WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/5155 E.  ,  2024/7786 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1466 E., 2024/208 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 12. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/185 E., 2022/94 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit ve aylık bağlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, Kurum denetimi sonucunda sahte sigortalılık kapsamında tespit edilen hizmetlerinin iptali nedeniyle davacının yaşlılık aylığının iptaline yönelik Kurum işleminin iptali ve davalı Kurum tarafından müvekkilinden iadesi talep edilen 150.618,02 TL + 4.000,00 TL olmak üzere toplam 154.618,02 TL'nin ödeme yükümlülüğünün bulunmadığının tespitini ve aylığının yeniden bağlanmasını talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili, 15.10.2018 tarih ve 2018/GY-85 sayılı denetmen raporunda davacının ... ünvanlı işyerinden 18.03.2009 - 30.11.2010 tarihleri arasındaki bildirimlerin iptal edilmesi nedeniyle 01.03.2010 - 23.01.2020 tarihleri arasında yersiz ödenen aylık ve bayram ikramiyelerinin tahsilinin istendiğini, 6183 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi uyarınca amme alacağının durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini, Kurum işleminde usulsüzlük bulunmadığını beyanla, davanın reddi gereğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Mahkemece yapılan yargılama sonunda; "...Davalı Kurum tarafından gönderilen SGK İzmir Sigorta İl Müdürlüğü Denetmeni ... tarafından hazırlanan 15.10.2018 tarih 2018/GY-85 sayılı Araştırma Soruşturma Raporunda; 1369 Sokak No:35/3 ... adresinde kurulu ... sicil numaralı ...’ın işvereni olduğu “... Dikim Atölyesi” işyeriyle ilgili yapılan inceleme sonucunda işyerinden 18.03.2009-30.11.2010 devresinde yapılan tüm bildirimlerin bu işyerinde fiili çalışmayı ihtiva etmediğinden iptal edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Denetmen raporunda ifadesine başvurulan ve bu işyerinden sigortalı gösterilen kişilerin beyanlarında ...’ı tanımadıklarını, para karşılığı sigortalı gösterildiklerini beyan ettikleri, ayrıca ...’ın ortağı olduğu işyerlerinin tamamının sahte sigortalılık işlemlerinde kullanıldığının tesbit edildiği ve ortada böyle bir ... tekstil işyerinin de bulunmadığı ve denetmen raporunda ifadesi bulunan işveren ... kullanıcı şifresini borcu nedeni ile bir başka şahsa verdiğini ve onun da sahte sigortalılık işlemi yaparak borcundan düştüğünü açıkça kabul ve beyan ettiği anlaşılmıştır.

Tüm dosya kapsamı ile bordro tanıkları davacının sahte olduğu tesbit edilen bir işyerinin sigortalısı olduğunu ve davacının kendi evinde eşi aracılığı ile işverenin gönderdiği iplik temizleme bocuk dizme gibi işleri yaptığını beyan etmişlerse de tanıkların hizmetleri de aynı denetmen raporu üzerine iptal edileceğinin anlaşılması ayrıca komşuları tarafından davacının evde iplik temizlediği, boncuk işlediğini beyan etmişlerse de işverenin kim olduğunu bilmeleri mümkün olmadığı ve Kurum denetmen raporunun aksinin ispatlamadığı davacıya 01.03.2010-01.12.2019 tarihleri arasında yersiz ödenen aylık toplamının 150.618,02 TL, bayram ikramiyesi toplamının ise 4.000,00 TL olup davacının davalı Kuruma 150.618,02 TL+4.000,00 TL olmak üzere toplam 154.618,02 TL’si borçlu olduğu bu nedenlerle Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla ..." gerekçesine dayalı olarak "Davacının davasının reddine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili, İlk Derece Mahkemesi tarafından tanık beyanlarına itibar edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, gerek davacı tanıkları gerekse de bordro tanıklarının davacının çalışmasının eylemli çalışma olduğunun ispatlandığını, denetmen raporunda işyerinin sahte olduğunu beyan eden tanıklar ile İlk Derece Mahkemesi tarafından dinlenen tanıkların birbirinden farklı kişiler olduğunu, tek yönlü olarak tanzim edilen denetmen raporunda tanıklık yapan tanıkların beyanının esas alınarak dinlenen tanıkların değerlendirilmeye alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, tanık ...'nun ütücü/ustabaşı olarak çalıştığını, öncesinde işveren vekili olarak çalıştığını, bu hususun İlk Derece Mahkemesi huzurunda da beyan edildiğini, müvekkilinin davalı Kurum tarafından iptal edilen hizmet süresi dikkate alınmadan doğum borçlanması yaptırarak emekliliğe hak kazanmasının mümkün olduğunu, sahte sigortalılığa başvurmasını gerektirecek bir durum bulunmadığını, dava açıldıktan sonra müvekkilinin doğum borçlanması yaptırmak suretiyle yeniden emekliliğe hak kazandığını beyanla, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında "... 06.05.2009 - 09.02.2010 tarihleri arasında dava dışı işveren ...'a ait ... sicil sayılı işyerinden sigortalılık bildirimi yapılan davacının, sigortalılık günlerinin iptaline yönelik Kurum işleminin iptali ile 06.05.2009 - 09.02.2010 tarihleri arasında aralıksız olarak çalıştığının tespiti ve 01.03.2010 - 24.01.2020 tarihleri arasında alınan yaşlılık aylıklarına yönelik olarak borç tahakkukuna yönelik Kurum işleminin iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonucu kurulan istinaf kanun yolu başvurusuna konu karar hakkında; HMK 355 inci maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan incelemede; dava dışı işveren ... isimli işyeri hakkında düzenlenen 15.10.2018 tarih ve 2018/GY-85 sayılı raporda, sahte sigortalılık kapsamında değerlendirme yapılarak söz konusu işyerinin tescil tarihinden itibaren sahte sigortalılık bildirimlerinde kullanıldığının tespiti üzerine, 06.05.2009 - 09.02.2010 tarihleri arasında bildirimleri yapılmış olan davacının çalışmalarının fiili olmadığı gerekçesiyle, Kuruma yapılan bildirimlerinin iptal edildiği ve 01.03.2010 - 24.01.2020 tarihleri arasında alınan yaşlılık aylıklarına yönelik olarak borç tahakkuk ettirildiği, anlaşılmıştır.

5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin (a) bendinde, “Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar, bu Kanuna göre sigortalı sayılırlar”, 11 inci maddesinde, “İşyeri, sigortalı sayılanların maddi olan veya olmayan unsurları ile birlikte işlerini yaptıkları yerlerdir. İşyerinde üretilen mal veya verilen hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen işyerine bağlı yerler …. büro gibi diğer eklentilerde işyerinden sayılır”, 12 nci maddesinde, “4.maddenin birinci fıkrasının (a) bendine göre sigortalı sayılan kişileri çalıştıran gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan Kurum ve kuruluşlar işverendir…bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği sigortalıları çalıştıran üçüncü kişiye alt işveren denir. Sigortalılar, üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bunlarla sözleşme yapmış olsalar dahi, asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumludur”, 92 nci maddesinde, “Kısa ve uzun vadeli sigorta kapsamındaki kişilerin sigortalı ve genel sağlık sigortalısı olması, genel sağlık sigortası kapsamındaki kişilerin ise genel sağlık sigortalısı olması zorunludur. Bu Kanunda yer alan sigorta hak ve yükümlülüklerinin ortadan kaldırmak, azaltmak, vazgeçmek veya başkasına devretmek için sözleşmelere konulan hükümler geçersizdir…” hükümlerine yer verilmiştir.

Mülga 506 sayılı Kanun'un 130 uncu maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesinde; “Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eliyle yürütülür. Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. Bu Kanunun uygulanması bakımından, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları, 4857 sayılı İş Kanunu'nda belirtilen denetim, teftiş ve kontrol yetkisini de haizdir” düzenlemesine yer verilmiştir.

Uyuşmazlığın çözümünde gözetilmesi gereken mülga 506 sayılı Kanun'un 2 ve 6 ncı maddeleri ve 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin (a) bendi sigortalılık niteliğinin kazanılması için eylemli çalışmanın varlığını zorunlu kılmakta olup istinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK 355 inci maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan incelemede; dava dosyasındaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere, vakıa ve hukuki değerlendirme ile yukarıda belirtilen gerekçe kapsamında ve özellikle davacının kendisi gibi çalışmaları iptal edilen tanıkların beyanları ile çalışma olgusunun ve Kurum denetmenince düzenlenen söz konusu raporun aksinin kanıtlanamadığı, bu nedenle davayı reddeden mahkeme kararının yerinde olduğu belirgin olup, ayrıca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından; istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit ve yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci; 5510 sayılı Kanunun 59 uncu maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.