırıldığı, kısmi zamanın ise; 01.08.2006-31.07.2009 çalışma dönemi, 01.08.2009-31.07.2012 muafiyet dönemi olarak bölündüğü, muafiyet döneminde davacının Federal Almanya Cumhuriyeti’nde ikamet mükellefiyetinin bulunmadığının açıklandığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, Finans Yüksek Müdürlüğü Koblenz Merkezi Maaş ve Emeklilik Maaş Birimi Eyalet Aile Sigortası merciinden alınan belgenin davacı tarafça başvuru üzerine düzenlenmiş olması karşısında, Kurum aracılığıyla içeriğinin teyiti sağlanarak, davacının muafiyet döneminde ikamet zorunluluğu bulunup bulunmadığı, muafiyetin kesin dönüş şartına engel teşkil edip etmediği, davacının kesin dönüş yapmasının başka bir deyişle ikametini Almanya’dan aldırması halinde de yaşlılık kısmi zamanlı çalışma kapsamında haklarının devam edip etmeyeceğinin Alman Sigorta Kurumundan sorulması ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkeme tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyanın bilirkişiye gönderildiği, bilirkişinin 03.03.2023 tarihli raporunda davalı Kurumca tesis edilen 27.03.2013 tarih ve 5427053 sayılı aylık gelir değişikliği kararının iptaline, davacının kesilen yaşlılık aylığı maaşının kesildiği tarihten itibaren devamına ve borç bildirim belgelerinin iptaline, Fethiye İcra Müdürlüğünde açılan 2014/807 Esas sayılı ilamsız icra işleminin iptalinin uygun olacağının belirtildiği, usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiği gerekçesiyle asıl dava yönünden, davanın kabulü ile, davalı Kurumca tesis edilen 27.03.2013 tarih 5427053 sayılı aylık/gelir değişikliği kararı ve bu karara bağlı davalı Kurumun 02.04.2013 tarih 5.787.459 sayılı borç bildirim belgesinin iptaline, birleşen dava yönünden, davanın reddine, davacı SGK aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı/birleşen dosya davacısı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı/birleşen dosya davacısı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı hakkında Alman Sigorta Merciinden alınan 13.11.2012 tarih 4120804 sayılı formüller ekinde Alman Sigorta merciince 18.04.2012 tarihinde TR2 formülleri ile yaşılık aylığı talebinde bulumduğu, ücretten pirim ödemesinin sona erdiği tarihin 31.07.2012 olduğu, TR4 (Hizmet Belgesinde) formüllerinde de 01.11.2009 ile 31.07.2012 tarihleri arasında Almanya da PB (Pflictbeitrag_zorunlu pirim) çalışmaya devam ettiğinin tespit edildiği, davacı - birleşen dosya davalısının Alman Sigorta Hukuku ile ilişiği devam etmekte bütün sosyal haklardan faydalandığı, iş verenin tüm bu sözleşme evresi sürecinde davacıya yaptığı ödemeler karşılığında sosyal güvenlik primlerini ödeme yükümlülüğü olduğu, bu ödemlere çalışmaya bağlı zorunlu prim ödemesi niteliğindedir. Alman Sosyal Güvenlik sisteminde de sigorta kollarının hem işçinin hem de işveren yükümlülüğünün bulunduğu, işçiden alınması gereken primlerin ücretten kesilerek işveren tarafından sigorta mercine yatırılması esasının mevcut olduğu, Kurum işleminin yerinde olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, asıl davada yersiz aylıklar nedeniyle borçlu olmadığının tespiti, birleşen davada yersiz aylıkların tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamı davasıdır.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 ve devamı maddeleri ile 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'un 6 ncı maddesi ilgili hükümlerdir.
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl davanın davalısı/birleşen davanın davacısı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
11.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!