10. Hukuk Dairesi 2024/5124 E. , 2024/7865 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/329 E., 2024/327 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 6. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/338 E., 2023/325 K.
Taraflar arasındaki 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, babası ...'in vefat etmesinden sonra babasından miras kalan tarlaları ektiğini, ... üreticisi olarak ..., ... Mamülleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürlüğü, ... Genel Müdürlüğü ... Ajans Amirliği ve ... Ticaret Türk A.Ş.'ye yapmış olduğu ürün teslimlerinden dolayı tevkifat yapıldığını, müvekkilinin yapılandırma yasasından faydalanmak amacıyla Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespit ve tescili için Kuruma başvuru yaptığını, Kurum tarafından 30.11.1994 - 31.12.1995, 01.10.2006 - 14.02.2012 tarihleri arasında sigortalılığın tespiti ile 2325 gün ihyasının verildiğini, oysa müvekkilinin kendi adına kayıtlı arazisi üzerinde çiftçilikle uğraştığından bahisle müvekkilinin Kurum tarafından kabul edilen günler hariç olmak üzere 01.10.2006 - 31.10.2021 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle sigortalının 20.06.1994 ve 20.06.1995 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal eden tevkifat kesintilerine istinaden kesintiyi takip eden ay başı olan 01.07.1994 tarihi itibariyle sigortalılığının başlatıldığını, tarımsal faaliyetin devam ettiği tespit edilemediğinden 31.12.1995 tarihi itibariyle sonlandırıldığını, yine sigortalının 20.09.2006 tarihi itibariyle Kurum kayıtlarına intikal eden tevkifat kesintisi nedeniyle takip eden aybaşı itibariyle sigortalılığının başlatıldığını, 04.04.2006-14.02.2012 (muafiyet) tarihleri arasındaki Ziraat Odası kaydı nedeniyle 01.10.2006 ile 14.02.2012 tarihleri arasında sigortalı sayıldığını, sigortalının müvekkil Kuruma yapmış olduğu başvurusunda, adına tescil edilmiş ve sattığı ürünü elde ettiği alana ilişkin zilyedinde bulunan tapu kayıtlarını ibraz etmediğini, 5510 sayılı Kanun döneminde de sigortalıların sattığı tarımsal ürünlerden kesinti yapılmasına devam edileceğine dair 88 inci maddede düzenleme yapıldığını, usulüne uygun olarak tescil edilen sigortalıların eğer varsa prim borçlarının sattıkları ürünlerden kesinti yapılarak ödenmesi gerektiğini, Kanunda tescil şekli açıkça düzenlendiğinden artık tevkifat kesintisi nedeniyle tescil imkânı kalmadığını, 5510 sayılı Kanun'un yeni düzenlemesi karşısında, Kanunun emredici hükmü doğrultusunda sigortalılık iradesi ortaya koyup tescil yaptırmayanlara geriye doğru kayıt ve tescil olma imkânı tanınmadığını, kişilerin Kuruma başvuru ile sigortalılık statüsü kazanmayıp yükümlülüklerini yerine getirmeden yıllar sonra geçmişte sattığı bir ürün bedelinden yapılan kesinti nedeniyle geçmişe yönelik sigortalılık kazanmasının hukuk sistemi içerisinde mümkün olmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından; davanın kısmen kabulü ile davacının 01.12.2012 - 31.12.2016 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının yukarıda tespit edilen hizmet sürelerine göre 7256 sayılı Kanun kapsamında yapılandırmadan yararlandırılması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle Kurum işlemlerinin mevzuata uygun olmadığını, davacı iddialarının kanıtlandığını, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle davanın kabulü gerektiğini beyan ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hatalı karar verildiğini, Kurum işlemlerinin mevzuata uygun bulunduğunu, eksik inceleme ile karar verilmesinin hatalı olduğunu beyan ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ürün teslimine dair kayıtlar, emniyet araştırması, ziraat odası kaydı, Tarım İlçe Müdürlüğü kayıtları, tanık beyanları ve diğer kayıtlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının tarımsal faaliyetinin devam ettiği görülmekle, Mahkeme değerlendirmesi ve davanın kısmen kabul, kısmen ret kararının yerinde görüldüğü, dosyadaki yazılara, hükmün Dairece de benimsenmiş bulunan kanuni ve hukuki gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca davacı vekili ve davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının, eşinin üzerine kayıtlı olan ve babasından miras kalan taşınmazlar üzerinde ... ekimi yapmak suretiyle tarımsal faaliyette bulunduğunu, dinlenen tanık beyanlarından da müvekkilinin uzun yıllar kesintisiz olarak geçimini tarımla sağladığının ispat edildiğini, müvekkilinin 14.04.2006 tarihinden itibaren ziraat odası kaydı bulunduğunu, emsal kararlar doğrultusunda tevkifat yapılan dönem dışında tarımsal faaliyetle uğraştığını ispat eden kişinin Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan usul ve esasa aykırı olarak verilen karar verildiğini beyanla temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle davacının ilk tescilinin 01.07.1994 tarihinde gerçekleştiğini, 01.10.2006-14.02.2012 Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayıldığını, davacının talep ettiği dönemlere ilişkin sattığı ürünlerden Kurum adına yapılan tevkifat olmadığını, sattığı ürünü elde ettiği alana ilişkin tapu kayıtlarını ibraz etmediği için talep edilen döneme ilişkin hizmet verilemediğini belirterek Kuruma yüklenecek bir kusur bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle temyiz isteminde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, teslim edilen tarımsal ürün bedellerinden yapılan 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti davasıdır.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2, 7, 9, 10, 36 ncı maddeleri ilgili hükümlerdir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı ve davalı Kurum vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!