10. Hukuk Dairesi 2024/6427 E. , 2024/8072 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/252 E., 2024/615 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/8 E., 2022/242 K.
Taraflar arasındaki ölüm aylığı bağlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dilekçesiyle, müvekkilinin davalı Kurumdan sigortalı emekliyken vefat eden ...'in kızı olduğunu, 22.12.1988 tarihinde vefat ettikten sonra eşi ... dul aylığı bağlandığını, ...'in de 10.05.2018 tarihinde vefat ettiğini, müvekkilinin 2013 yılında eşinden boşanıp yetim aylığı almaya hak kazandığını, ancak yurt dışında yaşaması ve annesinin dul aylığı alması sebebiyle Kuruma herhangibir başvuruda bulunmadığını, annesinin vefatından sonra 21.09.2020 tarihinde iadeli tahaahhütlü posta ile gelir bağlanması için talepte bulunduğunu, ancak Kurumca herhangibir işlem gerçekleştirilmediğini, bu nedenle Kuruma başvurduğu tarihten itibaren babasından yetim aylığı bağlanması gerektiğinin tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava şartı eksikliğinden davanın reddi gerektiğini, Kurumun davacının talebini reddettiğine dair bir işlem bulunmadığını, 5510 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinde ölüm sigortalısına sağlanan haklar ve yararlanma şartlarının belirlendiğini, davacının sigortalı ...'den dolayı hak sahibi olup olmadığı, Kanun kapsamında veya yabancı ülke mevzuatı kapsamında çalışıp çalışmadığı, kendi sigortalılığı nedeniyle Türkiye'de ya da yurt dışında gelir veya aylık bağlanmış olup olmadığı, evli veya evli olmakla birlikte boşanmış ya da dul kalmış olup olmadığı, ayrıca posta yoluyla gönderilen talep dilekçesinin davacıya ait olup olmadığı da belirli olmadığından dolayı davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere, davacının babası ...'e 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanmıştır. Davacının babasının 22.12.1988 tarihinde vefatı üzerine davacının annesi olan ...'e 01.01.1999 tarihinden itibaren ölüm-dul aylığı bağlandığı, davacının annesinin de 10.05.2018 tarihinde vefat etmesi sebebiyle aylığının kesildiği tespit edilmiştir. Davacının nüfus aile kayıt bilgileri incelendiğinde, 01.07.2013 tarihinde eşinden boşandığı tespit edilmiştir. Davacının Kurum giriş tarihi 25.09.2020 olan ve 20.09.2020 tarihli dilekçesiyle 506 sayılı Kanun kapsamında kendisine aylık bağlanması talebinde bulunduğu, Kurumca verilen yazı cevabında ise yurt dışında yaşayan hak sahibi kız çocuğu olarak yurt dışındaki sosyal güvenlik Kurumundan alınacak emeklilik, çalışmaları gösterir belgeler ile evli olup olmadığını gösterir belgelerin ibraz edilmesinin istendiği görülmüştür. Ancak davacı tarafça Kurumun talep ettiği belgeleri ibraz etmediği, bu nedenle Kurumca aylık bağlanma talebine ilişkin bir karar oluşturmadığı görülmüştür. Her nekadar davalı tarafça Kurumca davacının talebinin reddedildiğine ilişkin dava şartının yerine getirilmediğinden söz etmekte ise de; davacının aylık bağlanması konusunda Kuruma başvuruda bulunduğu, her nekadar Kurumca talep edilen belgeler sunulmadığından dolayı davacının talebi hakkında bir karar verilmemişse de; dava şartının yerine getirildiği sonucuna varılmıştır.
Davacı tarafça babasından dolayı talep edilen aylık şartlarını taşıyıp taşımadığının uyuşmazlık konusu olduğu görülmüştür. Davacının babası 506 sayılı Kanun'a tabi sigortalı niteliğindedir. Bu nedenle 5510 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesi kapsamında 506 sayılı Kanun uyarınca aylık bağlanması gerektiğini iddia etmektedir. 506 sayılı Kanun'un 68/c maddesinde ölen sigortalının hak sahibi çocuklarına bağlanacak aylıklar ile 68/VI maddesinde de kız çocuklarına bağlanan aylıkların kesilme hallerini düzenlemiştir. Davacının sigorta tescil kaydı incelendiğinde, Türkiye'de herhangibir statüde sosyal sigortalığının bulunmadığı ve emeklilik aylığı almadığı anlaşılmıştır. Dosyaya tercümesi sunulan İsveç Vergi Dairesinin belgesinden anlaşılacağı üzere davacının İsveç vatandaşı olduğu 19.04.1989 tarihinde İsveç'e taşındığı, 01.07.2013 tarihinde de eşinden boşandığı tespit edilmiştir. Yine tercüman evraklarından anlaşılacağı üzere 01.07.2021 tarihli Karolinska Üniversitesi Hastanesi çalışma belgesine göre tam zamanlı olarak 01.01.2001 tarihinden belgenin düzenlendiği tarih itibariyle çalışmasının devam ettiğinin bildirildiği görülmüştür. Ölüm sigortasından aylık bağlanma koşulları değerlendirilirken hakkı doğuran ölüm tarihi itibariyle yürürlükte olan yasal düzenlenmenin uygulanması gerekmektedir. Dolayısıyla hak sahiplerine ölüm sigortasından aylık bağlanması durumlarında sigortalıların öldüğü tarihte geçerli olan mevzuat esas alınmakta olup, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 2008/ Ekim ayından önce ölen 4/a ve 4/b kapsamındaki sigortalıların hak sahiplerine yürürlükten kalkan 506 ve 1479 sayılı Kanun'a göre, 2008/ Ekim sonrasında ölen sigortalıların hak sahiplerine ise 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre ölüm aylığı bağlanmaktadır. Sosyal sigorta işletmeleri yönetmeliğinin geçici 4 üncü maddesinde de sigortalı veya hak sahiplerine Kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce 506, 1479, 2925 ve 2926 sayılı Kanun'lara göre bağlanıp, 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre ödenmesine devam edilen gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında 5510 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılan ilgili mülga Kanun hükümlerinin uygulanacağını düzenlemiştir. Dolayısıyla 5510 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden önce ölen sigortalıların hak sahiplerine gelir veya aylık bağlanmasında ölüm tarihindeki, hak sahiplerine ilişkin koşulların tespitinde ise hak sahibi olma niteliğinin kazanıldığı tarihteki Kanun hükümlerinin uygulanacağını düzenlemiştir. Çocukların hak sahipliğine ilişkin koşullar mülga 506 sayılı Kanun'un 68/I-C ve VI maddesinde 5510 sayılı Kanun'un ise 34/b ve c bentlerinde düzenlenmiştir. 506 sayılı Kanun'un 68 inci maddesine göre" 18 yaşını, orta öğrenim yapması halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmamış olan veya çalışmayacak durumda malul bulunan ve sosyal sigortaya, emekli sandıklarına tabi çalışmalardan dolayı gelir veya aylık almayan çocuklarla, yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve sosyal sigortaya, emekli sandıklarına tabi bir işte çalışmayan, buralardan gelir veya aylık almayan çocukların hak sahibi oldukları anlaşılmaktadır. Davacının babasının ölüm tarihi itibariyle hak sahibi olma koşullarını taşımamaktadır. Zira babasının ölüm tarihi olan 22.12.1998 tarihinde davacının evli olduğu bellidir. Davacı eşinden 01.07.2013 tarihinde boşanmıştır. Hak sahipliğini kazandığı tarih eşinden boşandığı tarihtir. Davacının hak sahipliğini kazandığı tarihte 5510 sayılı Kanun'un 34/1-b bendi uygulanacaktır. Bu düzenlemeye bakıldığında ise yaşları ne olursa olsun evli olmayan veya evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan kız çocuğu koşullarını yerine getirdiği ancak yabancı ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan şartını yerine getirmediği tespit edilmiştir. Zira davacının İsveç'de 01.01.2001 tarihinde başlayan ve halen devam eden çalışmaları bulunmaktadır. Bu nedenle 5510 sayılı Kanun'un 34/1-b maddesine göre ölen 4/a kapsamında sigortalı babası üzerinden ölüm aylığı bağlanma koşulları taşımadığından davanın reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında "... Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; davacının babası ...'in 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı almakta iken 22.12.1998 tarihinde vefat ettiği, davacının eşinden 01.07.2013 tarihinde eşinden boşandığı, yeminli tercüman çevirisine ilişkin evraklara göre davacının İsveç Vergi Dairesinden alınan 01.07.2021 tarihli belgeye göre, İsveç vatandaşı olduğu, 01.07.2021 tarihli Karolinska Üniversite Hastanesi Çalışma (Hizmet) Belgesine göre, biyomedikal analist pozisyonunda ve tam zamanlı olarak 01.01.2001 tarihinden belgenin düzenlendiği tarih itibariyle çalışmaya devam ettiği görülmektedir.
Eldeki davada, davacının babasının 22.12.1998 tarihinde vefat ettiği, davacının 03.02.1980 tarihinde evlendiği ve 01.07.2013 tarihinde boşandığı, ayrıca İsveç ülkesinde 01.01.2001 tarihinden beridir sigortalı olarak çalışmakta olduğu dikkate alındığında gerek yukarıda anılan 506 sayılı Kanun hükümlerinin geçerli olduğu dönemde gerekse de 5510 sayılı Kanun hükümlerinin geçerli olduğu dönemde davacının hak sahibi sıfatını kazanamadığı ve dolayısıyla davacıya ölüm aylığı bağlanmasına olanak bulunmadığı açıktır. Bu nedenle, davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup aksi yöndeki davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç itibarıyla, 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesinde yer alan, incelemenin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, ancak, kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun kendiliğinden gözetileceği yönündeki düzenleme çerçevesinde yapılan incelemede, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, sıralanan gerekçeler ışığında yerinde olmadığı, ayrıca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun esastan reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, babasının sigortalılığı üzerinden ölüm aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci; 506 sayılı Kanun’un Ek 47 ve 5510 sayılı Kanun'un 34 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!