10. Hukuk Dairesi 2024/590 E. , 2024/4901 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/841 E., 2023/1015 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çanakkale İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/207 E., 2022/31 K.
Taraflar arasındaki Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 01.03.2004 tarihi itibariyle Tarım Bağ-Kur tescilinin yapıldığını ve 3 yıl 8 ay 6 gün prim ödediğini, 28.10.2015 tarihinde Kuruma şifahen başvurarak tarım Bağ-Kur sigortalılığının yeniden başlatılmasını talep ettiğini ve Tarım Bağ-Kur kapsamında 721 günlük hizmet ihyası yapması gerektiğinin bildirildiğini,buna istinaden 28.10.2015 tarihli ve tarafına ayni gün tebliğ edilen borçlanma yazısına göre 7.743,43 TL hizmet ihya borcunu 25.11.2015 tarihinde ödediğini, 22.01.2019 tarihinde tahsis talebinde bulunduğunu, ancak Kurum tarafından davacının 721 günlük ihyasının 28.10.2015 tarihli hizmet ihya başvurusunun her hangi bir tescile dayanmadığı, terk etmiş sigortalı olduğu için yeni bir tescil gerektiği belirtilerek iptal edildiğini belirterek Kurumca iptal edilmiş olan 28.10.2015 tarihli hizmet ihyası işleminin iptali ile ödediği hizmetin tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 28.10.2015 tarihli dilekçesi ile 5510 sayılı Kanun'un geçici 17 nci maddesi ve 6645 sayılı Kanun ile eklenen geçici 63 üncü maddesi gereğince 26.12.2011-16.07.2014 tarihleri arasındaki 4/1-a dışında kalan 721 günlük eksik prim gününü ihya suretiyle borçlanıp ödemek için başvurduğu, başvuru üzerine davacıya 721 gün için ihya talebinin kabul edildiğine dair davalı Kurum tarafından elden tebligat yapıldığı, aynı zamanda davacıya 7.743,43 TL ihya borcu çıkarıldığı ve davacının SGK hesabına bu miktarı yatırdığı, davacının dava konusu 26.12.2011-16.07.2014 tarihleri arasında 4/1-a sigortalılıklarının bulunduğu günler dışında kalan 721 günlük Tarım Bağ-Kur sigortalılığının olduğu; her ne kadar bu ödemeden sonra davacının 22.01.2019 tarihinde Kuruma yaptığı başvurusu üzerine Kurumun 11.04.2019 tarih 2019/MUY-29 sayılı denetmen raporuyla davacının ihyasının geçerli olmadığı, 25.12.2011 tarihinde 4/1-a hizmetinin sona ermesine müteakip 26.12.2011 tarihinden itibaren Tarım Bağ-Kur tescilinin yeniden açılmasına ilişkin en geç 1 ay içinde başvuruda bulunması gerektiği, davacının Kuruma 03.11.2012 tarihinde şifaen başvuruda bulunduğu, yazılı başvurusu olmadığından şifahi başvurunun sigortalılık işlemlerine dayanak kabul edilemeyeceği belirtilerek ihya suretiyle gerçekleşen 26.12.2011-16.07.2014 tarihleri arası 721 günlük Tarım Bağ-Kur prim borcu ödemeleri geçerli kabul edilmemiş ve yazılı tescil talebi olmadığından da sigortalılık süreleri iptal edilmişse de, davacının anılan tarihler arasında 4/1-a hizmetleri dışında tarımla uğraştığının, traktörü ve tarlalarının bulunduğunun, tarım ilaçları aldığının sabit olduğu, muhtar ve aza tanıklarının da davacının geçimini tarımla sağladığını doğruladığı, Eceabat Ziraat Odasının Mahkemeye verdiği 22.04.2019 tarihli yazı cevabında davacının 16.09.2014-13.01.2015 tarihleri arasında Ziraat Odası kaydının olduğunun bildirildiği, kaldı ki SGK'ya verilen ihyaya esas başvuru ekindeki belgelerde de Ziraat Odası Başkanının davacının oda kaydı olduğuna ilişkin imzalı onayının bulunduğu; davalı Kurumun bu başvurular ve onaylara istinaden davacının 03.01.2012 tarihinde şifai Tarım Bağ-Kur kaydının yapılması beyanını geçerli kabul ederek 721 gün için ihya başvurusunu kabul edip prim alacaklarını tahsil ettiği, daha sonra ise inceleme raporuna istinaden geriye dönük sigortalılık hizmetlerini iptal etmesinin davalı Kurumun hatalı işlemleri ile sigortalılığa erişimi engellediği, halbuki Kurumun sigortalılara ve hak sahiplerine yaptığı işlemlerde istikrarlı olması gerektiği, davalı Kurum yetkililerinin davacının ihya başvurusunu kabul edip borç tahakkuk ettirirken ve tahakkuk ettirdiği prim borçlarını tahsil ederken 03.01.2012 tarihinde davacının Tarım Bağ-Kur tescilinin yeniden yapılması için başvurusunun varlığını kabul etmiş sayılması gerektiği, bu yönde bir eksiklik var idiyse bile bu eksikliğin sorumluluğunun davacıya yüklenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının 26.12.2011-16.07.2014 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a sigortalı çalışmaları dışında kalan günlerde 5510 sayılı Kanun 4/1-b Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun ve 721 günlük süreyi geçerli olarak ihya ettiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili, Kurumun işleminin resmi kayıtlara dayandığını, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 16.09.2004-13.01.2015 tarihleri arasında ziraat odasında kayıtlı olması ve uyuşmazlık konusu dönemde ziraata elverişli taşınmazlarının ve traktörünün bulunması, tanık olarak dinlenilen köy muhtarı ve azaların; davacının uyuşmazlık konusu dönemde geçimini tarım ve hayvancılık ile sağladığını beyan etmesi, davacının 26.12.2011 tarihinde prim ödeyerek Tarım Bağ-Kur sigortalısı olma yönündeki iradesini de ortaya koyması karşısında; Mahkemece 26.12.2011-16.07.2014 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı olduğu günler dışında kalan sürelerde 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b.4 maddesi kapsamında (Tarım Bağ-Kur) sigortalısı olduğunun ve bu süreler için yaptığı ihyanın geçerli olduğunun tespitine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, 5510 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin değişik 3 üncü fıkrası hükmü gereği her ne kadar 07.11.2007 itibari ile son bulan 2926 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığı işleme alınmış ve 721 günü ihya edilmiş ise de Ziraat Odası veya Tarım il/ilçe Müdürlüğü kayıtlarına ilişkin hiçbir belge Kurum kayıtlarında bulunmadığından davacının ihya edilen 721 günlük sigortalığının iptal edildiğini, bu durumun davacının sigortalılık sürelerinin birleştirilmesi sırasında fark edildiğini, Kurum işleminde hata bulunmadığını belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 26.12.2011 ile 16.07.2014 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun 4/1-a maddesi kapsamındaki sigortalı çalışmaları dışında kalan 721 günlük Tarım Bağ-Kur sigortalılığının Kurum tarafından ihya edilmesinden sonra, davacının sigortalılık için tescil başvurusu olmadığı gerekçesiyle iptaline dair Kurum işleminin iptali ve davacının bu süredeki sigortalılığının geçerli kabul edilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 7 nci maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanun'un 2, 3, 6, 9 ve 10 uncu maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b maddesidir.
3. Değerlendirme
2926 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde, kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları belirtilmiş, 3 üncü maddenin (b) bendinde, bu Kanunda geçen “tarımsal faaliyette bulunanlar”ın, kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya özgü yerlerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan yararlanmak suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından korunmasını, taşınmasını sağlayanları veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanları ifade ettiği açıklanmıştır. Ayrıca 5 inci maddede, yasal süresinde kayıt ve tescillerini yaptırmayanların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi izleyen aybaşından itibaren başlayacağı, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6 ncı maddede, bu Kanuna göre sigortalı sayılanların sigortalılıklarının tarımsal faaliyetlerine son verdiklerinde sona ereceği, 7 nci maddede, kişilerin bu Kanuna göre sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç 3 ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorunda oldukları, 9 uncu maddede, bu zorunluluğa uymayanların tescil işlemlerinin Kurumca kendiliğinden yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan 5510 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinde tarımsal faaliyet, 2926 sayılı Kanun'un 3/b maddesinde öngörüldüğü şekilde tanımlandıktan sonra 4 üncü maddenin 1 inci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendinde, hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları belirtilmiş, 7 nci maddede sigorta hak ve yükümlülüklerinin, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için tarımsal faaliyetlerinin kanunla kurulu ilgili meslek kuruluşlarınca veya kendilerince, 1 yıl içinde bildirilmesi durumunda kaydedildiği tarihten, bu süre içinde bildirilmemesi halinde ise bildirimin Kuruma yapıldığı tarihten itibaren başlayacağı öngörülmüştür.
02.08.2003 günü yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılan 2926 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesi ve 4956 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi ile değişikliğe uğrayan 1479 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi hükümlerinde kanun koyucu, Kurumun prim alacaklarının Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilebilmesine imkan tanımıştır. Buna göre, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla ilgili sigorta primlerinin, ilgiliye ödenmesi gereken ürün bedellerinden kesilerek o kişi adına Kurum hesabına yatırılmak suretiyle tahsil edilmesi durumunda, kayıt ve tescil için Kuruma başvuru olmasa dahi belirtilen şekildeki prim ödeme olgusunun, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan kişinin kayıt ve tescil konusundaki iradesini ortaya koyduğunun kanıtı olarak kabulü gerekmektedir. Tarımsal faaliyet olgusunun kanıtlanmış olması, tescilli sigortalılar yönünden tescil tarihinden, tescili bulunmayanlar yönünden ise ilk prim ödemesinin veya tevkifatın gerçekleştirildiği tarihten sonraki sürelere ilişkin olumlu sonuç doğurmaktadır. Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan Kanunlarda 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddesinde açıklanan hizmet tespiti davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemesi ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının öngörülmesi karşısında, tescil veya iradi prim ödemesi ya da prim tevkifatı öncesine ait dönem yönünden tarımsal faaliyet ve buna dayalı Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti söz konusu olamayacaktır. Ayrıca belirtilmelidir ki, tarımsal faaliyete kabul edilebilir süreyi aşar uzunlukta ara verilmesi durumunda Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yeniden başlayabilmesi, tescil başvurusu, iradi prim ödeme, prim tevkifatı olgularından herhangi birinin gerçekleşmesine bağlıdır.
Somut olayda, davacının 24.02.2004 tarihinde Kuruma intikal eden giriş bildirgesine istinaden 2926 sayılı Kanun'a göre 01.03.2004 tarihinde tescil edildiği, 19.03.2004 tarihinden başlayarak son ödeme 26.10.2007 tarihinde olmak üzere primlerini ödediği, 21.03.2008 tarihli dilekçesiyle 08.11.2007 tarihinde sigortalı işe girdiğini bildirmesi üzerine 07.11.2007 itibariyle 2926 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığının sona erdirildiği, 07.12.2011 tarihli sigortalılık belgesinde davacının 01.03.2004 ile 07.11.2007 arasında 3 yıl 8 ay 6 gün sigortalılık süresi olduğu ve prim borcu olmadığının görüldüğü, davacının 28.10.2015 tarihinde ihya talebi ile Kuruma başvurduğu, 26.12.2011 ile 16.07.2014 tarihleri arasında 4/a çalışmaları dışında kalan 721 gün tarım Bağ-Kur sigortalı hizmetlerini ihya edilerek 7.743,43 TL ihya tutarını 25.11.2015 tarihinde ödediği, davacının 23.01.2019 tarihli tahsis talebi sonrası yapılan incelemeden sonra SGK tarafından, "08.11.2007 tarihinde sigortalı olarak çalışmaya başlamasından dolayı 2926 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığının sonlandırıldığı, bundan sonra Kuruma herhangi bir belge intikal etmediğinden sigortalılığının tekrar başlatılamadığı, 721 günlük ihyanın bu nedenle iptal edildiğinin" davacıya bildirildiği anlaşılmaktadır.
Davacının Kuruma 3.1.2012 tarihinde sözlü olarak başvurusu olduğuna dair itirazı üzerine Sosyal Güvenlik Denetmeninin 11.04.2019 tarihli raporunun sonuç ve kanaat bölümünde davacının “03.01.2012 tarihli sözlü başvurusunun sigortalılık işlemlerine dayanak olarak kabul edilemeyeceğinden sigortalılık tescilinin Kanunda öngörüldüğü şekilde gerçekleştirilemeyeceği” bildirilmiştir. Yine dosya kapsamından davacının 03.01.2012 tarihinde 1479 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı tescilinin yapıldığı ve aynı gün terk verildiği görülmektedir.
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde 26.12.2011 tarihli prim ödemesi olduğu belirtilmişse de, davacının 7.12.2011 tarihli ekstresinde 01.03.2004-07.11.2007 sigortalılık süresi olduğu ,en son prim ödemesinin 26.10.2007 tarihinde yapıldığı ve 617,77 TL fazla ödemesi bulunduğu, davacının 06.12.2011 tarihinde fazla ödemenin tarafına iadesi istemi ile Kuruma yaptığı başvuru üzerine 26.12.2011 tarihli muhasebe işlem fişi ile davacıya iadesine karar verildiği dolayısıyla sigortalılık belgesinde görülen 617,77 TL lik tutarın fazla ödemenin iadesine ilişkin olduğu, prim ödemesi olmadığı anlaşılmaktadır.
Davacının tarımsal faaliyetine ilişkin olarak mahkemece yapılan araştırmada, davacının 16.9.2004-13.1.2015 tarihleri arasında ziraat odası kaydı bulunduğu, 2005-2015 yılları arasında tarım kredisi kullanmadığı, 2011,2014 ve 2015 edinme tarihli müşterek tapulu tarlaları bulunduğu, 24.03.2011 tescil tarihli adına kayıtlı traktörü olduğu, İlçe Tarım Müdürlüğü sisteminde hayvan kaydının olmadığı, Tarım Kredi Kooperatifi kaydının olmadığı ve kredi kullanmadığı, tanık olarak dinlenen aza ve muhtarların davacının her zaman tarım ve hayvancılıkla uğraştığını beyan ettiği tespit edilmiştir.
Eldeki dosyada, 1479 sayılı Kanun isteğe bağlı sigortalılık için yapılan 03.01.2012 tarihli başvurunun tarım Bağ Kur sigortalılığı açısından tescil başvurusu olarak kabul edilemeyeceği açık olup, Mahkemece davacının tescil başvurusu, tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı olup olmadığı araştırılmalı, aksi halde davanın reddine karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!