10. Hukuk Dairesi 2024/7817 E. , 2024/7888 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/301 E., 2020/14 K.
KARAR : Direnme
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davalı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine kesin olan karara ilişkin temyiz başvurusunun reddine dair ek karar verilmiş, davalı vekili tarafından bu kez ek karara karşı temyiz isteminde bulunulması üzerine ek karar, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince manevi tazminat yönünden onanmasına, maddi tazminat yönünden bozularak ortadan kaldırılmasına karar verilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davalı vekilince temyiz edilmekle; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından direnme uygun bulunarak sair temyiz itirazlarının incelenmesi yönünden dosya dairemize gönderilmiş olmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalı iş yerinde 24.04.2000 tarihinde geçirdiği iş kazasında sağ bacağının iki yerden kırılması nedeniyle 19 ay boyunca hastanede tedavi gördüğünü, sağ femur (uyluk kemiği) fraktürü (kırığı) nedeniyle bacağında 4,5 cm kısalık ve sağ dizinde hareket kısıtlılığı meydana geldiğini ve %20 oranında malul kaldığını, uzun süre ailesinden ve işinden uzakta acı ve ızdırap içerisinde hastanede kaldığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız nedenle feshedildiğini, işsiz kalan müvekkilinin bir çok kez iş başvurusunda bulunduğunu ancak maluliyeti nedeniyle işe alınmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000.000,000 (Eski) TL maddi ve 20.000.000,000 (Eski) TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 09.05.2013 tarihli ıslah dilekçesinde ise fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla maddi tazminat talebini 36.000,00 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; zamanaşımı süresinin dolduğunu, sekiz yıldır aynı yerde çalışan davacının işinin yurt dışından 500 ilâ 1000 ton arasında gelen kükürt bulunan çuvalları eritme kazanına taşımak olduğunu, çuvallar hazır hâlde geldiğinden içerisindeki malzeme miktarının artırılmasının söz konusu olmadığını, davacının dikkatsizliği nedeniyle kazanın meydana geldiğini, 23.10.1996 tarihinde de aynı dikkatsizliği sebebiyle iş kazası geçirdiğini ve kendisine yazılı ihtarda bulunulduğunu, müvekkili şirketin kazanın meydana gelmesinde kusurlu olmadığını, ayrıca davacının tedavi sürecinde ağır ihmali nedeniyle maluliyete sebebiyet verdiğini, talep edilen manevi tazminat miktarının sebepsiz zenginleşmeye sebep olacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.05.2017 tarihli ve 2003/71 Esas, 2017/107 Karar sayılı kararı ile davacının davalı iş yerindeki sülfonasyon bölümünde 24.04.2000 tarihinde çalışırken calaskara bağlı kükürt çuvalını yukarı kaldırıp eritme kazanına taşıdığı esnada çuvalın yırtılarak düşerken sağ bacağına çapması nedeniyle sağ bacağının kırıldığı, Bakırköy 1. İş Mahkemesinin 2013/557 Esas, 2015/254 Karar sayılı kararında 24.04.2000 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle maluliyet oranının %19,2 olduğunun tespitine karar verildiği, 01.08.2004 tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde davacının %20, davalı işverenin %80 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, 10.04.2017 tarihli bilirkişi hesap raporunda ise maddi zararın 77.032,37 TL olduğunun tespit edildiği, ıslah dilekçesiyle talep edilen miktara bağlı kalınarak maddi tazminatın hüküm altına alındığı, ayrıca tarafların sosyal ve ekonomik durumu, olaydaki kusurları, maluliyet oranı dikkate alındığında 20.000,00 TL manevi tazminatın hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 36.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 08.02.2018 tarihli ve 2017/2886 Esas, 2018/274 Karar sayılı kararı ile; maluliyet oranının ve maddi zararın tespit edildiği tarih itibariyle alacağın zamanaşımına uğramadığı, bilirkişi kusur raporunun denetime elverişli ve dosya kapsamına uygun olduğu, bilirkişi hesap raporuyla maddi zararın tespit edildiği, hüküm altına alınan manevi tazminatın isabetli ve bu nedenle İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuş ise de kesin olan karara ilişkin temyiz başvurusunun reddine dair İlk Derece Mahkemesince 10.04.2018 tarihli ek karar verilmiş, davalı vekili ek karara karşı süresi içinde temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
"...A) Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin 10.04.2018 tarihli ek kararına yönelik temyiz itirazının incelenmesinde, dava konusu maddi tazminat istemi yönünden alacağın tamamı olan itibar edilen hesap raporundaki miktar dikkate alındığında maddi tazminata ilişkin kararın temyizi kabil, manevi tazminata yönelik kararın ise kesin nitelikte olduğu anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesinin davalı vekilinin temyiz isteminin reddine dair 10.04.2018 tarihli ek kararının, manevi tazminat yönünden onanmasına, maddi tazminat yönünden ise bozularak kaldırılması ve davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin 08.02.2018 tarihli kararına karşı maddi tazminat yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine karar verilmiştir.
B) Davalı vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazları yönünden sair temyiz itirazları reddolarak; Dava konusu olayda, maluliyet oranları arasındaki farkın E cetveline göre sürekli iş göremezlik durumunun değerlendirilmesinden kaynaklandığı, maluliyette değişen ve gelişen bir durumun söz konusu olmadığı, giderek olayla birlikte zararın öğrenildiği ve zamanaşımının başlangıç tarihinin olay tarihi olarak kabulü gerektiği, hal böyle olunca, ıslaha karşı davalı vekili tarafından süresi içerisinde ileri sürülen zamanaşımı def'inin kabul edilerek, ıslah dilekçesi ile istenilen maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ıslaha itibar edilmek suretiyle maddi tazminata karar verilmesinin hatalı olduğuna işaretle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuş ise de kesin olan karara ilişkin temyiz başvurusunun reddine dair İlk Derece Mahkemesince 10.04.2018 tarihli ek karar verilmiş, davalı vekili ek karara karşı süresi içinde temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
"...A) Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin 10.04.2018 tarihli ek kararına yönelik temyiz itirazının incelenmesinde, dava konusu maddi tazminat istemi yönünden alacağın tamamı olan itibar edilen hesap raporundaki miktar dikkate alındığında maddi tazminata ilişkin kararın temyizi kabil, manevi tazminata yönelik kararın ise kesin nitelikte olduğu anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesinin davalı vekilinin temyiz isteminin reddine dair 10.04.2018 tarihli ek kararının, manevi tazminat yönünden onanmasına, maddi tazminat yönünden ise bozularak kaldırılması ve davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi’nin 08.02.2018 tarihli kararına karşı maddi tazminat yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine karar verilmiştir.
B) Davalı vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazları yönünden sair temyiz itirazları reddolarak; dava konusu olayda, maluliyet oranları arasındaki farkın E cetveline göre sürekli iş göremezlik durumunun değerlendirilmesinden kaynaklandığı, maluliyette değişen ve gelişen bir durumun söz konusu olmadığı, giderek olayla birlikte zararın öğrenildiği ve zamanaşımının başlangıç tarihinin olay tarihi olarak kabulü gerektiği, hal böyle olunca, ıslaha karşı davalı vekili tarafından süresi içerisinde ileri sürülen zamanaşımı def'inin kabul edilerek, ıslah dilekçesi ile istenilen maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ıslaha itibar edilmek suretiyle maddi tazminata karar verilmesinin hatalı olduğuna işaretle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Direnilerek Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası yazılı kararında özetle Kurum tarafından maluliyet oranının %29,2 olarak tespit edildiği, itiraz üzerine Yüksek Sağlık Kurulunca verilen kararda maluliyetin %17 olduğunun belirtilmesi üzerine Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan alınan 23.05.2011 tarihli raporda maluliyetin %19,2 olduğunun, tedavinin devam ettiğinin, iyileşme süresinin 24.04.2000 tarihinden itibaren dokuz ay uzayabileceğinin ve bu süre içerisinde %100 malul sayılması gerektiğinin, her ne kadar Kurum tarafından maluliyet oranı %29,2 olarak tespit edilmiş ise de kalçada tespit edilen hareket kısıtlılığı zamanla ortadan kalktığı için maluliyet oranları arasında çelişki bulunmadığının belirtildiği, maluliyet oranlarının farklılığı nedeniyle açılan maluliyet oranının tespiti davasında maluliyet oranının %19,2 olduğunun kesinleştiği, Kurum tarafından belirlenen %29,2 maluliyet oranına göre davacıya peşin sermaye değerli gelir bağlandığı, maluliyet oranının tespiti davasında alınan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 23.05.2011 tarihli raporunda belirlenen maluliyet oranına göre bağlanan gelirin değiştiği, maluliyet oranının tartışmalı olduğu, açılan dava sonucunda oranın kesinleştiği ve davacının ortaya çıkan bu yeni ve kesin olguya dayalı olarak ıslah talebinde bulunduğu gözetildiğinde ıslah ile talep edilen maddi tazminatın zamanaşımına uğradığının kabul edilemeyeceği, zira Hukuk Genel Kurulunun 18.12.2002 tarihli ve 2002/1103 Esas, 2002/1067 Karar sayılı kararının ayrı doğrultuda olduğu, davacının süresinde açtığı eldeki davada tüm yükümlülüklerini yerine getirdiği, maluliyet oranları farklı değerlendirildiğinden maluliyet oranını tespit davası açmak zorunda kaldığı, maluliyet oranını Adli Tıp Kurumu raporu ve kesinleşen tespit davasıyla öğrendiği, ayrıca bilirkişi hesap raporunu beklemeksizin ıslah talebinde bulunduğu, bozma kararına uyulmasının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtildiği gibi zamanaşımı kurallarının katı ve şekilci biçimde uygulanması anlamına geleceği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı
1.Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.05.2024 tarih ve 2020/(21)10-603 E- 2024/224 K sayılı ilamında özetle İlk Derece Mahkemesince davacı tarafa maluliyet oranının tespiti davası açmak üzere süre verilmesi üzerine 28.06.2013 tarihinde açılan davada davacının geçirdiği iş kazası nedeniyle maluliyet oranının %19,2 olduğunun tespitine dair verilen kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği 09.06.2016 tarihinde zararın kapsamı yani zararlandırıcı olayın değil bedensel zararın niteliği ve unsurları öğrenildiğinden ıslah dilekçesi ile talep edilen maddi tazminatın zamanaşımına uğradığından söz etmek mümkün değildir. Hâl böyle olunca direnme kararı usul ve yasaya uygundur. Ne var ki Özel Dairece davalı vekilinin sair temyiz itirazları incelenmediğinden bu yönde inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir. "gerekçesiyle direnme kararının uygun bulunarak sair temyiz itirazlarının incelenmesi yönünden dosya dairemize gönderilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesince yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; olay tarihindan 10 yıldan falza süre geçtikten sonra ıslah 10.05.2013 tarihinde yapılmış süresi içerisinde zamanaşımı def'i ileri sürüldüğünden ıslahın zamanaşımından reddi gerektiğini, davacının kendi ihmal ve kusuru ile çuvalı hatalı taşıyarak kazaya kendisinin sebep olduğunu, müfettişe beyanında kazanın kendi dalgınlığından meydana geldiğini kabul etttiğini, ÇSGB raporuna göre müvekkiline hiç kusur verilmediğini, ücret hesabında 40 TL yemek 40 TL yol gideri ve 75 TL ikramiye ilave edilerek hesap yapıldığını, davacının ücret konusunda iddiasının aşıldığını, sürekli iş göremezlik oranının dava konusu kaza olup olmadığı araştırılmadığını, sürekli iş göremezlik oranı %60 altında kaldığından pasif devre hesabı yapılmaması gerektiğini, tedavi süresince aldığı ücretlerin hesapta gözetilmesi gerektiğini, SGK gelirlerin tüm peşin sermaye değerinin tamamının tenzil edilmesi gerektiğini, davacının müvekkilini ibra etmiş olması nedeniyle sorumluluğunun olmadığını, ıslaha kaza tarihinden faiz hükmedilmesinin hatalı olduğunu, manevi tazminatın tam kabulünün hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun temyizle ilgili 369, 370 ve 371 inci maddeleri, ile aynı Kanun'un 110 uncu maddesi, kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri gözetilerek; tazminatın belirlenmesi noktasında 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332,41,42,43,44 ve 46 ncı maddeleri, olayın iş kazası olarak kabulü ile bağlanacak gelir noktasında 506 sayılı Kanunun 11, 12, 16, 19, 21 ve 26 ncı maddeleri, tazminattan yapılacak indirim noktasında 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun 7 nci maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu'nu 77 nci maddesidir.
3. Değerlendirme
A) Manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
3.Öte yandan Bölge Adliye Mahkemelerinin istinaf başvuruları hakkında 353/1-b/1 inci maddesi kapsamında vermiş olduğu başvuruların esastan reddine ilişkin kararların temyiz incelemesi üzerine Yargıtay incelemesinde ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması durumunda İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilecek kararlar ile 6100 sayılı HMK'da ayrı bir kesinlik sınırı öngörülmemiş olmakla bu kararlar hakkında da temyiz incelemesinde uygulanması gereken kesinlik sınırının aynı Kanun'un 362/2 nci maddesinde belirlenen temyiz kesinlik sınırı olması gerektiği açıktır.
4.İlk Derece Mahkemesinin 27.01.2020 tarihi itibariyle yürürlükte olan kesinlik sınırı 72.070,00 TL olup davacı lehine hüküm altına alınan 20.000,00 TL'nin maddi tazminattan bağımsız ve ayrı bir dava olduğu ve karar tarihi itibari ile bu miktarın anılan kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yöneli temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
B) Maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle; kusur oran ve aidiyetinin, sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesinin, maddi tazminat hesabı ile hesaba esas alınan ücretin dosya kapsamı ile Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, ibraname içeriğinde sürekli iş göremezlikten kaynaklı tazminat ödemesinin bulunmamasına, faiz noktasında kurulan hükmün YİBK'nun 24.05.2019 tarih ve 2017/8 E.-2019/3 K. uygun olmasına göre davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması gözetilerek, temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının miktar itibariyle REDDİNE,
2.Davalı vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3.Peşin alınan temyiz karar harcının mahsubu ile aşağıda dökümü yapılan harcın davalıdan tahsiline,
4.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
09.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!