WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/7818 E.  ,  2024/8446 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/794 E., 2024/979 K.
KARAR : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 16. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/168 E., 2020/7 K.

Taraflar arasında görülen Kurum işleminin iptali ve tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın, davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen başvurunun kabulüyle kararın kaldırılmasına, davanın reddine dair karara karşı davacı vekilinin temyiz başvurusu hakkında yapılan inceleme neticesinde, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; önceki kararda direnilmesine ve davanın reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Hukuk Genel Kurulu tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu kararı sonrasında Bölge Adliye Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Türkiye'de bir süre çalıştıktan sonra Fransa'ya gittiğini, 01.02.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığını, ancak bir kısım hizmetlerinin iptal edilerek, 24.02.2019 tarihinde yaşlılık aylıklarının iptal edildiğini, bu nedenle 01.02.2012-24.02.2019 tarihleri arasında ödenen aylıklar nedeniyle 119.747,98 TL yersiz ödeme borcu çıkarıldığını, iptal edilen sigortalı çalışması dışında 10.04.1977 tarihinde 40 gün geçerli prim ödemesinin bulunduğu, 3201 sayılı Kanun'a göre Fransa'da geçen 4721 günlük çalışmasını borçlandığı ve primlerini ödediği, 01.01.1957 doğumlu olup 60 yaşını 01.01.2017 tarihinde ikmal ettiğini, 15 yıl sigortalılık süresi ve 3600 gün prim ödemesinin bulunduğundan, 506 sayılı Kanun'un geçici 81/C-b maddesi gereğince 01.02.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığını, 21.03.2019 tarihinde Kuruma başvurarak, iptal edilen yaşlılık aylıklarının 01.02.2017 tarihinden itibaren başlatılmasını talep ettiğini, ancak Kurum tarafından cevap verilmediğini belirterek, davacının 01.02.2012 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylıklarının tamamen iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaline, 60 yaşını ikmal etmiş olması nedeniyle 15 yıl sigortalılık süresi ve 3600 günün üzerinde prim ödemesinin mevcut olması nedeniyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, 01.02.2017 tarihinden itibaren aylık bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik, husumet, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, davacının talebi ile ilgili Kurumun yaptığı işlemin doğru olduğunu, herhangi bir eksiklik bulunmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 14.01.2020 tarihli ve 2019/168 Esas, 2020/7 Karar sayılı kararı ile davanın kabulü ile davacının 506 sayılı Kanun'un gecici 81/c maddesi gereğince 01.02.2017 tarihinden itibaren yaşılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 04.11.2021 tarihli ve 2020/807 Esas, 2021/1817 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamından, anılan yasal düzenlemeler ile, dosyadaki bilgi ve belgelere göre somut olayda; davacının aylıklarının sahte sigortalılık nedeniyle aylığının iptalinden sonra ilk tahsis talebi 13.02.2019 tarihi olup, bu tarihi takip eden aybaşından itibaren kendisine yaşlılık aylığı bağlandığı, daha öncesinde tahsis talebi bulunmadığı anlaşılmakla, davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi yerinde görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b.2 maddesi uyarınca kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairenin 07.03.2022 tarihli ve 2021/12890 Esas, 2022/3095 Karar sayılı kararında; "Davacıya, 24.01.2012 tahsis talebine istinaden 01.02.2012 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında 5000 prim ödeme gün sayısı üzerinden yaşlılık aylığı bağlandığı, 15.02.2018 tarihli denetmen raporuyla 03.03.2011 – 30.11.2011 tarihleri arasındaki 269 gün çalışmasının fiili ve gerçek olmadığının tespiti üzerine, prim ödeme gün sayısı 5000’in altına düşmesi sebebiyle iptal edilerek tahsis talebi itibariyle tahsis koşullarını kaybeden davacının yaşlılık aylığı bağlandığı tarihten itibaren kesilerek ödenen aylıkların yersiz ödeme adı borç tahakkuk ettirildiği anlaşılmıştır.

Davacının 01.01.1957 doğumlu olup 60 yaşını 01.01.2017 tarihinde doldurduğu, ilk sigortalılık tarihinin 1977 tarihi olduğu ve 15 yıl şartını fazlasıyla karşıladığı, iptal edilen sigortalılık düşüldükten sonra 4731 gün hizmetinin bulunduğu, davacıya aylık ödenmeye devam edildiği dönemde tahsis talebinde bulunmasının beklenemeyeceği, 24.01.2012 tarihli tahsis talebinin de geçerli olduğu gözetildiğinde, 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/C kapsamında aylık koşullarının sağladığı 01.01.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı, davanın kabulü yerine tahsis talebi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyulmayarak Verilen Direnme Kararı
Mahkemenin 28.09.2022 tarih, 2022/1528 E., 2022/1796 K. sayılı kararı ile 04.11.2021 gün 2020/807 Esas 2021/1817 Karar sayılı ilamın usul ve yasaya uygun bulunduğu görülmekle Yargıtay 10. Hukuk Dairesine ait 07.03.2022 gün 2021/12890 Esas 2022/3095 Karar sayılı bozma ilamına karşın direnilmesine, 6100 sayılı HMK'nın 356 ve 359.maddeleri uyarınca Ankara 16. İş Mahkemesinin 14.01.2020 gün ve 2019/168 Esas 2020/7 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, yerine davanın reddine karar verilmiştir.

C. Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemiz 23.01.2023 tarihli 2022/12942 Esas, 2023/582 Karar sayılı kararı ile direnme Dairemizce yerinde görülmediğinden ve bu durumda kararın inceleme yeri Yargıtay Hukuk Genel Kurulu olduğundan dava dosyasının Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna sunulmak üzere Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 31.01.2024 tarihli, 2023/10-282 Esas, 2024/39 Karar sayılı kararı ile "Somut olayda 01.01.1957 doğum tarihli olan davacıya 24.01.2012 tarihli tahsis talebi üzerine 4691 gün yurt dışı borçlanması ve 339 gün prim ödeme gün sayısı olmak üzere 5030 prim ödeme gün sayısı üzerinden 01.02.2012 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun'un geçici 81 inci maddesinin (B) bendinin (b) alt bendi gereğince yaşlılık aylığı bağlandığı, Kurum denetmeni tarafından düzenlenen 15.02.2018 tarihli ve 2018/16 sayılı denetmen raporunda davacının dava dışı Başel Boya Hırdavat Tic. Ltd. Şti. ünvanlı 1006663 sicil numaralı işyerinde 03.03.2011-31.12.2011 tarihleri arasında geçen çalışmalarının yurt dışında olduğu sürelerle çakıştığının tespit edilmesi üzerine bu çalışmalarının Kurumca iptal edildiği, buna bağlı olarak da yaşlılık aylığının başlangıçtan itibaren kesilerek 01.02.2012-24.02.2019 tarihleri arasında yapılan ödemelerin davacı adına borç kaydedildiği, davacının Kurum kayıtlarına 21.03.2019 tarihinde giren dilekçesinde iptal edilen çalışmalarından sonra geriye kalan prim gün sayısı itibariyle 506 sayılı Kanun'un geçici 81 inci maddesinin (C) bendine göre 01.02.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına müstehak olduğunu, bu tarihten itibaren aylık bağlanarak iade ile sorumlu olacağı miktarın buna göre belirlenmesini talep ettiği, davacının ayrıca 13.02.2019 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, davalı Kurum tarafından 4730 prim gün sayısı esas alınarak 01.03.2019 tarihinden itibaren davacıya yaşlılık aylığı bağlandığı tespit edilmiştir.

4. Şu hâlde yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 24.01.2012 tarihli tahsis talebine istinaden yaşlılık aylığı almakta olan davacının 03.03.2011-31.12.2011 tarihleri arasındaki sigortalılık süresinin iptal edilmesinden sonra geri kalan 4730 prim gün sayısı itibariyle 506 sayılı Kanun'un geçici 81 inci maddesinin (C) bendinin (be) alt bendine göre 60 yaşını doldurduğu 01.01.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı, sosyal güvenlik denetmeni tarafından yapılan inceleme sırasında aylığını almaya devam ettiği ve 2012 yılında yapılmış bir tahsis talebi bulunduğu da dikkate alındığında artık yeni bir tahsis talebine gerek olmaksızın 506 sayılı Kanun'un geçici 81 inci maddesinin (B) bendine göre bağlanan aylığın kesilmesinden sonra aynı maddenin (C) bendi kapsamında yaş şartının gerçekleştiği tarihi takip eden ay başından itibaren aylığının tekrar bağlanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle davacının 01.01.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi doğru olmamıştır. Varılan bu sonuç ise usul ekonomisinin gereği olduğu gibi sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortaların yanı sıra bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarının karşılanmasını esas alan sosyal güvenlik hukukunun ilkelerine, ayrıca bu tür davaların kamusal yapısına uygundur." gerekçeleriyle Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı Özel Daire bozma kararı ile aynı gerekçelerle bozulmuştur.

D. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Yargıtay Hukuk Genel Kurul karar sonrası kararı
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/c maddesi uyarınca 01.02.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; davacının 15.02.2018 tarihli raporda sigortalı bildirimlerinin sahte olarak yapıldığının tespit edilmesi üzerine yaşlılık aylığının iptal edildiğini, yurt dışında olduğu sürelerle sigortalı bildirilen sürelerin çakıştığını, Kurum işlemlerinde hukuka aykırılık bulunmadığını, davanın hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, Kurum kayıtlarının aksinin eşdeğer yazılı belgelerle ispatının gerektiğini beyanla mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 24.01.2012 tarihli tahsis talebine istinaden yaşlılık aylığı bağlanan ve bir kısım sigortalı hizmetlerinin iptal edilmesi neticesinde yaşlılık aylığı kesilen davacının, yaşlılık aylığının yeniden bağlanması için tahsis talebi bulunmasının gerekip gerekmediği; buradan varılacak sonuca göre 506 sayılı Kanun’un Geçici 81/C maddesine göre tahsis koşullarını tamamladığı 01.01.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığı hususlarına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun'un ve 5510 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.