WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/4699 E.  ,  2024/6872 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/229 E., 2024/73 K.
KARAR : Kısmen kabul

Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak yaşlılık aylığı tahsisi ve aylıkların yasal faizleri ile davalı Kurumdan tahsili gerektiğinin tespiti davasında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 15.09.1989 ile 14.03.2008 tarihleri arasında Türk Silahlı Kuvvetlerinde subay (pilot) olarak çalıştığı, bu görevden sonra özel bir hava yolu şirketinde çalışmaya devam ettiği, hizmetlerinin birleştirilmesi ve yıpranmaya tabi fiili hizmet süresinin tespit edilerek sigorta başlangıç tarihi ve yaş haddinden geriye çekilerek emeklilik tarihinin tespit edilmesi için Kuruma müracaat ettiği, Kurum tarafından fiili hizmet zammının hesaplanarak çalışma süresine eklendiği, hizmet başlangıcının geriye eksik çekildiği, yaş haddinden indirim yapılmadığı iddiasıyla fiili hizmet zammının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesine, aynı şekilde bulunacak emeklilik yaş haddinden de düşülerek 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin tamamının sigorta başlangıç tarihinden ve yaş haddinden indirilmesine ve yaşlılık aylığı başvurusunun yapıldığı tarih olan 27.04.2018 tarihini takip eden 01.05.2018 tarihinden itibaren emekli sayılarak yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, birikmiş aylıkların her bir aylığa hak kazanıldığı tarihten itibaren faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; başvuru şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddi gerektiği, davacının taleplerinin gerçeği yansıtmadığı, davacının fiili hizmet süresinin sigortalılık süresine ve ödeme gün sayısına ilave edildiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 20.05.2019 tarihli ve 2018/159 Esas, 2019/165 Karar sayılı karar ile taraf beyanları, davacının sicil dosyası, Kurum evrakları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde 19.08.1971 doğumlu davacının sigorta başlangıç tarihi 15.09.1989 olup 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresi kadar geriye götürüldüğünde sigortalılık başlangıç tarihinin 04.10.1967 olduğu 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/B - h bendi uyarınca yaşlılık aylığından faydalanması için yaşının 49 olması gerektiği, 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresi yaş haddinden indirildiğinde yaş koşulunun 49 yaş 25 yıl 5300 prim gün olacağı anlaşıldığından davacının sigorta başlangıç tarihinin 04.10.1967 olduğunun tespitine, davacının fiili hizmet zammı süresi yaş haddinden indirildiğinde emekli olmak için yaş koşulunu taşıdığının tespitine, 27.04.2018 tarihli tahsis talebine göre bu tarihi takip eden ay başı olan 01.05.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile bu tarihten itibaren hak kazandığı aylıkların yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle açılan davanın kabulü ile, davacının 3 yıl, 10 ay, 15 gün fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi ve hizmet başlangıç süresinin buna göre geriye çekilmesi ile, 27.04.2018 tarihinde yaşlılık tahsis talebine hak kazandığının tespitine, bu tarihi talep eden ay başından itibaren (01.05.2018 tarihinden itibaren) yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, davacının yaşlılık aylığına hak kazandığı tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 20.05.2019 tarihli ve 2018/159 Esas, 2019/165 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi tarafından 08.04.2021 tarihli ve 2019/1525 Esas, 2021/484 Karar sayılı karar ile; istinaf başvurusunda bulunan taraf ve istinaf sebepleri de gözetilerek yapılan istinaf incelemesine göre, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 08.04.2021 tarihli ve 2019/1525 Esas, 2021/484 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce 30.12.2021 tarihli ve 2021/6145 Esas, 2021/17112 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:

"...Mahkemece, 2829 sayılı Yasa kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Yasa kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Yasanın 32. vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı 'fiili hizmet zammının' tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Yasanın Ek 39'uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Yasada yer alan 'fiili hizmet zammının', iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Yasanın 11. kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan 'itibari hizmet' sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Yasanın 32.vd. maddelerinde düzenlenmiş 'fiili hizmet zammının', 506 sayılı Yasadaki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken 'itibari hizmet' süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Yasa kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Yasa kapsamında hak kazanılan 'fiili hizmet zammının' kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Yasanın 60. ve geçici 81. maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Kabule göre de; aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Yasa’nın 42. maddesinin 'Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.' hükmü uyarınca, Kurum'un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığında, mahkemece bu durumun dikkate alınmaması ve yazılı şekilde karar verilmesi de, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."

B. İlk Derece Mahkemesince İlk Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi tarafından 06.12.2022 tarihli ve 2022/21 Esas, 2022/419 Karar sayılı kararı ile taraflarca yasal süre içerisinde bildirilen ve uyuşmazlığın esasına etkili olduğu değerlendirilen tüm delillerin celp edilmiş olduğu, usul ve yasaya uygun bulunarak uyulan bozma ilamı gözetilerek bilirkişiden ek rapor alındığı, konuya ilişkin yasal mevzuat gözetilerek ve Yüksek Mahkemenin bozma ilamında açıkça ifade edildiği üzere, 5434 sayılı Kanun'da yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 ve devamı maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesinin mümkün olmadığı, başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ve Geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği anlaşılmış; bu bağlamda tahsis koşulları yönünden yeniden yapılan değerlendirmede, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 15.09.1989 olduğu, fiili hizmet zammı süresinin ise 3 yıl 10 ay 15 gün olduğu, sigortalı başlangıç tarihi dikkate alındığında 23.05.2002 tarihi itibariyle sigortalılık süresi 11 yıl 8 ay 9 gün olduğundan, 506 sayılı Kanunun Geçici 81/B-ı bendine göre yaşlılık aylığı tahsis koşullarının 25 yıl sigortalılık süresinin bulunması, 52 yaşın doldurulmuş olması ve 5525 prim ödeme gün sayısının bulunması olduğu, dava konusu tahsis talebi tarihi (27.04.2018) itibariyle sigortalılık süresi ve prim ödeme gününe ilişkin yasal koşullar yerine getirilmekle birlikte 19.08.1971 doğumlu olan davacı yönünden yaş koşulunun sağlanmamış olduğu ve tahsis talep tarihine göre davacının yaşlılık aylığına hak kazanmadığı değerlendirilerek sübut bulmayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiş; gerekçeli kararın yazımı esnasında, karara karşı temyiz kanun yolu açık olmasına rağmen kısa karar ile birlikte sehven istinaf kanun yolunun açık olduğu hususunun belirtildiği anlaşıldığından esasa etkili olmayan bu husus gerekçeli karar ile birlikte düzeltilmiş ve kararın temyiz incelemesine tabi olduğu hususu hüküm fıkrasının altına tashih şerhi tanzim edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 06.12.2022 tarihli ve 2022/21 Esas, 2022/419 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce 21.03.2023 tarihli ve 2023/2735 Esas, 2023/2842 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:

"...4.Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, tahsis yapılmasına ilişkin davalarda, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141 inci maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun 'Usul ekonomisi ilkesi' başlıklı 30 uncu maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir.

Eldeki dava bakımından, öncelikle bozmaya uygun şekilde uygulama yapılmalı ve davacının tahsis koşullarını gerçekleştirip gerçekleştirmediği hususu irdelenmeli sonucuna göre davacının tahsis talep tarihi itibari ile koşulları sağlayıp sağlamadığı hususu belirlenmelidir.

Buna göre, 27.04.2018 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, 5510 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereği uygulanması gereken 2829 sayılı Kanun kapsamında uygulama yapılırken son 7 yıllık süre içerisinde en fazla 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinin geçtiği anlaşılmakla, tahsis şartları bakımından 506 sayılı Kanun'un 60 ve geçici 81 inci maddeleri hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakta olduğundan, 18 yaşından sonra ve ilk kez Emekli Sandığı kapsamına alındığı 15.04.1989 tarihine göre, tahsis talep tarihi itibari ile 28 yıl 7 ay 12 gün, 23.05.2002 tarihi itibari ile de 13 yıl 1 ay 8 gün sigortalılığına ve 5450 günden fazla gününün bulunmasına göre, geçici 81 inci maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (h) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi 5450 gün ve 51 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 19.08.1971 doğumlu davacının 51 yaşını doldurduğu 19.08.2022 tarihinden 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet süresi zammının geriye çekilmesi ile bulunacak tarihe göre ve davacının talebi de gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."

D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 15.09.1989 olduğu, fiili hizmet zammı süresinin ise 3 yıl 10 ay 15 gün olduğu, sigortalı başlangıç tarihi dikkate alındığında 23.05.2002 tarihi itibari ile de 13 yıl 1 ay 8 gün sigortalılığına ve 5450 günden fazla gününün bulunmasına göre, Geçici 81 inci maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (h) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi 5450 gün ve 51 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 19.08.1971 doğumlu davacının 51 yaşını doldurduğu tarihin 19.08.2022 olduğu, bu nedenle, dava konusu tahsis talebi tarihi itibariyle sigortalılık süresi ve prim ödeme gününe ilişkin yasal koşullar yerine getirilmekle birlikte 19.08.1971 doğumlu olan davacı yönünden yaş koşulunun sağlanmamış olduğu ve tahsis talep tarihine göre davacının yaşlılık aylığına hak kazanmadığı, yaş koşulunun ise 19.08.2022 tarihinde gerçekleşeceği, davacının yaşından 3 yıl 10 ay 15 gün olan fiili hizmet zammı düşüldüğünde yaş koşulunu 04.10.2018 tarihinde tamamladığı, bu nedenle takip eden 01.11.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı, öte yandan, tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, konuya ilişkin yasal mevzuat ve Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihadı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereğinin de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınması ve buna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacının 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin, yaş haddinden indirilmesi neticesinde emeklilik tarihinin (emekliliğe hak kazanıldığı tarihin) 04.10.2018 olduğunun, davacının emekliliğe hak kazandığı 04.10.2018 tarihini takip eden ay başından (01.11.2018) tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması ve 01.02.2019 tarihinden itibaren başlamak üzere hak edilen yaşlılık aylıklarına yasal faiz işletilmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

VI.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; fiili hizmet zammı süresinin sigorta başlangıç tarihinden geriye çekilemeyeceği, Kuruma başvuru şartının yerine gelmediği, hak düşürücü sürenin geçtiği, tespit ve alacak isteminin tek dava olarak görülemeyeceği, Kurum aleyhine vekalete hükmedilmemesi gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak yaşlılık aylığı tahsisi ve aylıkların yasal faizleri ile davalı Kurumdan tahsili gerektiğinin tespiti davasıdır.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7 ile 40; 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 31 ilâ 36 ve Geçici 205; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun Geçici 81, Ek 5, Ek 6, Ek 39 ve Geçici 81 ile 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun'un 4 ve 8 inci maddeleri ilgili hükümlerdir.

3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

24.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.