WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/588 E.  ,  2024/1692 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/184 E., 2023/416 K.
KARAR : Kısmen kabul

Taraflar arasındaki menfi tespit davasında davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, ... Turizm ve Ticaret Anonim Şirketi adına işlem gören işyerine ait ödenmemiş olan 2017/9-10 ile 2015/1-2-3-4-5-6-9 ve 10. aylara ait 1.235.649,84 TL sigorta prim aslı ve 1.205.149,00 TL gecikme zammının şirket ortağı olması nedeniyle hakkında icra takibi yapıldığını, takibe 16.03.2020 tarihli itirazında, şirkette sahip olduğu %0,40 hissesini 29.04.2015 tarihinde devir ederek ayrıldığını, bu devirden önceki hisse oranında prim borcunun kabul edildiğinin bildirildiğini, 6183 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi ile şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen ve tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından şirket ortaklarının sermaye hisseleri oranında doğrudan sorumlu olduğunu, şirketin tüm borçlarından sorumlu tutulamayacağını, şirket prim borcundan hisse payı ve devrettiği tarih dikkate alınarak tamamından sorumlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, ilk itirazların ve zamanaşımı definin kabul edilerek, haksız açılan davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 01.04.2021 tarihli ve 2020/172 E., 2021/91 K. sayılı kararı ile "... Davacının yönetim kurulu üyeliğinin 29.04.2015 tarihli yönetim kurulu kararı ile sona ermiş olması, bu tarihten sonra şirket kararlarında yönetim kurulu üyesi (temsil ve ilzama yetkili ya da kanuni temsilci) olarak adına yer verildiğinin, yetkisiz temsilci olarak şirket adına işlem yaptığının saptanamamış olması karşısında, 29.04.2015 tarihine kadar tahakkuk etmiş prim borçlarından dolayı sorumluluğu bulunmamaktadır.

Davacının yönetim kurulu üyeliği görevinin sonlandığı 29.04.2015 tarihi dikkate alındığında, sorumluluk dönemi, bu tarih itibariyle muaccel olan (en son) 2015/02. ay prim borcu kapsamındadır.

Bu durumda, davacının ... Anonim Şirketi yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde tahakkuk etmiş olan yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde en son tahakkuk eden ve ödenmesi gereken- 2015/02. ay (dahil) önceki dönemler yönünden sorumlu bulunup, bu dönemler dışında sorumluluk koşullarını taşımamaktadır.

Tüm dosya kapsamı itibari ile, gerekçeli ve denetime elverişli şekilde düzenlenen 22.03.2021 tarihli rapor Mahkememizce usul ve yasaya uygun bulunarak davacının yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde 2014/9-2015/2 ayları yönünden prim borçlarından sorumlu olduğu, diğer dönemler yönünden ise sorumlu olmadığı sonuç ve kanaatine varılarak davacının davasının kısmen kabulü cihetine gidilmiştir.

Ayrıca davalı Kurum davacının 2015/9 ve 2015/10 dönemine ilişkin prim borçları yönünden davacının sorumlu olmadığını belirtmiş olduğundan 2016/027570 ile 2016/076754 nolu takipler yönünden davanın konusu kalmadığı" gerekçesiyle;

"Davacının davasının kısmen kabulü ile

1-2016/027570 nolu takip ile 2016/076754 nolu takipler yönünden davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına,

2-2015/015430 nolu takip yönünden 2015/3. dönemine ait 248.097,83 TL, 2015/4. dönemine ait 252.789,76 TL'lik, 2015/5. dönemine ait 257.682,78 TL'lik kısım yönünden, 2015/6. dönemine ait 249.753,84 TL'lik olmak üzere toplam 1.008.324,21 TL'lik kısım yönünden davacı sorumlu olmadığının tespiti ile ödeme emirlerinin bu miktarlar üzerinden iptaline" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin şirket hissesi oranında sorumlu olduğunun kabul edilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının yönetim kurulu üyesi olarak 2014/9-10-12 ve 2015/1-2-3-4-5-6. aylara ait tüm borçlardan sorumlu olduğunu, Kurum işlemlerinin mevzuata uygun olarak yerine getirildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 29.09.2022 gün, 2021/1031 E. - 2022/1839 K. sayılı kararı ile "... Somut olayda, 2016/027570 takip numaralı dosyadan düzenlenen ödeme emrinin 2015/9. ay prim borcuna ve 2016/076754 takip numaralı dosyadan düzenlenen ödeme emrinin 2015/10. ay prim borcuna ilişkin olduğu, Kurumun 06.04.2020 ve 22.07.2020 tarihli yazıları ile davacının icra takibine konu 2014/9-10-12 ve 2015/1-2-3-4-5-6. aylara ait borçlardan sorumlu olduğu belirtilerek 2016/027570 takip numaralı ve 2016/076754 takip numaralı ödeme emirlerinde yer alan prim borçlarının kapsam dışında bırakıldığı anlaşılmaktadır.

Bununla birlikte, 2015/015430 takip numaralı dosyadan düzenlenen ödeme emrinin 2014/9-2015/6. aylar arası prim borcuna ilişkin olduğu, 29.04.2015 tarihine kadar dava dışı ... Turizm ve Ticaret A.Ş.'nin yönetim kurulu üyesi olan davacının sorumlu olduğu borç dönemlerinin 5510 sayılı Kanun'un 88/1 inci maddesi kapsamında borcun muaccel olduğu tarihe göre belirlendiği anlaşıldığından Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla davacı vekilinin ve davalı Kurum vekilinin istinaf istemlerinin, istinaf kapsam ve nedenlerine göre 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine" karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairenin 12.01.2023 gün, 2023/496 E., 2023/283 K. kararında; "...1.İnceleme konusu davada; davacıya, dava dışı A.Ş.'nin 2014/9-2015/10 aylarına ilişkin prim borçlarını içeren ödeme emirleri tebliğ edilmesi üzerine, davacının yalnızca binde 4 oranında ortaklığı bulunduğunu belirterek ödeme emirleri nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, Mahkemece davacının 2014/9-2015/2 dönemleri yönünden sorumlu olduğu, 29.04.2015 tarihli istifa nedeniyle 2015/3-10 dönemlerinden sorumlu olmadığı tespiti yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.

2) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

3) Davalı Kurum tarafından düzenlenen ödeme emirlerinin 2014/9-2015/10 aylarına ilişkin olduğu, davacının 13.04.2012 tarihinden itibaren 3 yıl süreyle yönetim kurulu üyesi seçildiği ve 29.04.2015 tarihinde de istifa ettiğinin anlaşılması karşısında, yukarıda yer alan yasal mevzuat uyarınca davacının, dava dışı anonim şirkete ait prim borçlarının 2015/3 döneminden de sorumlu olduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır..." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Mahkememizin kısmen kabulüne dair kararının Yargıtay 10.Hukuk Dairesince bozularak gönderilmesi üzerine Mahkememizce bozmaya uyularak yargılamaya devam edilmiş, SGK'ya müzekkere yazılarak ... Turizm ve Ticaret A.Ş yönetim kurulu üyesi davacı ...'in 2014/9, 10, 12 ile 2015/1, 2, 3, borcunun bulunup bulunmadığı sorulmuş, Kurum tarafından yazılan müzekkere cevabından söz konusu şirketin Kuruma 2015/4, 5, 6, 7, 10 dönemlerine ait borcunun bulunduğu, ...'in de yönetim kurulu üyeliğine istinaden sorumlu olduğu, 2015/4, 5, 6 dönemlerine ait toplam 1.198 TL borcunun olduğu bildirilmiştir.

Tüm dosya kapsamı itibari ile davacı ...'in 22.08.2014 tarihi ile 29.04.2015 tarihleri arasında dava dışı .... Turizm ve Ticaret A.Ş.'nin yönetim kurulu üyesi olduğu, 2014/9-2015/3.döneme ilişkin şirket borçlarından sorumlu olduğu ancak 2014/9, 10, 12 ile 2015/1, 2, 3 aylarına ilişkin şirketin Kuruma herhangi bir borcunun olmadığı anlaşıldığından 2016/027570 takip ile 2016/07076754 takip nolu nolu ödeme emrirleri ile 2015/015430 takip nolu ödeme emrinin 2015/3. ayına ilişkin prim alacağı yönünden davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, 2015/015430 nolu takip yönünden ise 2015/4, 2015/5 ve 2016/6. ayına ilişkin prim alacaklarından ise davacının sorumlu olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığından, söz konusu ödeme emrinin belirtilen aylara ilişkin kısımlar yönünden iptali cihetine gidildiği" gerekçesiyle;

"Davacının davasının kısmen kabulü ile

1-2016/027570 nolu takip ile 2016/076754 nolu takipler yönünden davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına,

2-2015/015430 nolu takip yönünden 2015/3. döneme ilişkin prim alacağı yönünden davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına,

3-2015/015430 nolu takip yönünden 2015/4. dönemine ilişkin 252.789,76 TL'lik, 2015/5. dönemine ilişkin 257.682,78 TL'lik kısım yönünden, 2015/6. dönemine ilişkin 249.753,84 TL'lik kısım yönünden davacının sorumlu olmadığının tespiti ile ödeme emrinin iptaline" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın reddini ve kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1- Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, Mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)

Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)

2- Tüzel kişi işverenlerin ortak ve yetkililerinin kamu alacaklarından sorumluluğu, 6183 sayılı Kanun'un 35, mükerrer 35, mülga 506 sayılı Kanun'un 80 inci ve 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesinde düzenlenmiş olup, sigorta primlerinin tahakkuk ve ödenmesi gereken zamanda yürürlükte olan mevzuat uygulanır.

Bu kapsamda, davanın yasal dayanaklarından olan, 506 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinde, “Sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri Kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar” hükmü öngörülmüştür. Anılan madde hükmüne göre, tüzel kişiliği haiz özel kuruluşta görev yapan kişinin primlerin ödenmesinden işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olabilmesi için, primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili, üst düzey yöneticisi olması zorunludur.

Yerleşmiş Yargıtay uygulamaları ile öğretide kabul edildiği üzere "üst düzey yönetici" kavramından anlaşılan şirketin mali ve idari konularında tek başına emir ve tasarruf yetkisine sahip, özel şekilde kendisine yetki verilen kişidir. Türk Ticaret Kanunu'nun 317 inci maddesine göre anonim şirketlerde şirketi yönetmek ve temsil etmek yönetim kuruluna aittir. Anonim şirkette primlerin ödenmesinde müteselsilen sorumlu üst yönetici ve yetkiliden söz edebilmek için primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili üst düzey yönetici olması, yönetim kurulu başkanı, başkan yardımcısı gibi unvan taşıması veya temsil ve ilzam yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi olması gerekir. Bunun dışında kalan ve şirketin idare veya mali işlerinde doğrudan söz sahibi veya yetkili olmayan kişilerin işveren ile birlikte müşterek sorumluluğu düşünülemez.

5510 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi ile ilgili 108/1-c maddesinde, Kanun'un 88 inci maddesinin 01.07.2008 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiş olup, bu tarihten sonra tahakkuk eden prim borçları hakkında 5510 sayılı Kanun'un 88/20 nci maddesi ile, “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dâhil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur” şeklinde düzenlenme getirilmiştir. Yapılan bu düzenleme ile tüzel kişiliği haiz özel kuruluşta görev yapan yönetim kurulu üyelerinin primlerin ödenmesinden işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları açıkça belirtilmiştir.

Yukarıdaki düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, 01.07.2008 tarihinden önce tahakkuk eden prim borçları bakımından, işveren ile birlikte müteselsilen sorumluluk koşullarının oluşması için, işveren kamu kurum ve kuruluşu ise, kamu görevlilerinin tahakkuk ve tediye ile görevli olması, tüzel kişiliğe haiz diğer yetkilisi ve kanuni temsilci sıfatıyla işveren tüzel kişiliği temsil ve ilzama yetkili bulunulması gerekir. Ancak, sonradan yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesi burada bir ayrıma giderek özellikle şirket yönetim kurulu üyelerinin, temsil ve ilzam yetkisi aranmaksızın (haklı sebepleri olmazsa) müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklarını ayrıca ve açıkça belirtmiştir.

Ayrıca belirtilmelidir ki, davanın yasal dayanaklarından olan, 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35 inci maddesinde ise, asıl borçlu hakkında yapılan yasal takip ve araştırmalar sonucu kamu alacağının tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde, yasal temsilcisine ödeme emri çıkarabileceği bildirilmiş ise de; sorumluluk bakımından, 6183 sayılı Kanun'un, 506 ve 5510 sayılı Kanun'lara göre genel Kanun niteliği dikkate alınmalı ve özel kanun niteliğinde olan 506 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddedeki şartlar bakımından davacı hakkında öncelikle değerlendirme yapılmalıdır.

Öte yandan, 506 sayılı Kanunu'nun 80 inci maddesi primlerin zamanında ve düzenli olarak tahsilini sağlamaya yönelik olup, anılan maddenin 1 inci fıkrası hükmüne göre, işveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödemeye mecburdur.

5510 sayılı Kanun madde 88/1 hükmüne göre “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalıları çalıştıran işveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak sigortalı hissesi prim tutarlarını ücretlerinden keserek ve kendisine ait prim tutarlarını da bu tutara ekleyerek en geç Kurumca belirlenecek günün sonuna kadar Kuruma öder” görüldüğü gibi kanun, primlerin ne zaman ödeneceğini belirlememiş, bu konuda Kuruma yetki vermiştir.

SSİY madde 108 in önceki halinde, Kanunda belirtilen sigorta primleri, Kurumca çıkarılacak tebliğde belirtilecek süre içinde Kuruma ödeneceği hükmü vardı. Yani sigorta prim ödeme sürelerini belirleme yetkisi İşveren Uygulama Tebliğine bırakılmıştı. 01.09.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan İşveren Uygulama Tebliğinin 2.4 maddesine göre ise, Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalıları çalıştıran işverenler, bir ay içinde çalıştırdıkları sigortalıların prime esas kazançları üzerinden hesaplanacak sigortalı hissesi prim tutarlarını sigortalıların ücretlerinden keserek, kendi hissesine isabet eden prim tutarlarını da bu tutarlara ekleyerek en geç takip eden ay/dönemin sonuna kadar Kuruma ödeyecekleri belirtilmişti.

29.05.2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklikle Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği madde 108 e göre işverenler, Kanunun 4 üncü ve 5 inci maddelerine tabi çalıştırdığı sigortalılara, sosyal güvenlik destek primine tabi sigortalılara, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 7 nci maddesine göre iş görme edimini yerine getirmek üzere başka işverene geçici olarak devrettiği sigortalılara ilişkin primleri bu maddede öngörülen sürelerde öderler denilmiş, maddenin devamında ise 4/I-a sigortalıları yönünden primlerinin ödeme zamanı belirlenmiştir. Buna göre,

a) Ayın 1 i ile 30 u arasındaki çalışmaları karşılığı ücret alan sigortalılar için en geç belgenin ilişkin olduğu ayı izleyen ayın son gününe kadar,

b) Ayın 15 i ile müteakip ayın 14 ü arasındaki çalışmaları karşılığı ücret alan sigortalılar için en geç belgenin ilişkin olduğu dönemi izleyen takvim ayının 14 ü ne kadar, işverenlerce Kuruma ödenir.

Bu düzenlemeler uyarınca, primlerin ödenmesi gereken son gün itibariyle de olsa, kişiler yukarıda açıklanan statüde oldukları dönemlerde ödenmesi gereken ve tahakkuk eden primlerden sorumlu tutulmalıdırlar.

3. Değerlendirme
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

İnceleme konusu davada; Mahkeme tarafından 2015/3. ay dönemi yönünden prim borcu olup olmadığı sorulmuş, Kurum tarafından prim borcunun olmadığının belirtilmesi üzerine Mahkemece bu dönem yönünden davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle bu dönem yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de bu dönemin ne şekilde konusuz kaldığı, borcun ödenip ödenmediği araştırılmadan karar verilmesi hatalıdır. Mahkemece ödeme emirleri eklenmek suretiyle bu dönem borcunun ödenip ödenmediği sorulmalı, ilgili belgeler celbedilmeli, ödenmişse şimdiki gibi karar verilmeli, sehven ödeme emri düzenlenmişse bu döneme ilişkin ödeme emrinin iptali gerektiği hususu değerlendirilmeli, Kurum yazısında yanlışlık varsa farklı bir ifadeyle borç devam ediyorsa bu dönem yönünden davacının sorumluluğuna karar verilmesi gerektiği hususu gözetilerek karar verilmelidir.

Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.