10. Hukuk Dairesi 2024/5993 E. , 2024/6474 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1271 E., 2024/285 K.
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/367 E., 2022/128 K.
Taraflar arasındaki iş kazasının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalının yanında 2013 yılından itibaren sigortalı olarak kamyon şoförü olarak çalışmaya başladığını, müvekkilinin 21.11.2015 tarihinde Tokat'ın Yaylacık mevkiinde davalı işverene ait işin yapımı esnasında iş kazası geçirmek suretiyle yaralandığını, müvekkilinin şoför olduğunu, ancak şoför olmasına rağmen tomrukların yükleme işinde görevlendirildiğini, bu esnada yüklenen tomruklardan 50-60 cm çapında ve 3 metre uzunluğunda bir tomruk kamyona yerleştirilirken kaydığı ve müvekkili ile beraber yere düştüğünü, bu kaza esnasında müvekkilinin sol elinin tomruğun altında kaldığını ve ciddi manada yaralandığını, fakat davalı işverenin baskıları sonucu müvekkil hastaneye kaldırıldığında olayın hastane kayıtlarına iş kazası olarak geçmesinin engellendiğini, müvekkile tüm ihtiyaçların karşılanacağı işveren tarafından bildirildiğini ve bu nedenle iş kazası olduğundan bahsetmediğini, fakat bu olayın ardından işverenin müvekkille ilgilenmediğini ve kendi haline terk ettiğini, mevcut iş kazasının oluşumunda işverenin gerekli güvenlik tedbirlerini almaması nedeni ile kusuru olduğunu, müvekkile iş güvenliği eğitimi verilmediğini, iş güvenliği ekipmanlarının da müvekkile temin edilmediğini, ayrıca kaza sahasında iş güvenliği uzmanı da bulunmadığını beyanla davanın kabulü ile Kurum işleminin iptali ve müvekkilinin davalıya ait iş yerinde 21.11.2015 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazasının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunduklarını, Kurumca yapılan inceleme ve araştırma raporunda kaza olayının 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesine göre iş kazası olmadığının değerlendirildiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Nakliyat Taşımacılık vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının, müvekkile ait işyerinde bir dönem çalışmış ise de bu dönem içerisinde herhangi bir iş kazası meydana gelmediğini, davacı tarafın işbu dava ile müvekkilden haksız menfaat temin etmeyi amaçladığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Dava konusu olayda, davacı taraf, davalıya ait işte tomruk taşıması yaparken tomrukların devrilmesi neticesi ile elinden yaralandığını beyan etmiş, davalı taraf ise davacının iddiasını kabul etmemiştir.
Mahkememizce bordro tanıkları dinlenilmiştir.
Tanık ... İzzet; davalının kardeşi olduğunu, davacının da davalının şoförü olduğunu beyan etmiştir. İş kazası ile ilgili bir görgüsünün olmadığını beyan etmiştir.
Tanık ... de iş kazası ile ilgili bir görgüsünün bulunmadığını beyan etmiştir.
İşyerinin küçük ve az sayıda çalışanı bulunan bir işyeri olduğu anlaşılmakla tanık beyanları ile sonuca ulaşmanın çok da mümkün olamayacağı görülmektedir.
Dosyadaki savcılık dosyası ve olayın hemen ardından sıcağı sıcağına davacının başvuruda bulunduğu Erbaa Devlet Hastanesi kayıtları ve davacının daha sonra fizik tedavi gördüğü tedavi evrakı ile sonuca gidilecektir.
Davacının şoför olduğu ve taşıma işi yaptığı çekişmesizdir. Davacı her ne kadar kazadan 1 ay sonra kolluğa piknik esnasında tomrukların üzerine çıktığını ve düştüğünü beyan etmişse de; bu ifadeyi, davalının telkini ile verdiği anlaşılmıştır. Zira davacının yalnızca elinden yaralandığı sabittir. İddia edildiği gibi tomrukların üzerinden düşmüş olsa idi davacının elinden başka uzuvlarının da tedavisi gerekecekti. Bu hali ile davacının çalıştığı esnada iş kazası geçirdiği anlaşılmıştır. Yine davalı işyerinin taşımacılık işi yaptığı davacının da tomruk taşıdığı sabittir. Davacının piknik alanına gittiği sırada, piknik alanında boş tomrukların açık olarak piknik alanında bulunması ve davacının da bu tomrukların üstüne telefon ile görüşmek amacı ile çıkması da hayatın olağan akışına aykırıdır.
Davacı iş kazası geçirir geçirmez hemen Erbaa Devlet Hastanesine başvurmuştur. Başvuruda iş kazası geçirdiğini beyan etmiş ve tedavi yapan sağlık kuruluşu da olayı iş kazası olarak kayıtlara geçirmiştir. Genel olarak bu tür iş kazası olaylarında olayın sıcağı sıcağına taraflar gerçek beyanda bulunurlar daha sonra telkin edilerek bu beyanlarından vazgeçirilirler. Olayımızda da, davacı olayın akabinde iş kazası geçirdiğini beyan etmiş, olaydan 1 ay sonra kolluğa piknik yaparken kaza geçirdiğini beyan etmiştir. Bu beyanı davalının telkini ile verdiği kanaatine varılmıştır.
Davacı yine fizik tedavi gördüğü hastanede de, tedavisinde iş kazasına uğradığını beyan etmiş ve ilgili sağlık kuruluşları da davacının iş kazasına uğradığını kabul etmişlerdir.
Mahkememizce davacı asil isticvap edilerek dinlenilmiş olayın nasıl olduğu ve görgü tanıkları araştırılmıştır. Mahkememiz tarafından dinlenilen tanık ... ile davacı asilin beyanları birbiri ile örtüşmektedir. Davacı asil ve tanığın beyanları detaylı ve hayatın olağan akışına da uyumludur. Davacı asilin ve tanığın olmamış bir olayı bu kadar detaylı şekilde anlatması mümkün değildir. Davacı asilin beyanları ve tanığın beyanları Mahkememizce samimi bulunmuştur.
Davacının yaralanması olayının 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi kapsamında iş kazası olduğu kanaatine ulaşıldığı" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... Umay vekili istinaf dilekçesinde özetle, "...Yukarıda dosya numarası belirtilen Samsun 3. İş Mahkemesi dosyasında kurulan hüküm hatalıdır. Davacı tarafın iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır. Davacı müvekkile ait iş yerinde bir dönem çalışmış ise de bu dönem içerisinde herhangi bir iş kazası meydana gelmemiştir. Davacı taraf işbu dava ile müvekkilden haksız menfaat temin etmeyi amaçlamaktadır. Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı 2016/799 sayılı soruşturma dosyasında davacı taraf 22.12.2015 tarihinde vermiş olduğu ifadede olayın iş kazası olmadığını açıkça beyan etmiştir. Yine anılan soruşturma dosyasında dinlenilen tanıklar ... ve ...'de 21.01.2016 tarihli ifadelerinde olayın iş kazası olmadığını beyan etmişlerdir. İzah edilen sebeplerle de anılan soruşturma dosyası takipsizlik kararı ile sonuçlanmıştır. Yine davacı taraf müvekkil aleyhine maddi ve manevi tazminat istemli açmış olduğu ve halen Samsun 1. İş Mahkemesi 2018/731 E sayısı ile derdest olan dosyada da dinlenen tanıklar davaya konu olayın iş kazası olmadığını beyan etmişlerdir. Ayrıca anılan dava dosyasına da sunulan 16.04.2019 tarihli SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı inceleme raporunda da olayın iş kazası olmadığı tespit edilmiştir. Samsun 3. İş Mahkemesi ise işbu dava dosyasında salt davacı asilin beyanına itibar etmiş, tanık ...'in beyanlarının da davacının beyanları ile örtüştüğü kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki davacının beyanı ile tanığın beyanı çelişmektedir. Davacı beyanında "Kepçe ile kamyona tomrukları yüklerken ... tomruğu yere düşürmek için hareket etti, tomruğun bir tarafı sağlam yere gelince diğer tarafı boşluğa geldi. Ben tomruğu kucaklar vaziyetteydim tomruklar beraber yere düştük" şeklinde beyan da bulunmuşken tanık ... ise " davacı kamyonun kasasının kenarlarında bulunan dikeçleri düzeltirken ayağı birden boşluğa geldi ve dikeçle birlikte kasadan aşağıya düştü" şeklinde beyanda bulunmuştur. Görüleceği üzere her ikisi de olayı farklı anlatmıştır. Kaldı ki yukarıda da belirtildiği üzere ... Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı 2016/799 sayılı soruşturma dosyasında 21.01.2016 tarihli ifadesinde olayın iş kazası olmadığını pikniğe gittikleri yerde davacının kaza geçirdiğini beyan etmiştir. Tanık müvekkilin çalışanı değildir. Bu nedenle de müvekkilin tanık üzerinde baskı kurabilmesi söz konusu değildir. Tanığın 2016 tarihli yani olay tarihine daha yakın olan beyanına neden itibar edilmediği gerekçeli kararda tartışılmamıştır. Ayrıca tanık ...'in işbu dosyada hem 2021/44 Tal. sayılı dosya ile hem de 2021/321 Tal. sayılı dosya ile iki defa beyanı alınmıştır. Tanığın iki defa dinlenmesini gerektirecek bir durum yoktur. Mahkemece de bu doğrultuda karar oluşturulmamıştır. Tanığın iki defa dinlenmesi usul hatasıdır. Kaldı ki tanığın her iki ifadesi de birbirinde farklıdır. Tanık sürekli kendisi ile çeliştiğinden tanığın beyanı itibar edilemez durumdadır. Ayrıca işbu dosyada dinlenen tanık sadece ... değildir. ... 2021/15 Tal. sayılı dosyada tanıklığında olayın iş kazası olmadığını davacının telefon etmek isterken tomruğun üzerine çıktığını ve düştüğünü belirtmiştir. Üstelik tanık ... davacının tanığıdır ve hem soruşturma dosyasında hem Samsun 1. İş Mahkemesi 2018/731 E sayılı dosyasında hem de işbu dosyada tutarlı bir şekilde olayı anlatmış ve olayın iş kazası olmadığını açıkça ortaya koymuştur. Tanığın beyanına neden itibar edilmediği gerekçeli kararda tartışılmamıştır. Kamu tanığı ... da davalıya ait iş yerinde çalıştığını ancak olay hakkında bilgisi olmadığını beyan etmiştir. Oysa davacı asil bu tanığın olayı bildiğini ifade etmiştir. ...'un beyanına neden itibar edilmediği gerekçeli kararda tartışılmamıştır. 16.04.2019 tarihli SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı inceleme raporunda da olayın iş kazası olmadığı tespit edilmiş ve rapor dosyaya sunulmuştur. Bu rapora neden itibar edilmediği gerekçeli kararda tartışılmamıştır. Salt davacı asilin beyanına göre hüküm kurulması hatalıdır. İzah edilen sebeplerle işbu davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir..." beyanla istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; ...1-) Samsun 3. İş Mahkemesi tarafından yukarıda esas ve karar numarası belirtilen dosyada haksız ve hukuka aykırı olarak davanın kabulüne karar verilmesi mevcut mahkeme kararının istinaf incelemesinden geçerek yeniden değerlendirilmesini gerektirmektedir. 2-) Yetki itirazı; dava konusu uyuşmazlık kurumumuzun Samsun bölgesinin her hangi bir işleminden değil, kurumumuz SGK Başkanlığının Tokat ... İl Müdürlüğü işleminden kaynaklanmaktadır. Aynı zamanda dava konusu olay Tokat ili sınırları içinde meydana gelmiştir. İş kazası tespit davalarında yetkili mahkeme olayın meydana geldiği yer mahkemesidir. Bu nedenle davanın Tokat İş Mahkemesinde açılması gerekmektedir. Bu nedenle öncelikle yetki itirazında bulunulması zarureti hasıl olmuştur.... Kurumumuz ... başmüfettişi ... ... tarafından dava konusu olayın iş kazası olup olmadığına dair inceleme ve araştırma yapılarak 16.04.2019 tarih 105841/09/ir/09 sayılı rapor sayılı rapor düzenlenmiştir. Adı geçen bu raporda; davacının 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre sigortalı niteliği olduğu tespit edilmiştir. Sonrasında davacı ...’nın 21.11.2015 tarihinde yaşadığı kaza olayı ile ilgili Erbaa Merkez Jandarma Karakolunda verdiği ifadede ve yine tanık ...’nun verdiği ifade de kazanın piknik yaparken yaşandığı belirtilmiştir. Tokat Cumhuriyet Başsavcılığının 03.02.2016 tarih 2016/504 sayılı takipsizlik kararında olayın piknik yaparken ve davacı ...’nın kendi kusuru sonucu meydana geldiği belirtilmiştir. Sonrasında takipsizlik kararına yapılan itirazın Tokat Sulh Ceza Hakimliğinin 06.06.2017 tarihli kararı ile reddine karar verilmiştir. Davacı ... Kuruma iş kazası geçirmesi nedeniyle gelir talebinde bulunduğu ve daha sonra 17.03.2017 tarih 3632529 sayılı dilekçe ile gelir talebinden feragat ettiği belirtilmiştir. İşveren ... Umay sigortalı ...’nın 21.11.2015 tarihinde Cumartesi günü piknikte kaza geçirdiğini öğrendiğini ifade etmiştir. İşveren ve sigortalı arasında düzenlenen 27.04.2015 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinde, ...’nın kamyon şoförü olarak çalışacağı, günlük 40,05TL brüt ücret ödeneceği, part time çalıştığı günler karşılığı günlük ücret ödeneceğinin belirtildiği, işveren tarafından Kuruma 22.12.2015 tarih 17770452 sayılı dilekçe ekinde verilen eksik gün bildirim formu ile sigortalı imzası bulunan puantaj kaydında 21.11.2015 günü çalışmasının bulunmadığı tespit edilmiştir. Tüm bu tespitler birlikte değerlendiğinde kaza olayının 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesine göre iş kazası olmadığı değerlendirilmiştir...Kaza geçiren ... T.C. kimlik numaralı ...’nın 21.11.2015 tarihinde geçirdiği kaza olayı; işyerinde bulunduğu sırada ve işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla meydana geldiğine kanaat getirilmediğinden, olayın 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ilk fıkrası (a) ve (b) bentleri uyarınca iş kazası olmadığına karar verilmiştir. 6-) Mahkemece dava konusu olayın iş kazası olup olmadığının tespiti için gerekli inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Dinlenen tanıklar beyanlarında; dava konusu kaza olayını görmediklerini beyan etmişlerdir. Bu sebeple tanık beyanları davayı ispata yeterli değildir. Yine Mahkemece dava konusu kaza olayı ile ilgili savcılık dosyası celp edilmiş ve davacının kolluk görevlilerine verdiği ifadesinde kazayı piknik yaparken geçirdiğini beyan ettiği görülmüştür. Davacının kolluktaki beyanı da olayın iş kazası olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Davanın devamında dosyadaki mevcut delillere göre bilirkişi raporu alınması gerekirken usul ve kanuna uygun bilirkişi raporu alınmadan karar verilmesi de yasal mevzuata aykırıdır...." beyanla istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında "... Somut olayda ; Her ne kadar ; SGK tarafından 16.04.2019 tarihli komisyon kararıyla davacının 21.11.2015 tarihinde geçirmiş olduğu kazanın iş kazası olmadığı sonucuna varılmışsa da; kaza günü davacının tomrukların yükleme işinde görevlendirildiğini iddia ettiği , yüklenen tomrukların 50-60 cm çapında ve 3 metre uzunluğunda olduğunun belirtildiği , tomruk kamyona yerleştirilirken kaydığı ve yere düştüğü bu kaza sonucu sol elinin tomruğun altında kaldığı , kazanın hemen akabinde Erbaa Devlet Hastanesine başvurulduğu, tedavi yapan sağlık kuruluşu olayı iş kazası olarak kayıtlara geçirdiği , kaza tarihinde davacının davalı şirkette sigortalı olarak çalıştığının görüldüğü, tanık beyanları ,hastane kayıtları değerlendirildiğinde olayın iş kazası olduğuna yönelik mahkeme kararında bir isabetsizliğin olmadığı görülmüş olmakla ; davalı ve kurumun istinaf itirazlarının yerinde olmadığı İlk Derece Mahkemesinin bu karar ve gerekçesinin dosya kapsamına uygun olduğu, Dairemizce de bu karar ve gerekçeye itibar edildiği, davalı şirket ve SGK vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ve reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, davalı ve SGK vekilinince ileri sürülen tüm istinaf sebeplerinin İlk Derece Mahkemesince usul ve kanuna uygun bir şekilde değerlendirilerek hüküm kurulmasına göre davalı şirket ve SGK vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 'nın 353/1-b-1 inci maddesi gereğince esastan reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, iş kazasının tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!