10. Hukuk Dairesi 2024/7096 E. , 2024/6820 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/152 E., 2024/85 K.
KARAR : Ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen Kurum işleminin iptali istemli davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya hem kocasından hem babasından dolayı ölüm aylığı bağlanmasına, babasından alması gereken aylığın kesinti tarihi itibariyle ödenmeyen aylara ilişkin hesaplanacak yasal faizi ile 100,00 TL’nin davalıdan tahsiline ve kocasının maaşından haksız olarak kesilen 100,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum cevap dilekçesinde; davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.05.2019 tarihli ve 2018/360 Esas, 2019/225 Karar sayılı kararıyla davacının eşi ... ... 02.02.2010 tarihinde ölmüş olup, 01.03.2010 tarihinden itibaren davacıya 506 sayılı Kanun'un değişik 68 inci maddesine göre ölüm aylığı bağlandığı, davacının eşinden dolayı SSK' dan ölüm aylığı almakta iken, Bağ-Kur Kanuna tabi sigortalı olan babası ... ...’ın 04.12.1992 tarihinde öldüğü, davacının eşinden dolayı 506 sayılı Kanun kapsammda ölüm aylığı aldığı gerekçesi ile babasından dolayı bağlanan Bağ-Kur ölüm aylığının Kurumca kesildiği, davacının her hangi bir sosyal güvenlik kuruluşu kapsamında çalışmadığı ve buralardan gelir veya aylık almadığı dosya içeriğinden anlaşılmakla, davacının hem eşinden dolayı SSK kapsamında ölüm aylığı alması ve hem de babasından dolayı da tarım Bağ-Kur kapsamında ölüm aylığı alması gerektiği kanaatine varılmakla, Yargıtay HGK 2018/427E ve 2018/949K. sayılı ilamında, sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında çalışmayan ve bu çalışmasından dolayı buralardan aylık veya gelir alamayan evlenmemiş veya boşanmış kız çocuklarının, ölen eşinin ve babasının farklı sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olmaları ve aylık bağlanması için gerekli şartları taşımları halinde (örneğin SSK kapsamında olan eşinden ve Bağ-Kur kapsamında olan babasından dolayı ölüm aylığı alabileceği) kız çocuklarının her iki aylığı da alabileceği hükmü gereği, davanın kabulü ile davacı ... T.C. kimlik no.lu ...'un hem SSK sigortalısı olan eşi ... ...'dan ve hem de Tarım Bağ-Kur sigortalısı olan babası ... ...'dan dolayı ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, davacının babasından dolayı aldığı aylığının kesildiği tarihten itibaren ödeme tarihine kadar geçen sürede ay be ay ödenmesi gereken tarihten ödeme tarihine kadar yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine, bu bağlamda davacının aylığının kesildiği tarihten dava tarihine kadar, ödenmesi gereken aylıklardan (ek ödeme dahil) 18.030,06 TL alacağı ve 2.228,7 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 20.258,76 TL alacağının olduğunun tespiti ile bu alacak kalemi bağlamında taleple bağlılık ilkesi gereği 100,00 TL alacağın davalı Kurumdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, (bu alacak kalemi bağlamında davacı tarafın fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına), davacının aylığından davalı Kurumca ay be ay yapılan kesintilerden dolayı 6.549,10 TL asıl alacak ve 480,18 TL faiz alacağı olmak üzere toplam 7.029,28 TL alacağının mevcut olduğunun tespiti ile bu alacak kalemi bağlamında taleple bağlılık ilkesi gereği 100,00 TL alacağın davalı Kurumdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, (bu alacak kalemi bağlamında davacı tarafın fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına) karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 07.11.2019 tarihli ve 2019/2485 E., 2019/1624 K. sayılı kararıyla; somut olayda; davacının babasının 1479 sayılı Kanun'un 2 nci fıkrasında 02.08.2003 tarihinde yapılan ve iki maaşı birden almaya engel olan değişiklikten önce 04.12.1992 tarihinde vefat ettiği, bu nedenlerle davacının hem eşinden hem babasından ölüm aylığı almaya hak kazandığı ve ikisini birden almaya engel bir yasal düzenleme olmadığı anlaşılmaktadır (Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin aynı yöndeki 27.12.2016 tarih ve 2016/10753 E., 2016/15653 K. sayılı kararı). Bilirkişi tarafından, davalı Kurumdan gelen yazı cevaplarına göre davacıya ödenmesi gereken ölüm aylıklarının ve davacının aylığından yapılan kesintilerin de usulüne uygun olarak hesaplandığı anlaşılmakla; Mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup davalı Kurum vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 19.01.2023 gün ve 2020/4692 esas 2023/479 Karar sayılı ilamı ile "Davacının 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olan eşinin 02.02.2010 tarihinde vefatı üzerine 4/a ölüm aylığı bağlandığı, davacının eşinden dolayı ölüm aylığı almakta iken 04.12.1992 tarihinde ölen babası Kurum sigortalısı ... ...' dan dolayı davacının 16.07.2010 tahsis talep tarihli dilekçesi ile tarafına ölüm aylığı bağlanmasını istediği, Kurumca davacıya babasından dolayı 01.08.2010 tarihinden itibaren Tarım Bağ-Kur kapsamında ölüm aylığı bağlandığı ve bu aylığın 26.11.2015 tarihinde Kurumca kesildiği, davacının 22.05.2016 tarihli dilekçesi ile babasından dolayı bağlanan aylığın kesildiğini, yeniden bağlanmasını istediği, ancak Kurumun 01.06.2016 tarihli yazıları ile davacının talebin reddettiği anlaşılmaktadır.
Anılan yasal düzenlemeler kapsamında dava irdelendiğinde; bu tür ölüm sigortasından aylık tahsislerinde, ayrık durumlar dışında genel kural olarak hakkı doğuran olay tarihinde yürürlükte olan yasal mevzuatın uygulanması gerekmekte olup, buna göre sigortalı eşin yaşamını yitirdiği 02.02.2010 tarihi itibarıyla davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un 34 üncü ve 54 üncü maddeleri olup, 54 üncü maddenin 5 inci bendine göre hak sahibinin tercihine göre ana/baba veya eşe ait dosyaların birinden aylık bağlanacağı açıkça düzenlenmiş bulunmakla, anılan maddeler irdelenmeden yanılgılı değerlendirme sonucu karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
" belirtilerek karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince, toplanan deliller beraberce değerlendirildiğinde, davacının eşinin 4/a kapsamında davalı Kurumdan yaşlılık aylığı almakta iken 02.02.2010 tarihinde eşinin vefat ettiği, davacıya eşinden dolayı 01.03.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının 16.07.2010 tarihinde davalı Kuruma başvurarak babası ... ...'dan dolayı da ölüm aylığı bağlanması talep ettiği, 01.08.2010 tarihinden itibaren de bu kez babasından dolayı 4/b kapsamında davacıya ölüm aylığı bağlandığının anlaşıldığı, davalı Kurumun 12.11.2015 tarihli yazısı ile davacının babasından bağlanan ölüm aylığının iptal edilerek bundan dolayı 17.220,26 TL aylığın borç olarak tahakkuk ettirildiğinin bildirildiği, Mahkemece toplanan deliller çerçevesinde davacının eşinin 02.02.2010 tarihinde babasının ise 04.12.1992 tarihinde vefat ettiğinin sabit olduğu, davacının babasının öldüğü 04.12.1992 tarihindeki mevzuata göre davacıya ölüm aylığı bağlanabilmesi için gereken koşulların "evli olmamak ve geçimini sağlayacak geliri olmamak koşulları" taşıdığının Kurum denetmeni tarafından tespit edilmesi sonucu aylık bağlandığı, ancak daha sonra Kurumun yanılgıya düştüğünün tespit ederek borç tahakkuk ettirildiği, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinde ve Sosyal Sigorta Yönetmeliği İşlemlerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin Geçici 4 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında kanunun yürürlük tarihinden önce ölen sigortalıların hak sahiplerine gelir veya aylık bağlanmasında sigortalıya ilişkin koşulların tespiti ile gelir veya aylığın hesaplanması ve paylaştırılmasında ölüm tarihindeki, hak sahiplerine ilişkin koşulların tespitinde ise hak sahibi olma niteliğinin kazanıldığı, tarihteki kanun hükümlerinin uygulanacağının belirlendiği, 5510 Kanun'un 54/a-5 inci maddesinde ise hem eşinden hem de ana veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığın bağlanacağı düzenlemesinin yer aldığı, tercih sonrası hak sahibinin diğer kapsamdan çıkarılacağının da düzenlendiği, yani davacıya Bağ-Kur sigortalısı olan babasından ve 506 sayılı Kanun'a göre sigortalı olan eşinden dolayı bağlanacak ölüm aylığının 5510 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesine göre tercih hakkı verilerek bağlanması gerektiği, diğer dosyadan aylık bağlanamayacağı, sigortalı olan babanın 04.12.1992 tarihinde öldüğü, anlaşıldığına göre, sigortalıya ilişkin koşullar yönünden 04.12.1992 tarihinde yürürlükte olan mevzuatın uygulanması gerektiği, bu nedenle davacının eşinin 02.02.2010 tarihinde eşinin ölümü ile evli olmamak koşulunu sağladığı gözetildiğinde 02.02.2010 tarihinde yürürlükte olan mevzuatın hak sahibi yönünden uygulanması gerektiği yönünden 5510 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesine göre davacıya hem babasından hem eşinden ölüm aylığı bağlanmasının mümkün olamayacağı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eşinden ve babasından çift ölüm aylığı bağlanması ile Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 günü yürürlüğe giren ve “Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması” başlığını taşıyan 34 üncü maddesinde, sigortalının evli olmayan, boşanan, dul kalan kızlarına ölüm aylığı bağlanabilmesi, bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmama veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olma koşullarına bağlanmış, “Aylık ve gelirlerin birleşmesi” başlıklı 54 üncü maddede ise bu Kanuna göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda, hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığının bağlanacağı hüküm altına alınmıştır.
Yaşamını yitiren sigortalının eş, çocuk, anne, babasına ölüm sigortasından aylık tahsisi yapılabilmesi için öncelikle hak sahipliği sıfatının kazanılması gerekmekte, bunun için hak sahiplerine ilişkin aylık bağlama koşullarının sağlanıp sağlanmadığına bakılmakta, başka anlatımla bu koşulları tümüyle yerine getiren kişi hak sahipliği sıfatını kazanmakta, anılan sıfata sahip kişilere, sigortalıya ait tahsis şartları da gerçekleşmişse aylık bağlanabilmektedir. Şu durumda yukarıda sıralanan maddeler ve sosyal güvenlik hukuku ilkeleri dikkate alındığında yasal mevzuat ve aylık bağlama koşulları kendi içerisinde ayrıştırılmalı, sigortalıya ait şartlar sigortalının ölüm günü itibarıyla yürürlükte olan yasal mevzuat kapsamında değerlendirilmeli, hak sahiplerine ilişkin koşullar ise hak sahipliği sıfatının kazanıldığı tarihte yürürlükte olan yasal düzenlemeler çerçevesinde irdelemeye tabi tutulmalıdır.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
13.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!