10. Hukuk Dairesi 2024/5985 E. , 2024/7055 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/220 E., 2024/407 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/8 E., 2021/606 K.
Taraflar arasındaki Tarım Bağ-Kur sigortalılık tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02.03.2009 - 14.01.2016 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti ya da bu talebi kabul görmezse isteğe bağlı sigortalılık talebinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddi gerektiğini, muafiyet belgesin istinaden 02.03.2009 tarihinde davacının sigortalılığının usul ve yasaya uygun olarak sonlandırıldığını, isteğe bağlı sigortalı olabilmek için isteğe bağlı sigorta talep dilekçesiyle Kuruma başvuruda bulunulması gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasının kabulüne, davacının 02.03.2009 - 14.01.2016 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; Tarım Bağ-Kur sigortalılığının temel koşulu tarımsal faaliyette bulunmak olduğunu, davacının tarımsal faaliyeti ile ilgili bir net bir tespit yapılmadığını, faaliyetin kesintisiz sürüp sürmediği ile ilgili dosya kapsamında yeterli araştırma yapılmadığını, 5510 sayılı Kanuna göre; Kurumun 07.03.2009 tarih 21437 varide numaralı muafiyet belgesine istinaden 02.03.2009 tarihinden itibaren davacını sigortalılığının sonlandırılmasının usul ve yasalara uygun olduğunu, davacının tarımsal faaliyette bulunduğu, fındık üretimi yaptığı belirtilmiş ancak ne kadar fındık ve gelir elde edildiği, elde edilen ürünün nereye satıldığı veya teslim edildiği gibi hususların somutlaştırılmadığını, hüküm kurulurken sadece tanık beyanlarına, bilirkişi raporundaki hususlara atıf yapılmadığını, bahse konu kararın tek dayanağı olan bilirkişi raporunun gerekli ve detaylı araştırma yapılmadan, eksik hesaplama ile hazırlandığını, rapora göre 2009-2011-2015 yıllarında fark sonucu yüzde otuzun üzerinde, 2010-2012-2013-2014-2016 yıllarında ise fark sonucu yüzde otuzun altında olduğunu, ardından "prime esas günlük kazancının yüzde otuzun altında olduğu değerlendirildiğinde" ifadesi kullanılıp bütün yıllar hesaba katılarak bir sonuca ulaşıldığını, bu hususların da kendi içinde çelişkili olduğunu, gerekçeli kararda ise bilirkişi raporundan alıntıyla 02.03.2009-14.01.2016 tarihleri arasında davacının ortalama yıllık ve aylık gelir hesaplamalarının aktarılarak davacının 5510 sayılı Kanunda belirtilen prime esas günlük kazanç alt sınırının üstünde olduğunun söylendiği, Mahkeme kararının referans olarak gösterdiği raporla çeliştiğini beyanla kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacının Kuruma sunduğu 02.03.2009 tarihli muafiyet belgesi nedeniyle Kurum tarafından muafiyet belgesinin verildiği tarih itibariyle Tarım Bağ-Kur sigortalılığı iptal edilmişse de; dosya kapsamındaki bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere tarımsal faaliyetten elde ettiği tarımsal gelirinin muafiyet sınırlarının üzerinde kaldığının anlaşılması, uyuşmazlık konusu dönemin tamamında davacının tarımsal faaliyetine devam etmesi, her ne kadar tahsil edilen primlerin davacıya iadesine karar verilmişse de davacının 2011 yılında yaptığı yapılandırma müracaatı sonrasında 2011 yılı ve sonrası için iradi prim ödemesinde bulunduğunun anlaşılması karşısında davacının uyuşmazlık konusu dönemde tarım Bağ-kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, istinaf sebeplerini tekrarla temyiz talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 02.03.2009 - 14.01.2016 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti ya da bu talebi kabul görmezse isteğe bağlı sigortalılık talebinin kabulüne karar verilmesi talebinden ibarettir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'un Geçici 7 nci maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2, 3, 6, 9 ve 10 uncu maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b maddesinin 4 numaralı alt bendi hükümleridir.
2926 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde, Kanunla veya Kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir.
Anılan Kanunun 3 üncü maddesinin (b) bendinde; "Tarımsal faaliyette bulunanlar: kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar" olarak tanımlanmış, 5 inci maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6 ncı maddesinde ise, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanunun 9 uncu maddesi Kuruma re'sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir.
Anılan Kanunun 10 uncu maddesine göre ise, kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, Kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin T. Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir.
Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanunda, bildirimsiz kalan sigortalılar için 506 sayılı Kanun'un 79 ve 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinde öngörülen "hizmet tespiti" davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, yada tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı "Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti" söz konusu olamayacaktır.
Öte yandan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2926 sayılı Kanun'un uygulanmasına ilişkin 26.03.1994 günlü 4 nolu tebliğine göre ürün bedellerinden % 1 oranında tevkifat yapmakla yükümlü gerçek ve tüzel kişilerin bu tevkifatı yaparak Kurum hesabına intikal ettirmek zorunda oldukları, kesinti yaptığı halde Kurum hesabına yatırmayan gerçek veya tüzel kişilerin, Kuruma karşı sorumlu oldukları, bu kesintilerin yasal faiziyle birlikte kendilerinden tahsil olunacağı TCK.'nın 526 ncı maddesi gereğince cezalandırılmaları için suç duyurusunda bulunulacağı bildirildiğinden davacının sattığı ürün bedelinden kesinti yapıldığının tespiti sigortalılığın kabulü için yeterli olup, kesintiyi yapan davalı Kuruma karşı sorumlu olacağından kesinti yapıldıktan sonra Kurum hesabına yatırılmamış olması dahi sonuca etkili değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.02.2017 tarih 2015/10- 1283 E. 2017/242 K. sayılı kararına göre de tevkifat kesintisinin Kuruma intikal etmemesi Tarım Bağ-Kur sigortalılık hakkı kazanmasına engel değildir.
3. Değerlendirme
Dava, Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti davasıdır. Davacı, geçimini tarımdan sağladığını, 01.10.2008 tarihinden itibaren re'sen Tarım Bağ-kur Sigortalı olduğunu, ancak Kurumun 02.03.2009 - 14.01.2016 tarihleri arasındaki zorunlu Tarım Bağ-Kur sigortalılığının iptal edildiğini beyanla bu tarihler arasında 2026 sayılı Kanuna istinaden Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespitini ya da bu talebi kabul görmezse isteğe bağlı sigortalılık talebinde bulunmuştur. Mahkemece davacının tarım faaliyetlerinin muafiyet kapsamında kalmadığı kanaatiyle davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.
Davacının 5510 sayılı Kanun kapsamında 01.10.2008 tarihinde 4/1-b kapsamında tescilinin yapıldığı, 07.03.2009 tarihinde muafiyet dilekçesi verdiği ve sigortadan muaf olduğu, her ne kadar 2011 yılında prim borçlarının yapılandırılması için Kuruma müracaat ettiği ve ödemelerin yapmış ise de, devamında ödemelerin davacıya iade edildiği, dava konusu dönem içinde davacının zorunlu sigortalılık koşullarını taşımadığı, isteğe bağlı sigortalı talebinin bulunmadığı, isteğe bağlı sigortalılık şartlarının da bulunmadığı, Kurum işlemlerinin yerinde olduğu anlaşılmakla ret kararı verilmesi gerekirken kabul kararı verilmesi hatalı olmuş ve verilen karar bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!