10. Hukuk Dairesi 2024/5869 E. , 2024/6649 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/583 E., 2020/1070 K.
KARAR : Davanın Kısmen Kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/299 E., 2018/951 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılan inceleme sonucunda direnme uygun bulunduğundan davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin inşaat işyerinde temizlik yaptığı sırada üçüncü kattan düşerek iş kazası geçirdiğini ve beden gücünde % 99 oranında kayba uğradığını, kesin malûliyeti 31.12.2015 tarihinde öğrendiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL maddi ve 300.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 20.11.2017 tarihli talep artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini 339.029,31 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, kaza sonrası ceza davasında verilen kararın kesinleştiğini, akabinde davalıya karşı müvekkiline Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından kaza ve maluliyet sebebiyle yapılan ödemelerin rucuan tazmini istemiyle iş mahkemesinde dava açıldığını ve bu kararın da kesinleştiğini, tüm bu süreçte malûliyet oranının ve dolayısıyla zararın belirli ve açıkça ortada olduğunu, o tarihten bu yana dava açılmadığını, malûliyetin öğrenildiği tarihin 31.12.2015 olduğuna ilişkin iddiayı kabul etmediklerini, ayrıca her iki tazminatın da fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
A. İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı
İlk Derece Mahkemesinin 18.01.2018 tarihli ve 2016/829 Esas, 2018/101 Karar sayılı kararı ile iş kazasından kaynaklanan tazminat davalarında maluliyet oranının tam olarak belirlendiği tarihten itibaren zamanaşımının işlemeye başlayacağı, davacının maluliyet oranının 19.02.2009 tarihinde % 100 olarak belirlendiği kararda kontrol muayenesinin de gerekmediğinin belirtildiği, zamanaşımının başlayacağı tarih malûliyetin tespit edildiği 19.02.2009 tarihi olduğundan davalının zamanaşımı savunmasının kabul edilmediği, malûliyet oranına taraflar itiraz etmediğinden % 100 olarak kesinleştiği, Yargıtay tarafından onanarak kesinleşen rucu davasında alınan kusur raporunda davalı şirketin % 70, davacı işçinin % 30 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, hükme esas alınan bu rapor doğrultusunda yapılan hesaplamada davacının maddi zararının 339.029,31 TL olduğu, davacının % 100 oranında malûliyetine neden olan olaydan dolayı 150.000,00 TL manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği ve ıslah dilekçesinin de dikkate alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 339.029,31 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 02.04.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
B. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Bölge Adliye Mahkemesinin Birinci Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 26.04.2018 tarihli ve 2018/1021 Esas, 2018/690 Karar sayılı kararı ile hüküm tarihine en yakın tarihteki verilere göre hesap yapılması gerektiği hususu da dikkate alınarak tespit edilen bakıcı gideri nedeniyle oluşan maddi tazminat alacağından, davacının aile içi bakım dayanışmasından yararlanacağı gözetilerek uygun bir miktar hakkaniyet indirimi yapılarak çıkacak sonuca göre kazanılmış haklar da dikkate alınarak bir karar vermek gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
D. İlk Derece Mahkemesinin İkinci Kararı
İlk Derece Mahkemesinin 23.10.2018 tarihli ve 2018/299 Esas, 2018/951 Karar sayılı kararı ile; bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada davacının sürekli bakıcı kullanmayacağı, aile içi bakım ve dayanışmadan yararlanacağı göz önüne alınarak bakıcı giderlerinden % 30 oranında hakkaniyet indirimi yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 291.522,50 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 02.04.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 07.02.2019 tarihli ve 2018/4768 Esas, 2019/180 Karar sayılı kararı ile; sürekli işgöremezlik nedeniyle uğranılan zararların giderilmesi amacıyla açılan maddi ve manevi tazminat davalarında zamanaşımı süresinin 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125 inci maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146 ncı maddesi) gereğince 10 yıl olup uygulama ve doktrinde zamanaşımının başlangıcının failin ve zararın öğrenildiği tarihten itibaren başlayacağının kabul edildiği, bedensel zararın gelişim gösterdiği durumlarda zamanaşımı başlangıcı olarak hastalık ve seyrinin yani gelişiminin tamamlandığı tarihin esas alınması gerektiği, dosya içerisinde bulunan 14.02.2007 tarihli rapor ile aylık bağlama kararında davacının 02.04.2004-15.02.2007 tarihleri arasında tedavi gördüğü ve 15.02.2007 tarihinde sürekli iş göremezliğe girdiği, davacının 15.03.2007 tarihinde aylık bağlanması talebi ile Kuruma başvurması sonrası malûliyet tespiti işlemlerinin başlatıldığı ve malûliyet oranının 19.02.2009 tarihinde Kurum tarafından düzenlenen raporda % 100 olarak belirlendiği, Yargıtay içtihatları gereğince zamanaşımı süresinin malûliyetin belirlendiği rapor tarihinden itibaren başlaması gerektiği, somut olayda gerek davacının sürekli malûliyete girdiği tarih gerekse malûliyetin belirlendiği 19.02.2009 tarihinden itibaren davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı da gözetilerek dava tarihi itibarı ile zamanaşımı süresinin geçmediği, kazanın meydana geldiği 02.04.2004 tarihinden sonra Kurum tarafından başlatılan tahkikat sonucunda meydana gelen kaza nedeni ile malûliyet oranı 19.02.2009 tarihinde tespit edilip bu orana göre gelir bağlandığından illiyet bağının koptuğundan da söz edilemeyeceği, rucuan tazminat davasında düzenlenen kusur oranının hükme esas alınmasında ve davacının malûliyetinin % 100 oranında olduğunun kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, % 100 oranında iş göremezliğe uğrayan ve bakıma muhtaç davacı için kaza tarihinden başlamak üzere kalan ömür süresince asgari ücret üzerinden bakıcı gideri hesaplaması ve bakıcı giderine ilişkin tazminattan % 30 oranında indirim yapılmasının da yerinde olduğu, ancak davacı yararına takdir edilen manevi tazminat miktarının fazla olduğu ve ayrıca kamu düzeni yönünden yapılan incelemede bilirkişi hesap raporunda toplam maddi zararın 366.058,52 TL hesaplandığı, Mahkemece bakıcı giderinden % 30 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak toplam 291.522,50 TL maddi tazminata hükmedildiği ancak ıslah ile arttırılan miktarlar gözetilerek sürekli iş göremezlik zararı ve bakıcı giderinden % 30 indirim yapıldıktan sonra toplam 279.654,94 TL maddi tazminata karar verilmesi gerekirken talep aşılarak 291.522,50 TL'ye hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, 279.654,94 TL TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 02.04.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 26.12.2019 tarihli ve 2019/2622 Esas, 2019/8116 Karar kararı ile "...somut olayda; sigortalının % 100 oranında sürekli iş göremezliğine neden olan iş kazasının 02.04.2004 tarihinde, bina inşaatının korkuluk olmayan kısmından işçinin düşmesi sonucu meydana gelmiştir. Bu davanın ise 17.10.2016 tarihinde açıldığı, davacı işçinin sürekli iş göremezliğinin 19.02.2009 tarihinde, Sosyal Güvenlik Kurumu Maluliyet ve Sağlık Kurulları Daire Başkanlığı tarafından tespit edilerek aylık bağlandığı anlaşılmaktadır. Yapılan açıklamalar ışığında, somut olay irdelendiğinde; dava konusu olayda, davacının işgöremezliği bakımından değişen ve gelişen bir durumun söz konusu olmadığı, giderek olayla birlikte zararın öğrenildiği ve zamanaşımının başlangıç tarihinin olay tarihi olduğu anlaşıldığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olmuştur..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bedensel zararın gelişim gösterdiği durumlarda zamanaşımı başlangıcı olarak hastalık ve seyrinin yani gelişimin tamamlandığı tarihin esas alınması gerektiği, davacının 02.04.2004 tarihinde geçirdiği kaza sonucunda iki ay yoğun bakımda kaldığı, ameliyatlar geçirdiği ve sonrasında da tedavisinin devam ettiği, 14.02.2007 tarihli raporlarda ve aylık bağlama kararında davacının 02.04.2004-15.02.2007 tarihleri arasında tedavi gördüğü ve 15.02.2007 tarihinde sürekli iş göremezliğe girdiğinin ve çalışamayacağının belirtildiği, bu tarihte çalışamayacağını öğrenen davacının 15.03.2007 tarihinde aylık bağlanması talebi ile Kuruma başvurduğu, Kurum tarafından davacının malûliyet oranının 19.02.2009 tarihinde % 100 olarak belirlendiği, dosyada mevcut 02.06.2006, 03.07.2007, 25.01.2008 ve 28.11.2008 tarihli raporlardan davacının tedavisinin devam ettiğinin anlaşıldığı, raporlarda farklı ve çeşitli rahatsızlıkların belirlendiği ve gelişen durumun söz konusu olduğu, dolayısıyla tedavinin sürdüğü henüz malûliyet oranı ile zararın öğrenilmediği bir tarih öncesinde olay tarihi itibarıyla zararın öğrenildiği kabul edilerek zamanaşımı süresinin başlatılması ve davacının henüz zararını öğrenmediği bir tarihte dava açmaya zorlanmasının mümkün olmadığı, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı da gözetilerek dava tarihi itibarı ile zamanaşımı süresinin geçmediği gerekçesiyle ve önceki gerekçe de tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
C.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı
Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.03.2024 tarih ve 2021/(21)10-222 esas ve 2024/153 karar sayılı ilamında özetle; "... somut olayda; 02.04.2004 tarihinde geçirdiği iş kazası neticesinde yaralanan davacının 02.04.2004-13.02.2007 tarihleri arasında tedavi gördüğü ve anılan tarihler arasında geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığı, 1.000,00 TL maddi ve 300.000,00 TL manevi tazminat istemi ile 17.10.2016 tarihinde eldeki davanın açıldığı, Sosyal Güvenlik Kurumu Teftiş Kurulunun 08.01.2006 tarihli raporunda olayın iş kazası olduğunun belirtildiği, Sosyal Güvenlik Kurumu Malululiyet ve Sağlık Kurulları Daire Başkanlığının 19.02.2009 tarihli kararı ile Adana Çukurova Devlet Hastanesinin 14.02.2007 tarihli ve 688 sayılı ve Çukurova Üniversitesi Hastanesinin 03.07.2007 tarihli ve 1208 sayılı raporu ile parapleji ve Frankel A kompret parapleji tanıları konulan davacının (E) cetveline göre % 100 oranında iş göremez duruma girdiğine, yardıma muhtaç olduğuna ve kontrol muayenesi gerekmediğine karar verildiği, yargılamada bu oran esas alınarak hazırlanan hesap raporu doğrultusunda 20.11.2017 tarihli talep arttırım dilekçesi ile maddi tazminat miktarının 339.029,31 TL’ye yükselttiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince davacının sürekli iş göremezlik oranının tam olarak belirlendiği tarihten itibaren zamanaşımının işlemeye başlayacağı ve sürekli iş göremezlik oranının 19.02.2009 tarihinde % 100 olarak belirlendiği gerekçesiyle dava dilekçesine karşı ileri sürülen zamanaşımı define itibar edilmeyerek maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine zamanaşımına yönelik aynı gerekçe ile sonuca gidilerek hakkaniyet indirimi ve manevi tazminat ile ilgili düzeltilip yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu durumda yukarıda yapılan açıklamalar ile somut olaya ilişkin maddi ve hukuki olgular bir arada değerlendirildiğinde; geçirdiği iş kazası nedeniyle davacıda oluşan meslekte kazanma gücü kayıp oranı gördüğü tedaviler sonrası aradan geçen zaman içerisinde değişmemiş ise de 19.02.2009 tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu Maluliyet ve Sağlık Kurulları Daire Başkanlığı kararı ile % 100 olarak belirlenmiş ve kontrol muayenesine gerek olmadığına karar verilmesi ile davacının zararı bu tarihte belli olmuştur. Zira meslekte kazanma gücü kayıp oranı iş kazasından dolayı talep edilecek tazminatın sınırlarının belirlenmesi için gerekli olduğundan zararın öğrenildiği tarih dikkate alındığında açılan davanın zamanaşımına uğradığından söz etmek mümkün değildir. Bu nedenle direnme kararı yerindedir. Ne var ki, Özel Dairece bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazları incelenmediğinden bu yönde inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir..." gerekçeleriyle direnme uygun bulunduğundan davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının işgöremezliği bakımından değişen ve gelişen bir durumun söz konusu olmadığını, olayla birlikte zararın öğrenildiğini, kesinleşen ceza ve rucuan tazminat davalarında davacının malûliyet oranı ve dolayısıyla zararın belirli olduğunu, olay tarihi itibari ile % 100 malûl kalan davacının malûliyetinin ilerleyen süreçte nasıl bir gelişim kaydedeceğinin anlaşılamadığını, tazminat miktarlarının sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, bilirkişi raporunda hatalı hesaplama yapıldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 nci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51,52,54,55 ve 417 nci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16,19 ve 21 nci Maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümleri .
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve Kanun'a uygun olup Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
2.Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
3.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!