10. Hukuk Dairesi 2024/6002 E. , 2024/6079 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/16 E., 2024/91 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü
Taraflar arasında görülen Kurum işleminin iptali ve kesilen aylığın tekrar bağlanması talepli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın, davacı vekili tarafından temyizi neticesinde ilk kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiş; davanın reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; tekrar davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin temyiz istemi uyarınca mahkeme kararı bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; bu defa davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ...'in ... Fındık Satış Kooperatifi Müdürlüğü emrinde çalışmakta iken yaşlılık aylığına hak kazandığını, davacının işyerinde özürlü işçi kontenjanından çalışmakta iken yasal şartları oluştuğundan bahisle emekli olduğunu, davacıya bir süre yaşlılık aylığı ödendiğini, ancak Maliye Bakanlığı sakatlık indiriminden yararlanması amacı ile birer yıllık sürelerde sakatlığının derecesi ile ilgili rapor istendiğinde davacının sakatlık derecesinin yaşlılık aylığı almaya yetmediğinden bahisle davalı tarafından emeklilik işleminin iptaline karar verildiğini, davacının emekliliğe hak kazandığının tespiti ile emeklilik işleminin iptaline ilişkin kararın iptaline ve emeklilik işleminin iptali tarihinden itibaren ödenmeyen aylıkların kendisine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini ayrıca davanın yetki nedeniyle de reddine karar verilmesini, zira davalı Kurumun şubesinin bulunduğu yerin Ordu ili olup, işlemi yapan birimin de Ordu Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü olduğunu, İkizce Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmasının usul ve kanun'lara aykırı olduğunu, HUMK 9 uncu maddeye göre davanın davalının ikametgahının bulunduğu veya HUMK 17 nci maddeye göre davanın, işlemi yapan şubenin olduğu yerde açılabileceğini, bu nedenle dava dosyasının görevli ve yetkili olan Ankara İş Mahkemesi veya Ordu İş Mahkemesine gönderilmesini talep etmiş, davalı Kurum vekilinin 06.01.2010 tarihli faksın da da yetkili Mahkemenin Ordu İş Mahkemesi olduğunu belirterek öncelikle davanın yetki yönünden reddine ve davacının aylığının sakatlık oranı % 40 ın altında kaldığından esastan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 19.11.2015 tarihli ve 2010/132 Esas, 2015/582 Karar sayılı kararıyla; davacının Adlı Tıp Genel Kurulu raporuna göre çalışma gücünü 2/3 'ünü kaybetmemiş olduğu ve malul sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 17.10.2017 tarihli ve 2016/ 3007 Esas, 2017/6902 Karar sayılı ilamı ile "...her ne kadar en son Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alınmış ise de, ilgili raporun sonuç kısmında dava dışı başka bir şahsın kimliğine yer verilmesi ile ilgili mevzuatın sırasıyla irdelenmediği anlaşılmakla, davacının özürlülük oranının belirlenmesi yönünden, 18.03.1981 tarih ve 8/2620 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla belirlenen “Sakatlık İndiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecesinin Tespit Şekli İle Uygulaması Hakkındaki Yönetmelik” ile 16.07.2006 ve 30.03.2013 tarihli “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” ler dikkate alınıp sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinden, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan yeniden bu kapsamda rapor aldırılıp sonucuna göre hüküm kurulmalıdır." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 19.02.2019 tarihli ve 2017/660 Esas, 2019/61 Karar sayılı kararıyla; bozma ilamında belirtilen yönetmelikler uyarınca düzenlenen raporda davacının %39 oranında engelli olduğunun belirtildiği, davacının maluliyetinin %40'ın altında kalması sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1.Mahkemece verilen davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 11.11.2020 tarihli ve 2019/4550 Esas, 2020/6394 Karar sayılı ilamı ile " ...05.07.2018 tarihli duruşmada “Dosyanın ATK Genel Kuruluna gönderilmesiyle davacının özürlülük oranının ve başlangıç tarihinin tespiti ile bu tespit yapılırken Yargıtay bozma ilamı dikkate alınarak; davacının özürlülük oranının belirlenmesi yönünden, 18.03.1981 tarih ve 8/2620 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla belirlenen “Sakatlık İndiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecesinin Tespit Şekli İle Uygulaması Hakkındaki Yönetmelik” ile 16.07.2006 ve 30.03.2013 tarihli “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” ler dikkate alınıp sonucuna göre rapor hazırlanmasının istenilmesine, davacının tüm vucut fonksiyonlarının ayrı ayrı muayene edilmesi için randevu günü hazır edilmesi için günün tespit edilmesinin istenilmesine, masrafın davacı tarafça karşılanmasına” dair karar verilmesine rağmen, söz konusu kararı kaldırmadan ve aksine bir gerekçe göstermeden, ara karara dayalı müzekkerede davacının hazır edilmesi hususunun belirtilmemiş olması ve dolayısıyla muayene edilmeksizin rapor düzenlettirilmesi yerinde görülmemiştir.
Davacıdaki mevcut arazların zamanla ve yaşla birlikte artabileceği ihtimali nazarında, davacının Üst Kurulca muayene edilmek suretiyle özürlülük oranının takdirine imkan verecek şekilde rapor tesisine gidilmemesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. " gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Ç. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar
Mahkemenin 30.05.2023 tarihli ve 2021/14 Esas, 2023/228 Karar sayılı kararıyla; "...Mahkememizce yeniden dosyanın Adli Tıp 3.İhtisas Kuruluna gönderildiği, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun 27.10.2021 tarihinde muayene edildiği, muayene doğrultusunda elde edilen bulgular ve dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden davacının 09.09.2009 tarihinde tüm vücut engel oranının %40'ın altında olduğu mütalaasına itibar edilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D. Üçüncü Bozma Kararı
1. Davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 13.12.2023 tarih ve 2023/13196 Esas, 2023/12739 Karar sayılı kararında; Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulunca, davacının engel durumuna göre tüm vücut fonksiyon kayıp oranının 04.10.2019 tarihinden itibaren %83 olarak belirtilmekle, kesilen aylığın bu tarihten itibaren bağlanması gerekip gerekmeyeceği değerlendirilmek üzere Mahkemece verilen karar bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Dördüncü Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabulü ile davacının engellilik oranının 04.10.2019 tarihinden itibaren % 83 oranında olduğunun tespiti ile yaşlılık aylığının 04.10.2019 tarihinini takip eden aybaşından (01.11.2019) başlamak kaydıyla bağlanmasına, aksine Kurum işleminin iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ATK 2. Üst Kurulunun raporunun yetersiz ve gerekçesiz olduğunu, bilimsel olmadığını, Adli Tıp 3. Üst Kurulu ile aynı verilerle farklı sonuçlara ulaştıklarını, yaşlılık aylığı bağlanması için gerekli oran %40 iken, %83 oranının tespit edildiği 04.10.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması kararının hatalı olduğunu, %40 ile %83 arasında ciddi bir fark ve zaman (09.09.2009-04.10.2019) aralığı olduğunu, bağlanan yaşlılık aylığına, bağlandığı tarihten bu yana faiz işletilmemesinin bozma nedeni olduğunu, dava kısmen kabul edilmiş iken, tek taraflı olarak vekalet ücreti kararının yanlış olduğunu, davacı lehine de vekalet ücreti kararı verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; Adli Tıp İkinci Üst Kurulunca davacının, 09.09.2009 tarihinde tüm vücut engel oranının %40'ın altında olduğu oy birliği ile tespit edildiğini, dolayısıyla davacının sakatlık durumunun %40’ın altında olduğu ve kendisi "sakatlığı nedeniyle gelir vergisi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış olmak" kriterini karşılamadığının ... hale geldiği hususları bir arada değerlendirildiğinde davanın reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kesilen yaşlılık aylığının tekrar bağlanıp bağlanamayacağına ilişkindir. .
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 506 sayılı Kanun'un 60 ve Geçici 87 nci maddeleri, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!