10. Hukuk Dairesi 2024/6164 E. , 2024/7286 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2091 E., 2024/335 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 25. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/340 E., 2022/470 K.
Taraflar arasındaki iş kazasının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalı şirketlerin oluşturduğu adi ortaklık nezdinde Arnavutluk'da hidroelektrik santrali yapımında topoğrafçı olarak çalışmaya başladığını, izin alarak Türkiye'ye geldiğini izin dönüşü Arnatvutluk'da işverenin sağladığı servis aracı ile şantiyeye döndüğü esnada servis aracına tepeden yuvarlanan kayanın çarpması sonucunda 28.02.2016 tarihinde iş kazası geçirdiğini ve yaralandığını beyanla iş kazasının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Limak İnş. San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; yetki ve husumet itirazlarının bulunduğunu, meydana gelen kazanın doğa olayı sebebiyle gerçekleştiğini, Kurum denetmeni tarafından düzenlenen raporda da olayın iş kazası olmadığının değerlendirildiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
2. Davalı Age İnş. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; yetki ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacının müvekkili şirket ile hiçbir hukuki bağının olmadığını, müvekkili şirkete husumet yönetilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
3. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının sosyal güvenliğinin 5510 sayılı Kanun kapsamında olmadığını, Kurumun dava açılmasında herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının bir Türk şirketi tarafından geçici olarak yurt dışına götürülmesinin söz konusu olmadığı, davacının Türkiye'de sigortalılık vasfının bulunmadığı, bu nedenle meydana gelen olayın 5510 sayılı Kanun kapsamında iş kazası sayılamayacağı değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu olayın iş kazası olup olmadığı bakımından, 6331 sayılı Kanun, 4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili diğer mevzuat hükümlerinin gözetilmediğini, salt 5510 sayılı Kanun kapsamında değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu, işyeri servis aracında meydana gelen olayın 6331 sayılı Kanun'un 3/1-g maddesi hükmü uyarınca iş kazası olduğunu, meydana gelen kazada kaçınılmazlık olgusu bulunup bulunmadığının olayın iş kazası olduğu gerçeğini değiştirmediğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, geçici görevle gönderilme iddiasının bulunmaması, olayın Arnavutluk ülkesinde meydana gelmesi, Arnavutluk ile Türkiye arasında sosyal güvenlik sözleşmesi olması, davacının 5510 sayılı Kanun kapsamında olmamasına göre davanın reddi kararı doğru bulunarak davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesi ile benzer nedenlerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemişlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının Arnavutluk Ülkesinde yaralanması ile sonuçlanan kazanın iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Yargı yetkisi, devletin egemenlik hakkının bir görünümüdür. Devlet, kural olarak ülkesi üzerinde yaşayan yabancılar da dahil olmak üzere, ülkesinde bulunan herkes ve herşey hakkında yargı yetkisini kullanabilir. Hatta ''Lotus'' davasında ortaya konulduğu üzere devlet yargı yetkisini ülkesi dışında vuku bulmuş olayları da kapsayacak şekilde kullanabilir. Örneğin, devlet ülkesi dışında gerçekleşmiş bir haksız fiile ilişkin olarak yargı yetkisini kullanabilir.
Yabancı unsurlu olaylarda belirli bir devletin mahkemelerenin yetkili olup olmadıkları “milletlerarası (uluslararası) yetki kavramı" ile ifade edilir. Milletlerarası yetki kavramının iki yönü bulunmaktadır. Bu kavram bir yönden yabancı unsurlu olaylarda devletin kendi mahkemelerinin faaliyette bulunabilme yetkisine sahip olup olmadıkları veya hangi şartlar altında bu yetkiye sahip olduklarını belirtir. Diğer yönden ise aynı kavram yabancı bir Devlete ait makamların yabancı unsurlu bir olayda gösterdikleri yargı faaliyetinin tamamen iç hukuk açısından ülke içerisinde belirli tesirlere sahip olup olamayacağı veya hangi şartlarla böyle bir tesire sahip olabileceğini tayin eder.
Yabancı unsuru taşıyan bir davada milletlararası özel hukuk kuralları gereğince, öncelikle milletlerarası yetki kurallarının tartışılarak, yargılama yetkisine hangi devlet yargısının sahip olduğunun belirlenmesi, yargı yetkisi belirlendikten sonra da kanunlar ihtilafı kuralları gereğince hangi devletin hukuk kurallarının uygulanacağının tartışılması gerekmektedir.
Türk hukukunda, ülke için yer itibariyle yetki kuralları aynı zamanda milletlerarası yetki kuralları olarak uygulanmaktadır. (MÖHUK, madde 40.) Yer itibariyle yetkili bir Türk mahkemesinin bulunması milletlerarası yetkinin varlığı için gerekli ve yeterlidir. Herhangi bir davada Türk Hukukunda yer itibariyle yetkili mahkeme mevcut değilse, Türk mahkemelerinin o dava için milletlerarası yetkisi de yoktur. Milletlerarası yetkinin tayininde yer itibariyle yetki kuralları kullanılırken, dava taraflarının Türk vatandaşı ya da yabancı olması rol oynamaz. (... Nomer-Devletler Hususi Hukuku, Sayfa 440)
Yine aynı Kanun'un 44 üncü maddesinde; “(1) Bireysel iş sözleşmesinden veya iş ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda işçinin işini mutaden yaptığı işyerinin Türkiye'de bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. İşçinin, işverene karşı açtığı davalarda işverenin yerleşim yeri, işçinin yerleşim yeri veya mutad meskeninin bulunduğu Türk mahkemeleri de yetkilidir''
Türk hukukunun getirdiği bu sistemde, milletlararası yetki ile yer itibariyle yetkinin birlikte sahip bulunduğu “yerleşme” dikkate alınmaktadır. (Ergin Nomer - Devletler Hususi Hukuku - 19. Baskı - İstanbul - Sayfa 431 inci vd.)
3. İş kazasının tespiti davasında usul hükümleri açısından öncelikle 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun uygulanması gerektiği açıktır.
7036 İş Mahkemeleri Kanunu'nun 6 ncı maddesine göre; “ (1) İş mahkemelerinde açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir.
(2) Davalı birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.
(3) İş kazasından doğan tazminat davalarında, iş kazasının veya zararın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.
(4) İş mahkemelerinin yetkilerine ilişkin olarak diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır.
(5) Bu madde hükümlerine aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir”.
İş Mahkemeleri Kanunu'nun 9 uncu maddesine göre ise; "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde 6100 sayılı Kanun hükümleri uygulanır." hükmü mevcut olup, bu bağlamda iş kazasının tespiti davalarında, dava, davalının yerleşim yerinde açılabilecektir.
İş Mahkemeleri Kanunu'nun 6 ncı maddesindeki yetki kuralı, işçi tarafından işverene karşı açılacak davalarda uygulanacak olup, bu yetki kuralı kamu düzenindendir. (HGK. 2010/9 - 52 E., Karar 2010/ 89, HGK 2009/10 - 236 E., 345 K., HGK 2012/10 - 1832 E., 2013/1015 K.)
Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 2nci maddesine göre;
''(1) Hâkim, Türk kanunlar ihtilâfı kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re'sen uygular. Hâkim, yetkili yabancı hukukun muhtevasının tespitinde tarafların yardımını isteyebilir.
(2) Yabancı hukukun olaya ilişkin hükümlerinin tüm araştırmalara rağmen tespit edilememesi hâlinde, Türk hukuku uygulanır.
(3) Uygulanacak yabancı hukukun kanunlar ihtilâfı kurallarının başka bir hukuku yetkili kılması, sadece kişinin hukuku ve aile hukukuna ilişkin ihtilâflarda dikkate alınır ve bu hukukun maddî hukuk hükümleri uygulanır.
(4) Uygulanacak hukuku seçme imkânı verilen hâllerde, taraflarca aksi açıkça kararlaştırılmadıkça seçilen hukukun maddî hukuk hükümleri uygulanır.
(5) Hukuku uygulanacak devlet iki veya daha çok bölgesel birime ve bu birimler de değişik hukuk düzenlerine sahipse, hangi bölge hukukunun uygulanacağı o devletin hukukuna göre belirlenir. O devlet hukukunda belirleyici bir hükmün yokluğu hâlinde ihtilâfla en sıkı ilişkili bölge hukuku uygulanır''.
Türk hukukunda milletlerarası yetkiye ait özel kurallar konulması yerine, iç hukukun yer itibariyle yetki kurallarının milletlerarası yetkininde doğum sebebi olarak nazara alınması tercih edilmiştir.
İç hukukun yer itibariyle yetki kuralları milletlerarası yetki kaideleri olarak da görev gördüğüne göre, milletlerarası yetkinin varlığı yer itibariyle yetkili bir mahkemenin bulunmasına bağlanmış olmaktadır. Diğer bir söyleyişle, yer itibariyle yetkili bir mahkemenin bulunması milletlerarası yetkisinin doğumu için yeterlidir. Türk mahkemesinin milletlerarası yetkisinin doğumu, mahkemenin vereceği kararın Türkiye'de veya yabancı bir ülkede fiilen tenfiz edilebilip edilememesine de şüphesiz bağlı değildir.
3. Değerlendirme
1.İnceleme konusu eldeki davada, taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı ...'un 28.02.2016 tarihinde davalı şirketlere ait Arnavutluk şantiyesinde topoğraf olarak çalışırken, izin alarak Türkiye'ye geldikten sonra izin dönüşü Arnavutluk'da işverenin sağladığı araçla şantiyeye döndüğü esnada araca taş düşmesi sonucu yaralanması olayının iş kazası kabul edilip edilmeyeceğine ve hangi ülke mevzuatına tabi olacağına ilişkindir.
2. Somut olayda, davacı/kazalıSeyfullah Dut'un davalı şirketlerin Arnavutluk Cumhuriyeti sınırları içerisinde yer alan baraj inşaatında çalıştığı, Kurum müfettişleri tarafından yapılan inceleme ve araştırma üzerine davacının çalışmasının Arnavutluk makamlarınca Arnavutluk yasalarına göre düzenlendiği hususlarının tespit olunduğu, buna göre davalı Kurum tarafından 5510 sayılı Kanun'un uygulanmasının mümkün bulunmadığının bildirildiği ve Kurum tarafından olayın iş kazası olarak değerlendirilmediği, davalı şirketlerin ise Türk Kanunlarına göre kurulduğu ve Türkiye'de faaliyet gösterdikleri, kazanın Arnavutluk'da meydana geldiği ve yabancı unsur içerdiği konularında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
3. Bu kapsamda yukarıda izah olunan yasal mevzuat hükümleri de irdelenmek suretiyle uyuşmazlık çözülürken dikkate alınması gereken mevzuat, Türkiye Cumhuriyeti ile Arnavutluk arasında Sosyal Güvenlik Sözleşmesi, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ile 5510 sayılı Kanun ile 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu olup, Türkiye Cumhuriyeti ile Arnavutluk arasında Sosyal Güvenlik Sözleşmesi, 2 nci maddesinin (a.1) fıkrasında Türkiye Cumhuriyeti bakımından işçileri kapsayan Sosyal Sigortalar Kanunu (b.1) maddesinde Arnavutluk Cumhuriyeti bakımından Sosyal Sigorta Mevzuatı (Hastalık ve analık, iş kazaları ve meslek hastalıkları, maluliyet, yaşlılık ve ölüm) şeklinde düzenleme yapılmak suretiyle iş kazası her iki taraf ülke yönünden sözleşmenin kapsamına alınmıştır.
Sözleşmenin 4 üncü maddesinde işlem eşitliği prensibi kabul edilmiştir. Sözleşmenin 6 ncı maddesinde kapsam ile ilgili kurallar belirlenmiştir. Sözleşmenin 6 ncı maddesinin (1.1) fıkrasında "bir taraf ülkesinde istihdam edilen bir kimse, o işle ilgili olarak, sadece o tarafın mevzuatına tabi olur" denilmiş olmakla birlikte 6 ncı maddesinin 2 nci fıkrasında "Bir Tarafın mevzuatına tabi olan ve işvereni tarafından diğer Taraf ülkesinde 24 ayı geçmeyecek bir süre istihdam edilen bir kimse, bu hizmetleri birinci Taraf ülkesinde yapıyormuş gibi sadece birinci Taraf ülkesinin mevzuatına tabi olacağı, her iki Tarafın yetkili makamlarının önceden onayı ile bu 24 aylık sürenin 60 ayı geçmemek kaydıyla uzatılabileceği" hüküm altına alınmıştır.
4. Bu durumda, İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılacak iş, işin esasına girilerek davacının Türkiye'deki çalışmalarını gösteren hizmet cetvellerinde çalıştığı görülen iş yerlerinin davalı şirkete ait olup olmadığını, organik bağının bulunup bulunmadığını belirlemek, davalı şirket tarafından yurt dışına geçici olarak gönderilip gönderilmediği hususlarını araştırmak, davacı hakkında Arnavutluk Cumhuriyeti tarafından düzenlenen çalışma belgesinin bulunup bulunmadığını tespit etmek, çalışma belgesi mevcut ise neye dayalı olarak düzenlendiğini araştırarak gerekirse dayanak belgeleri celbetmek, davacının çalışmasının 5510 sayılı Kanun ve ikili sözleşme kapsamında kalıp kalmadığını değerlendirilmek suretiyle davacının geçirdiği kazanın davalı şirketler yönünden iş kazası olup olmadığını tespit etmekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!