WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 01 Temmuz 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/7374 E.  ,  2024/7833 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2022/528 E., 2023/639 K.
KARAR : Kabul

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davacı Kurum vekili ile davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı Kurum vekili asıl ve birleşen dava dava dilekçelerinde özetle; 506 sayılı Kanun'a tabi ... sicil sayılı işyeri olan ve ... Mah. Goncagül Sk. No:16 ... / ... adresinde bulunan bina inşaatında inşaat işçisi olarak çalışan ... sigorta sicil ve ... T.C. Kimlik numaralı ...'in davalıların inşaatında çalışırken iş kazası geçirerek vefat ettiği ve hak sahiplerine toplam 50.844,57 TL peşin sermaye değerli gelir bağlandığın 328,00 TL cenaze yardımı yapıldığı, toplamda 51.172,57 TL masraf ve ödemede bulunulduğu, kazada ölen ...'in işverene ait ... Mahallesi, Goncagül Sokak, No:16 .../... adresinde bulunan bina inşaatına davalı ...'ın amcası olan ve inşaatın yapımında gayri resmi görevli bulunan ... aracılığı ile işe girdiği, olay tarihi olan 23.12.2003 tarihinde saat 13:30 sıralarında ..., ... ... ve ...'in binanın önündeki yerde bulunan kumu sıva yapmak için inşaatın 4.katına çekmek üzere makara denilen aleti kurmak için yerde bulunan 4.10 metre olan demir boruyu yerden halatla 4.katın penceresinden içeri almak üzere çekerken demir borunun ucunun pencereye yaklaşık 2.60 metre mesafede bulunan şehir içi elektrik hattına teması sonucu dava konusu iş kazasının meydana geldiği, olay sonrasında ... ve ... ... isimli sigortalıların elektrik çarpması sonucu olay yerinde hayatlarını kaybettikleri, Kurum müfettişlerinden Ayhan Tuncer tarafından düzenlenen 26.03.2010 tarih 105843/İNC/06 sayılı inceleme raporunda iş kazasının işverenin işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına aykırı hareketleriyle meydana geldiğinin tespit edildiği, iki kişinin ölümü bir kişinin de ağır yaralanması ile ilgili ... Ağır Ceza Mahkemesi'nde 2008/161 Esas 2009/93 Karar nolu dosya ile davalılar aleyhine ceza davasının açıldığı, yapılan yargılama neticesinde her iki davalı hakkında sonuç ceza olarak 10 ay hapis cezası verilip verilen cezaların ertelendiği, ceza yargılamasında da davalıların 2/8 kusurlu bulundukları, olayın 506 sayılı Kanun'un yürürlükte olduğu dönemde meydana geldiğinden ilgili Kanun'un 26 ncı maddesi uyarınca dava açma zaruretinin hasıl olduğu iddiasıyla kusur ve miktar bakımından fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile davalıların ceza dosyasındaki kusur oranları %50' ye tekabül ettiğinden şimdilik Kurum alacaklarının %50'sine tekabül eden 25.586,28 TL'nin bağlanan gelirlerin tahsis ve onay, masrafların sarf ve ödeme tarihlerinden itibaren işlemiş ve işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP
Davalılar ..., ..., ... ve Yusuf Karkaş vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın 2003 yılında meydana geldiği, zamanaşımı süresinin dolduğu, kazanın iş kazası olarak nitelendirilemeyeceği, davalı ...'ın yurt dışında çalıştığı, dava konusu binanın yapımının 1995 yılında sona erdiği, inşaatı bitmiş olan bu binanın çatı katının iç duvar sıva işi için 2003 yılında ... ... isimli kişi ile yapacağı işin tamamı karşılığı bir bedel üzerinden anlaşıldığı, ... ...'in bu tür işleri aldığını bilen Mustafa Karakaş'ın ... ile ... ...'in anlaşmasına şahit olduğu, başka hiçbir sıfatla hukuki ilişkinin bir yerinde yer almadığı, sadece kaza günü kendisine emanet bırakılan plastik doğramaların bedelini teslim etmek için Samsun'dan binaya geldiği, davalı ... ile yapılan sözleşmenin eser sözleşmesi olduğu, eser ortaya koymayı üstlenen ... ...'in malzeme olarak gerekli 2 metreküp kumu yukarıya çıkarmak için yan binada çalışan arkadaşlarını çağırdığı, henüz işe başlamak üzere tezgah kurulurken kazanın meydana geldiği, ... ... ile sıvaya başlama konusunda anlaşılmadığı gibi yanında işçi çalıştırması hususunda da kesinlikle anlaşılmadığı, ... ...'in kendi üzerine aldığı işi davalıdan habersiz başkalarına yaptırdığı, SGK tarafından yakınlarına maaş bağlanan ve rücu davasına konu olan ...'in, ... ...'in yanına çağırdığı kişi olduğu, ... ile ... arasında hiçbir hukuki ilişkinin kurulamadığı, ...'in davalının bilgisi ve iradesi dışında binaya geldiği, aralarında işçi/ işveren ilişkisinin kurulamadığı, iş kazası sebebiyle ödeme yapılmasının yersiz olduğu, ...'ın işveren temsilcisi ya da işveren vekili olmadığı, bu sebeple ayrıca ...'a kusur çıkarılarak tazminat talebinin yersiz olduğu, kazanın elektrik iletim hattından kaynaklandığı, bu tellerin binanın yapılış tarihinden sonra çekildiği, direklerin üzerinde hiçbir uyarı levhasının bulunmadığı, kazaya sebep olan elektrik tellerinin kurulum ve salınımını yapan elektrik idaresinin kusurunun irdelenmesi gerektiği, idarenin kusursuz atfedilerek kusur oranının değişmesi nazara alınmadan sadece kendilerinden tazminat talebinin yersiz olduğu, ölenin kusur oranının çok yüksek olduğu, müştereken ve müteselsilen tazminat talebinin yersiz olduğu, herkesin kusur oranının belirlenmesi ve bu kusur nispetinde sorumlu tutulması gerektiği, ...'ın davadan önce vefat ettiği, mirasçılarının onun kusurundan ve miras hissesi nispetinden sorumlu olacakları nazara alınarak hüküm tesis edilmesi gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.MAHKEME İLK KARARI
Mahkeme tarafından 14.03.2014 tarihli ve 2012/393 Esas, 2014/167 Karar sayılı kararla iş kazası geçiren ...'in'in %60 oranında kusurlu, iş kazası geçiren ... ...'in %20 oranında kusurlu, davalılar ...'ın %15, ...'ın %5 oranında kusurlu bulundukları, iş kazası geçiren ...'in davada taraf bulunmadığı, diğer davalıların toplam kusur oranlarının ise %40 oranına tekabül ettiği, dolayısı ile bilirkişi ... ...'un raporunda, ölen sigortalının hak sahiplerine yapılan ödemelere ilişkin tabloda belirtilen PSD, Sosyal Yardım zammı, Cenaze yardımı toplam miktarından davalıların kusur oranlarına tekabül eden kısmına, her bir davalı için ödeme tarihlerinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkememiz iş bu dosyası ve mahkememiz iş bu dosyası ile birleşen 2014/55 Esas sayılı dosyaları açısından açılan davaların ayrı ayrı kısmen kabul kısmen reddi ile 2507,08 TL ilk PSD gelirinin 17.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Muzafer Karakaştan alınarak davacıya verilmesine, 7.521,24 TL ilk PSD gelirinin 17.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... dan alınarak davacıya verilmesine, 10.028,33 TL ilk PSD gelirinin 17.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ... mirasçılarından alınarak davacıya verilmesine, 26,25 TL sosyal yardım zammının 17.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... dan alınarak davacıya verilmesine, 78,26 TL sosyal yardım zammının 17.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... dan alınarak davacıya verilmesine, 105,02 TL sosyal yardım zammının 17.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ... mirasçılarından alınarak davacıya verilmesine, 16,04 TL cenaze yardımının 02.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... dan alınarak davacıya verilmesine, 49,02 TL cenaze yardımının 02.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... dan alınarak davacıya verilmesine, 65,60 TL cenaze yardımının 02.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ... mirasçılarından alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.

IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.İlk Bozma Kararı
1. Mahkemenin 14.03.2014 tarihli ve 2012/393 Esas, 2014/167 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili ile davalılardan ... ile ... mirasçılarından ..., ... ve ... Karakaş vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce 20.06.2016 tarihli ve 2016/798 Esas, 2016/10222 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:

"...1-Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesindeki, 'İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve işgüvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi veyahut suç sayılabilir bir hareketi sonucu olmuşsa, Kurumca sigortalıya veya haksahibi kimselerine yapılan veya ileride yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarları ile gelir bağlanırsa bu gelirlerinin 22. maddede belirtilen tarifeye göre hesaplanacak sermaye değerleri toplamı (Anayasa Mahkemesinin 23.11.2006 tarihli ve E:2003/10 K:2006/106 sayılı Kararı ile bu fıkrada geçen 'sigortalı veya haksahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere' bölümü iptal edilmiştir.) Kurumca işverene ödettirilir.…İş kazası veya meslek hastalığı, 3 üncü birkişinin kasıt veya kusuru yüzünden olmuşsa, Kurumca bütün sigorta yardımları yapılmakla beraber zarara sebep olan 3. kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara Borçlar Kanunu hükümlerine göre rücu edilir.' düzenlemesine göre; davaya konu iş kazasında kusurlu olanlar davacı Kurumun rücu alacağından kusurları karşılığı sorumludur.

Kusur raporlarının, 506 sayılı Kanun'un 26 ncı, 4857 sayılı Kanun'un 77 nci ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 vd maddelerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.4857 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi; 'İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar...' düzenlemesini içermektedir. Anılan düzenleme, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır. İş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar, ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.

Eldeki davada,mahkemece aldırılan 13.09.2013 tarihli kusur raporunda, davalıların konumlarının, başka birdeyişle hangi davalının işveren veya vekili olduğu hususu yeterince irdelenmediği gibi, birleşen davada davalı ...’nin üçüncü kişi mi yoksa alt işeveren mi veyahut işveren vekili olup olmadığı hususlarında yeterince araştırma ve irdelemenin bulunmadığı anlaşılmakta olup ceza davası içeriğindeki maddi olguların bağlayıcı olmasına rağmen olaya uygun düşmeyen kusur raporu esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi, usul vey yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

2-818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi (tam teselsül) yâda birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen Borçlar Kanunu'nun 51. maddesi (eksik teselsül) uyarınca ve aynı yasanın 142. maddesi hükmüne dayanarak davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı tek bir dava ile isteyebileceği gibi sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebilir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda da, öğretideki eleştiriler doğrultusunda tam ve eksik teselsül ayırımı kaldırılmışsa da (61. madde gerekçesi), teselsül esasına dayanan sorumluluk ilkesine ilişkin düzenlemeler korunmuş ve anılan Kanun’un birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen 61. maddesinde de; ' Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.' hükmü yer almıştır. Aynı Kanun'un 163. maddesinde de davacının, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı tek bir dava ile isteyebileceği gibi sorumluların hepsi aleyhine açacağı ayrı ayrı davalar ile de talep edebileceği öngörülmüştür. Anılan yasanın 163. maddesi gereğince teselsül, ister yasadan, ister sözleşmeden doğmuş olsun, bu kuraldan yararlanmak için, zarara uğrayanın, talebi gereklidir.

Eldeki davada ise,davacı kurumun asıl ve birleşen davada teselsüle dayalı olarak talepte bulunulmuş olmasına rağmen hrer bir davalı bakımından ayrı ayrı ve infazda tereddüt doğuracak şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

3- Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun 26. maddesinin üçüncü fıkrasında; '…Ancak; iş kazası veya meslek hastalıkları sonucu ölümlerde bu Kanun uyarınca hak sahiplerine yapılacak her türlü yardım ve ödemeler için, iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde kasdı veya kusuru bulunup da aynı iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine Kurumca rücu edilemez.' düzenlemesine yer verilmiştir.

Davaya konu somut olayda; 23.12.2003 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle vefat eden kazalı ... yanında aynı kazada vefat eden ... ...’in aslen davalıların taşeronu olduğu kanaati mirasçılarına karşı ayrı bir dava açılarak her iki dava birleştirilmiş ise de, Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki ilkeler uyarınca, davalı ... ... mirasçıları yönünden, 506 sayılı Yasanın 26. maddesinin 3. fıkrası kapsamında değerlendirme yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

4-506 sayılı Kanunun 87. maddesi hükmüne göre aracı, bir işte veya bir işin bölüm veya eklentisinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran 3. kişidir.

Asıl işveren taşeron ilişkisinin varlığı için öncelikle, işin başka bir işverenden alınmış olması, bir başka ifade ile asıl işverenin işverenlik sıfatına devredilen iş dolayısıyla sahip olması, asıl işyeri ya da işyerinden sayılan yerlerde kendi adına işçi çalıştırıyor olması gerekir.

İşin belirli bir bölümünde değil de, tamamının bir bütün halinde ya da bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatının haiz olunmadığı durumda ise, bunları devralan kişiler alt işveren, devredenler de asıl işveren olarak nitelendirilemeyecektir.

Aracı sıfatının kazanılmasında diğer koşullar ise; asıl işverenden istenilen işin, asıl iş ya da işyeriyle ilgili işin bir bölümünde veya işyeri eklentilerinde alınmış olması ve bu işte işi alanın kendi işçilerinin çalıştırılması ve bu nedenle de işveren sıfatına sahip olunmasıdır.

Mahkemece, açıklanan hususlar çerçevesinde öncelikle bir kısım davalılar murisleri Muzaffer ile Yusuf arasında işveren/işveren vekilliği koşullarının oluşup oluşmadığı hususları, ayrıca birleşen dava bakımından ... ... ile inşaat sahibi bu davalılar arasında asıl işveren taşeron ilişkisi mi olduğu yoksa ... ...’in üçüncü kişi mi olduğu hususunda ayrıntılı ve denetlenebilir şekilde bir kusur raporu aldırılması gerekirken yazılı şekilde eksik araştırmaya dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

5-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74. (818 sayılı Borçlar Kanunu 53.) maddesi hükmü gereğince, hukuk hâkimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle, hukuk hâkiminin, ceza hâkiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkûmiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlı olacağı hem ilmi (Prof Dr. Kemal Gözler, “Res Judicata’nın Türkçesi Üzerine”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 56, Sayı 2, 2007, s.45-61 ) hem de kökleşmiş kazai içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.02.2012 gün 2011/19–639 Esas, 2012/30 Kararı; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün ve 2009/4–13 Esas, 2009/12 Karar; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.04.2010 gün ve 2010/2–76 Esas, 2010/77 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere düşme, takipsizlik, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar kesinleşmiş mahkûmiyet kararları olarak kabul edilemeyecektir.

Eldeki davada ise meydana gelen olayla ilgili olarak açılan bir ceza davasının varlığı anlaşılmakta olup, maddi olgunun belirlenebilmesi bakımından, bu davanın kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması ve kesinleşmesi halinde kusur yönünden bağlayıcı olmasa da maddi olgular yönünden bağlayıcı olacağı dikkate alınarak kazalı İsa’nın ve diğer tüm davalıların meydana gelen olaydaki kusurları ve ceza davasında mahkûm olan kişilere de kusur izafesinin gerektiği hususları dikkate alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O hâlde mahkemece yapılacak iş, öncelikle davalılar arasında yapılan tüm sözleşme veyahut yazılı delil oluşturuabilecek şekilde inşaata ilişkin yapı ruhsatı ve diğer yazılı belgelerden yola çıkılarak davalılar arasındaki hukuki ilişkinin net olarak belirlenmesi, daha sonrasında, ceza davasının maddi olgular bakımından bağlayıcı olacağı dikkate alınarak yeniden oluşa ve hukuka uygun şekilde iş güvenliği uzmanlarından oluşan bir kusur raporu alrdırılması, birleşen dava bakımından Niyaz hakkında 506 Sayılı Yasanın 26’ncı maddesinin üçüncü fıkrası şartlarının olayda gerçekleşip gerçekleşmediği de irdelenmek suretiyle ve davacı kurumun teselsüle dayalı olarak dava açtığı hatırda tutularak uygun bir hesap raporu ile Kurum alacağının belirlenmesinden ibarettir.

Kuşkusuz verilecek kararda, kararı temyiz etmeyen davalılar ... ... mirasçıları Rabia, Ayşe, Hasan, Sündüs, Âdem, ... ile ... yönünden davacı kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın da gözetilmesi gerekecektir..."

B. Mahkemece İlk Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme tarafından 25.04.2019 tarihli ve 2016/458 Esas, 2019/269 Karar sayılı karar ile davacı Kurumun sigortalı hak sahiplerine yaptığı ödeme ve sarf giderleri sebebiyle kusuru bulunan işveren ve işveren mirasçılarına yasal düzenlemenin gereği rücu hakkına sahip olduğu, denetime elverişli alınan 09.07.2013 tarihli bilirkişi raporuna göre 23.03.2003 tarihli iş kazasının oluşumunda davalı ...'ın %15 oranında, dahili davalılar ..., ..., ... ve ... murisi ...'ın %5 oranında kusurlu olduğu (bu kusurun işveren ...'ın %15 oranındaki kusuru içinde olduğu), birleşen 2014/55 Esas sayılı dosya davalıları ..., ..., ..., ..., ... ve ... murisi ... ...'in %25 oranında kusurlu olduğu, denetime elverişli alınan 23.12.2013 havale tarihli aktüerya bilirkişi raporuna göre davalılar ..., ..., ..., ... ve ...'nün kusur oranlarına göre müteselsilen sorumlu olduğu Kurum zararının 10.028,95 TL peşin sermaye değeri, 105,02 TL sosyal yardım zammı bedeli ve 65,60 TL cenaze yardım bedeli olduğunun belirlendiği, aktüerya bilirkişisinin kusur raporunda ...'ın %5 oranındaki kusurunu Yusuf Karataş'ın %15'lik kusuru içinde değerlendirmesi gerekirken ayrı kusur olarak değerlendirdirek yanılgıya düştüğü, bu yanılgının raporun esasını etkilemeyeceği, basit matematik hesabı yapılarak davalılar ..., ..., ..., ... ve ...'nün kusur oranlarına göre müteselsilen sorumlu olduğu Kurum zararının 7.521,25 TL peşin sermaye değeri, 78,76 TL sosyal yardım zammı bedeli ve 49,20 TL cenaze yardım bedeli olduğu anlaşıldığı, tazminatın müştereken ve müteselsilen tüm davalılardan talep edildiği ve birleşen 2014/55 Esas sayılı dosya davalılarının murisleri ... Elikin'in kusur oranı ile davalı ... kusur oranı ve diğer davalılar murisi ...'ın kusur oranlarının toplamının %40 olması dikkate alındığında davacı Kurumun, davalıların tamamından rücu edilebileceği tazminat bedelinin 20.056,66 TL peşin sermaye değeri, 210,04 TL sosyal yardım zammı bedeli ve 131,20 TL cenaze yardımı bedeli olduğu gerekçesiyle asıl dava ve birleşen dava yönünden davacının açmış olduğu davasının kısmen kabulü ile 20.056,66 TL peşin sermaye değeri gelirinin 17.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 210,04 TL sosyal yardım zamının 17.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 31,20 TL cenaze yardımının 02.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

C.İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 25.04.2019 tarihli ve 2016/458 Esas, 2019/269 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili ile davalılardan ... ile ... mirasçılarından ..., ... ve ... Karakaş vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce 22.03.2022 tarihli ve 2020/1222 Esas, 2022/4102 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:

"...mahkemece, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamı ile oluşan usuli kazanılmış hak çerçevesinde, öncelikle kesinleşen ceza davasındaki maddi olguların hukuk davaları bakımından da bağlayıcı olacağı dikkate alınarak iş kazasının oluş şekli belirlenmeli, hangi davalının işveren veya işveren vekili olduğu hususunun yeterince irdelendiği, birleşen davada davalı ...’nin üçüncü kişi mi yoksa alt işveren mi veyahut işveren vekili olup olmadığı hususlarında yine ceza davasındaki maddi olguların dikkate alındığı ve yeterli araştırma ve irdelemenin yapıldığı bir kusur raporunun alınmasından sonra, teselsüle dayalı olarak talepte bulunulduğunun gözetilmesi suretiyle ve kararı temyiz etmeyen davalılar yönünden davacı Kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın dikkate alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."

D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davacı Kurumun, sigortalı ...'in 23.12.2003 tarihinde inşaatta çalışmakta iken geçirdiği iş kazasında vefatı sonucu hak sahiplerine yaptığı ödeme ve sarf giderleri sebebiyle kusuru bulunan işveren ve işveren mirasçılarına yasal düzenleme gereği rücu hakkına sahip olduğu, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 22.03.2022 tarih ve 2020/1222 Esas, 2022/4102 Karar sayılı bozma ilamı doğrultusunda aldırılan 04.04.2023 tarihli kusur raporuna göre meydana gelen iş kazasında davalı ...'ın %15 oranında (...'a atfedilen %5 kusur oranı dahil olmak üzere), dava dışı ... ...'in %60 oranında, ... ...'in %25 oranında kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği, mahkememizce usul ve yasaya uygun bulunan kusur raporuna ve kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 506 sayılı yasa hükümlerine göre tanzim olunan 14.07.2023 havale tarihli hesap bilirkişi raporunda davalıların toplamda %75 kusur oranları üzerinden kurum alacağının hesap edildiği, böylece ... ... mirasçıları yönünden davacı kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hakka riayet edilerek, teselsüle dayalı talepte bulunulduğu ve davacılardan ...'nün Terme 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/3 Esas 2018/331 Karar 27.11.2018 tarihli kararı ile muris ... mirasını hükmen reddettiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile 37.606,24 TL peşin sermaye değeri gelirinin 17.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... haricindeki diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 527,19 TL sosyal yardım zammının 17.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... haricindeki diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 246,00 TL cenaze yardımının 02.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... haricindeki diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

VI.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili ile davalılar ..., ... ve ... temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından yürütülen inşaatta gerekli iş güvenliği tedbirlerinin alınmadığı, davalılar murislerinin tam kusurlu olduğu, davalılardan ...'nün de müteselsilen sorumlu olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Davalılar ..., ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalılar ile ... ... arasında eser sözleşmesi bulunduğu, kazanın henüz işe başlanmadan meydana geldiği, sigortalıyı ... ...'in kendi inisiyatifi ile çağırdığı, olayın iş kazası olmadığı, kusurlarının fazla belirlendiği, işveren vekili de olmadıkları, vekalet ücreti ve yargılama giderinden sorumluluklarının olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan ödeme nedeniyle oluşan Kurum zararının rücuan tahsili davasıdır.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 ve devamı maddeleri ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 26 ncı maddesi ilgili hükümlerdir.

3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı Kurum vekili ile davalılar ..., ... ve ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,

08.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.