WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 28 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/5842 E.  ,  2024/5840 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/174 E., 2024/90 K.
KARAR : Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozma kararına karşı direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararının davalılar vekilleri tarafından temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca direnme kararının uygun olmadığı, bozma kararına uyulması gerektiği belirterek dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı ... ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılardan ...’a ait konutta ev hizmetlerinde çalışmak üzere 03.09.2008 tarihinde işe başladığını, iş sözleşmesinin sona erdiği 01.11.2013 tarihine kadar çalışmasının aralıksız sürdüğünü, davacının yemek, temizlik ve diğer her türlü ev hizmetlerinde görevlendirildiğini, davacının çalışmasının haftanın 5 günü 08.30-16.30 arasında olduğunu ve en son net 1.200 TL ücret aldığını, davacının davalıya ait konutun bir kısım eşya ve müştemilatının bakım ve kurulum formlarında imzasının yer aldığını ayrıca davalıya ait konutun bulunduğu siteye 0357 no ile tahsis edilen “Sürekli Giriş Kartı” ile girdiğini, ancak davalı şahsın davacının hizmetlerini SGK’ya bildirmediğini ileri sürerek davacının, davalı ... yanında çalıştığı dönemde uzun vadeli sigorta kollarına tabi tam sigortalı işçilikten sayılacak hizmetinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 5510 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinde ev hizmetlerinde çalışanların sigortalı sayılmayacağının hükme bağlandığını, davacı ile müvekkili arasında dava dilekçesinde belirtildiği gibi bir hizmet ilişkisi mevcut olmadığını sadece ihtiyaç duyulan zamanlarda gün/saat karşılıklı mutabık kalınarak çağırıldığını, davalının yine başka kişilerden de belirsiz aralıklarla hizmet aldığını, davacının çalışmasının ücretli ve sürekli çalışma olarak nitelendirilemeyeceğini, asansör bakımlarının periyodik yapıldığını, bu bakımların yapıldığı sırada evde bir kişinin bulunması gerektiğinden müvekkilin konutta bir kişinin bulunduğu zamanları ayarladığını, dosyaya sunulan giriş kartının davalının bilgisinde olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

2.Davalı ... Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; sigortalılığın oluşumu için eylemli ve gerçek çalışma olgusunun zorunlu olduğunu, davanın kamu düzenine ilişkin ve re'sen araştırma ilkesine tabi olduğunu, Kurum kayıtlarında davalı adına işyeri kaydına rastlanmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 03.05.2018 tarihli ve 2017/328 E., 2018/198 K. sayılı kararı ile davacının dava dışı ... Ekşi İnşaat..Ltd. Şti. tarafından bildirilen 01.03.2013-20.03.2013 tarihleri arasındaki çalışmanın gerçek çalışmaya dayalı olup olmadığı noktasında beyanda bulunmadığı ve delil de sunmadığı belirtilerek bu dönem dışlanmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 31.10.2018 tarihli ve 2018/2638 E., 2018/2064 K. sayılı kararı ile özellikle komşu işyeri çalışanları olan davacı tanıklarının beyanları, davacının imzasının bulunduğu asansör bakım formları, davalı tanıklarının sürekli çalışmaya ya da çalışmamaya tanıklık edebilecek gözleme sahip olmalarının mümkün bulunmaması gözetildiğinde davacının emeğini ve zamanını davalı işverenin emrine hasrettiği, 20 günlük çalışma dışında davalı işyerinde hizmet akdine tabi olarak, sigortalı sayılacak şekilde çalıştığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 07.11.2019 tarihli ve 2019/160 E., 2019/6698 K. sayılı kararı ile "...Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davalı işyeri/ev hizmetleri işi için davacıya ait herhangi bir işe giriş bildirgesi ve hizmet bildiriminin bulunmadığı, davalının ikamet ettiği evin müstakil ev olduğu ve bahçesinin bulunduğu, davacı tarafından delil olarak sunulan site giriş kartının davacıya ait olmadığının belirlendiği, yine dosya arasına alınan davalının evine ait muhtelif tarihli asansör bakım formlarında davacının adının ve imzasının bulunduğu, komşu evlerde bordrolu çalışan ve evin bulunduğu site yönetimi bordrolu çalışan tanık beyanlarından davacının davalı yanında ev hizmetlerinde çalıştığının ortaya konulduğu, Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan sigortasız çalışmaya ilişkin şikayet sonucunda yapılan denetimin hizmet akdinin sona ermesinden sonra gerçekleştiği ve raporda davacının çalışmalarına dair herhangi bir emare tespit edilemediği anlaşılmaktadır.

Davanın yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren aynı Kanun'un geçici 7 nci maddesi hükmü karşısında, 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesidir.

İş kazalarıyla meslek hastalıkları, hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve ölüm hallerinde, bu Kanunda yazılı koşullar altında, sigortalılar ile bunların eş, çocuk ve hak sahiplerine sosyal sigorta yardımları sağlanması amacıyla kabul edilip yürürlüğe giren 17.07.1964 gün ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2 nci maddesinde genel bir tanım yapılarak, bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların bu Kanuna göre "sigortalı" sayılacağı belirtildikten sonra, 3 üncü maddesinde kimlerin bu Kanunun uygulanmasında sigortalı sayılmayacakları ve hangi kişiler hakkında da bazı sigorta kollarının uygulanmayacağı açıklanmıştır. Buna göre sigortalı sayılmanın koşulları; hizmet akdine göre çalışma, sözleşmede öngörülen edimin (hizmetin) işverene ait işyerinde veya işyerinden sayılan yerlerde görülmesi, 3 üncü maddede belirtilen "sigortalı sayılmayan" kişilerden olunmaması şeklinde sıralanabilir.

506 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi sigortalı sayılmayanları; diğer bir ifade ile anılan Kanun kapsamına alınmayanları sıralamaktadır.

Buna göre mülga 506 sayılı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3 üncü maddesi uyarınca:
“Aşağıda yazılı kimseler bu Kanunun uygulanmasında sigortalı sayılmazlar:

…D) (Değişik: 11/8/1977 - 2100/1 md.) Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)…”

Yine 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 6 ncı maddesi uyarınca;

“…Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları hükümlerinin uygulanmasında;

…c) (Değişik: 17/4/2008-5754/4 md.) Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)…4 üncü ve 5 inci maddelere göre sigortalı sayılmaz.”.

Buna göre ev hizmetleri, mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun ilk halinde Kanun kapsamı dışında bırakılmış iken, 24.08.1977 tarih ve 16037 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 24.11.1977 tarihinde yürürlüğe giren 11.08.1977 tarih ve 2100 sayılı Kanun’un 1 inci maddesiyle yapılan değişiklik ile mülga 506 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin (D) bendinde yapılan düzenleme uyarınca, ev hizmetlerinde “ücretle ve sürekli çalışanlar” anılan maddede yer alan istisnalar içinden çıkarılmış, 5510 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi ile de aynı yöndeki uygulamaya devam edilmiştir.

Görüldüğü üzere, anılan maddeler uyarınca, ev hizmetlerinde çalışanlar; ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç, bu Kanun’ların uygulanmasında sigortalı sayılamazlar.

Ev hizmetlerinde çalışanlar 4857 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesine göre Kanun kapsamı dışında bırakılmış ise de Kanunda bu çalışanların tanımına yer verilmemiştir. Her ne kadar ev hizmeti tanımına Kanunda yer verilmese de buna ilişkin düzenlemelerde kıyas yoluyla İş Yasası'ndan faydalanılmaktadır.

Ev hizmetleri, ev yaşamının gerekleri olan temizlik, çamaşır, ütü, çocuk bakımı vs. gibi işler olarak tanımlanmaktadır. Yaşanan konutla doğrudan bağlantı içerisindedir. Doğrudan eve ve ev yaşamına yöneliktir. Bir işin ev hizmeti sayılabilmesi için doğrudan evin kendisine ve yaşam koşullarına yönelik olması gerektiği belirtilmektedir. Ev hizmetleri çalışanları ise, uşak, kahya, hizmetçi, temizlikçi, aşçı, çocuk bakıcısı, bahçıvan, şoför, bekçi, hayvan bakıcısı vb. evin gündelik işleyişine ilişkin faaliyetleri yürüten kişilerdir. (Karaca ve Kocabaş, 2009, 172)

4857 sayılı İş Yasası'nın 4 üncü maddesinde ev hizmetlerinde çalışanlara İş Yasası hükümlerinin uygulanamayacağı, 10 uncu maddesinde nitelikleri bakımından en çok otuz iş günü süren işlere süreksiz iş, bundan fazla devam edenlere sürekli iş deneceği, 506 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinde ise ev hizmetlerinde çalışanların ücretle ve sürekli çalışanlar hariç sigortalı sayılmayacağı bildirilmiştir.

Mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 5/1 inci maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4/1 inci maddeleri uyarınca, İş Kanunları hükümleri ev hizmetlerine ve ev hizmetleri çalışanlarına uygulanamayacak, bu işler ve bu işleri yapan kişiler Borçlar Kanunu’nun hizmet akdini düzenleyen hükümlerine tabi olacaklardır.

Sigortalı sayılmak için, ücret ve sürekli çalışma birlikte arandığından, her iki koşulun da gerçekleşmiş olması gerekir. Hizmet karşılığı ücret alınmıyorsa veya ücret alınmakla birlikte çalışmada süreklilik yoksa, bu tür çalışmayı sigortalı çalışma saymak mümkün değildir. Ancak ev hizmetlerinde çalışanlar için sürekli çalışmayı, bir aydan fazla olmak üzere haftanın her günü çalışanlar yönünden sürekli sayıp, haftanın her günü değil de haftanın belirli günlerinde çalışanlar için süreksiz saymak yasanın amacına aykırıdır. Uygulamada ev işlerinde çalışma devamlı ise sürekli sayılacak, devamlılık yoksa, iş belirsiz aralıklarla geçici olarak ya da çağrı üzerine yapılıyorsa süreksiz sayılacaktır.

Ev hizmetleri çalışanlarına uygulanacak Borçlar Kanunu'nun hizmet akdi hükümlerinde normal haftalık çalışma süresini düzenleyen bir hüküm bulunmamaktadır. O halde uygulamada aranan süreklilik kavramının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

05.02.2014 tarih 2013/10-2280Esas, 2014/65 Karar sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararı'nda sürekli çalışma kavramı “uygulamada haftanın çoğu ev işlerinde geçirilmiş ve çalışma bir süre devam etmişse, bu çalışma sigortalı çalışma olarak değerlendirilmekte, süreklilik için çalışmanın belli bir yoğunluğa ulaşması aranmaktadır.” şeklinde izah edilmiştir.

İş Kanunu'nun 63 üncü maddesinde; “Genel bakımdan çalışma süresi haftada en çok kırkbeş saattir. Aksi kararlaştırılmamışsa bu süre, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanır.” hükmü yer almaktadır. Yine aynı Kanun'un 46 ncı maddesinde ise; “Bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde, işçilere tatil gününden önce 63 üncü maddeye göre belirlenen iş günlerinde çalışmış olmaları koşulu ile yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az yirmidört saat dinlenme (hafta tatili) verilir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu Kanun maddelerine göre haftanın 7 gününden 1 günü tatil olmak üzere 6 günde 45 saat çalışan kişi günlük ortalama 7,5 saat çalışmış olacaktır.

Yukarıda açıklanan bilgilere göre tesbiti istenen dönemde haftanın yarısından fazlası ev hizmetinde çalışan kişi sürekli çalışan kabul edilmelidir. Daha açık ifade etmek gerekirse 3 günden fazla ev hizmetinde çalışan kişi sigortalı sayılmalıdır.

Her ne kadar 6552 sayılı Kanun ile değişik 5510 sayılı Kanun'un 6/c maddesine göre ev hizmetlerinde ay içinde 10 gün ve daha fazla süreyle çalışanlar sigortalı sayılırlar hükmü yer almaktadır. Somut olayda uyuşmazlık 6552 sayılı Kanun'un önceki döneme ilişkindir.

Somut olayda; davacının haftanın belirli günlerinde çalıştığı anlaşılmakla, gerçek çalışma süresi belirlenmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Direnme Kararı
Mahkemenin 24.09.2020 tarihli ve 2020/24 E., 2020/110 K. sayılı kararı ile toplanan kanıtlar karşısında davacının tam zamanlı çalıştığı kanaatine ulaşıldığı, bozma ilamında kısmî çalışmaya ilişkin kabulün dayanağının gösterilmediği belirtilerek önceki gerekçe de tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.

C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı
1.Direnme kararı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.02.2022 tarihli, 2021/(21)10-230 Esas, 2022/125 Karar sayılı kararı ile "..Somut olayda davacı uyuşmazlık konusu dönemde davalıya ait evde ev hizmetlerinde çalıştığı iddiası ile eldeki davayı açmış, mahkemece davacının bildirdiği tanıklar dinlenmiş, dava dilekçesi ekinde sunulan asansör bakım formları dikkate alınarak ve “Sürekli Giriş Kartı” ile ilgili araştırmalar yapılarak karar verildiği anlaşılmıştır.

38. Mahkemece “sürekli giriş kartı” davalının oturduğu sitenin güvenliğinden sorumlu şirketlere sorulmuş ve TNS Grup Özel Güvenlik Hizmetleri Ltd. Şti.’nin cevabi yazısında anılan kartın davacı veya davalı şahıs adına tahsis edilmediği, Angora Evlerinde ikamet eden ...’in müracaatı üzerine çalışanı ... adına düzenlendiği belirtilmiş olup bu konuda başkaca araştırma yapılmamış ve adı geçen şahıslar tanık olarak dinlenmeden, kartın davacıya verilme sebebi ve başka evlere de çalışmaya gidip gitmediği belirlenmeden sonuca gidildiği görülmüştür.

39. Yargılama sırasında tanık olarak dinlenen ...’in çalıştıkları evlerin birbirine yakın olduğunu beyan etmesi karşısında davacının çalıştığını iddia ettiği davalının evinin tanığın çalıştığı ev ile yakınlığı araştırılmamış ve gerçekten komşu işyeri olup olmadığı belirlenmemiştir. Ayrıca tanığın davacının çalıştığı evde “çocuklar vardı” beyanı karşısında davalının konut bilgi formunda da tek çocuğu olduğu görüldüğünden bu çelişkinin de giderilmediği anlaşılmıştır.

40. Dava dilekçesi ekinde sunulan asansör bakım formlarının tamamında davacının adının yer almadığı, 13.03.2013 tarihli imzalı bakım formunun tarihinin ise dışlanan çalışma ile çakıştığı ve çalışmanın başlangıcı konusunda asansör bakım formlarındaki tarihler de dikkate alınmadan davacının talebi doğrultusunda hüküm kurulduğu görülmüştür.

41. Şu hâlde yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; re'sen araştırma ilkesi doğrultusunda, öncelikle davalının, davacıyı uzun yıllar ev hizmetinde çalıştırmasının ve konutun kapsamı, hangi işlerde çalıştığı, bu çalışmalarının ne kadar süreyle yapılabileceği, buna göre çalışmasının tam zamanlı çalışmayı gerektirip gerektirmediği ile ihtiyaç durumu belirlenmeli, davacının kayıtlarda görünmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu, davaya konu dönem içinde hastalık ve benzeri nedenlerle çalışmasına ara verip vermediği, başka evlere temizliğe gidip gitmediği, gitmişse haftada kaç gün başka evlere temizliğe gittiği araştırılmalı, yukarıda da belirtilen açıklamalar doğrultusunda ... ve ...’nun sürekli giriş kartı konusunda beyanlarına başvurulmalı, uyuşmazlık konusu dönemde site güvenlik görevlileri de dinlenerek davacının haftanın kaç günü çalıştığı; ...’in çalıştığı ev ile davalının evi arasındaki yakınlık tespit edilmeli, tanığın çocuk sayısı konusundaki çelişkili beyanı sorulmalı ve asansör bakım formları da dikkate alınarak çalışmanın varlığı ve kesintili olup olmadığı, başlangıcı ve sona erdiği tarih yöntemince araştırılarak toplanan tüm kanıtlar birlikte değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir.

42. Hâl böyle olunca, direnme kararı yukarıda belirtilen değişik gerekçe ve nedenlerle bozulmalıdır.
. " denilerek dosya İlk Derece Mahkemesine gönderilmiştir.

D) İlk Derece Mahkemesi Kararı
Yukarıda belirtilen İlk Derece Mahkemesi Kararı ile toplanan kanıtlar birlikte değerlendirildiği, site giriş kartının kişiye özel olmadığı, tanık ...'in davacının çalışmasını doğrulayan evde yaşayan kişileri de anlattığı samimi beyanı karşısında bozma kararı öncesi toplanan ve yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan kanıtlar birlikte değerlendirilerek davacının 03.09.2008-01.11.2013 tarihleri arasında dava dışı işverenlikte çalıştığı sürelerde dışlanarak davalı işverenlik bünyesinde tam zamanlı çalıştığı kanaatine ulaşılmıştır. Özellikle asansör bakım formlarında imzasının bulunması, tanık ...'in 2006-2014 yılları arasında davacıya komşu villadaki çalışması nedeniyle hizmet bildiriminin olması, tanık ... ...'ın da davacının iddiasını doğruladığı anlaşıldığından davanın kabulüne davacının 03.09.2008-01.11.2013 tarihleri arasında, ... İnşaat Oto Petrol Ürünleri Nak. Tur. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından bildirilen 01.03.2013-20.03.2013 tarihleri arasındaki hizmeti dışlanarak davalı işverenlik bünyesinde 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında prime esas alt kazanç üzerinden çalıştığının tespitine,

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... temyiz başvuru dilekçesinde; delil değerlendirilmesinde usuli hakkaniyetin sağlanmadığını gözlem yapmaya ehil tanık beyanlarına, SGK denetmen raporuna itina edilmeyerek davacı tarafın delillerin doğru olmadığı tespit edilmesine rağmen gözardı edildiği, davacı 5 gün evde çalışıyorsa neden anahtarın ...'a verildiği, bahçe bakımı yapan kişinin konutlarda bulunanlar hakkında gözlem yapabileceği, bizzat eve gelen tanık ... Erin'in beyanı, 15 adet bakım formundan sadece 1-2 ay düzenlenenlerde kiracının imzasının bulunması, giriş kartının davacıya ait olmadığına dair bilgilere bir itiraz yapılmaması karşısında davanın reddi gerektiği ileri sürülmektedir.

2.Davalı SGK vekili temyiz başvuru dilekçesinde; toplanan delillerin dosya için yeterli olmadığını, dava sübut bulmadan karar verildiğini usul ve kanuna aykırı kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespitini istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı madde hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

23.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.