10. Hukuk Dairesi 2024/6463 E. , 2024/7088 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1525 E., 2023/2035 K.
KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 19. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/144 E., 2021/114 K.
Taraflar arasındaki ölüm aylığının kesilmesine dair Kurum işleminin iptali ile aylığın yeniden bağlanması ve ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının eski eşi ... ... ile çok küçük yaşlarda evlendiğini ve bu evlilikten 5 çocuklarının olduğunu, davacının eşi ... ... ile boşandığını ve boşanma kararının kesinleştiğini, davacının eski eşi ile boşandıktan sonra, önce oğullarından ...'in Avcılar'daki evinde kaldığını, sonrasında ise oğullarından bekar olan ...'ın Büyükçekmece'de ev alması nedeni ile ev işlerinde oğluna yardımcı olmak adına bu defa oğlu ...'ın Mimaroba Mah. ... Apt. No:4/2 Büyükçekmece/İstanbul adresindeki evine taşındığını, bir dönem sonra ise oğlu ...'in Avcılar'da yeni taşındığı bir başka adresteki evine gidip ...'le birlikte kaldığını, halen oğlu ...'ın M.K.Paşa Mah. ... Apt. No:54/5 Avcılar/İstanbul adresindeki evinde ikamet ettiğini, davacının boşandığı eski eşi ... ...'ın gerek davacı ile evli oldukları dönemde gerekse de boşandıktan sonra Muş ili Malazgirt ilçesi Saltukgazi Mahallesinde ikamet ettiğini, boşanma sonrasında eski eşi ... ... ile hiç bir zaman görüşmeyi tercih etmediğini, birlikte aynı ortamda bulunmamaya gayret ettiğini, ancak bazı zamanlarda (özellikle hastalık, doğum veya buna benzer özel zamanlarda) davacının boşandığı eski eşi ... ...'ın çocuklarını ziyaret etmesi üzerine yanında kalan çocuklarının evinden başka bir yere gidemeyecek durumda olduğu için mecburen bu zamanlarda eski eşi ... ... ile aynı evde bulunmak ve görüşmek zorunda kaldığını ileri sürerek, davalı Kurumun yapmış olduğu aylık kesme işleminin iptaline, kesilen aylığın yeniden bağlanılmasına, aylığın kesilme tarihinden itibaren ödenmesi gereken tüm aylıkların yasal faiziyle birlikte davalı Kurumdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II.CEVAP
Davalı SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin mevzuata ve hukuka uygun olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Yapılan yargılama, toplanan deliller, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının boşandığı eşi ile birlikte aynı konutta kalmadığı, gerek tanık beyanları gerekse dosya içerisindeki belgelerden anlaşılacağı üzere, davacının eşiyle boşandıktan sonra çocuklarıyla beraber ikamet ettiği, davalı Kurumun yönetici olduğunu iddia ettiği ...'nın duruşmada, SGK müfettişlerinin imzalattığı ifade tutanağını kabul etmediğini, ekip arabasının geldiğini ve kendisine bu ifadenin altını imzalaması gerektiğini söylediklerini, ...'nın ise okumadan imzaladığını beyan ettiği, dinlenen tanıkların da beyanlarında davacı ile eski eşinin birlikte yaşamadıklarını, farklı adreslerde yaşadıklarını doğruladığı, davalı Kurumun davacı ile eski eşinin birlikte yaşadığını, muvazaalı olarak boşandıklarını kanıtlayacak bir delil yada tanık sunamadığı gerekçesiyle, davacının davasının kabulü ile davacı ... hakkında davalı Kurum tarafından gerçekleştirilmiş olan aylık kesme işleminin iptaline, kesilme tarihinden itibaren yasal faizleriyle birlikte hesaplanacak aylıkların davalı kurum tarafından davacıya ödenmesine, kesilen aylığın davacıya yeniden bağlanmasına, karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
Davalı SGK Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde; davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığının tespit edilmesi üzerine yasal düzenleme gereği almakta olduğu yetim aylığının kesildiğini, Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda toplanılan delillere göre, MEDULA sistemi üzerinden yapılan incelemede davacının boşandığı eşi ... ...'ın 22.02.2007 tarihinde beyan ettiği resmi ikametgah adresinin Muş'da olmasına rağmen, 18.07.2001 tarihinde boşanmış olduğu eski eşi davacı ... ile birlikte 22.09.2012 tarihinde İstanbul Küçükçekmece'de bulunan ... Merkez Hastanesine gitmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, adres bilgileri raporunun tetkikinden, davacı ile boşandığı eşinin 15.12.2014 ile 17.02.2015 tarihleri arasında aynı adreste oturduklarının tespit edildiği, tutanak tanığı Leman Bıçakçı'nın altını imzası ile teyit ettiği 07.09.2017 tarihli denetimdeki ifadesinde davacı ile boşandığı eşinin 6 yıldır birlikte yaşadıkları yönünde beyanda bulunduğu, apartman yöneticisi olan bu şahsın duruşmadaki beyanında davacının apartmanda 6 yıl değil 6-7 ay oturduğunu, eşi hapisten çıkınca da 15-20 gün burada birlikte kaldıktan sonra evden ayrıldıklarını ifade ettiğinin görüldüğü, davacının dinlettiği tanıklardan ikisinin davacının oğulları, bir tanesinin davacının oğlunun arkadaşı ve bir tanesinin de davacının gelini olması nedeni ile kurumun yazılı kayıtları ile çelişen davacı tanıklarının anlatımlarının hükme esas alınmasının mümkün olmadığı, böylelikle 5510 sayılı Kanun'un 59/2 maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin aksinin ispat edilemediği anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekilinin temyiz sebepleri
Davacı vekili; Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğunu, dosyadaki tutanak tanığı Leman Bıçakçı'nın çelişkili beyanlarının hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ispat külfetinin davalı Kurumda olduğunu ancak Kurum tarafından ispatın gerçekleştirilemediğini belirterek, kararın temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı gerekçesiyle aylığının kesilmesine dair Kurum işleminin iptali ile kesilen aylığın yeniden bağlanması ve ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile tahsiline ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2.Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan 2009/86 Esas numaralı başvuru, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir.
3.5510 sayılı Kanun'unun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.
4.Anılan 56 ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
5.Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56 ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.
6.Aynı Kanun'un 59 uncu maddesinin başlığı Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi olup maddeye göre; "bu kanunun uygulanmasına yönelik işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eli ile yürütülür ...", maddenin 2 nci fıkrasında "Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarına görevleri sırasında tespit ettikleri kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir..." şeklinde düzenlenmiştir.
7.Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20., 5510 sayılı Kanun'un 59 uncu, 100 üncü, 298 sayılı Seçimlerin ... Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28 inci, 45 inci, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3 üncü, 45–53 üncü, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32 nci, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6 ncı, 24 – 33 üncü, 189 uncu, 190 ıncı, 191 inci, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ncı, 19 uncu, 20 nci, maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili nüfus müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
3.Değerlendirme
1.İnceleme konusu eldeki davada, davacı, boşandığı eşiyle birlikte yaşadığından bahisle ölüm aylığının kesilmesine dair Kurum işleminin iptali ile aylığın yeniden bağlanmasını ve ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
2.Somut olayda, Kurum denetmeni tarafından 07.09.2017 tarihinde ifadesine başvurulan ...'nın, bulunduğu adreste 16 yıldır oturduğu, yaklaşık 9 yıldır yönetici olduğu, ... ve ... ...'ın aynı binada 2 nolu dairede yaklaşık 6 yıldır çocukları ...'le birlikte yaşadıkları, tarafların ayrı yaşamalarının söz konusu olmadığına yönelik imzalı beyanı ile davacı ve boşandığı eşinin 22.09.2012 tarihinde İstanbul Küçükçekmece'de bulunan ... Merkez Hastanesine birlikte gittiklerinin anlaşılması karşısında, istirdat döneminin 01.10.2008-31.12.2017 tarihleri arası olduğu gözetildiğinde, 2011 yılı ve öncesi yönünden yapılan incelemenin eksik araştırmaya dayalı olduğu, 01.10.2008-2011 arası dönemde davacı ve eski eşinin birlikte yaşama olgusunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulamadığı anlaşılmaktadır.
3.Bu itibarla Mahkemece yapılacak iş; 01.10.2008-2011 arası dönemde davacı ve boşandığı eşine ait adreslerde birlikte yaşayıp yaşamadıkları kolluk marifetiyle ayrıntılı araştırılmalı, söz konusu adreslerdeki komşular, mahalle muhtar ve azaları dinlenerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, tanık ...'nın duruşmada verdiği ifadesinde, davacının boşandığı eşi ... ...'ın hapisten çıktığını beyan ettiği anlaşılmakla, boşanılan eş ... ...'ın 01.10.2008-2011 arasında cezaevinde olup olmadığı, davacının eşini ziyaret edip etmediği araştırılmalı, böylelikle; dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek, 01.10.2008-2011 arası dönemde boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığında şüphe bırakmayacak şekilde ortaya konulduktan sonra hüküm kurulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!