10. Hukuk Dairesi 2024/7187 E. , 2024/7844 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1695 E., 2023/2707 K.
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 27. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/348 E., 2022/109 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davacının 01.03.2017-10.10.2017 tarihleri arasında davalı şirket nezdinde çalıştığının tespitini talep etmiştir.
Birleşen davada; davacı vekili, davacının 01.03.2017-10.10.2017 tarihleri arasında davalı ... nezdinde çalıştığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili, müvekkili şirketin ...’de sicile tescil edildiğini, davacının şirkette hiçbir çalışması olmadığından ve iddia ettiği tarihlerde müvekkili şirket henüz kurulmadığından sorumluluk yüklenemeyeceğini, ... isimli kişinin ağırlıklı olarak Suudi Arabistan'da ortaklaşa iş yapan ve orada ikamet eden bir tacir olduğunu, davacıyı Suudi Arabistan'daki bir iş için Arabistan'a götürdüğünü ve oradaki çalışmasına ilişkin ödemeyi de davacıya yaptığını, ayrı bir tüzel kişilik olan kişinin müvekkili şirketle ilgisi olmadığını, ...'un daha sonra Türkiye'deki yatırımları için müvekkili şirketi kurduğunu, davacının şirket ile hiçbir bağının olmadığını, iddia ettiği tarihlerde şirketin kurulu bulunmadığını beyanla, husumet itirazında bulunarak, dava ve birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işleminin yerinde olduğunu beyanla, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, Mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, davacı müvekkilinin belirtilen tarihler arasında davalılar nezdinde hem yurt dışı hem yurt içi çalışması olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, Mahkemece Türkiye ile Suudi Arabistan arasında Sosyal Güvenlik sözleşmesi bulunmadığından kısa vadeli sigorta ile genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması gerektiği yönündeki gerekçesinin hatalı olduğunu, davacı müvekkilin 01.03.2017- 10.10.2017 tarihleri arasında kesintisiz bir şekilde davalılara ait işyerinde çalıştığını belirterek, kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, Mahkemece tek vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davaların birleştiğini, birleşen davada davalı ... vekili olarak bulunduklarını, Mahkeme her iki davalı yönünden de asıl ve birleşen davaları reddettiğini, ayrı ayrı iki vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek vekalet ücretine hükmedildiğini, kararın bu yönden hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını, ayrı ayrı iki vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacı ve davalılar vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B.Temyiz Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile birebir aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili, çalışmanın ispatlanması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 01.03.2017-10.10.2017 tarihleri arasında çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddeleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davacı ve fer'i müdahil Kurum vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ..., Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla,
08.07.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
1. Çoğunluk ile temel uyuşmazlık, “davalıların üstlendiği sözleşme kapsamında yurt dışı işyerinde çalışan ve prim de ödenmeyen sigortalının hizmetinin tespitinin isteyip istemeyeceği, yabancılık unsuru taşıyan bu uyuşmazlıkta 5510 sayılı Kanun'un uygulanıp uygulanmayacağı” noktasında toplanmaktadır.
2. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda "davacının 01.03.2017-10.10.2017 tarihleri arasında davalı şirket ve gerçek kişiye ait işyerinde 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında uzun vadeli sigorta kollarına tabi çalışması olmadığı ve ödenmeyen sigorta primlerinin davalı işverenler tarafından ödenmesi gerektiği talebinin yerinde olmadığı" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
3. Kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince “Somut olayda, davalı işverenlikten davacı adına yapılan bildirim bulunmaması, geçici görevle yurt dışına gönderildiğinin kanıtlanamaması, Türkiye ile Suudi Arabistan ülkesi arasında sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmaması birlikte değerlendirildiğinde uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak hizmet tespiti koşullarının bulunduğunun ispat edilemediği” gerekçesi ile isitnaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
4. Verilen kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine çoğunluk görüşü ile onanmasına karar verilmiştir.
5. Hizmet tespit davası, yalnızca yurt içi hizmetler bakımından değil yurt dışında geçen hizmet sürelerinin tespiti amacı ile de açılabilir. Uygulamada uzun vadeli sigortalı kolları için açılsa da davanın açılacağı sigorta dalları bakımından herhangi bir ayrım yapılmamaktadır (SÖZER, ... Nazım: Türk Sosyal Sigortalar Hukuku, 3. Bası, İstanbul 2017 s: 478-479).
6. Yurt dışı işyerinde çalışan işçinin sosyal güvenlik hakkı:
6.1. Sosyal Güvenlik Hakkının niteliği: Anayasa’nın 60 ncı maddesi uyarınca “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar”. Belirtmek gerekir ki; Sosyal devlet olmanın bir gereği ve sonucu, sosyal güvenlik hakkının tüm bireylere sağlanması ve güvence altına alınmasıdır. Sosyal güvenlik hakkı vazgeçilmez bir anayasal haktır ve kamu düzenindendir.
6.2. Sosyal devlet; bireylere belirli bir sosyal güvenlik hakkı ve asgari gelir düzeyi öngören, sağlık ve refah hizmetlerinden serbestçe yararlanma ve belirli bir yaşa kadar eğitim olanağı sunan, bir takım sosyal riskleri önleyici tedbirler alan devlet anlayışıdır. Sosyal devlet olmanın bir gereği ve sonucu da, sosyal güvenlik hakkının tüm bireylere sağlanması ve güvence altına alınmasıdır. Dolayısıyla, hukuk kuralı uygulanırken anayasada güvence altına alınan en temel haklardan biri olan sosyal güvenliğin esas ilkelerinden (sosyal güvenliğinin kapsamının ve uygulama alanının kişiler ve riskler açısından genişletilmesi) hareket ederek sigortalı lehine yoruma başvurulması yanlış olmayacaktır. Bu kapsamda, yorum yöntemi seçilirken tek bir yorum yönteminden hareket etmek yerine; bu hukuk dalının genel niteliği ve amacı da göz önüne alınarak yoruma başvurmak daha sağlıklı sonuçlar verecektir. Değişik tarihlerde verilen yargı kararlarına bakıldığında; sigortalı lehine yorum ilkesinin uygulamaya geçirildiği görülmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 1990 yılında verdiği bir kararda (Y.H.G.K 14.2.1990 E. 1989/10-391 K. 1990/83); "Kanunun çok açık olmasına karşın yine de kuşkulu bir durumun varlığı iddia edildiği taktirde şüphenin sigortalının lehine yorumlanacağı ise iş ve sosyal güvenlik hukukunun temel ilkelerindendir" diyerek bunu vurgulamıştır(Prof. Dr. ... Emine Barın, Türk Sosyal Güvenlik Hukuku’nda Sigortalı Lehine Yorum İlkesi. Internatıonal Conference On Eurasıan Economıes 2016 s: 236 vd).
6.3. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 5/g maddesi uyarınca “Ülkemiz ile sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçileri 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır ve bunlar hakkında kısa vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası hükümleri uygulanır. Bu sigortalıların uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmak istemeleri halinde, 50 nci maddenin ikinci fıkrasındaki Türkiye’de yasal olarak ikamet etme şartı ile aynı fıkranın (a) bendinde belirtilen şartlar aranmaksızın haklarında isteğe bağlı sigorta hükümleri uygulanır. Bu kapsamda, isteğe bağlı sigorta hükümlerinden yararlananlardan ayrıca genel sağlık sigortası primi alınmaz.(Ek cümle: 13/2/2011-6111/24 md.) Bu bent kapsamında yurt dışındaki işyerlerinde çalışan sigortalıların, bu sürede ödedikleri isteğe bağlı sigorta primleri 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalılık sayılır”. Madde çok açık olup, kamu düzeninden olan ve vazgeçilmez hak olan sosyal güvenlik hakkının, yabancılık unsuru taşıyan iş ilişkilerinde de Türk uyruklu sigortalı açısından korunduğudur. Bu hüküm gereğince Türkiye ile sosyal güvenlik anlaşması olmayan ülkelerde çalışmaya götürülen işçilerin sigortalı sayılacağı tespiti yapılmıştır. Türkiye ile sigortalının çalıştığı ülke arasında sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan sigortalının sosyal güvenlik hakkı, hükümde açıklandığı gibi önemli iki unsura bağlanmıştır. Bunlardan birincisi Türk mevzuatına göre kurulmuş işverenin yurt dışında iş üstlenmesi, ikincisi ise bu işverenin sigortalıyı(işçiyi) yurt dışındaki işyerine çalıştırmak üzere götürmesidir.
6.4. Aynı Kanun'un 10 uncu maddesine göre ise “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde sayılan sigortalıların işverenleri tarafından geçici görevle yurt dışına gönderilmeleri, (c) bendinde sayılan sigortalıların mevzuatlarında belirtilen usûle uygun olarak yurt dışına gönderilmeleri veya (b) bendinde sayılanların sigortalılığa esas çalışması nedeniyle yurt dışında bulunmaları halinde, bu görevleri yaptıkları sürece, sigortalıların ve işverenlerin sosyal sigortaya ilişkin hak ve yükümlülükleri devam eder”. Bu hükmün 5/g ile ilgisi bulunmamaktadır. 4 üncü madde işyeri Türkiye içinde olan ve sigortalılığı devam edenleri kapsamaktadır. Burada zaten yabancılık unsuru içeren sözleşmeden de sözedilemez. Oysa yurt dışındaki işyerinde çalışmak üzere sözleşme imzalandığında, bir yabancılık unsuru vardır ve MÖHUK kuralları geçerlidir. Temel ve vazgeçilmez hak olan sosyal güvenlik hakkı, kamu düzenindendir. MÖHUK.’un 5 inci maddesi uyarınca kamu düzeni olan yabancılık unsurlu uyuşmazlıkta Türk Hukukunun uygulanması gerekir.
7. İş ve Sosyal Güvenlik Hukukunun emredicilik yönü ve işçinin korunması ilkesi uyarınca yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda Türk vatandaşı olan işçinin kamu düzeni de dikkate alınarak yurt dışına gönderilmesinde gönderen kişi yada şirketin yurt dışındaki yabancı şirket ile organik bağı delillendirildiğinde Türk İş Hukuku uygulanmakta ve organik bağ içinde olan Türkiye’de kişi veya kişiler işçinin işvereni kabul edilerek sorumlu tutulmaktadır(Y. 9. HD. 22.01.2018 gün ve 2017/28074 E, 2018/916 K).
8. Dosya içeriğine göre davacının 30 günlük aralıklarla Suudi Arabistan devletinde vize alınarak davalılar tarafından üstlenen iş kapsamında götürüldüğü tanık anlatımları ve tüm delillerden anlaşılmaktadır. Yurt dışına götüren davalı şirket işyerini Türkiye’de kayıt altına almıştır. 5510 sayılı Kanun döneminde kayıt dışı çalıştıran davalı işveren olup, hizmetin tespitinde davacının hukuki yararı vardır. Kararın bozulması gerektiğini düşündüğümden onama görüşüne katılınmamıştır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!