WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/5689 E.  ,  2024/6053 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/155 E., 2024/30 K.
KARAR : Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen sigortalılığın aidiyetinin tespiti istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairemizce, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararının davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı fabrikada 10.12.1965-23.02.1970 tarihleri arasında davalı ... 'e ait nufüs cüzdanıyla çalıştığını, ablası ... adına olan sigortalı çalışmaların kendisine ait olduğunu belirterek aidiyet tespiti talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçtiğini, davalı iş yerinin 08.05.1961 tarihinde Kanun kapsamına alındığını, halen faal olduğunu, davacıyı yakından tanıması gereken aynı iş yerinde çalışan kişilerin tanık olarak dinlenmesi, işe giriş bildirgesindeki imza ve fotoğraf üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... Verep mirasçılarına tebligat yapılmış cevap dilekçesi verilmemiştir.
3.Davalı işverene usulüne uygun tebligat yapılmış cevap dilekçesi verilmemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.05.2016 tarihli ve 2013/537 Esas 2016/150 Karar sayılı kararıyla davanın kabulü ile 8810.34 sigorta sicil numaralı işyerinde 3925417 sigorta sicil numarası ile 10.12.1965-23.02.1970 tarihleri arasında ... (Düzen) adına geçen çalışmaların davacıya aidiyetinin tespitine, karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1.Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili ile davalı ... Teks. A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin 18.09.2019 tarihli ve 2019/3872 E. 2019/6195 K. sayılı bozma ilamında, "...somut olayda davacının kendisine ait olduğunu öne sürdüğü ve Mahkemece aslı üzerinde yaptırılan imza ve fotoğraf incelemesi sonucunda “imzası davacıya ait değil ise de fotografın davacıya ait olduğu” gerekçesiyle davacıya ait olduğu sonucuna varılan 10.12.1965 tarihli işe giriş bildirgesi üzerinde sadece davacının değil,davacının yanısıra davalı muris ... ’in de varsa imza örnekleri ve fotoğrafları üzerinden, davacı ve davalı açısından ayrı ayrı işe giriş bildirgesindeki fotoğraf ve imza ile ilgili inceleme yaptırılmalı, işyerinde dava döneminde çalışan bordrolarda kayıtlı kişiler saptanarak re’sen bilgi ve görgülerine başvurulmalı; yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip, takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. ..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. İkinci Bozma Kararı
1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 21.02.2022 tarihli ve 2019/251 E, 2022/55 K. sayılı kararıyla davanın kabulüne 810.34 sigorta sicil numaralı işyerinde .... sigorta sicil numarası ile 10.12.1965-23.02.1970 tarihleri arasında ... (....) adına geçen çalışmaların davacıya aidiyetinin tespitine, karar verilmiş, karara karşı davalı Kurum vekili ile davalı.... Teks.A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin 14.09.2022 tarihli 2022/5541 E. 2022/10556
K. sayılı ilamında, "... dava konusu çalışmaya ilişkin 10.12.1965 tarihli işe giriş bildirgesi üzerinde yer alan sigortalı imzasının ve fotoğrafının davacıya aidiyeti yönünde, davalı murisin nüfus, tapu, vergi, evlenme daireleri, bankalar gibi kamu kurum ve kuruluşlardan tatbikata medar imza ve fotoğraf örnekleri de toplanarak usulünce yeniden imza ve fotoğraf incelemesi yapılmalı; böylece re’sen toplanacak ve ibraz edilecek tüm kanıtlar birlikte yeniden değerlendirildikten sonra, davaya konu bildirimlerin davacıya aidiyeti açıkça belirlenmeli ve varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir...." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

C.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Mahkemece yapılan yargılama, SGK kayıtları, tanık beyanları, bilirkişi raporları, nufüs kayıtları, Yargıtay ilamı, Yargıtay ilamı sonrasında dosyaya celp edilen belgeler, dinlenilen tanık beyanları, bozma ilamı sonrasında alınan Grafoloji raporu ve SGK alanında uzman bilirkişiden alınan ek rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;

Davalı işyerinin 08.05.1961 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamına alınıp halen faal olduğu, ...'in 07.01.1987 - 31.03.1988 tarihleri arasında 4/b kapsamında Bağ/Kur kaydının bulunduğu, davacı ....'ın talebe konu tarihlerde hiçbir sosyal güvenlik kuruluşuna kaydının bulunmadığı, davacı ile ...'in kızkardeş oldukları, 10.12.1965 tarihli işe giriş bildirgesindeki imza davacıya ait değil ise de fotografın davacıya ait olduğunu, davacının nüfus kaydının incelenmesinde çalışmaya başladığı tarihte 13 yaşında olup, işe girmesinin mümkün olmaması nedeniyle ablası ...'ın nüfus cüzdanını kullanarak işe girdiği anlaşılmış, söz konusu fotografın davacıya ait olduğunu yeniden tespit edildiği anlaşılmakla; ... (....) adına görünen sigortalı hizmetin fiilen çalışan davacıya ait olduğu kanısına varılmış, .... sicil nolu davalı iş yerinde .... sigorta sicil numarası ile ... işçi ... ... adına geçen 10.12.1965 -23.02.1970 tarihleri arasındaki çalışmanın davacıya ait olduğuna ilişkin; aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile 8810.34 sigorta sicil numaralı işyerinde 3925417 sigorta sicil numarası ile 10.12.1965- 23.02.1970 tarihleri arasında ... (...) adına geçen çalışmaların davacıya aidiyetinin tespitine, karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davanın reddinin gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Sigortalılığın aidiyeti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile

2. 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi, hükümleridir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7 nci maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesidir. Anılan Kanunun 6 ncı maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.

Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup mahkemece, öncelikle davacının davasını somutlaştırma yükümlülüğü kapsamında işverenin kim olduğu, işyerinde ne iş yaptığı, başka çalışan olup olmadığı, idarecilerin kim olduğu, işyerinin nerede olduğu ve komşularının kimler olduğunun davacıya sorulup açıklattırılması gerektiği, ayrıca tarafların sunduğu deliller ile yetinilmeyerek, kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmek suretiyle, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Bu amaçla hizmeti ortaya koyabilecek belgeler, varsa Kurum görevlileri tarafından düzenlenen rapor ve tutanaklar getirtilmeli, yine davalı iş yerinde aynı dönemde bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, gerektiğinde aynı çevrede faaliyet yürüten işverenler ve bunların çalıştırdığı kimseler yeniden Kurum ve Kolluk marifetiyle yöntemince belirlenerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle iddianın somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde kanıtlanıp kanıtlanmadığı değerlendirilmelidir. (HGK 29.06.2005 gün ve 2005/21-409- 413, 23.12.2009 gün ve 2009/10-581-619, 10.02.2010 gün ve 2010/10-72-72, 21.09.2011 gün ve 2011/10-527– 552)

3. Değerlendirme
1. Eldeki davada davacı, kardeşi davalı gerçek kişiler murisi ... (...)'in nüfusu ile diğer davalı .... İplik Fabirkası'nda 10.12.1965'ten 23.02.1970 tarihine kadar .... sigorta sicil numarası ile çalıştığını, çalışmış olduğu bu fiili hizmetin kendisine ait olması sebebiyle çalışmış olduğu sürelerin tespitine karar verilmesi talebiyle açtığı davada, Mahkemece 8810.34 sigorta sicil numaralı işyerinde .... sigorta sicil numarası ile 10.12.1965-23.02.1970 tarihleri arasında davalılar murisi ... (....) adına geçen çalışmaların davacıya aidiyetinin tespitine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Mahkemece bozmaya uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmeden eksik inceleme ve araştırmaya dayalı şekilde karar verilmiştir. Davanın kabulüne ilişkin Mahkeme kararının gerekçesinde işe giriş bildirgesinin davacıya ait olduğuna dayanılmış olup 10.12.1965 tarihli işe giriş bildirgesindeki fotoğraf işe giriş bildirgesine iliştirilmiş olup yapıştırılıp mühürlenmemiş olduğundan fotoğrafın bu durumuna şüpheyle yaklaşılması gerektiği gözetilmemiştir. 10.12.1965 tarihli işe giriş bildirgesindeki isim o tarihte 17 yaşında olan davacının ablası ...'e ait olup işe giriş bildirgesindeki sigortalı imzası bölümündeki imzanın "M" şeklinde açıkça belirtilen şekilde tersim edilmiş, ...'in Kurumdaki Bağ-Kur sicil dosyasında mevcut belgelerdeki imzasının da gözle görülür şekilde yukarıda anılan işe giriş bildirgesindeki imzaya benzerlik gösterdiği anlaşılmaktadır. Davacının mahkemede alınan ve dava dilekçesindeki imza örnekleri ise anılan işe giriş bildirgesindeki imzayla hiç bir benzerlik göstermemektedir. İşe giriş bildirgesinin çalışan huzurunda imzalanması gerektiği dikkate alındığında anılan işe giriş bildirgesinin davacı tarafından imzalanmadığı açıkça görülmektedir. Dinlenen tanıklardan Muammer davacıyı değil davacının ablası ...'in adını hatırlamış olup işyeri de çok fazla sayıda işçinin çalıştığı tekstil iş yeri olup o dönemde 17 yaşındaki ... yerine 13 yaşındaki davacı Kezban'ın bu iş yerinde ne iş yaptığı hususu üzerinde mantıklı bir açıklama ve beyan alınamamıştır.

Bu kapsamda öncelikle davacının davasını somutlaştırma ve çelişkileri giderme hususunda beyanı alınmalı, neden ablasının değil de 13 yaşındaki kendisinin bu işe ailesi tarafından gönderildiği sorulmalı, çalıştığı iddasında bulunduğu fabrikanın hangi bölümünde çalıştığı, hangi işi yaptığı, kimlerle birlikte çalıştığı, 4 yıl gibi bir süre çalıştığını iddia ettiğinden bu işyerindeki usta, ustabaşı vs. kimler olduğu, işyerinin nerede olduğu, işyerine nasıl gittiği dahil işyeri ile ilgili ayrıntıları anlatması istenmeli, imzalar arasındaki çelişkiler hususunda da beyanı alınmalı, dinlenen tanıklar bu kapsamda, davacının vereceği bu beyan karşısında çelişki oluşması halinde tekrar dinlenmeli ve beyanlar arasında çelişkiler giderilmeli,böylece re’sen toplanacak ve ibraz edilecek tüm kanıtlar birlikte yeniden değerlendirildikten sonra, davaya konu bildirimlerin davacıya aidiyeti açıkça belirlenmeli ve varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.

Mahkemece, bu maddi olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve Kanun'a aykırı olup bozma nedenidir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.