WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/5808 E.  ,  2024/6817 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/763 E., 2024/515 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/419 E., 2023/232 K.

Taraflar arasındaki hizmet ve prime esas kazancın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 01.01.2018 - 31.12.2019 tarihleri arasında davalı şirkette pazarlama müdürü olarak çalıştığını, müvekkilinin en son aldığı maaşın aylık 5.000,00 TL olduğunu, belirtilen tarihler arasında aralıksız ve kesintisiz olarak tam zamanlı çalışmasına rağmen sigortalılık süresinin 17.10.2018-19.02.2019 tarihleri arasında görünmekte olduğunu, davalı şirketçe müvekkilinin sigortalı sayılması gereken günlerin Kuruma doğru bildirilmediğini, çalıştığı günlerin eksik bildirildiğini, bu durumun müvekkilinin maddi ve hukuki kayba uğramasına sebep olduğunu beyanla; müvekkilinin 01.01.2018 - 31.12.2019 tarihleri arasında davalı şirkette aralıksız, kesintisiz ve tam zamanlı olarak çalıştığının tespitine, müvekkilinin bildirilen/bildirilmeyen gün farkı gözetilmeksizin davalı şirkette gerçek ücret üzerinden sigorta primlerinin tespitine ve müvekkilinin bu hizmetlerinin diğer hizmetleri ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı şirket yetkilisi cevap dilekçesinde; davacının iddialarının samimiyetsizliğinin çalıştığını iddia ettiği zaman dilimine ilişkin beyanından anlaşıldığını, zira vergi kayıtlarından ve levhalarından anlaşılacağı üzere, iş yerinin açılış tarihinin 18.04.2018 olduğunu, davacının ise 01.01.2018 tarihinden itibaren çalıştığını iddia ettiğini, bunun yanında, davacının sanki planlanmış gibi ayrılış tarihini de 31.12.2019 gibi takvim yılı sonu olarak talep ettiğini, bu iddiaların da gerçeğin değil, işyerini zora sokma, "Nasıl olsa "işçi lehine yorum ilkesi" lehime işleyecek, ne koparabilirsem kârdır", düşüncesinin tezahürü olduğunu, davacının soyut ve afaki beyanlarının ve iddiasını somutlaştırmamasının kötü niyetinin göstergesi olduğunu, davacının iddiaları gerçek olmamakla davayı kabul etmediklerini, gerçek olanın, davacının sigorta kayıtlarında sigortalı olarak gözüken zaman içerisinde işyerlerinde hizmet akdine dayalı olarak bağımlı çalışması, bu tarihler dışında hizmet akdine dayalı herhangi bir çalışmasının olmaması olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.

2. Feri müdahil Kurum vekili, cevap dilekçesinde; bu davada feri müdahil olarak bulunduklarını, mesnetten yoksun haksız davanın reddine karar verilmesini dilediklerini, davanın hizmet tespiti davası olduğunu, davacının dava dilekçesinde 01.01.2018-31.12.2019 tarihleri arasında davalı şirkete ait işyerinde fiilen çalışmış olduğunu iddia ettiğini, ancak davacıya ait sigorta sicil dosyası ve hizmet döküm cetveli incelendiğinde, davacının çalışmasının kayıtlı olduğunun anlaşıldığını, bu duruma göre, davacının iddia ettiği fazla sürelerde davalı şirkete ait işyerinde çalıştığına dair yasal kayıt ve kanıt bulunmadığını, davacı şayet davalıya ait işyerlerinde çalıştığını, hizmetlerinin Kuruma bildirilmediğini veya eksik bildirimde bulunulduğunu iddia etmekte ise bu iddialarının şüpheye yer kalmayacak şekilde ispatlanması gerektiğini, Kurum kayıtlarının aksi kesin bir şekilde ispat edilene kadar geçerli olduğunu, davacının fiili çalışma olgusunu kesin delillerle şüpheye yer bırakmayacak şekilde yazılı-kesin delillerle ispat etmesi gerektiğini, işverenin işe giriş bildirgesi verme yükümlülüğünün yanında işçinin de SGK'ya işe giriş bildiriminde bulunma yasal hakkının bulunduğunu, bu bakımdan davacının kusuru bulunduğunu, hiç kimsenin kendi kusuruna dayalı olarak hak elde edemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile davacının, davalı şirketin Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 1158508 sicil numaralı dosyasında işlem gören işyerinde 20.02.2019 - 31.12.2019 tarihleri arasında hizmet akdine tabi olarak 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi gereğince zorunlu sigortalılık kapsamında fiilen çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin süreler yönünden davacının tespit talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davanın kabulüne kararını verilmesi gerekirken kısmen kabul karar verildiğini, davalı iş yerinde 01.01.2018-31.12.2019 tarihleri arasında kesintisiz ve tam zamanlı aylık 5.000 TL net maaşla çalıştığı iddiasının tanık ve diğer delillerle iddiasını ispatladığını, belirsiz süreli iş sözleşmesinde davacının aylık ücretine işaret olunduğunu, karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin ise usul ve yasalara da aykırı olduğundan kararı istinaf etmiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; banka kayıtları incelendiğinde Vakıflar Bankası TAO'dan gelen yazı cevabında şirketten gelen herhangi bir ödeme bulunmadığını, Vakıf Katılım Bankasından ise gelen yazı cevabında ise sadece 2018 yılı 11 ve 12 nci aylarda ve 2019 yılı Ocak ayında maaş ödemesi gözüktüğü, bunun dışında yatan tüm paraların borç niteliğinde olduğunu, bu husustaki uyuşmazlığın itirazının iptaline konu olduğunu, bordro tanıklarının taraflar arasında bir iş ilişkisi olmadığını beyan ettiklerini, davacının şirket sahibi gibi şirketi borçlandırıcı işlemlere imza attığını, bağlı çalışma gibi bir unsurdan bahsedilemeyeceğini, davacının davasını kesin delillerle ispatlayamadığını ileri sürmüştür.

3. Feri Müdahil Kurum vekili tarafından sunulan istinaf delikçesinde; toplanan deliller ışığında sübut bulmayan ve mevzuata uygun olmayan ve şartları taşımayan bir talep sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme yapıldığını, kamu düzenini ilgilendirdiğinden ancak kesin delillerle ispatı gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, delil durumu itibariyle, Denizli 4. İş Mahkemesi 2020/419 Esas, 2023/232 Karar sayılı kararında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin, davalı vekilinin ve feri müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
Taraf vekilleri, istinaf dilekçeleri ile benzer nedenlerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemişlerdir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 01.01.2018-31.12.2019 tarihleri arasında davalı iş yerinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti ile prime esas kazancının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun; 200 üncü maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bu madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 202 nci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça veya temsilcisi tarafından verilen belgeler olduğu belirtilmiştir.

3. Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.

4. Bunun yanında; 6100 sayılı HMK'nın "senede karşı tanıkla ispat yasağı" başlıklı 201 inci maddesinde ise; "Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz" hükmü yer almaktadır.

3. Değerlendirme
1- Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2- Yukarıda belirlenen ilgili hukuk kuralları uyarınca somut olaya dönüldüğünde; davacının prime esas kazancın tespiti istemi yönünden, Mahkemece davacının ücret iddiasını yazılı delil ile ispatlayamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.

2- Dosya kapsamında mevcut, taraflar arasında 23.10.2018 tarihinde akdedilen ve 17.10.2018 başlangıç tarihli "Belirsiz Süreli Hizmet Sözleşmesi" ile Pazarlama Müdürü olarak görev yapan davacının ücretinin 4.850,00 TL olarak belirlendiği, davalı işyerinden davacı adına 17.10.2018 - 19.02.2019 tarihleri arasındaki bildirimlerin de bu ücret üzerinden yapıldığı, davacının şirket müdürü olarak görev yaptığı hususu da belirgin olup, Mahkemece davacının prime esas kazancının tespiti talebi yönünden, kabul edilen hizmet süreleri bakımından sözleşme ücreti üzerinden talebinin kabul edilmesi gerekirken, prim esas kazancın tespiti talebinin reddine dair hüküm kurulması isabetsiz bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.