10. Hukuk Dairesi 2024/615 E. , 2024/3508 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/438 E., 2023/48 K.
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığının ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ilk olarak Bağ-Kur tevkifatın yapıldığı 22.10.1996 tarihini takip eden aybaşından başlamak kaydıyla 01.11.1996 tarihinden 31.05.2011 tarihine kadar Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti ile aksine olan Kurum işlemlerinin iptaline, 6111 sayılı Kanun hükmü uyarınca davalı Kuruma yapılan ödemelerin de dikkate alınarak 11.08.2016 tarihli tahsis talep dilekçesine istinaden 01.09.2016 tarihinden itibaren emeklilik aylığı almaya hak kazandığının, bu tarihten itibaren sağlıktan faydalanma hakkının bulunduğunun tespitine verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçtiği, davacının 1996 yılında satmış olduğu ürün bedelinden geriye dmnük tescil talep ettiği, ilk tescilin 24.05.2011 tarihinde 6111 SK yapılandırma dilekçesi ekindeki Ekim 1996 prim tevkifat belgesine istinaden 01.11.1996 tarihinden yapıldığı, ancak yapılandırma dönemindeki yoğunluk nedeniyle mağdur olmaması için aynı günlü taahhütname ile tevkifatınız sonra değerlendirileceğinin bildirildiği, sonradan yapılan araştırmada tevkifat listesinin Kuruma intikal etmediğinin tespit edildiği ve tescilin iptal edildiği, sigorta başlangıcınızın Ziraat Odası kaydı esas alınarak 24.05.2011 tarihine göre yeniden belirlendiği ve 6111 yapılandırmanızın iptal edildiği, buna göre müstahsil ... Yağ Gıda Maddeleri Tarım Ürün Petrol ve İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti adit dekont ve tevkifat listesi Kuruma intikal ettirilmediğinden geriye dönük tescilinin mümkün olmadığı, bu nedenle davacı taleplerinin yerinde olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 09.05.2019 tarihli ve 2016/368 Esas, 2019/289 Karar sayılı kararla eldeki dosya açısından durum değerlendirildiğinde davacının davalı şirkete ürün sattığını belirttiği, buna ilişkin müstahsil makbuzu sunduğu ancak yapılması gereken prim tevkifatının Sosyal Güvenlik Kurumunun hesaplarına intikal etmediği, bu husususun hem SGK yazı cevabı ile hem de tarafların beyanları ile çekişmesiz olduğu, hal böyle olunca 26.03.1994 tarihli 4 nolu tebliğin F bendindeki koşulun yerine gelmediği görülmekle davanın reddine karar vermek gerektiği, Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespitine ilişkin davalar hizmet tespit davalarından farklı olarak yalnızca SGK aleyhine açılacağından davalı şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeni ile davanın usulden reddi gerektiği gerekçesiyle davanın davalı şirket yönünden pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile usulden reddine, davanın SGK yönünden reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
1. İlk Derece Mahkemesinin 09.05.2019 tarihli ve 2016/368 Esas, 2019/289 Karar sayılı kararına karşı davacı vekili süresi içinde istinaf isteminde bulunmuştur.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi tarafından 25.09.2019 tarihli ve 2019/1158 Esas, 2019/1245 Karar sayılı kararı ile istinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan incelemede dava dosyasındaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere, vakıa ve hukuki değerlendirme ile yukarıda belirtilen gerekçe kapsamında ve özellikle, yapılması gereken prim tevkifatının sosyal güvenlik kurumunun hesaplarına intikal etmediği hususunun hem SGK yazı cevabı ile hem de tarafların beyanları ile çekişmesiz olması, davalı şirketin 2926 sayılı Yasanın 10.maddesinde yer alan kuruluşlardan olmaması, dava türüne göre SGK Başkanlığının yasal hasım olması hususları gözetildiğinde, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesi gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 25.09.2019 tarihli ve 2019/1158 Esas, 2019/1245 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce 17.06.2021 tarihli ve 2020/3492 Esas, 2021/8519 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 7 nci maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanun'un 2,3,6,9 ve 10 uncu maddeleridir.
2926 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde, Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir.
Anılan Kanun'un 3 üncü maddesinin (b) bendinde; "Tarımsal faaliyette bulunanlar: kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar" olarak tanımlanmış, 5 inci maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6 ncı maddesinde ise, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanun'un 9 uncu maddesi Kuruma re'sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir.
Anılan Kanun'un 10 uncu maddesine göre ise kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin T.Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir.
Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanunda, bildirimsiz kalan sigortalılar için 506 sayılı Kanunun 79 ve 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinde öngörülen "hizmet tespiti" davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, yada tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı "Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti" söz konusu olamayacaktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 gün, 2011/10-230 Esas 2011/319 Karar sayılı, 29.02.2012 gün ve 2011/10-769 Esas 2012/107 karar sayılı ve 27.06.2012 gün 2012/10-292 Esas ve 2012/415 Karar kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, davacının tarımsal faaliyetinin kesintisiz sürüp sürmediğinin tespiti için, mahkemece;
1-Çekişmeli dönemde davacının nerede oturduğu; nüfus müdürlüğü, ilçe seçim kurulu başkanlığı ve muhtarlık kayıtları esas alınarak belirlenmeli,
2-Dönem içinde Ziraat Bankası, kooperatif veya birlikler aracılığıyla "Tarımsal Amaçlı Kredi" kullanıp kullanmadığı araştırılmalı,
3-Dönem içinde ürün teslimatından dolayı prim kesintisi yapılıp yapılmadığı veya sigortalılık iradesini ortaya koyacak şekilde prim ödemesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı,
4-25.04.2006 gün 26149 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5488 sayılı Tarım Kanunun 19. maddesi uyarınca Çiftçi Kayıt Sistemine dahil edilerek doğrudan gelir desteği alıp almadığı ve bu bağlamda davacının hangi ürünleri ekerek bunları nerelere sattığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun "Zirai Kazanç, Zirai Faaliyet, Zirai İşletme, Çiftçi ve Mahsulün Tarifi" başlıklı 52, "Zirai Kazançta Vergileme" başlıklı 53, ve "Vergi Tevkifatı" başlıklı 94 vd. maddeleri ile 213 Vergi Usul Kanununun "Vergi Kesenlerin Sorumluluğu" başlıklı 11. maddesi kapsamında zirai kazançlarından dolayı vergi ödeyip ödemedikleri araştırılmalıdır. Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 gün ve 2010/10-580-647 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere "Tevkifat yapma ve kurum hesaplarına aktarma yükümü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 94/11.maddesinde öngörülen çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller için yapılan ödemelerden gelir vergisine mahsuben tevkifat yapma yükümüne paralel olarak getirilmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişiler, tarımsal faaliyette bulunan bu kişilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmakla yükümlüdürler." Tevkifat suretiyle vergilendirilen çiftçiler yaptıkları satış ve hizmetleri dolayısıyla müstahsil makbuzu almak ve saklamak zorundadırlar.
5-Tarımsal faaliyeti kapsamında ilaç, gübre ve sulama parası ödeyip ödemediği, varsa bunların fatura ve belgelerinin nelerden ibaret olduğu, ziraat odası, kooperatif veya birliklere üyeliği varsa bu kuruluşlara düzenli bir şekilde aidat ödeyip ödemediği araştırılmalı, tarımsal faaliyete elverişli tapulu taşınmazının bulunup bulunmadığı, tarımsal faaliyetin taşınmaz kiralanması yoluyla gerçekleştirildiğinin savunulması halinde; taşınmazların, kimden hangi yıllar için kiralandığı, kiracının; kiralama yoluyla faaliyetini yürütmeye elverişli alet ve edavatının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, traktörünün bulunduğunun ileri sürülmesi halinde, traktörün hangi tarihte satın alınıp ilgilisi adına trafiğe tescil edildiğini gösteren fatura ve trafik tescil belgesinin celp edilmeli,
6-Hayvan yetiştiriciliği bulunduğunun ileri sürüldüğü hallerde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 gün ve 2011/10-306-365 sayılı kararında da belirtildiği üzere 16.05.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununun 22. maddesi kapsamında hayvanlarına ilişkin menşe şehadetnamesinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, büyük ve küçükbaş hayvanlarına ilişkin istatistik bilgileri ve bu hayvanlara ilişkin yapılması zorunlu bulunan periyodik aşılara ilişkin bilgiler ilçe tarım müdürlüklerinden sorulmalı, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyeleri gibi tarımsal faaliyetin varlığını yakından bilebilecek durumdaki tanıklar dinlenilerek sigortalılık olgusunun varlığı hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Ayrıca 2926 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinde belirtilen şekilde sigortalılığın sona erip ermediği araştırılmalı ve bu bağlamda çekişmeli dönemde 506 sayılı Kanun kapsamında SSK sigortalılığı ya da 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı varsa ve bu sigortalılık süresi makul süreyi aşmışsa, ...nun 14.02.2007 gün, 2007/21-73-71 sayılı ve 14.03.2012 gün, 2011/10-804-152 sayılı kararları göz önünde bulundurularak sigortalılığın sona erdiği olgusu da dikkate alınmalıdır.
Öte yandan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2926 sayılı Kanun'un uygulanmasına ilişkin 26.03.1994 günlü 4 nolu tebliğine göre ürün bedellerinden % 1 oranında tevkifat yapmakla yükümlü gerçek ve tüzel kişilerin bu tevkifatı yaparak kurum hesabına intikal ettirmek zorunda oldukları, kesinti yaptığı halde Kurum hesabına yatırmayan gerçek veya tüzel kişilerin, Kuruma karşı sorumlu oldukları, bu kesintilerin yasal faiziyle birlikte kendilerinden tahsil olunacağı TCK.'nun 526 ncımaddesi gereğince cezalandırılmaları için suç duyurusunda bulunulacağı bildirildiğinden davacının sattığı ürün bedelinden kesinti yapıldığının tespiti sigortalılığın kabulü için yeterli olup, kesintiyi yapan davalı Kuruma karşı sorumlu olacağından kesinti yapıldıktan sonra Kurum hesabına yatırılmamış olması dahi sonuca etkili değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurul' unun 15.02.2017 tarih 2015/10- 1283 E. 2017/242 K. sayılı kararına göre de tevkifat kesintisinin kuruma intikal etmemesi tarım Bağ-kur sigortalılık ... kazanmasına engel değildir.
Somut olayda, davacının teslim ettiği ürünlerden ... Yağ Maddeleri Ürünleri Petrol ve İnş. San. Ltd. Şti tarafından yapılan prim kesintisini gösteren müstahsil makbuzunun yargılama sırasında dosyaya sunulduğunun anlaşılmasına göre prim kesintisinin kuruma intikal etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.
Yapılacak iş; yapılan tevkifatın kuruma intikal etmemesinin tescile engel olmayacağını göz önünde bulundurmak ve yukarıda anlatılan ilkeler ışığında davacının Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğu süreleri tespit etmekten ibarettir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir..."
B.İlk Derece Mahkemesince İlk Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi tarafından 13.01.2022 tarihli ve 2021/322 Esas, 2022/10 Karar ile davacının ... Mahallesinde ikamet ettiği, ... ... Mahalle muhtarlığı cevabı yazısında davacının mahalle sınırında kayalık ve sarp arazilerde zeytin tarımı yaptığı, arazilerin kendisine babasından miras kaldığı, zeytin tarımına hiç ara vermeden bu işi yaptığı ve zeytin tarımına uygun alet ve edevatlarına sahip olduğu, elde ettiği ürünleri sofralık zeytin ve zeytin yağı olarak değerlendirdiği, davacı adına kayıtlı bulunan zeytinliğe 22.09.1995 yılından itibaren sahip bulunduğu, davacının ... Yağı Kıda maddeleri Tar. Ürü. Pet. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından düzenlenmiş olan Ekim 1996 müstahsil alım listesi içeriğindeki bilgiler itibarıyla 23.10.1996 / 07005 sayılı faturaya dayalı olarak yağlık tane zeytin tesliminden dolayı 160.000 TL Bağ-Kur pirim kesintisi yapıldığı, 03.07.2017 tarihli bilirkişi raporunda davacının 16.06.2011 - 30.04.2012 tarihleri arasında prim ödemelerini gerçekleştirdiği, miktarının 15.907,07 TL olduğu, şirket tarafından düzenlenmiş olan tevkifat yapıldığını gösterdiği, Ekim 1996 müstahsil alım listesinin Kurum kayıtlarına intikal etmediği ve kesinti yapılan tutarın kurum kayıtlarında bulunmadığı, bu nedenle 01.11.1996 tarihli tescilinin iptal edildiği, bu yöndeki Kurum işleminin iptalinin gerekeceği, Kurumca şartları sağlanamadığından yaşlılık aylığı talebinin reddedildiği, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamında davacının 01.11.1996 tarihinden itibaren ara vermeden zeytin tarım işini yaptığı sabit olmakla, davacının sattığı ürün bedelinden kesinti yapıldığının tespiti sigortalılığının kabulü için yeterli olup kesinti yapıldıktan sonra Kurum hesabına yatırılmamış olmasının sonuca etkili olmayacağı ve son olarak tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespitine ilişkin davalar hizmet tespit davalarından farklı olarak yalnızca SGK aleyhine açılacağından davalı şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın davalı SGK yönünden kabulü ile, davacının, 01.11.1996 - 31.05.2011 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine ve davacının tahsis talep tarihi 11.08.2016 tarihini takip eden ay olan 01.09.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline, davanın davalı şirket yönünden pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 13.01.2022 tarihli ve 2021/322 Esas, 2022/10 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce 22.06.2022 tarihli ve 2022/7008 Esas, 2022/9679 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 7 nci maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanunun 2,3,6,9 ve 10 uncu maddeleridir.
Dosya içeriğinden; davacının 6111 sayılı Kanun kapsamında başvurusu üzerine; Kurum tarafından 1996 yılı Ekim ayına ait tevkifat kesintisi dikkate alınarak davacının, 01.11.1996 tarihi itibariyle tescili sağlanmış olup 31.05.2011 tarihine kadar 2926 sayılı yasa kapsamında sigortalı sayıldığı bu döneme ilişkin primleri ise 11.978 TL olarak defaten tahsil ettiği ancak 11.08. 2016 tarihli tahsis talebi üzerine tescile dayanak kıldığı tevkifatın kuruma intikal etmediği gerekçesi ile sigortalılık tescili ve sürelerini ve ayrıca yapılandırmayı iptal ettiği ve kurumca tahsil olunan primlerin iade olunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece; hükmüne uyulan bozma ilamı sonrası yapılan yargılama neticesinde; istek gibi tespite ve tahsise hükmedildiği görülmektedir. Davacının; 22.09.1995 iktisap tarihli 17.657 m2 zeytinliğinin bulunduğu, ziraat oda kaydının ise; 17.09.2002 tarihinde başladığı ve devam ettiği, dolaysıyla davacının talebinin aynı zamanda Kurum işleminin iptaline yönelik olup; Kurum’un davacının, tarımsal faaliyetinin varlığına ve daha önce kabul ettiği sigortalılık sürelerinin gerçekliğine ilişkin bir itirazı olmaksızın ne var ki, salt tescile esas aldığı tevkifat kaydının Kurum’a intikal etmediğine dair gerekçesi ile sigortalının ve yapılandırmanın iptaline karar vermesi karşısında mahkemece, tespite ilişkin olarak verilen hükümde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki; kurumun tahsil olunan primlerin iadesi yolundaki savunması üzerinde durulup davacının, 4/a kapsamındaki sigortalılık süresi, prim ve yaşa ilişkin tahsis koşulları irdelenip belirlenmesi noktası ikmal edilmeksizin ve bu kapsamda; prim borçlarının ödenmesinin sağlanıp tahsis koşullarının gerçekleştiği kanaatine varılması halinde aylık başlangıcının ödemeyi takip eden ay başı olacağı gözetilip sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."
D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ... Mahallesinde ikamet ettiği, ... ... Mahalle muhtarlığı cevabı yazısında davacının mahalle sınırında kayalık ve sarp arazilerde zeytin tarımı yaptığı, arazilerin kendisine babasından miras kaldığı, zeytin tarımına hiç ara vermeden bu işi yaptığı ve zeytin tarımına uygun alet ve edevatlarına sahip olduğu, elde ettiği ürünleri sofralık zeytin ve zeytin yağı olarak değerlendirdiği, davacı adına kayıtlı bulunan zeytinliğe 22.09.1995 yılından itibaren sahip bulunduğu, davacının ... Yağı Kıda maddeleri Tar. Ürü. Pet. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından düzenlenmiş olan Ekim 1996 müstahsil alım listesi içeriğindeki bilgiler itibarıyla 23.10.1996 / 07005 sayılı faturaya dayalı olarak yağlık tane zeytin tesliminden dolayı 160.000 TL Bağ-Kur pirim kesintisi yapıldığı, 03.07.2017 tarihli bilirkişi raporunda davacının 16.06.2011 - 30.04.2012 tarihleri arasında prim ödemelerini gerçekleştirdiği, miktarının 15.907,07 TL olduğu, şirket tarafından düzenlenmiş olan tevkifat yapıldığını gösterir Ekim 1996 müstahsil alım listesinin Kurum kayıtlarına intikal etmediği ve kesinti yapılan tutarın Kurum kayıtlarında bulunmadığı, bu nedenle 01.11.1996 tarihli tescilinin iptal edildiği, bu yöndeki Kurum işleminin iptalinin gerekeceği, Kurumca şartları sağlanamadığından yaşlılık aylığı talebinin reddedildiği, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamında davacının 01.11.1996 tarihinden itibaren ara vermeden zeytin tarım işini yaptığı sabit olmakla, davacının sattığı ürün bedelinden kesinti yapıldığının tespiti sigortalılığının kabulü için yeterli olup kesinti yapıldıktan sonra kurum hesabına yatırılmamış olmasının sonuca etkili olmayacağı ve son olarak tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespitine ilişkin davalar hizmet tespit davalarından farklı olarak yalnızca SGK aleyhine açılacağından davalı şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın davalı SGK yönünden kabulü ile davacının, 01.11.1996 - 31.05.2011 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine ve davacının tahsis talep tarihi 11.08.2016 tarihini takip eden ay olan 01.09.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine aksi yöndeki kurum işleminin iptaline, davanın davalı şirket yönünden pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahekemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafın Tarım Bağ-Kurlu sayılması istenen döneme ilişkin düzenli ve devamlı tevkifatların olup olmadığı, bu tevkifatların Kuruma intikal edip etmediğinin araştırılması gerektiği, davacının talebe konu dönemin tümünde sigortalı sayılmasının yerinde olmadığı, davacının 1479 sayılı kanun sigortalılığına esas vergi kaydının da bulunduğu, tarımsal faaliyetinin araştırılmadığı, kararda tahsis koşullarına ilişkin bir değerlendirme bulunmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının devam eden tarımsal faaliyetine istinaden 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığının ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti davasıdır.
2.İlgili Hukuk
1.01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 31.05.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7 nci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca, anılan Kanun'un yürürlük tarihine kadar 506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlar ile 506 sayılı Kanun'un Geçici 20 nci maddesine göre oluşturulan sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet sürelerinin tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirileceği ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, sigortalılık açısından davanın yasal dayanağı 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu'nun mülga 2, 5, 7, 9, 10, 36 nci maddeleridir.
2. 2926 sayılı Kanun'un ilgili mülga 2 nci maddesinin 1 inci fıkrası şöyledir:
"Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyetlerde bulunanlar, bu Kanuna göre sigortalı sayılırlar."
3. 2926 sayılı Kanun'un ilgili mülga 5 inci maddesinin 1 ve 2 nci fıkraları şöyledir:
"2 nci madde kapsamına girenler, onsekiz yaşını doldurdukları tarihi takip eden yılbaşından itibaren sigortalı sayılırlar. Ancak, 7 nci maddede belirtilen süre içinde kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülükleri kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlar.
Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemez ve kaçınılamaz."
4. 2926 sayılı Kanun'un ilgili mülga 7 nci maddesi şöyledir:
"Bu Kanuna göre sigortalı sayılanlar, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar.
"
5. 2926 sayılı Kanun'un ilgili mülga 9 uncu maddesi şöyledir:
"Bu Kanuna göre sigortalı sayılanlardan sigortalılıklarının başladığı tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma kayıt ve tescillerini yaptırmayanların tescil işlemleri, Kurumca resen yapılır.
"
6. 2926 sayılı Kanun'un ilgili mülga 10 uncu maddesi şöyledir:
"Sigortalıların kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, 21.10.1935 tarih ve 2834 sayılı Kanuna göre kurulan tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin, 18.04.1972 tarih ve 1581 sayılı Kanuna göre kurulan tarım kredi kooperatifleri ve birliklerinin, 24.04.1969 tarih ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa göre kurulan Pancar Ekicileri İstihsal Kooperatifleri ile Birliği (Pankobirlik), Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtları esas alınır.(Ek cümle:24.07.2003-4956/52 md.) Belirtilen bu merci, kurum, kuruluş, kooperatifler ve birlikleri ile şirket ve bankalar, Kurumun isteği üzerine her türlü bilgiyi ve belgeyi vermekle yükümlüdürler.
"
7. 2926 sayılı Kanun'un ilgili mülga 36 ncı maddesinin ilgili 1 inci fıkrası şöyledir:
"Sigortalı, 31 inci maddede belirtilen prim borcunu ait olduğu yıl içinde Bakanlar Kurulunca tespit edilen dönemlerde ödemek zorundadır. Kurumun prim alacakları; Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle de tahsil edilebilir."
8. 24.05.1983 tarihli ve 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun'un 8 inci maddesinin ilgili ilk fıkrası şöyledir:
"Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir."
9. 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun Geçici 81 inci maddesinin 23.05.2002 tarihli ve 4759 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesiyle yeniden düzenlenen (B) bendi davanın yasal dayanağını oluşturmaktadır.
3. Değerlendirme
1.Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK).
2.Somut olayda, Dairemizin uyulan bozma ilamında Kurumun tahsil olunan primlerin iadesi yolundaki savunması üzerinde durulması ve sigortalılık süresi, prim ve yaşa ilişkin tahsis koşullarının buna göre irdelenmesi gerektiği belirtilmiştir. Dosya kapsamındaki Kurum cevabında "24.05.2011 - 18.07.2012 tarihleri arasındaki süreyi kapsayan dönem harici kalan 11.987,94 TL'nin davacıya iade edildiği"; 29.12.2023 tarihli müzekkere cevabında da "01.11.1996 - 31.05.2011 dönemine ilişkin Mülga 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olmadığından prim ödemesi bulunmadığı" bildirilmiştir. Dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince belirlenen davacının prim gün sayısına esas alınan 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığına ilişkin primlerin davacı tarafından 07.03.2016 tarihli talep dilekçesine istinaden iade alındığı ve davalı Kuruma ödenmediği anlaşılmaktadır. O halde; Mahkemece davacının iade aldığı primleri Kuruma ödemesi için kendisine süre verilerek ödeme tarihi esas alınmak suretiyle tahsis koşullarının değerlendirilmesiyle varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
3. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
01.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!