10. Hukuk Dairesi 2024/4510 E. , 2024/5148 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2174 E., 2024/458 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 16. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/39 E., 2023/193 K.
Taraflar arasındaki sürekli iş göremezlik derecesinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davacının davalıya ait ... Şantiyesinde ekskavatör operatörü olarak çalışırken 25.07.2011 tarihinde gres yağı hortumu patlaması sonucunda elinden yaralanması şeklinde iş kazası geçirdiğini, Ankara 18. İş Mahkemesi'nin 2012/985 esas sayılı doyasında manevi tazminat davası açıldığı ve olayla ilgili olarak tanıkların bu dosyada dinlendiğini, olayla ilgili olarak SGK'ya başvuruda bulunulduğunu, ancak iş kazası olup olmadığına ilişkin olarak kurum tarafından tespit yapılmadığını belirterek, iş gücü kaybının belirlenmesine karar verilmesine talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik, husumet, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, davacının talebi ile ilgili Kurumun yaptığı işlemin doğru olduğunu, herhangi bir eksiklik bulunmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş. cevap dilekçesi ile davacı ..., müvekkil şirket tarafından yapımı devam eden Selahaddin yolu ve tüneli inşaatı işinde 19.07.2011 tarihinde işe başladığını ve 01.08.2012 tarihinde işten ayrıldığını müvekkil şirkette 1 yılı aşkın süredir çalışan davacının iş akdinin sona ermesinden sonra iş kazası geçirdiğini beyan ederek Ankara 18. İş Mahkemesi 2012/985 E. sayılı dosyası ile tazminat talep ettiğini, davacının çalışma süresi içersinde iş kazası geçirdiğine dair iddiaları gerçeği yansıtmadığını, davacının müvekkil şirket çalışanı iken 01.08.2012 tarihinde işten ayrılmış ve işten ayrılış tarihinde de müvekkil şirketten bu yönde herhangi bir talebi olmadığını, davacının iş kazası geçirdiğine dair herhangi bir delili bulunmadığını, Davacının iş kazasının 25.07.2011 tarihinde meydana geldiğini iddia ettiğini ancak meydana geldiği iddia edilen iş kazasından sonra 1 yıl kesintisiz olarak müvekkil şirkette çalıştığını, haksız talepleri ile müvekkilden çıkar elde etmeye çabalayan davacının davasının bu yönden reddi gerektiğini, geçirdiğini iddia ettiği kazadan sonra bir yıl boyunca davacının çalışmaya devam ettiğini, bu yönden davacının iş gücü kaybı olduğu yönündeki beyanlarının kabulünün mümkün olmadığını, davacının çalıştığı süre boyunca sağlık problemlerine dayalı izin talebinde dahi bulunmadığını, müvekkil şirkete ait şantiye sahalarında meydana gelen iş kazaları kanunla belirlenen sürelerde ilgili kuruma bildirildiğini , yasa ile belirlenen bütün gerekli işlemlerin yerine getirildiğini, belirterek müvekkil şirket hakkında açılan haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " Mahkememizce 2014/25 Esas sayılı dosyada iş kazası tespiti ve maluliyet tespiti talebi ile açılan davaya ilişkin yargılama yapıldığı, yapılan yargılama sırasında maluliyet tespitine ilişkin talep yönünden tefrik kararı verilerek, tefrik edilen dosyanın mahkememizin görülmekte olan 2017/39 esas sayılı dosyasının oluşturulduğu anlaşılmıştır.
Bildirilen deliller toplanmış, davacının işyeri ve sigorta sicil dosyaları, tedavi evrakları celbedilmiş, Sosyal Güvenlik Kurumundan maluliyet tespitine ilişkin rapor alınmıştır.
Tefrik kararı verilen asıl dosya olan Mahkememizin 2014/25 E. sayılı dosyasında 25.07.2011 tarihinde gerçekleşen kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verildiği, verilen kararın kesinleştiği, kurum tarafından iş kazası tespiti kararının kesinleşmesinden sonra yapılan maluliyet incelemesinde maluliyet oranının %0 olarak belirlendiği, davacı vekilinin duruşmada kurum tarafından belirlenen maluliyet oranına itirazları olmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davanın davacının iş gücü kaybının belirlenmesine yönelik olduğu, davacı tarafından iş kazası tespiti ve maluliyet tespiti talepleri ile açılan davanın yargılaması sırasında maluliyet oranı tespiti davasının tefrikine karar verilerek bu dosyasının oluşturulduğu, iş kazası tespiti davasında davanın kabulüne karar verilerek kararın kesinleştiği, Kurum tarafından iş kazası tespiti kararının kesinleşmesinden sonra davacının maluliyet oranının %0 olarak belirlendiği, Kurumun tespite karşı itiraz olmadığı, bu durumda davacı tarafından iddianın ispat edilemediği kanaati ile davanın reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi’nin 15.06.2023 tarihli kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda "davanın kabulüne" karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında "... Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi raporu arasında çelişki ortaya çıkması durumunda, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.10.2010 gün ve 10-390 / 449 sayılı kararında da belirtildiği şekilde, çelişkinin Adli Tıp Kanunu'nun 15 inci maddesi gereği Adli Tıp Genel Kurulunca giderilmesi gereklidir. Çelişkinin Yüksek Sağlık Kurulu ile Tıp Fakültelerinin ilgili ana bilim dalından alınan sağlık kurulu arasında çıkması halinde de, amacın uyuşmazlığı en geniş katılımlı bir kurul kararı ile sona erdirmek, yeni çelişkilerin ortaya çıkıp uyuşmazlığı çözümsüzlüğe itmeyi engellemek olduğu dikkate alındığında, Adli Tıp Genel Kuruluna başvurulmalı ve alınacak raporla (maluliyet başlangıç tarihi de belirtilmek suretiyle) uyuşmazlık sona erdirilmelidir. 6754 sayılı Kanunun 30'ncu maddesi ile değişik Adli Tıp Kurumu Kanun'u 30 uncu maddesi ile başlıkta bulunan “Genel Kurulunun” ibaresi “Üst Kurullarının” ve birinci fıkrasında yer alan “Genel Kurulu” ibaresi “Üst Kurulları” şeklinde değiştirilmiş, yapılan değişiklikle birlikte Adli Tıp Genel Kurula yapılacak itirazların üst kurullara yapılması gerekmektedir.
Somut olayda, Ankara 16. İş Mahkemesinin 16.01.2018 tarih, 2014/25 Esas ve 2018/25 Karar sayılı kararı ile davacının 25.07.2011 tarihinde yaşadığı kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmiş olup istinaf ve temyiz incelemesi sonucunda verilen kararın kesinleştiği, kesinleşen karar sonrasında Kurumun 13.02.2023 tarihli Sağlık Kurulu Kararı ile davacının SİG derecesinin % 0 olarak belirlendiği, 26.05.2023 tarihli celsede davacı vekilinin belirlenen orana itirazlarının olmadığını belirttiği anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, sürekli iş göremezlik derecesinin tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 19 ve 95 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!