10. Hukuk Dairesi 2024/4430 E. , 2024/6720 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/182 E., 2024/58 K.
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasında Mahkemesinde görülen tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 03.12.2008 tarihinden itibaren emekli sayılmasına ve emekli maaşı tahsisine, her maaşın ödenmesi gereken tarihten itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; davacının 18.05.2012 tarihli ve 9279327 varide sayılı dilekçesi ile yaşlılık aylığı talebinde bulunduğunu, 4.780,00 TL borcunu 18.05.2012 tarihinde ödediğini, 01.06.2012 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 23.12.2015 tarihli ve 2013/814 Esas, 2015/1425 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, davacının davacıya tahsis talep tarihini takip eden aybaşı 01.04.2010'dan itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin ve ödenmeyen aylıklarının da ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. 1. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 13.12.2018 tarihli ve 2016/11377 Esas, 2018/10637 Karar sayılı bozma kararında; Mahkemece, nizasız dönem olan 14.05.1981 - 24.04.2008 tarihleri arası 26 yıl 11 ay 10 gün olmak üzere 9825 gün sigortalılığı bulunduğu, davacının en son 18.05.2012 tarihinde yaptığı 4.780,00 TL ve 11.12.2012 tarihinde yaptığı 1.664,38 TL prim ödemeleri hariç 02.03.2010 tarihli tahsis talebine göre 22.08.2008 tarihi dahil yapmış olduğu prim ödemelerinin 1479 sayılı Kanun'un Geçici 10 uncu maddesi kapsamında tahsise yeterli olup olmadığının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur.
B. Mahkeme Bozmaya Uyularak Verilen 1. Karar
Mahkemenin 23.12.2021 tarih, 2019/30 E., 2021/371 K. sayılı kararıyla;
davacının 10.01.1956 doğumlu olduğu, 14.05.1981 tarihi itibariyle Bağ-Kur sigortalısı olarak kayıt ve tescilinin yapıldığı, 26 yıl 11 ay 10 gün Bağ-Kur ve 125 gün SSK hizmeti olmak üzere toplam 9825 gün üzerinden 01.06.2012 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığı, anlaşılmıştır. 02.03.2010 tarihli tahsis talebine göre ise; 18 yıl 6 ay 21 gün Bağ-Kur hizmetinin bulunduğu, 1.178,08 TL fazla ödemesinin bulunduğu, 02.03.2010 tarihi itibariyle 18 yıl 6 ay 21 gün hizmeti mevcut olup 25 tam yıl prim ödemesi bulunmayan davacıya yaşlılık aylığı bağlanması mümkün olmadığı gibi, 02.03.2010 tarihinde 56 yaşını doldurmamış olan davacıya 1479 sayılı Kanun'un Geçici 10 uncu maddesinin 3 üncü fıkrası a bendi gereğince 15 tam yıl hizmet süresi üzerinden yaşlılık aylığı bağlanması da mümkün olmadığı gerekçesiyle; davacının davasının reddine karar verilmiştir.
C. 2. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 01.03.2023 tarihli ve2023/1470 E., 2023/1812 K. sayılı bozma kararında; somut olayda, oda üyeliğini sonlandırdığı gerekçesiyle Bağ-Kur sigortalılığı iptal edilen davacının, Ankara 7. İş Mahkemesinin 2008/1114 Esasında açılan davada, 26.12.1984 - 22.03.1985 ve 27.07.1993 - 30.09.2001 tarihleri arası sigortalılığının tespitine karar verildiği, kararın kesinleşmesi üzerine, 18.05.2012 tarihinde prim borcunun yatırıldığı ve 18.05.2012 tarihli tahsis talebi üzerine 01.06.2012 tarihinden itibaren 4/1-b kapsamında aylık bağlandığı davacı tarafından, ilk davanın açıldığı tarih olan 03.12.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı talepli eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının Kurumca kabul edilen nizasız 14.05.1981-24.04.2008 tarihleri arası 26 yıl 11 ay 10 gün olmak üzere 9700 gün sigortalılığı bulunduğu anlaşılmakta olup, davacının 28.06.1981-22.08.2008 (dahil) tarihleri arası yaptığı prim ödemelerinin 9000 gün prim süresini karşılayıp karşılamadığı, 28.06.1981-22.08.2008 (dahil) tarihleri arası yaptığı prim ödemelerinin ne kadarlık süreyi karşıladığı, karşılamıyorsa 9000 gün için ne kadar prim borcunun bulunduğunun davalı Kurumdan sorulması ile
Davacının 18.05.2012 tarihinde yaptığı 4.780,00 TL ve 11.12.2012 tarihinde yaptığı 1.664,38 TL prim ödemelerinin hangi dönemin prim borcu olduğu ve ne kadarlık prim gün sayısını karşıladığının davalı Kurumdan sorularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur.
D. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararı ile davacı ...'ün 10.01.1956 doğumlu olduğu, 14.05.1981 tarihi itibari ile Bağ-Kur sigortalısı olarak kayıt ve tescilinin yapıldığı, 26 yıl 11 ay 10 gün Bağ-Kur ve 125 gün SSK hizmeti olmak üzere toplam 9825 gün üzerinden 01.06.2012 tarihi itibari ile yaşlılık aylığı bağlandığı, 02.03.2010 tarihli tahsis talebine göre ise 21 yıl 2 ay 17 gün hizmetinin bulunduğu, davacının 25.07.2008 tarihinde 5510 sayılı Yasa'nın 24.maddesine göre prim borçlarını yapılandırma talebi üzerine davalı Kurumun 22.07.2008 tarihli sigortalılık döküm föyü ile davacının 26.12.1984-22.03.1985 ve 27.07.1993-30.09.2001 arasındaki sigortalılığını iptal ettiği ve davacının prim borçlarını buna göre belirlediği, davacının da belirlenen 18.370,00 TL prim borcunu 22.08.2008 tarihinde peşin olarak Kuruma ödediği, Ankara 7. İş Mahkemesinin 30.06.2010 tarihli ve 2008/1114 Esas ve 2010/369 Karar sayılı kararı ile Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen 2008/483 Esas sayılı dosyası uyarınca davacının oda üyelik kaydı 14.05.1981 tarihinden bu yana ve halen devam ettiğinden davalı Kurumun mesleki kuruluş üyelik kaydı olmadığı nedeni ile dışladığı 26.12.1984-22.03.1985 ve 27.07.1993-30.09.2001 arası sürede sigortalı sayılması gerektiğinin tespitine karar verildiği, söz konusu sürelerin de 5510 sayılı Kanun'un Geçici 24 üncü maddesine göre yapılandırıldığı, yapılandırma sonucu 3.115,62 TL fark prim borcu çıktığı, çıkan fark tutarının 18.05.2012 tarihinde 4.780,00 TL olarak ödetildiği, fazla ödenen 1.664,38 TL'nin 11.12.2012 tarihinde davacıya iade edildiği, davacının iptal edilen sigortalılık sürelerine ilişkin prim borçlarının ödenmemesinin davalı Kurumun hatalı işlemi nedeni ile mümkün olmadığı, Kurumca iptal edilen sigortalılık sürelerine ilişkin prim borçlarının 02.03.2010 tarihinden önce ödenmemiş olmasında davacıya yüklenecek herhangi bir kusurun bulunmadığı anlaşılmakla, davacıya 02.03.2010 tarihli tahsis talebini takip eden aybaşı olan 01.04.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile davacının davasının kısmen kabulü ile davacıya 02.03.2010 tarihli tahsis talebini takip eden aybaşı olan 01.04.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin ve ödenmeyen aylıklarının da ödenmesi gereken aylardan itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili: davanın reddinin gerektiğini belirterek, kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 1479 sayılı Kanun kapsamında 03.12.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı ile ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2.Davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Kanun'un 35 inci ve Geçici 10 uncu maddesi hükümleri,
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; kararın bozulmasını gerektirecek bir husus görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!