10. Hukuk Dairesi 2024/6007 E. , 2024/5529 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/87 E., 2024/40 K.
KARAR : Davanın Kabulüne
Taraflar arasındaki 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığının ve tevkifat aidiyetinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 7282220346 no ile kayıtlı zorunlu Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğu, 1996 yılından beri çiftçilik yaptığı, adına kayıtlı tarlaları bulunduğu, 19.08.1987 tarihinden beri SS. Yumaklar Köyü Tarımsal Kalkınma Koop.ortağı ve 08.08.2003 tarihinden itibaren de Kumluca Ziraat Odası üyesi olduğu, 2001 yılı Haziran ayında yetiştirdiği ürünleri sebze meyve komisyoncusu ... Gıda Paz. Nak. Tic. Ltd. Şti.'ye verdiği ve bu ürün bedellerinden tevkifat suretiyle kesilen pirimlerin, adına Bağ-Kur hesabına yatırıldığı, davacının Bağ-Kur prim tevkifatına istinaden sigortalılık tescilinin yapılması için davalı Kuruma başvurduğu, Kurum tarafından davacının sigortalılığının 01.07.2001 tarihi itibariyle tescil edildiği, davacının tahakkuk eden pirim borcunu 6111 sayılı Kanun'un yapılandırma hükümlerinden faydalanarak ödediği, ancak daha sonra Demre Nüfus Müdürlüğü'nde aynı isimde 8 kişinin bulunması gerekçe gösterilerek tescilinin iptal edildiği ve 6111 sayılı Kanun'a dayalı borç yapılandırma işleminin de geçersiz sayıldığı iddiasıyla ürün alıcısı ... Gıda Paz. Nak. Tic. Ltd. Şti.tarafından düzenlenip Kuruma verilen 2001 Haziran tarihli çiftçi primleri tevkifat bildirimi belgesinde ... adına yapılan kesintinin, ... ve ... oğlu, 01.01.1949 Yumaklar doğumlu davacı ...'a ait olduğunun tespitine, davacının 01.07.2001 tarihinden 17.03.2011 tarihine kadar zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, 6111 sayılı Kanun kapsamında 31.05.2011 tarihli başvuru tarihine göre yapılan ödemelerin prim ödemesi olarak geçerliliğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; tevkifat sorumlusu komisyoncu tarafından Kuruma gönderilen 2001 yılı Haziran ayına ait tevkifat kesinti listesinde ... adlı bir vatandaştan tevkifat kesintisi yapıldığının anlaşıldığı, bu vatandaşın kimlik alt bilgileri belirtilmediği için kesintinin davacı kişiye ait olup olmadığının teyit edilemediği, bu nedenle Serik İlçe Nüfus Müdürlüğü'nden kimlik tespiti istendiği, gelen cevabi yazıda Serik nüfusuna kayıtlı davacının adında 10 kişinin tespit edildiğinin belirtildiği, bu nedenle kesintinin davacıya ait olup olmadığının belirlenemediği, davacının talebiyle ilgili işlem yapılamadığı, ayrıca davacının 2001 yılı Haziran ayına ait müstahsil makbuzlarının asılları ile Kuruma başvurması gerekirken, makbuz fotokopileri ile başvurduğu, vermiş olduğu makbuzların eksiksiz ve belirsizliğe mahal vermeyecek şekilde olduğu düşünülse bile bu durumun Tarım Bağ-Kur sigortalılığı açısından tek başına yeterli olmayacağı, SGK Sigortalılar Daire Başkanlığı'nın 22.11.2007 tarih ve 196025 sayılı yazısı uyarınca, kişinin sigortalı sayılması için Ziraat Odası kaydının bulunması, bulunmuyor ise tarımsal faaliyetin yapıldığı yere ilişkin tapu kaydı ve o yerdeki muhtarın tasdikli beyanı gerektiği, yine SGB tarafından yayımlanan 4 seri nolu tebliğde belirtildiği üzere, söz konusu tevkifat kesintisini yapacak olan gerçek veya tüzel kişilerin tevkifat yapmamaları veya yaptıkları tevkifat tutarını süresi içinde ve tam olarak Kurum hesaplarına aktarmaması durumunda, aktarılmayan tevkifat tutarından kesintiyi yapan kişilerin Kuruma karşı sorumlu oldukları, kesintinin Kuruma bildirilmemesinden dolayı sigortalının sorumlu olmayacağı, Kurumun da herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.MAHKEME İLK KARARI
Mahkeme tarafından 04.07.2014 tarihli ve 2012/741 Esas, 2014/288 Karar sayılı karar ile davacının Bağ-Kur dosyası, vergi mükellefiyet kayıtları dosyaya getirtilmiş, bilirkişi raporu aldırılmış rapor incelenmiş, raporun mevzuat hükümlerini içerir şekilde ve gerekçeli olarak hazırlandığı dosyaya ve oluşa uygun olduğu görülmekle, yapılan yargılama, toplanıp değerlendirilen deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı karşısında davacının geçimini kendisine ait tarlalarda sebze ve meyve üretip satarak sağladığı, başka bir Kurum ve kuruluşta çalıştığına dair kaydının olmadığı, 2001 yılı Haziran ayında yetiştirdiği ürünleri meyve ve sebze komisyoncusu ... Gıda Paz. Nak. Tic. Ltd. Şti'ne verdiği ve bu ürün bedellerinden tevkifat suretiyle kesilen pirimlerin Kuruma aktarıldığı, davanın ispatlandığı gerekçesiyle Bağ-Kur tescili esas alınarak ... Sebze ve Meyve Komisyoncusu tarafından davalı Kuruma gönderilen 2001 yılı Haziran ayı tevkifat kesinti listesinde adı yer alan ...'ın ... ve ... oğlu 01.01.1949 Yumaklar doğumlu davacı ... olduğunun ve 01.07.2001 tarihinden 17.03.2011 tarihine kadar zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine ve tesciline, davacının 5510 sayılı Kanun'un geçici 17 inci maddesi kapsamında ve gerekse 6111 sayılı Kanun kapsamında yaptığı ödemelerin prim ödemeleri olarak geçerli olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. Mahkemenin 04.07.2014 tarihli ve 2012/741 Esas, 2014/288 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce 25.01.2016 tarihli ve 2014/21010 Esas, 2016/671 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...1-Yapılan yargılama sonunda, Bağ-Kur tescili esas alınarak ... Sebze ve Meyve Komisyoncusu tarafından davalı kuruma gönderilen 2001 yılı Haziran ayı tevkifat kesinti listesinde adı yer alan ...'ın ... ve ... oğlu 01.01.1949 Yumaklar doğumlu davacı ... olduğunun kabulü ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de;
Anılan aidiyete dair verilen hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Bu tür aidiyet ve tespit davalarında gerçeğin tam olarak saptanması için, tanık sözlerinden ayrı olarak işin kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde etraflıca araştırılması gereği bulunmaktadır.
Davacı ...’ın aidiyet iddiasında bulunduğu anılan müstahsil makbuzunda üretici isminin ... olarak geçtiği anlaşılmakta ise de, başkaca bir kimlik bilgisine rastlanmadığı, ancak dava açılmazdan evvel kurumca yapılan tahkikatta davacı ile aynı adı taşıyan ve çevre yerleşim merkezlerinde kayıtlı olan 3 kişiden birisinin Serik ilçesinde, diğer ikisinin Tongüşlü köyünde nüfusta kayıtlı olduklarının belirtildiği, ayrıca davacı ile aynı köy nüfusuna kayıtlı da bir kişinin daha bulunduğunun ve dinlenen tanık beyanlarında davacının daha fazla arazisinin diğer kişinin ise daha az arazisinin bulunduğunun ve tarımsal faaliyetle iştigal ettiğinin belirtilmesi karşısında, mahkemece bu kişilerin de 2926 sayılı Kanun kapsamında davalı kurum nezdinde sigortalılık dosyalarının bulunup bulunmadığı, varsa sigortalılık sürelerinin belirlenmesi esnasında davaya konu 2001 tarihli tevkifatın dikkate alınıp alınmadığının belirlenmesi, şayet dikkate alınmış ise diğer sigortalıların da hak alanını ilgilendireceğinden davaya dâhil edilmeleri gerekli olup, davacının ve diğer adı geçenlerin makbuzun düzenlendiği tarihte nerede oturduğuna dair adres araştırması ve seçim kayıtları da dâhil tüm deliller toplandıktan sonra hâsıl olacak neticeye göre karar verilmelidir. Bu yönde özellikle sorulacak nüfus müdürlüklerinin belirlenmesinde, müstahsil makbuzunda ve tevkifat bildirim listesinde geçen yer isimleri dikkate alınmalıdır.
2- Tarım Bağ-Kur sigortalılık süresi yönünden ise;
...
Eldeki davaya konu somut olayda; Mahkemece, tevkifatın bulunmadığı yıllara yönelik yapılan araştırma, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde, tevkifat bulunmayan yıllarına ilişkin olarak, davacının 2926 sayılı Kanun'a tabi sigortalılık iradesini ortaya koyacak herhangi bir başvurusu, prim ödemesi, ürün satışı veya bu satışlardan yapılan prim tevkifatı bulunup bulunmadığı hususları ayrıntılı olarak araştırılarak, yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve Kanun'a aykırı olup, bozma nedenidir..."
B. Mahkemece İlk Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme tarafından 08.02.2018 tarihli ve 2016/623 Esas, 2018/105 Karar sayılı karar ile iddia, cevap, tanık anlatımları, ilgili nüfus müdürlüğünden, Ziraat Bankası'ndan, tarımsal kalkınma kooperatiflerinden ve SGK'dan gelen cevabi yazılar ve tüm dosya kapsamının incelenmesi sonucunda; ... Gıda Paz. Nak. Tic. Ltd. Şti. unvanlı komisyoncunun davalı Kuruma verdiği 2001 yılı haziran ayına ait müstahsil listesinde ... adının bulunduğu, ilkin, davacının kesilen bu primlere göre sigortalılık tescil talebinin kabul edildiği, ayrıca tahakkuk eden prim borcunun davacı tarafından 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırma ile ödendiği, bilahare davalı tarafından Serik Nüfus Müdürlüğü'nde aynı isimde 10 kişinin bulunduğu gerekçesiyle tescilin ve borç yapılandırma işleminin geçersiz sayıldığı görülmüş; Serik Nüfus Müdürlüğünden gelen cevabi yazıda, davacı ile aynı isme sahip şahıslardan birinin ölü olduğunun, birinin kaydının kapalı olduğunun, davacı ile birlikte kaydı açık olan toplam 3 şahıs bulunduğunun bildirildiği, SGK İl Müdürlüğü'nden gelen cevabi yazıda da, davacı dışındaki ... adlı şahısların Kurumda kaydının olmadığının bildirildiği, dolayısıyla dava açılmazdan evvel davalı Kurumca yapılan tahkikatta belirtilen şahısların Kurum nezdinde sigortalılıklarının bulunmadığı anlaşıldığı gerekçesiyle davacının 01.07.2001 - 17.03.2011 tarihleri arasında zorunlu Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine dair talep atiye bırakıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, diğer talepler yönünden davanın kabulü ile ... Sebze ve Meyve Komisyoncusu tarafından davalı Kuruma gönderilen 2001 yılı haziran ayı tevkifat listesinde yer alan ...'ın, ... ve ... oğlu, 01.01.1949 doğumlu, 22735297456 TC kimlik numaralı davacı ... olduğunun tespitine, davacının 6111 sayılı Kanun kapsamında yaptığı ödemelerin prim ödemesi olarak geçerli olduğunun tespitine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 08.02.2018 tarihli ve 2016/623 Esas, 2018/105 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce 03.07.2018 tarihli ve 2018/3209 Esas, 2018/6320 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...Eldeki davada, Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün olmayıp, davacı avukatının bozmadan sonraki 08.02.2018 tarihli beyanında açıkça neyi talep ettiğinin belirlenememesi karşısında, HMK’nun 31'inci maddesi kapsamında davacının isticvabı ile talebinin tescil ve sigortalılığının tespiti yönünde mi yoksa sadece 2001 yılındaki tevkifatın aidiyetinin tespiti yönünde mi olduğunun açıklattırılması ile yapılması gereken araştırma yönünden, davacı hakkında 2011 yılında yapılan tescil işleminin bulunması karşısında, ilk bozma kararımızda belirtildiği üzere, adı geçen diğer ...’ların dinlenmeleri ile seçim ve ikamet kök kayıtlarının araştırılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gereklerinin dikkate alınmaması ile yazılı şekilde karar tesisi usul ve Kanun'a aykırı olup, bozma nedenidir.
Kabule göre de; davacının sigortalılık tespit istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş iken, 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılan prim ödemelerinin geçerli olduğunun tespitine dair karar verilmesi, hükümde çelişkinin olmaması gerektiğine işaret eden, HMK’nın 297’nci maddesine aykırılık teşkil etmekte olup, bozma nedenidir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve Kanun'a aykırı olup, bozma nedenidir..."
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme tarafından 22.09.2020 tarihli ve 2018/499 Esas, 2020/441 Karar sayılı karar ile bozma kararı gereğince celb edilen ... kayıtları ile Nüfus kayıtları, davacının hem talimat yolu ile hem de huzurda alınan beyanları ile açıklattırılan talepleri, adı geçen diğer ...'ların talimat yolu ile alınan beyanları ile diğer tanık beyanları, aldırılmış olan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının geçimini kendisine ait tarlalardan sebze ve meyve üretip satarak sağladığı, başka bir kurum ve kuruluşta çalıştığına dair kaydının olmadığı, 2001 Haziran ayında yetiştirdiği ürünleri meyve ve sebze komisyoncusu ... Gıda Paz. Nak. Tic. Ltd, Şti.'ne verdiği ve bu ürün bedellerinden tevkifat suretiyle kesilen primlerin Kuruma davacı adına aktarılmış olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile Bağ-Kur tescili esas alınarak ... Sebze ve Meyve Komisyoncusu tarafından davalı Kuruma gönderilen 2001 yılı Haziran ayı Tevkifat kesinti listesinde adı yer alan ...'ın ... ve ... oğlu 01.01.1949 Yumaklar doğumlu davacı ... olduğunun ve 01.07.2001 tarihinden 17.03.2011 tarihine kadar zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine ve tesciline, davacının 6111 sayılı Kanun kapsamında yaptığı ödemelerin prim ödemeleri olarak geçerli olduğunun tespitine karar verilmiştir.
E. Üçüncü Bozma Kararı
1. Mahkemenin 22.09.2020 tarihli ve 2018/499 Esas, 2020/441 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce 08.11.2022 tarihli ve 2021/919 Esas, 2022/13823 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...Eldeki davada Mahkemece verilen son karar Dairemizin bozma ilamı ile özetle, '...yapılması gereken araştırma yönünden, davacı hakkında 2011 yılında yapılan tescil işleminin bulunması karşısında, ilk bozma kararımızda belirtildiği üzere, adı geçen diğer ...’ların dinlenmeleri ile seçim ve ikamet kök kayıtlarının araştırılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi...' gereklerine işaret edilerek bozulmuş, bozmaya uyularak mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. 'Usuli kazanılmış hak' olarak tanımlayacağımız bu olgu; Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yapılan yargılama ile davacının 06.12.2019 tarihli beyanı ile bir taraftan 2001 yılındaki tevkifatın kendisine aidiyetinin tespitini, diğer taraftan da, davalı Kurumca sigortalılık koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile sigortalı sayılmayan 01.07.2001-17.03.2011 tarihleri arasında kalan dönemde tarım bağkur sigortalısı olduğunun tespitini talep ettiğinin anlaşılması karşısında, mahkemece uyulan bozma ilamı ile oluşan usuli kazanılmış haklar çerçevesinde, öncelikle 2001 yılı 6. ay tevkifatlarında yer alan kişinin davacı olup olmadığının araştırılması, ardından aidiyet isteminin kabulüne dair karar verilebileceğinin anlaşılması halinde 01.07.2001 tarihi sonrasında düzenli olarak tevkifat ve tarımsal faaliyetlerinin varlığının araştırılması ile 17.03.2011 tarihine kadar bu faaliyetin devam edip etmediğinin ilk bozma ilamımızda yapılan açıklamalar çerçevesinde tarımsal faaliyetinin varlığının usulünce araştırılarak irdelenmesi gereğinin gözetilmemesi usul ve Kanun'a aykırı olduğu gibi, bozma sonrası yapılan yargılamada ... ve ... oğlu diğer ...’ın beyanlarına da başvurmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve Kanun'a aykırı olup, bozma nedenidir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve Kanun'a aykırı olup, bozma nedenidir..."
F. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davacının 08.08.2003 - 24.06.2019 tarihleri arasında Serik Ziraat Odasına kaydının olması, 2001 yılı 6. ay tevkifatlarında yer alan kişinin dosyadaki delillere göre davacı olması ve 01.07.2001 tarihi sonrasında düzenli olarak tarımsal faaliyetlerinin varlığı (zeytincilik ve buğday ekimi) ve 17.03.2011 tarihine kadar bu faaliyetin devam etmesi dikkate alınarak, 2001 Haziran ayında yetiştirdiği ürünleri meyve ve sebze komisyoncusu ... Gıda Paz. Nak. Tic. Ltd, Şti.'ne verdiği ve bu ürün bedellerinden tevkifat suretiyle kesilen primlerin kurumu davacı adına aktarılmış olduğu subut bulduğundan ve 01.07.2001 tarihi sonrasında düzenli olarak tarımsal faaliyetlerinin varlığı( zeytincilik ve buğday ekimi) ve 17.03.2011 tarihine kadar bu faaliyetin devam etmesi dikkate alınarak, davanın ispatlandığı anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile Bağ-Kur tescili esas alınarak ... Sebze ve Meyve Komisyoncusu tarafından davalı kuruma gönderilen 2001 yılı Haziran ayı Tevkifat kesinti listesinde adı yer alan ...'ın ... ve ... oğlu 01.01.1949 Yumaklar doğumlu davacı ... olduğunun ve 01.07.2001 tarihinden 17.03.2011 tarihine kadar zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine ve tesciline, davacının 6111 sayılı Kanun kapsamında yaptığı ödemelerin prim ödemeleri olarak geçerli olduğunun tespitine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacıyla birlikte aynı isimde 10 kişi olduğu, eksik tevkifat bilgileri nedeniyle işlem yapılamadığı, tarımsal faaliyetin ispat edilmesi gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tevkifat aidiyetinin ve devam eden tarımsal faaliyet ile teslim edilen tarımsal ürün bedellerinden yapılan prim kesintisine istinaden 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti davasıdır.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 ve devamı maddeleri ile 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2, 7, 9, 10, 36 nci maddeleri ilgili hükümlerdir.
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!