WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/6000 E.  ,  2024/7292 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/820 E., 2024/382 K.
KARAR : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çanakkale İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/251 E., 2019/35 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen Kurum işleminin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı taraf vekilleri tarafından temyiz yoluna başvurulmakla Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş, bozma sonrası yapılan yargılama üzerine davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya, 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a ve 4/1-b kapsamındaki sigortalılıkları nedeniyle yaklaşık 10 yıl önce yaşlılık aylığı bağlandığını, Kurumun 28.06.2017 tarihli yazısı ile yaşlılık aylığının durdurulduğunun ve ödenen toplam 158.000,00 TL yaşlılık aylığını iade etmesi gerektiğinin davacıya bildirildiğini, davacının Avusturya'da iken Kuruma müracaat ederek isteğe bağlı sigortalılık müracaatını yaptığını, yaklaşık 7 yıl kendisinden prim tahsil edildiğini, yurt dışında çalışmanın isteğe bağlı sigortalılığa engel olmadığını, Kurumun bu sigortalılıkları iptalinin yerinde bulunmadığını ileri sürerek davalı Kurumun yaşlılık aylığının iptaline ve ödenen aylıkların iadesine ilişkin işlemlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, 01.05.1990 tarihinden itibaren Avusturya'da çalıştığının tespiti üzerine 01.05.1990-28.01.1992 tarihleri arasındaki Bağ-Kur sigortalılığı ile 01.09.2001-01.05.2007 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamındaki isteğe bağlı sigortalılığının iptal edildiğini, bu iptaller sonucu yaşlılık aylığı bağlanması koşullarına sahip bulunmadığı için yaşlılık aylığının da iptal edildiğini ve ödenen aylıkların borç oluşturulduğunu, Kurum işlemlerinin hukuka uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.02.2019 tarih ve 2017/251 E., 2019/35 K. sayılı kararıyla; "Davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile

1-Davacının, davalı Kurumun 28.06.2017 tarih 8.136.807 sayılı sigortalılık ve aylık durdurma işleminin iptaline yönelik talebinin kısmen kabulü ile

a)SSK isteğe bağlı sigortalılık sürelerinin iptaline yönelik davalı Kurum işleminin iptaline,

b)Davalı Kurumun davacıya ait 01.05.1990-28.01.1992 tarihleri arasındaki 627 günlük Bağ-Kur hizmetinin iptali işlemi yerinde olduğundan bu işlemin iptaline yönelik davacı isteminin reddine,

c)Davacının fazla prim ödemesine göre 2003/4 ve 2007/6 ayında Bağ-Kur isteğe bağlı sigortalı kabul edilmesi gerektiğinin tespitine” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.11.2020 tarihli ve 2021/295 E., 2021/11388 K., sayılı kararıyla;

"1- Davalı Kurumun istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine,

2- Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile Çanakkale İş Mahkemesinin 26.02.2019 tarih ve 2017/251 E., 2019/35 K., sayılı kararının kaldırılmasına,

3- Davanın kabulü ile

a) Davacının, 01.09.2001-01.05.2007 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamındaki isteğe bağlı sigortalılığının ve 01.05.1990-28.01.1992 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamındaki Bağ-Kur sigortalılığının iptaline ilişkin davalı Kurum işleminin iptali ile anılan sigortalılıklarının geçerli olduğunun tespitine,

b) Davalı Kurumun, davacıya bağlanan yaşlılık aylığının iptaline ve ödenen yaşlılık aylıklarının iadesine ilişkin işleminin iptali ile davacıya bağlanan yaşlılık aylığının geçerli olduğunun ve ödenmiş olan yaşlılık aylıklarından dolayı davacının, davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine” karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairenin 30.09.2021 tarih ve 2021/295 Esas, 2021/11388 sayılı kararı ile "...yurt dışında çalışan birisinin Türkiye’de isteğe bağlı sigortalı olması mümkün ise de; bir kişinin yurt dışında ve Türkiye’de zorunlu sigortalı olarak aynı dönemde fiilen sigortalılığa esas faaliyette bulunması ve bu kapsamda sigortalı olması mümkün değildir. Türk sosyal güvenlik sistemi, çifte sigortalılığa kural olarak cevaz vermediği gibi, her somut olayın özelliğine göre bu yöndeki uyuşmazlıklarda; birbirleriyle çakışan sigortalılıkların, gerçek ve fiili sigortalılık olup-olmadığı üzerinde durulmalıdır. Açıklanan sebeplerle, davacının, yurt dışında zorunlu sigortalı olduğu dönemlerde Türkiye’deki zorunlu Bağ-Kur sigortalılığına hukuki geçerlilik tanınamaz.

Bölge Adliye Mahkemesinin, yurt dışı çalışma belgesine göre 05.1990-11.2008 dönemleri arası Avusturya’da çalışması bulunan davacının, isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun tespiti isabetli ise de; zorunlu Bağ-Kur sigortalılığının tamamının geçerli olduğunun tespiti yönündeki kararı hatalı olup, bu bağlamda Mahkemece, yurt dışı çalışmaları ile çakışan dönem olan 01.05.1990-28.01.1992 tarihleri arasındaki 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalılığının iptal edilerek, zorunlu sigortalılık süresine karşılık gelen prim ödemeleri dışlanarak bakiye prim ödemeleri var ise ödeme tarihinden ileriye dönük isteğe bağlı sigortalılık kabul edilerek, davacının tespit edilecek prim gün sayısı üzerinden tam ve kısmi yaşlılık aylığı tahsis koşulları irdelenerek sonucuna göre karar verilmelidir." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince İlk Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin 23.09.2022 tarih ve 2021/1396 E., 2022/1423 K., kararı ile “Davanın kısmen kabulü ile;

1-Davacının 01.09.2001-01.05.2007 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamındaki isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun tespitine,
2-Davacının 01.05.1990-28.01.1992 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığının iptal edilmesine ilişkin davalı Kurum işlemi yerinde olduğundan davacının anılan sigortalılığının geçerli olduğunun tespitine ilişkin talebinin reddine,
3-Davacının 2003 yılı 4. ayında ve 2007 yılı 6. ayında 1479 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine,
4-Davacıya 01.11.2013 tarihinden geçerli olmak üzere 506 sayılı Kanun kapsamında kısmi yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine,
5-SGK Çanakkale İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen 14.08.2017 tarih ve 10.061.642 sayılı borç bildirim belgesinin kısmen iptali ile davacının yersiz ödenen aylıklar nedeniyle 14.08.2017 tarihi itibariyle toplam 97.958,32 TL (59.374,65 TL yersiz ödenen aylıklar ile bunun 14.08.2017 tarihine kadar işlemiş 35.833,06 TL faizi ve fazla ödenen 2.314,32 TL fark aylık ile bunun 14.08.2017 tarihine kadar işlemiş 436,29 TL faizi olmak üzere) borçlu olduğunun tespitine, borç bildirim belgesini aşan kısım yönünden iptaline” karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

2. Dairenin 09.01.2023 tarih ve 2022/12952 Esas, 2023/21 Karar sayılı kararı ile "...eldeki davada; Dairemizin bozma ilamı gereğince davacının 01.05.1990-28.01.1992 tarihleri arasındaki 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalılığının iptal edilerek, zorunlu sigortalılık süresine karşılık gelen prim ödemeleri dışlanarak bakiye prim ödemeleri ile ilgili olarak 2003 yılı 4. ayında ve 2007 yılı 6. ayında 1479 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı olduğu değerlendirilmiş, davacının kısmi aylık koşulları irdelenerek, 08.07.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda yapılan hesaplama uyarınca davacının yersiz ödeme borcu belirlenmiştir. Her ne kadar davacının fazla ödenen prim borçlarına ilişkin isteğe bağlı sigortalılık süreleri 2003 yılı 4. ayında ve 2007 yılı 6. ayında olarak belirlenmiş ise de; davalı Kurum tarafından 15.03.2022 tarihli yazısı ile davacının 408,48 TL fazla ödeme yaptığı ve bunun da isteğe bağlı sigorta olarak kabul edilmesi halinde 5 ay hizmet kazanacağının bildirildiği görülmüştür.

Diğer taraftan Bölge Adliye Mahkemesince hükme esas alınan 08.07.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda davacının kısmi aylıklarının hesap edilmesinde prim gün sayısının 4542 gün olarak alındığı, oysa davacıya 31.05.2006 tarihli tahsis talebine istinaden 5170 prim gün sayısı üzerinden aylık bağlandığı, 01.05.1990 - 28.01.1992 tarihleri arasındaki zorunlu Bağ-Kur sürelerinin iptalinden sonra toplam gün sayısının 4542 güne düştüğü anlaşıldığından, söz konusu bilirkişi ek raporunda davacının fazla ödeme nedeniyle kendisine kazandırılması gereken isteğe bağlı sigortalılık süreleri eklenmeksizin sonuca gidildiği anlaşılmış olup, Mahkemece davalı Kurumdan özellikle 15.03.2022 tarihli "davacının 408,48 TL fazla ödeme yaptığı ve bunun da isteğe bağlı sigorta olarak kabul edilmesi halinde 5 ay hizmet kazanacağı" yönündeki yazı içeriği de açıklatılarak, yeniden bakiye prim ödemesine karşılık davacının kazanacağı isteğe bağlı sigortalılık süreleri ile davacının kısmi aylığa hak kazanma koşullarına göre ödenmesi gereken aylık tutarlarının bildirilmesi istenmeli, davalı Kurumca önceki beyanları gibi bakiye prim ödemesine karşılık davacının kazanacağı isteğe bağlı sigortalılık süreleri eklendikten sonra alabileceği kısmi aylık miktarlarının hesaplanamayacağının bildirilmesi halinde ise; davacının bakiye prim ödemesine karşılık kazanacağı isteğe bağlı sigortalılık süreleri de eklenerek, geçerli olacak prim gün sayısına göre davacının alabileceği kısmi aylıkları bilirkişi marifetiyle hesaplanmak suretiyle borcun varlığı irdelenip, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

D. Bölge Adliye Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davanın kısmen kabulü ile

1- Davacının 01.09.2001-01.05.2007 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamındaki isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun tespitine,
2- Davacının 01.05.1990-28.01.1992 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığının iptal edilmesine ilişkin davalı Kurum işlemi yerinde olduğundan davacının anılan sigortalılığının geçerli olduğunun tespitine ilişkin talebinin reddine,
3- Davacının 2003 yılı 4. ayında ve 2007 yılı 6. ayında 1479 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine,
4- Davacıya 01.11.2010 tarihinden geçerli olmak üzere 506 sayılı Kanun kapsamında kısmi yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine,
5- SGK Çanakkale İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen 14.08.2017 tarih ve 10.061.642 sayılı borç bildirim belgesinin kısmen iptali ile; davacının yersiz ödenen aylıklar nedeniyle 14.08.2017 tarihi itibariyle toplam 47.384,09 TL (26.628,25 TL yersiz ödenen aylıklar ile bunun 14.08.2017 tarihine kadar işlemiş 20.755,84 TL faizi olmak üzere) borçlu olduğunun tespitine, borç bildirim belgesinin aşan kısım yönünden iptaline" karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; Mahkemece nihayet davacının 50 yaş koşuluna göre emeklilik yaşı yasaya uygun olarak tayin edilmiş ise de, davacı adına çıkarılan yersiz ödeme borcunun davalı Kurumun kendi hatalı işleminden kaynaklandığından gerek borç aslı gerekse faizinin dahi istenemeyeceğini, Mahkemece eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

Davalı Kurum vekili; davacının, Kurum işlemlerinin yerinde olup, herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, fazla prim ödemesi nedeniyle isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı olmasına yönelik bir talebi olmamasına rağmen 2003/4 ve 2007/6. aylarda isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalı olduğunun kabul edilemeyeceğini, bu yöndeki kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, raporda Yargıtay bozma ilamındaki hususların değerlendirilmediğini, borç belgesine göre 113.906,41 TL asıl alacak hesaplamasının söz konusu olduğunu beyanla kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıya yaşlılık aylığı bağlanırken geçerli sayılan bir kısım sigortalılık sürelerinin iptali ile buna bağlı olarak tahsis koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle yaşlılık aylığının iptaline ve ödenen yaşlılık aylıklarının iadesine ilişkin Kurum işlemlerinin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.