WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/5860 E.  ,  2024/6870 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/41 E., 2024/143 K.
KARAR : Kabul

Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammının sigorta başlangıç tarihinden ve bu tarihe göre tespit edilecek yaş haddinden indirilmesi ile yaşlılık aylığı bağlanması ve yasal faiziyle birlikte davalı Kurumdan tahsili gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde subay (pilot) olarak çalıştığı, istifa ederek ayrıldığı, özel bir hava yolu şirketinde çalışmaya devam ettiği, hizmetlerinin birleştirilmesi ve yıpranmaya tabi fiili hizmet süresi tespit edilerek sigorta başlangıç tarihli ve yaş haddinden geriye çekilerek emeklilik tarihinin tespit edilmesi için Kuruma müracaat ettiği, Kurum tarafından fiili hizmet zammının hesaplanarak süresine eklendiği, hizmet başlangıcının geriye eksik çekildiği, yaş haddinden indirim yapılmadığı iddiasıyla fiili hizmet zammının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesini bulunacak emeklilik yaş haddinden de düşülerek Kuruma müracaat tarihi olan 01.11.2018 tarihinden itibaren emekliliğe hak kazandığının tespitine ve hak kazanılan aylıklarının 01.11.2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; idare mahkemelerinin görevli olması nedeniyle davanın usulden reddi gerektiği, davacının taleplerinin gerçeği yansıtmadığı, fiili hizmet zammında davacının istediği şekilde faydalandırılmasının mümkün olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 27.11.2019 tarihli ve 2018/350 Esas, 2019/416 Karar sayılı karar ile yapılan yargılama sonunda taraf beyanları, davacının sicil dosyası, kurum evrakları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde 11.05.1971 doğumlu davacının sigorta başlangıç tarihi 15.05.1989 olup 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresi kadar geriye götürüldüğünde sigortalılık başlangıç tarihinin 26.06.1967 olacağı, 506 sayılı Kanun'un geçici 81/B - h bendi uyarınca yaşlılık aylığından faydalanması için yaşının 49 olması gerektiği, davacının yaş ve prim gün sayısı şartını taşıdığı, 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet süresi zammının yaş haddinden indirilmesi durumunda 26.06.1967 tarihine ulaşılacağından davacının yaş koşulunu 26.06.2016 tarihinde tamamlandığı, bu tarihten itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı, davacının yaşlılık aylığı tahsis talebi olan 19.10.2018 tarihinde prim ödeme günü sigortalılık süresi ve yaş koşulunu yerine getirdiğinden takip eden 01.11.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı gerekçesiyle açılan davanın kabulü ile, davacının 3 yıl, 10 ay, 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin sigorta başlangıç tarihinden ve yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, davacının Kuruma müracaat tarihini izleyen ilk ay başından itibaren (19.10.2018 müracaat tarihi) yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine, bu tarihten itibaren hak kazandığı aylıkların yasal faizi ile ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 27.11.2019 tarihli ve 2018/350 Esas, 2019/416 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi tarafından 20.04.2022 tarihli ve 2020/357 Esas, 2022/1023 Karar sayılı karar ile davacının 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesinin B bendinin (g) alt bendine göre 25 yıl sigortalılık süresi, 50 yaş ve 5375 gün primi bulunması halinde yaşlılık aylığına hak kazanacağı, 50 yaşını 11.05.2021 tarihinde dolduracağı, 5434 sayılı Kanun'un 205/son ve 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi gereği fiili hizmet süresi zammının tamamının yaş haddinden indirilmesi gerektiği, buna göre 26.06.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı koşullarını sağlamış olup 19.10.2018 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebine istinaden yaşlılık aylığına hak kazandığı, 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığına hak kazanma koşulları belirlenirken, 23.05.2002 tarihi itibariyle hesaplanacak olan sigortalılık süresine fiili hizmet zammı süresinin tamamının değil de 23.05.2002 tarihine kadar olan hizmeti ile orantılı kısmının ilave edilmesi suretiyle yaşlılık aylığı koşullarının bulunması ve yaş haddinden fiili hizmet zammı süresinin tamamının indirilmesi gerektiği bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiği, davacının yaşlılık aylığı koşullarını 26.06.2017 tarihinden itibaren sağladığı, 19.10.2018 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebine istinaden dava tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığı anlaşılmakla, davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu, davacının 23.05.2002 tarihinde fiili hizmet zammı dâhil tüm sigortalılık süresine göre yaşlılık aylığına hak kazanacağı yaşın belirlenmesi gerekirken 23.05.2002 tarihinden sonraki hizmeti nedeni ile hak kazandığı fiili hizmet zammı süresinin de yaşlılık aylığına hak kazanacağı yaşın belirlenmesinde dikkate alınması hatalı ise de davacının tahsis talep tarihine göre bu yanlışlık sonucuna etkili görülmediği gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin 20.04.2022 tarihli ve 2020/357 Esas, 2022/1023 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce 22.11.2022 tarihli ve 2022/8225 Esas, 2022/14694 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak ve İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:

"...2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un 4’üncü maddesindeki; 'kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir.' hükmü uyarınca çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet süreleri de yaşlılık aylığı bağlanmasına esas olmak üzere birleştirilmekte ve sigortalının yaşlılık aylığı bağlanması için tabi olduğu yaş, prim gün sayısı ve sigortalılık süresi tespit edilmektedir.

Yukarıda sayılan düzenlemeler birlikte irdelendiğinde; mahkemece, 2829 sayılı Yasa kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Yasa kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Yasanın 32. vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı 'fiili hizmet zammının' tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Yasanın Ek 39'uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Yasada yer alan 'fiili hizmet zammının', iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Yasanın 11. kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan 'itibari hizmet' sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Yasanın 32.vd. maddelerinde düzenlenmiş 'fiili hizmet zammının', 506 sayılı Yasadaki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken 'itibari hizmet' süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Yasa kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Yasa kapsamında hak kazanılan 'fiili hizmet zammının' kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Yasanın 60. ve geçici 81. maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Eklemek gerekirse, tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141. maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun 'Usul ekonomisi ilkesi' başlıklı 30. maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir.

Kabule göre de: aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Yasa’nın 42. maddesinin 'Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.' hükmü uyarınca, Kurum'un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren (örneğin 01.01.2019 tarihine göre 01.04.2019 tarihinden) faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığında, mahkemece bu durumun dikkate alınmaması ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde karar verilmesi de, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."

B. İlk Derece Mahkemesince İlk Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi tarafından 20.06.2023 tarihli ve 2023/38 Esas, 2023/271 Karar sayılı karar ile taraflarca yasal süre içerisinde bildirilen ve uyuşmazlığın esasına etkili olduğu değerlendirilen tüm delillerin celp edildiği, usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamı doğrultusunda ek rapor tanzim edilmesi için dosyanın bozma öncesi rapor tanzim eden bilirkişiye tevdi edilerek bozma ilamı kapsamı, konuya ilişkin yasal mevzuat ve Yüksek Mahkemenin güncel içtihadı doğrultusunda yeniden değerlendirme yapılmasının istenildiği, 18.05.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda yapılan tespit ve değerlendirmelerin, dosyadaki bilgi ve belgeler ile uyumlu, hükme esas almak için yeterli ve denetime elverişli bulunduğu, buna göre davacıya ait tahsis dosyasının incelenmesinde, davacının fiili hizmet zammı dahil toplam 22 yıl 8 ay 15 gün sigortalı çalışmasının bulunduğu, 15.05.1989 sigorta başlangıç tarihi ve 506 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi gereği, davacı adına yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için '25 yıl, 51 yaş, 5400 gün' şartının kümülatif olarak gerçekleşmesi gerektiği, davacının doğum tarihinin 11.05.1971 olduğu, bundan 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet süresinin çıkarılması neticesinde 26.06.1967 tarihinin bulunduğu, bu nedenle 11.05.2018 tarihinde davacının 51 yaş şartının yerine getirdiği, 25 yıl sigortalılık süresinin de 15.05.2014 tarihinde gerçekleştiği, davacıya ait sigortalı hizmet döküm cetveline göre ise 11.849 gün prim ödeme gün sayısının bulunduğu, bu nedenle Kanunda öngörülen tüm şartların 11.05.2018 tarihi itibariyle sağlanmış olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacının 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet süresinin, sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi ve yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, davacının 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet süresinin, sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi ve yaş haddinden indirilmesi neticesinde emeklilik tarihinin (emeklilik başvurusu yapılabileceği tarihin) 11.05.2018 olduğunun tespitine, davacının tahsis talebinde bulunduğu 19.10.2018 tarihini takip eden ay başından (01.11.2018) tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması ve 01.02.2019 tarihinden itibaren başlamak üzere hak edilen yaşlılık aylıklarına yasal faiz işletilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin 20.06.2023 tarihli ve 2023/38 Esas, 2023/271 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce 21.11.2023 tarihli ve 2023/9484 Esas, 2023/11569 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:

"...4.Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, 'davacının 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet süresinin, sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi ve yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine', karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, davacı hakkında ne suretle tahsis koşullarının gerçekleştiğinin açıklanmaması da usul ve yasaya aykırı olmuştur.

5.19.10.2018 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, 5510 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereği uygulanması gereken 2829 sayılı Kanun kapsamında uygulama yapılırken son 7 yıllık süre içerisinde en fazla 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinin geçtiği anlaşılmakla, tahsis şartları bakımından 506 Sayılı Yasanınsayılı Kanun'un 60 ve geçici 81 inci maddeleri hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakta olduğundan, 18 yaşından sonra ve ilk kez Emekli Sandığı kapsamına alındığı 15.10.1989 tarihine göre, tahsis talep tarihi itibari ile 29 yıl 5 ay 4 gün, 23.05.2002 tarihi itibari ile de 13 yıl 8 gün sigortalılığına ve 5600 günden fazla gününün bulunmasına göre, geçici 81 inci maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (h) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi 5450 gün ve 51 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 11.05.1971 doğumlu davacının 51 yaşını doldurduğu 11.05.2022 tarihinden 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet süresi zammının geriye çekilmesi ile bulunacak 26.06.2018 tarihine göre davacının 19.10.2018 tarihli tahsis talebi dikkate alınarak, talebine uygun şekilde, 01.11.2018 tarihi itibari ile tahsis yapılmasına ve 01.02.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalı kurumdan tahsiline dair karar vermekle yetinilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve 'davacının 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet süresinin, sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi gerektiğinin tespitine' dair hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."

D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile taraflarca yasal süre içerisinde bildirilen ve uyuşmazlığın esasına etkili olduğu değerlendirilen tüm delillerin celp edildiği, usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamı doğrultusunda yapılan değerlendirmede, davacının, 18 yaşından sonra ve ilk kez Emekli Sandığı kapsamına alındığı 15.10.1989 tarihine göre, tahsis talep tarihi itibari ile 29 yıl 5 ay 4 gün, 23.05.2002 tarihi itibari ile de 13 yıl 8 gün sigortalılığına ve 5600 günden fazla gününün bulunmasına göre, geçici 81 inci maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (h) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi 5450 gün ve 51 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 11.05.1971 doğumlu davacının 51 yaşını doldurduğu 11.05.2022 tarihinden 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet süresi zammının geriye çekilmesi ile bulunacak 26.06.2018 tarihine göre davacının 19.10.2018 tarihli tahsis talebi dikkate alınarak, talebine uygun şekilde, 01.11.2018 tarihi itibari ile tahsis yapılmasına ve 01.02.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalı kurumdan tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet süresinin, yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin, yaş haddinden indirilmesi neticesinde emeklilik tarihinin (emeklilik başvurusu yapılabileceği tarihin) 26.06.2018 olduğunun tespitine, davacının tahsis talebinde bulunduğu 19.10.2018 tarihini takip eden ay başından (01.11.2018 tarihinden) itibaren 506 sayılı Yasa kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması ve 01.02.2019 tarihinden itibaren başlamak üzere hak edilen yaşlılık aylıklarına yasal faiz işletilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

VI.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; fiili hizmet zammının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilemeyeceği, Kuruma müracaat şartının yerine getirilmediği, Kurum aleyhine vekalet ve yargılama giderine hükmedilmesinin yerinde olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammının sigorta başlangıç tarihinden ve bu tarihe göre tespit edilecek yaş haddinden indirilmesi ile yaşlılık aylığı bağlanması ve yasal faiziyle birlikte davalı Kurumdan tahsili gerektiğinin tespiti davasıdır.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 7 ile 40; 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 31 ilâ 36 ve geçici 205; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun geçici 81, Ek 5, Ek 6, Ek 39 ve geçici 81 ile 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun'un 4 ve 8 inci maddeleri ilgili hükümlerdir.

3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

24.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.