10. Hukuk Dairesi 2024/4334 E. , 2024/6873 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/119 E., 2023/387 K.
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak yaşlılık aylığı bağlanması ve yasal faizi ile birlikte tahsili gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 01.10.1988 - 16.09.2009 tarihleri arasında Türk Hava Kuvvetlerinde muvazzaf pilot subay olarak görev yaptığı, Emekli Sandığı bünyesinde (4/a kapsamında) görevinden ayrıldıktan sonra 26.10.2009 tarihinde ... sicil no ile (4/c kapsamında) özel bir hava yolu şirketinde pilot olarak çalışmaya başladığı, 15.10.2018 tarihinde 332301 sayılı Yaşlılık Tahsis No ile davalı Kurum nezdinde emeklilik tahsis müracaatında bulunabilmek için hizmet günlerinin toplanması, fiili hizmet zamlarının işe giriş ve yaş haddinden indirilmesi sureti ile emekliliğe hak kazanılması için gerekli koşulların bildirilmesi ve emeklilik tahsis işlemleri için başvuruda bulunduğu, davalı Kurum tarafından 17.10.2018 tarih ve 51171429 sayılı cevabi yazı ile "Emekli Olamaz- Yaşı 01.01.2019 tarihinde dolmaktadır." gerekçesi ile talebin reddedildiği, davalı Kurum işleminin hatalı olduğu, emeklilik için gerekli koşullar tespit edilirken fiili hizmet zammına ilişkin sürelerin dikkate alınmadığı ve mülga 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 ve Ek 39 maddesi ve hak kazanılan sair Kanun hükümlerinin de uygulanmadığı, emeklilik tahsis talebine ilişkin başvurunun tümü ile haksız şekilde reddedildiği, davacının 23.06.1984 tarihi itibari ile mülga 506 sayılı Kanun'a tabi olup, 4759 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01.06.2002 tarihine değin 17 yıl 9 ay 8 gün hizmeti bulunduğu, davalı Kurum tarafından verilen cevapta hatalı olarak, hizmet sürelerinin yanlış hesaplandığı ve lehe mevzuat hükümlerinin hiçbir surette uygulanmadığı, bu nedenle hatalı yazı cevabi oluşturularak davacının tahsis talebinin geri çevrildiği tespit edildiği, davacının 24.09.2013 tarihi itibari ile emekliliğe hak kazanmış olup, başvuru tarihinde 15.10.2018'de emekliliğe ilişkin tüm koşullar gerçekleştiği iddiasıyla davacının fiili hizmet zammı sürelerinin yaştan ve işe başlangıç tarihinden mahsubu ile başvuru tarihini takip eden (15.10.2018) ay olan 01.11.2018 itibari ile emekliliğe hak kazandığının tespitine, 01.11.2018 itibari ile emeklilik aylığının bağlanması, hak edilen emekli aylıklarının ve aylıkların hak ediş tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizinin birlikte ödenmesine, bu tarihten sonra işveren tarafından bildirilen Tüm Sigorta Kollarına tabi Hizmetlerinin SGK Destek Primi olarak dönüştürülerek, emekli aylığının kesilmeksizin ödenmesine devam edilmesine, yaşlılık aylığının kesilmeksizin ödenmesine devam edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın itibari hizmet süresinden dilekçesinde talep ettiği şekilde yararlanmasının mümkün olmadığı, Kurum işlemlerinin yerinde olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 20.06.2019 tarihli ve 2019/12 Esas, 2019/177 Karar sayılı karar ile davacının hizmet başlangıcının 15.10.1988 olduğu, fiili hizmet süresi kadar 4 yıl 3 ay 8 gün geriye gidildiğinde sigorta başlangıç tarihinin 07.07.1984 olduğu, 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesi kapsamında 23.05.2002 tarihi itibariyle davacının sigortalılık süresi 17 yıl 10 ay 16 gün olduğu, Geçici 81/1-e maddesine göre 25 yıllık sigortalılık süresi 48 yaş ve 5225 gün prim ödeme koşulu arandığı, davacının 15.10.2018 tarihinde tahsis talebinde bulunmuş olup sigortalılık süresi 25 yılı aştığı, 02.01.1970 doğumlu olan davacı tahsis talebinde bulunduğu tarihte 48 yaşını doldurduğu, prim ödeme gün sayısı ise 12339 gün olduğu, davacının Geçici 81/1-e maddesi kapsamında 48 yaşını doldurduğu, kaldı ki 5434 sayılı Kanun'un Ek 205 ve 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi kapsamında yaş haddinden fiili hizmet süresi zammı kadar indirim yapılması gerektiği, 48 yaştan 4 yıl 3 ay 8 gün indirim yapıldığında davacının yaşı 43 yıl 8 ay 22 gün olduğu, davacının tahsis talebinde bulunduğu tarihte 48 yaşını doldurduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacının tahsis talebinde bulunduğu 15.10.2018 tarihini takip eden 01.11.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı hak kazandığının tespitine, davacının 01.11.2018 tarihinden itibaren ödenmeyen aylıklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 20.06.2019 tarihli ve 2019/12 Esas, 2019/177 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi tarafından 02.02.2021 tarihli ve 2019/2019 Esas, 2021/184 Karar sayılı karar ile; istinaf başvurusunda bulunan taraf ve istinaf sebepleri de gözetilerek yapılan istinaf incelemesine göre, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 02.02.2021 tarihli ve 2019/2019 Esas, 2021/184 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce 29.12.2021 tarihli ve 2021/4283 Esas, 2021/16834 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...mahkemece, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı 'fiili hizmet zammının' tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanunda yer alan 'fiili hizmet zammının', iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan 'itibari hizmet' sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32.vd. maddelerinde düzenlenmiş 'fiili hizmet zammının, 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken 'itibari hizmet' süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan 'fiili hizmet zammının' kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile bozma ilamına uyulduğu ve davacının tahsis talebinde bulunduğu tarihte Kurum tarafından düzenlenen kayıt ve belgelere göre emekli olma yaşının 02.01.2019 tarihinde dolacağı tespit edildiğinden yapılan tespit doğrultusunda davacının 02.01.2019 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar vermek gerektiği, davacının 15.10.2018 tarihli tahsis talebi ile 01.11.2018 tarihinden itibaren aylık talep ettiği, Kurum tarafından 11.12.2018 tarihinde talebinin reddedildiği, davacının 02.01.2019 tarihinde aylık almaya hak kazandığı, tahsis talebi bu kapsamda değerlendirilerek davacıya 02.01.2019 tarihinden itibaren aylık bağlanması gerektiği kanaatine ulaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının 02.01.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazındığının tespiti ile ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; fiili hizmet zammı süresinin sigorta başlangıç tarihinden geriye çekilemeyeceği, Kuruma başvuru şartının yerine gelmediği, hak düşürücü sürenin geçtiği, tespit ve alacak isteminin tek dava olarak görülemeyeceği, Kurum aleyhine vekalete hükmedilmemesi gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak yaşlılık aylığı bağlanması ve yasal faizi ile birlikte tahsili gerektiğinin tespiti davasıdır.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7 ile 40; 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 31 ilâ 36 ve Geçici 205; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun Geçici 81, Ek 5, Ek 6, Ek 39 ve Geçici 81 ile 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun'un 4 ve 8 inci maddeleri ilgili hükümlerdir.
3. Değerlendirme
1. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacının sigorta başlangıç tarihinin 15.09.1988 olması nedeniyle 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesinin B bendinin "h" alt bendinde öngörülen 25 yıl sigortalılık, 51 yaş ve 5450 prim gün sayısının ikmali halinde yaşlılık aylığı tahsisine hak kazanacağı sabit olup, tahsis talebinde bulunduğu 15.10.2018 tarihi itibariyle sigortalılık ve prim gün sayısı şartlarını haiz olduğu açıktır. Uyulan bozma ilamı uyarınca tabi olduğu 51 yaşından fiili hizmet süresi zammı olan 4 yıl 3 ay 8 gün indirildiğinde yaş şartını 24.09.2016 tarihinde ikmal ettiğinden 506 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.11.2018 tarihinden yaşlılık aylığına bağlanması gerektiğinin ve 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesi uyarınca 01.02.2019 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken 02.01.2019 tarihinden itibaren aylık ve faize hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Davalı Kurum vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine;
2. Temyiz olunan Mahkeme kararının hüküm fıkrasının;
(1) numaralı bendinde yer alan "02.01.2019" tarihi silinerek yerine "01.11.2018" tarihinin; aynı bentte yer alan "ödenmeyen aylıkların" ifadesinden sonra gelmek üzere "01.02.2019 tarihinden itibaren" ibaresinin;
Yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
24.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!