WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/4429 E.  ,  2024/4809 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1562 E., 2023/1781 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/801 E., 2022/275 K.

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali ile aylık bağlanmasına ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı taraf dava dilekçesinde ve aşamalarda; müvekkilinin babasının 15.07.1996 tarihinde vefat ettiğini, babasının ölümü ile babasından dolayı ölüm aylığı almaya başladığını 1996 yılından bu yana ölüm aylığı daha öncesinde kesintiye uğradığını, müvekkilin 18.12.1978 tarihinde evlenmiş, 16.10.1991 tarihinde ise boşandığını, 19.07.1993 tarihinde tekrar evlendiğini, 29.12.1997 tarihinde boşandığını, ölüm aylığı kesilen müvekkilin bila tarihli dilekçesi ile yeniden ölüm aylığı bağlanması talebiyle davalı kuruma başvuru yaptığını, talebinin reddedildiğini, eski eşi ile birlikte yaşamadığını, SGK başkanlığının 60991618-3/625885 sayılı yazısı ile reddolunan ölüm aylığı bağlanmamasına yönelik işlemin iptali ile müvekkilin kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanmasına müvekkilinin fakir olması nedeni ile dosyanın adli müzaheretli olarak görülmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili, davacının müvekkil Kurumdan hak sahibi olarak yetim aylığı alabilmek için boşandığı ancak eski eşi ile birlikte fiili olarak yaşamaya devam ettiği ve aynı zamanda aylık aldığına dair bir ihbar yapıldığğını, Alo 170 ihbar hattına gelen ihbara dayalı olarak Ordu Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Denetmenliği tarafından soruşturma başlatıldığını, soruşturma sonucunda davacının eski eşi ile birlikte fiilen yaşamaya devam ettiği aynı zamanda müvekkil kurumdan hak sahibi olarak aylık aldığı tespit edildiği, 22.01.2010 tarihli, 2010/Y-20 sayılı soruşturma raporu ve ekleri ile bu durum ortaya konulduğu, davacının bu nedenle almakta olduğu yetim aylığı kesilmiş, haksız ve yersiz olarak aldığı aylıkların yasal faizi ile birlikte müvekkil kuruma ödenmesi için davacıya borç tebliği çıkarıldığını, davacı tarafça müvekkil kuruma herhangi bir ödeme de bulunulmadığı, davacıya yersiz olarak ödenen aylıkların tahsili için Fatsa 1.Asliye Hukuk İş Mahkemesi'nde alacak davası açıldığını, davacı tarafça da kurumun aylık kesme işleminin iptali ve borçlu olmadığının tespiti için Ordu İş Mahkemesi'nin 2015/54 esas sayılı dosyasında dava açıldığını, yapılan yargılama sonucunda müvekkil kurum işleminin yerinde olduğu ve davacının davasının reddine karar verilmiş ve söz konusu karar 16.02.2015 tarihinde kesinleştiğini, Fatsa 1. Asliye Hukuk İş Mahkemesi'nin 2010/669 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda davanızın kabulüne karar verildiğini, Fatsa 1. Asliye Hukuk İş Mahkemesi'nin 2010/669 esas, 2015/557 karar sayılı ilamının kesinleştiğini, ilamın icrası için Ordu İcra Müdürlüğü'nün 2017/47439 esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, halen derdest olduğunu, davacının davasının reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "03.11.2020 tarihli kolluk tutanağında; ... adresinde davacının tek başına yaşadığı, ikametin davacının kızına ait olduğu, kızının ise başka yerde yaşadığının tespit edildiği, 22.01.2021 tarihli kolluk tutanağında; ... ... ... mah. park Sok. No: 22/1 adresinde araştırma yapıldığı, davacının eski eşi ...'in ikamet ettiğinin tespit edildiği, Adres kayıtları incelendiğinde; davacı ve boşandığı eşinin ... adresinde oturduklarının TÜİK incelemesi ile tespit edildiği, davacının beyan edilen son adresinin ..., ...'in beyan edilen son adresinin ... ... ... mah.park Sok.no:22/1 olduğu, ... Doğalgaz yazı cevabında; ... adresinde davacıya ait abonelik kaydının bulunduğu ve eski eş adına abonelik bilgisinin bulunmadığının bildirildiği, OSKİ yazı cevabında; ... adresinde davacıya ait abonelik kaydının bulunduğunun bildirildiği, Türk Telekom yazı cevabında; ... adına telefon numarası tespit edildiği, ... adresinde 13.09.2005 tarihinde ilk abonelik yapıldığı, 11.05.2006 tarihinde aboneliğin iptal edildiği ve davacı adına abonelik kaydı bulunmadığının bildirildiği, 08.03.2021 tarihli Yepaş yazı cevabında; davacıya ait abonelik kaydının dosyaya sunulduğu,... adına abonelik kaydının bulunmadığının bildirildiği, 19.01.2022 tanihli ilçe nüfus müdürlüğü yazı cevabında; ... adresinde sadece davacının; ... ... ... mah. park Sok. No: 22/1 adresinde sadece davalının kayıtlı olduğunun bildirildiği, Medula kayıtları incelendiğinde; davacı ve eski eşinin aynı tarihte 24.07.2018 tarihinde Fatsa Devlet Hastanesi'nde muayene oldukları ve yine birbirini takip eden günlerde Fatsa Devlet Hastanesi'nde muayene oldukları (21.11.2019 tarihinde eski eşin, 22.11.2019 tarihinde davacının Fatsa Devlet Hastanesi'nde muayene olduğu, 13.07.2020 tarihinde davacının, 14.07.2020 tarihinde eski eşin Fatsa Devlet Hastanesi'nde muayene olduğu), davacı ve ...'in seçmen geri izleme kayıtlarının dosyamıza celpedildiği görülmüştür.

Davacı tanıklarının davacı ve ...'in birlikte yaşamadıklarına dair beyanda bulundukları, kamu-komşu tanıkları ... ve ...'in davacıyı tanımadıklarına dair beyanda bulundukları, komşu-kamu tanığı ...'ın davacının tek başına yaşadığına, yanına gelen giden olmadığını beyan ettiği, komşu-kamu tanığı ...'nun; davacının yalnız yaşadığını, torunları ve çocukyarı dışında evine erkek gelmediğini, eski işinin eve geldiğini görmediğini ve birlikte yaşamadıklarını beyan ettiği görülmüştür.

Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından düzenlenen raporun içeriği incelendiğinde yerinde denetim yapıldığı, tanık beyanlarına başvurulduğu, davacı ve eski eşinin fiilen birlikte yaşamaya devam ettiklerinin tespit edildiği anlaşılmıştır. Davacı hakkında SGK tarafından düzenlenen rapor içeriği, mahkememizce verilen karar, Fatsa ASHM'nce verilen karar, dosya kapsamında toplanan deliller ve Medula kayıtları (davacı ve eski eşinin aynı tarihte Fatsa Devlet Hastanesi'nde muayene olması ve birbirini takip eden günlerde Fatsa Devlet Hastanesi'nde muayene olmaları) birlikte değerlendirildiğinde; davacının boşandığı halde eski eşi ile halen birlikte yaşadığı, babasından dul ve yetim aylığı alabilmek için bu yola başvurduğu kanaatine varılmış, davanın reddine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; Kurum işleminin iptalini reddeden Mahkeme kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, davacı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebeplerinin ilk derece mahkemesince usul ve Kanun'a uygun bir şekilde değerlendirilerek, SGK denetmen rapor içeriği, birlikte yaşadıklarına dair kolluk tutanağı, davacı ve eski eşinin fiilen birlikte yaşamaya devam ettiklerinin tespit edildiği, dosya kapsamında toplanan deliller ve Medula kayıtları ( davacı ve eski eşinin aynı tarihte Fatsa Devlet Hastanesi'nde muayene olması ve birbirini takip eden günlerde Fatsa Devlet Hastanesi'nde muayene olmaları), aynı konu ile ilgili Fatsa 1. Asliye hukuk mahkemesi dosyasının kesinleşmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde; davacının boşandığı halde eski eşi ile halen birlikte yaşadığı, babasından dul ve yetim aylığı alabilmek için bu yola başvurduğu kanaatine varılmış olduğu anlaşılmakla Mahkemenin kabulünde bir hatanın bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 'nın 353/1-b-1 inci maddesi gereğince esastan reddine" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali, davacının kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanması istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96'ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne yapılan 2009/86 Esas numaralı başvurunun, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir.

5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.

Anılan 56 ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56 ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.

Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20., 5510 sayılı Kanunun 59., 100., 298 sayılı Seçimlerin ... Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 28., 45., 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 3., 45 – 53., 4857 sayılı İş Kanununun 32., 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'unun 6., 24 – 33., 189., 190., 191., 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 6., 19., 20 nci maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.

3. Değerlendirme
Eldeki dava, Kurumca boşandığı eşiyle fiilen beraber yaşadığı gerekçesiyle yetim aylığının kesildiğini beyanla kurum işleminin iptali ile yeniden aylık bağlanması istemine ilişkin olup Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de verilen hükmün eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.

Dosya kapsamı incelendiğinde, davacının 29.12.1997 tarihinde anlaşmalı olarak boşandığı, davacıya 15.07.1996 tarihinde vefat eden babasından ölüm aylığı bağlandığı, boşanma sonrasında eski eşiyle birlikte yaşadığı gerekçesiyle düzenlenen müfettiş raporu üzerine aylığının kesildiği, davacı tarafından Kurum işleminin iptali istemiyle aynı Mahkemede açılan 2015/54 E, 2015/94 K sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, ayrıca Fatsa 1. ASHM'nin 2010/669 E, 2015/557 K sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde kurum tarafından açılan yersiz ödemenin tahsiline ilişkin davanın kabulüne karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davacının bila tarihli dilekçesi ile yeniden ölüm aylığı bağlanması talebiyle Kuruma yaptığı başvurunun reddedildiği, Kurum tarafından araştırma yapılmadan, önceki müfettiş raporu ve kesinleşmiş karar ileri sürülerek karar verildiği, davacının Kurumun red kararı üzerine bu davayı açtığı, Mahkemece yapılan incelemede davacının ve boşandığı eşinin adreslerinin farklı olduğu, adreslerde dinlenen kamu tanıklarının da ayrı yaşadıklarını beyan ettikleri anlaşılmakta olup yalnızca Medula kayıtlarında aynı tarihte aynı hastaneye başvurduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de bu durumun tek başına birlikte yaşam olgusunun gerçekleştiğine delil oluşturmayacağı, diğer delillerle doğrulanması halinde birlikte yaşamın söz konusu olacağı dikkate alınmaksızın davanın reddine karar verilmesi hatalı olup Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır.

Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve Kanun'a aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.