WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/629 E.  ,  2024/7390 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/71 E., 2023/440 K.
KARAR : Kabul

Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan fiili hizmet zammı süresi nedeniyle yaşlılık aylığı bağlanması ve yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 02.10.1989 - 15.01.2009 tarihleri arasında Türk Hava Kuvvetlerinde muvazzaf pilot subay olarak 5434 sayılı Kanun kapsamındaki çalışmalarından dolayı 3 yıl 10 ay fiili hizmet zammı süresi bulunduğu, davacının Emekli Sandığı bünyesinde (4/a kapsamında) görevinden ayrıldıktan sonra 14.04.2009 tarihinde 33475797588 sicil no ile (4/c kapsamında) özel bir hava yolu şirketinde pilot olarak çalışmaya başladığı, davacının 15.10.2018 tarihinde 332296 sayılı yaşlılık tahsis no ile davalı Kurum nezdinde emeklilik tahsis müracaatında bulunabilmek için hizmet günlerinin toplanması, fiili hizmet zamlarının işe giriş ve yaş haddinden indirilmesi sureti ile emekliliğe hak kazanılması için gerekli koşulların bildirilmesi ve emeklilik tahsis işlemleri için başvuruda bulunduğu, davalı Kurum tarafından 17.10.2018 tarih 14291593 ve 51171429 sayılı cevabi yazı ile "Emekli olamaz, yaşı 10.04.2021 tarihinde dolmaktadır." gerekçesi ile talebinin rededildiği, davacının 2829 sayılı Kanun gereğince 4/1-(a) bendi (SSK) kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinden davacının ilk defa sigortaya tabi olduğu 01.10.1990 tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun hükümleri somut olayda uygulanacağını ve 5434 sayılı Kanun'un 205/son ve 506 sayılı Kanun'un geçici 81/B-f ve Ek 39 uncu gereği fiili hizmet süresi zammının yaş haddinden indirilmek sureti ile emeklilik yaşı hesaplanacağından 10.06.2016 tarihi itibariyle emekliliğe hak kazandığı, başvuru tarihi olan 15.10.2018 tarihinde emekliğe ilişkin tüm koşulların gerçekleştiği iddiasıyla fiili hizmet zammı sürelerinin yaştan ve işe başlangıç tarihinden mahsubu ile davacının başvuru tarihini takip eden (15.10.2018) ay olan 01.11.2018 itibari ile emekliliğe hak kazandığının, 01.11.2018 itibari ile emeklilik aylığının bağlanması ve hak edilen emekli aylıklarının ve aylıkların hak ediş tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizinin birlikte ödenmesi, bu tarihten sonra işveren Kurum tarafından bildirilen tüm sigorta kollarına tabi hizmetlerinin SGK destek primi olarak dönüştürülerek, emekli aylığının kesilmeksizin ödenmesine devam edilmesi, yaşlılık aylığının kesilmeksizin ödenmesine devam edilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının fiili hizmet zammı sürelerinin sigortalılık süresine eklenmemesi gibi bir durum söz konusu olmadığı, Kurum kayıtlarında yer alan hesaplamalarda fiili hizmet zammı süreleri de dikkate alınarak davacının emeklilik hakkını kazanıp kazanmadığına ilişkin bir değerlendirme yapıldığı, yapılan değerlendirme sonucu davacının toplam hizmet süresi 5434 sayılı Kanuna tabi hizmet süresi 6930 gün, bu kanuna tabi olarak hesaplanan fiili hizmet zammı süresi 1380 gün, 5510 sayılı Kanun 4/1-a tabi hizmet süresi de 3401 gün olmak üzere toplam 11711 gün olarak tespit edildiği, toplam hizmet yılı da 3 yıl 10 günlük fiili hizmet zammı da eklenerek 32 yıl olarak tespit edildiği, ancak davacı 506 sayılı Kanun geçici 81-f hükmüne istinaden 25 yıllık sigortalı hizmet yılı ve 5375 günlük sigortalılık hizmet süresi koşullarını yerine getirmesine karşılık, 50 yaş olarak tespit edilen emeklilik yaş haddi koşulunu yerine getirmediği için emeklilik aylığı talebi Kurumca kabul görmediği, fiili hizmet zammı sürelerinin sigortalılık süresine eklenmesini yeterli görmeyen davacı, aynı zamanda söz konusu sürenin emeklilik yaş haddinden de indirilmesi gerektiği, indirim yapılması halinde emekliliğe hak kazandığını ileri sürdüğü, fili hizmet zammı sürelerinin emeklilik yaş haddinden indirileceğine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 12.03.2020 tarihli ve 2019/12 Esas, 2020/90 Karar sayılı karar ile davacının 23.05.2002 tarihi itibariyle 16 yıl 5 ay 08 günlük sigortalılık süresi bulunduğundan 506 sayılı Kanunun geçici 81 inci maddesinin B fıkrasının f bendi gereğince 49 yaşa tabi olduğu, 10.04.1971 doğum tarihine göre 49 yaşını 10.04.2020 tarihinde doldurduğu, 49 yaşını doldurduğu 10.04.2020 tarihinden 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun 205 inci maddesinin son fıkrası ve 506 sayılı Kanunun Ek 39 uncu maddesi gereğince 3 yıl 10 aylık Fiili Hizmet Zammı süresi düşüldüğünde davacının 10.06.2016 tarihi itibariyle emekliliğe hak kazandığı, davacının 15.10.2018 tarih ve 13614484 sayı ile Kurum kayıtlarına alınan Tahsis Talep ve Taahhüt Belgesi esas alınarak, belgenin Kurum kayıtlarına alındığı 15.10.2018 tarihi takip eden aybaşı olan 01.11.2018 tarihinden başlamak üzere davacıya 506 sayılı Kanunun geçici 81 inci maddesinin B fıkrasının (g) bendine göre yaşlılık aylığı bağlanması ve 01.11.2018 tarihinden bağlanacak yaşlılık aylıklarının ödeme tarihlerinden işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiği, yaşlılık aylığı talebinin red edilmesine ilişkin davalı Kurumun 26.11.2018 tarih ve 15955832 sayılı işleminin yasal mevzuata aykırı ve hatalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının 01.11.2018 tarihinden başlamak üzere 506 sayılı Kanunun geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazandığının tespitine, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline, davacıya 01.11.2018 tarihinden başlamak üzere 506 sayılı Kanuna göre yaşlılık aylığı bağlanması ve ödenmeyen yaşlılık aylıklarının ödeme tarihlerinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 28.03.2020 tarihli ve 2019/12 Esas, 2020/90 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi tarafından 23.03.2023 tarihli ve 2020/1249 Esas, 2022/501 Karar sayılı karar ile davacının, tahsis talep tarihi itibariyle yaş, prim gün sayısı ve sigortalılık süresini tamamladığından yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazandığı, öte yandan mahkeme kararının gerekçe bölümünde fiili hizmet zammı süresinin başlangıç tarihinin de geriye çekileceği belirtilmiş ise de, bu durum sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 23.03.2023 tarihli ve 2020/1249 Esas, 2022/501 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce 29.11.2022 tarihli ve 2022/6298 Esas, 2022/15068 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:

"...mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı 'fiili hizmet zammının' tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun'da yer alan 'fiili hizmet zammının', iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan 'itibari hizmet' sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddelerinde düzenlenmiş 'fiili hizmet zammının', 506 sayılı Kanundaki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken 'itibari hizmet' süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan 'fiili hizmet zammının' kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Eklemek gerekirse, tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141 inci maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun 'Usul ekonomisi ilkesi' başlıklı 30 uncu maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir.

Kabule göre de: aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinin 'Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.' hükmü uyarınca, Kurum'un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren (örneğin 01.01.2019 tarihine göre 01.04.2019 tarihinden) faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığında, mahkemece bu durumun dikkate alınmaması ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde karar verilmesi de, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davacı ...’ın 15.10.2018 tarih ve 13614484 sayı ile Kurum kayıtlarına alınan Tahsis Talep ve Taahhüt Belgesi esas alınarak, belgenin Kurum kayıtlarına alındığı 15.10.2018 tarihi takip eden aybaşı olan 01.11.2018 tarihinden başlamak üzere davacıya 506 sayılı Kanunun geçici 81 inci maddesinin B fıkrasının (h) bendine göre yaşlılık aylığı bağlanması ve 01.11.2018 tarihinden bağlanacak yaşlılık aylıklarının, 506 sayılı Kanunun 116 ve 5510 sayılı 42 nci maddeleri gereğince üç aylık sürenin dolum tarihi olan 01.02.2019 tarihinden itibaren ödeme tarihlerinden işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı ...’ın 15.10.2018 tarih ve 13614484 sayı ile Kurum kayıtlarına alınan Tahsis Talep ve Taahhüt Belgesi esas alınarak, belgenin Kurum

kayıtlarına alındığı 15.10.2018 tarihi takip eden aybaşı olan 01.11.2018 tarihinden başlamak üzere davacıya 506 sayılı Kanunun geçici 81 inci maddesinin B fıkrasının (h) bendine göre yaşlılık aylığı bağlanması ve 01.11.2018 tarihinden bağlanacak yaşlılık aylıklarının, 506 sayılı Kanunun 116 ve 5510 sayılı 42 nci maddeleri gereğince üç aylık sürenin dolum tarihi olan 01.02.2019 tarihinden itibaren ödeme tarihlerinden işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiği, yaşlılık aylığı talebinin red edilmesine ilişkin davalı kurumun 26.11.2018 tarih ve 15955832 sayılı işleminin iptaline karar verilmiştir.

VI.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; SGDP hakkında bir karar verilmediği, Kurum lehine vekalet ücreti verildiği iddiasıyla temiyiz isteminde bulunmuştur.

2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; fiili hizmet zammının sigortalıların yaş ve sigorta başlangıcından düşülemeyeceği, bu nedenle Kurum işlemlerinin yerinde olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan fiili hizmet zammı süresi nedeniyle yaşlılık aylığı bağlanması ve yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespiti davasıdır.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 7 ile 40; 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 31 ilâ 36 ve geçici 205; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun geçici 81, Ek 5, Ek 6, Ek 39 ve geçici 81 ile 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun'un 4 ve 8 inci maddeleri ilgili hükümlerdir.

3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, davacının yaşlılık aylığı tahsis tarihinden sonraki çalışmalarının infaz aşamasında sosyal güvenlik destek primi kapsamında değerlendirilebileceği anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.