WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 24 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/4192 E.  ,  2024/7520 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/850 E., 2023/1575 K.
KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bozüyük 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/214 E., 2022/546 K.

Taraflar arasında iş kazasından tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar ve davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında yeniden esas hakkında kısmen kabul ve kısmen reddine dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar ve davalı ... İnşaat Dan. Oto. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmesi neticesinde; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacılar vekili asıl dava dosyasının dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi desteği olan ...'nın davalı ... İnşaat Danışmanlık Otomotiv İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin diğer davalı Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü'nün Demiryolu Yapım Dairesinden ihale yoluyla almış olduğu "... -İstanbul Hızlı Tren Projesi Tünel Güvenliği Altyapı İşinde çalışırken 21.04.2015 günü meydana gelen iş kazasında vefat ettiğini, davalı işveren şirketlerin iş kazasının meydana gelmesinde kusurları bulunduğunu, davalı ... İnşaat Şirketinin işi Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğünden her ne kadar ihale yoluyla yüklenmiş ise de davalı Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğünün de meydana gelen kazada sorumluluğu bulunduğunu, desteğin son ücretinin net 2.500,00 TL olduğunu, fazlaya dair talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla öncelikle adli yardım talebin kabulü ile destekten yoksunluk nedeniyle maddi ve manevi tazminat olarak; fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak üzere müvekkillerinden sigortalının eşi Elmas için 1.000,00 TL maddi ve 80.000,00 TL manevi, sigortalının kızı ... için 1.000,00 TL maddi ve 60.000,00 TL manevi, sigortalının oğlu ... için 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi, sigortalının kızı ... için 1.000,00 TL maddi ve 40.000,00 TL manevi, tazminatın olay tarihi olan 21.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.

2.Davacılar vekili birleşen dava dosyasının dava dilekçesinde özetle; asıl dava dosyasında dava konusu edilen aynı iş kazası nedeniyle sigortalının annesi Ayşe ve Babası Mustafa için destekten yoksun kalmaları nedeniyle 2.000 TL’şer maddi ve 80.000 TL'şer manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.

3.Davacı vekili asıl ve birleşen davalardaki maddi tazminat istemini 14.09.2021 tarihli talep artırım dilekçesiyle eş Elmas için 319.451,09 TL'ye, çocuk ... için 132.883,03 TL'ye, çocuk ... için 33.698,99 TL'ye, çocuk ... için 34.599,26 TL'ye, anne Ayşe için 95.655,37 TL'ye ve baba Mustafa için 35.280,98 TL'ye artırmıştır.

II. CEVAP
1.Davalı TCDD Genel Müdürlüğü vekili asıl ve birleşen davalara verdiği cevap dilekçesinde özetle; ...-İstanbul Hızlı Tren Projesi Tünel Güvenliği Altyapı İşi diğer davalı ... İnşaat Danışmanlık Otomotiv İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.'ne ihale edildiğini, kuruluşlarının söz konusu ihaleyi, Kamu İhale Kanunu ve Kamu İhale Makamı sıfatıyla yaptığını, buna göre İş Kanunu'nun 2 nci maddesi uyarınca asıl işveren konumunda değil, ihale makamı konumunda olan ve işi anahtar teslimi şeklinde ihale eden müvekkili kuruluşun, dava konusu yönünden herhangi bir sorumluluğu da bulunmadığını, davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, iş kazasının meydana geldiği bölgenin kuruluşları tarafından sözleşme hükümleri çerçevesinde yüklenici firmaya yer teslimi yapılmayan, proje güzergahı dahilinde bulunmayan bir alan olduğu gibi kaza esnasında da yapılan işin de sözleşme ile belirlenen bir iş olmayıp yüklenici şirketin sözleşme harici tamirhane olarak kullanmak amacıyla kendi kendine inşa ettiği bir iş olduğunu beyanla asıl ve birleşen davaların reddi gerektiğini beyan etmiştir.

2.Davalı ... İnşaat Dan. Oto. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. vekili asıl ve birleşen davalara verdiği cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin iş sağlığı ve güvenliği kapsamında alınması gereken tüm önlemleri aldığını kişisel koruyucuları temin ettiğini, ... sigortalı ...'nın çavuş sıfatıyla ve tamamen kendi inisiyatifiyle iksa demirlerini kurdurduğunu ve bu konuda müvekkili şirketten herhangi bir talimat almadığını, müteveffanın çavuş olması sıfatıyla işçilere gerekli talimatları verme konusunda yetkili bir kimse olması dolayısıyla söz konusu iksa demirlerinin kurulması konusunda talimat verdiğini fakat bu demirlerin zemine monte edilmesi işlemlerini gerçekleştirmediğini, bu sebeple müteveffanın davaya konu kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğunu, ayrıca talep edilen tüm tazminat bedellerinin fahiş olduğunu, müvekkili şirkete atfedilen kusuru kabul etmemekle birlikte kazanının meydana geldiği inşaat alanının ... Sigorta A.Ş.'nin 1610132 poliçe nolu "İşveren Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi" ile sigortalı olduğunu, davanın ... Sigorta A.Ş. ye ihbarını talep ettiğini belirterek, fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun asıl ve birleşen davaların müvekkili yönünden esastan reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında; asıl davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, davacı ... yönünden 319.451,09 TL TL, ... için 33.698,99 TL, ... için 34.599,26 TL, ... için 132.883,03 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 21.04.2015 ten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, davacı ... için 60.000,00 TL, ... için 20.000,00 TL, ... için 20.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan, 21.04.2015 ten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, davacı ... için 95.655,37 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 21.04.2015 ten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ya verilmesine, ... ... için 25.343,37 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 21.04.2015 ten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... mirasçılarına veraset ilamındaki payları oranında verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ... için 30.000,00 TL, manevi tazminatın kaza tarihi olan, 21.04.2015 ten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, ... ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan, 21.04.2015 ten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... mirasçılarına veraset ilamındaki payları oranında verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" şeklinde karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;iş kazası tarihinde ücretinin 2.500,00 TL olduğunu, müteveffanın maaş ödemelerinin tazminattan mahsup edildiğini ancak bu durumun hatalı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davalıların tam kusurlu olduğunu, bilirkişi raporunda müteveffanın %20 oranında tespit edilen kusur belirlemesine itiraz ettiklerini, davalı Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü'nün gözetim ve denetim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davalı işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği konusunda ... da dahil olmak üzere tüm işçilere eğitim vermediğini, asıl ve birleşen dosyada davanın tarafları yönünden hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlarının düşük olduğunu, karar tarihine en yakın bilinen son asgari ücret miktarına göre ölen işçinin ücretinin tespit edilerek asıl ve birleşen davada maddi tazminat hesabı yönünden yeniden hesap rapor alınmasını, asıl ve birleşen dava yönünden tüm yargılama giderleri açısından yeniden karar verilerek tüm yargılama giderinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
2.Davalı TCDD Genel Müdürlüğü vekili istinaf dilekçesinde özetle; SGK rücu dosyalarında uygulanan %5 iskonto, %5 artışı uygulamasının tazminat miktarlarının fazla hesaplanmasına yol açtığını, müvekkil kuruluşun kusurunun bulunmadığını, müteveffanın tünel çavuşu olarak çalıştığını, yerleşik içtihatlar gereğince erkek çocuklar 18 yaş, kız çocuklarının ise 22 yaşa kadar destek alabileceklerinin kabul edildiğini ancak 22 ve 25 yaş olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, müvekkil kuruluşa kusur izafe edilerek yerel mahkeme tarafından karar verildiğini, istinaf incelemesi neticesinde bu kararın kaldırılarak davanın müvekkil kuruluş açısından reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3.Davalı ... İnşaat Dan. Oto. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; aylık ücret miktarının nasıl belirlendiği, kusurun davacı işçiye ait olup olmadığı, müteveffanın eşinin evlenip, evlenmediği, anne ve babasına maddi yardımın olup olmadığı gibi hususların gerekçeli kararda değerlendirilmediğini, davanın kısmi alacak davası olarak açıldığını, ıslah ile arttırılan miktara ıslah tarihinden sonra faiz işletilmesinin gerektiğini, zamanaşımının dikkate alınmadığını, davanın temelini oluşturan iş kazasının meydana gelmesinde müvekkil şirketin yasal ve fiili olarak herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kazalının vardiya çavuşu olduğunu, kazalıya kişisel koruyucu malzemeler ile iş sağlığı ve güvenliği konusunda eğitimlerin verildiğini, kazaya neden olan profil iskelenin kurulumu için işverene bilgi verilmediğini, kazazedenin işçi hafriyat kamyonu ile güvenli çalışmayı da kapsayan iş ekipmanının güvenli kullanımı, ekranlı araçlarla çalışma, güvenlik ve sağlık işaretleri gibi konularda eğitildiğini, işin yürütümü için işverene bilgi verilmemesi, ondan talimat alınmaması ve şantiyede bulunan vinç dahil gerekli iş makinelerinin uygun şekilde kullanılmamasının işverenin kusuru olmadığını, demir profil iskeletin, makineyle kaldırılıp zemine kaynak yapıldıktan sonra esen sert rüzgarın etkisi, kaynağın iyi yapılmamış olması ve adi belirtilmeyen ancak tanık ifadesinde zikredilen bir çalışanın çapraz bağlantı demirlerini sökmesi nedeniyle devrildiğini, baretin ölüm kullanılmış olması halinde yine de ölümün meydana gelip gelmeyeceği, gelmeyecekse ne oranda bir zarar oluşacağı ve baretini takmayan işçiyi kimin uyarması gerektiğinin araştırılmadığını, üçüncü kişilerin sorumluluğunun dikkate alınmadığını, olayda iş makinesi kullanıldığını ve demir profil kaldırma sırasında devrilmediğini, çapraz bağlantının devrilmeyi önleyeceği sonucuna varılıyor ve bu bağlantıların kaynakçı tarafından söküldüğü ortaya konuluyorsa bu durumda kaynakçının kusur oranının irdelendiğini, bir kısım tanıkların aniden çıkan sert rüzgarın da etkisiyle demir profillerin devrildiğini beyan ettiklerini, baret kullanımı ile künt kafa travması arasında %100 illiyet bağı bulunduğu halde bu husunun kusur tespit ve oranında dikkate alınmadığını, ceza mahkemesindeki yargılama devam ettiğini, yargılama sonucunun beklenmediğini, yerel mahkemede alınmış olan kusur raporundaki oranlarının tespitinin nasıl yapıldığı konusunun denetime elverişli olmadığını, askerlik süresinde kişinin fiilen çalışması ve gelir elde etmesi imkansız olduğundan ilgili kısmın hesaplanmaması gerektiğini, destekten yoksunluk zararının kazalının yazılı belgelerde kayıtlı olan asgari ücret üzerinden yapılmasının gerektiğini, eşin evlenme durumu için eski tarihli nüfus kayıtlarına dayanıldığını, evlenip-evlenmediği hususunun araştırılması gerektiğini, eşin destek süresinin müteveffanın bakiye ömründen fazla hesaplandığını, birleşen davada anne ve babaya destek tazminatı çıkmasının kabul edilemeyeceğini, maddi tazminat hesaplamasının PMF-1931 tablosuna göre yapılması gerektiğini, TRH-2010 tablosuna göre hesaplanmasının hatalı olduğunu, zarar hesabı için seçilecek bilirkişinin aktüerler siciline kayıtlı kişilerden olmasının gerektiğini, manevi tazminatın fahiş olduğunu, sebepsiz zenginleşmeye neden olduğunu, işverenin kastı ve ağır ihmali bulunmadığından tazminattan hakkaniyet indirimi yapılmasının gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle;
A) Kusur yönünden; tanık beyanları, toplanan kanıtlar ve iş güvenliği uzmanı bilirkişilerin kusura ilişkin tespitleri nazara alındığında davacıların murisinin % 20, işveren tarafın ise toplamda % 80 oranında kusurlu olarak kabulü yerinde görülmüştür. Davacılar vekilinin ve davalı şirket vekilinin kusura ilişkin istinafı bu gerekçeyle yerinde görülmemiştir. Aynı bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen, 03.08.2020 tarihli ek raporda davalı TCDD ile davalı şirket arasında asıl/alt işveren ilişkisi bulunmadığı tespitine yer verilmesinde isabetsizlik bulunmamakta ise de daha önce işverenlere ait olduğu değerlendirilen kusurun bu kez işçi ve işveren arasında paylaştırılması ve müteveffanın % 30, davalı şirketin % 70 oranında kusurlu olduğunun tespiti hatalı olmuştur. Zira, davalı TCDD'nin % 20 oranında kusurlu olarak gösterildiği 25.02.2020 tarihli kök raporda, kusurun dayanağı olarak, koordinasyonun sağlanmaması, izlemenin ve denetimin yapılmaması gibi esas itibariyle işverenin yükümlülüğünde olan unsurlar gösterilmiş olup, asıl/alt işveren ilişkisinin bulunmadığının tespiti durumunda, işverene ait söz konusu yükümlülüklerden kaynaklanan kusurun işçi ve işveren arasında paylaştırılması somut olayla bağdaşmamaktadır. Bu gerekçeyle, kök raporda, davalı TCDD'ye yüklenen kusurun da işveren şirkete ait olduğu ve sonuç olarak, meydana gelen iş kazasında davalı şirketin % 80 oranında kusurlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Davacı ile davalı şirket vekilinin kusura ilişkin istinaf nedenleri bu kapsamda yerinde görülmemiştir.

B) TCDD Genel Müdürlüğünün asıl işverenliği yönünden; iş kazası, alt yapı işine ait inşa faaliyeti sırasında meydana gelmiş olup arızi nitelikteki inşaat işi sözleşme kapsamında davalı şirkete ihale edildiğinden; davalı şirkete, demiryolu yük/yolcu taşımacılığı gibi işletmecilik nevinden asıl iş tevdi edilmediği, davalı şirketin uzmanlık gerektiren bir yardımcı iş de üstlenmediği anlaşıldığından, daha açık anlatımla; davalılar arasında asıl veya yardımcı iş kapsamında bir asıl/alt işveren ilişkisi kurulmadığı ve arızi nitelikteki inşaat işinin ihaleyle yüklenici şirkete tevdi edilmesinin davalılar arasında asıl/alt işveren ilişkisinin kabulü bakımından yeterli olmadığı sonucuna ulaşıldığından, bu durum göz ardı edilerek davalı TCDD'nin davacıların murisinin ölümüyle sonuçlanan iş kazasında kusurlu olduğunun tespiti ve aleyhine tazminata hükmedilmesi hatalı olmuştur. Davalı TCDD vekilinin istinafı bu gerekçeyle yerinde görülmüştür.

C) Maddi tazminatın hesabı yönünden; somut olayda, emsal ücret araştırması yapılmış, davalı şirket tarafından sunulan personel bilgi formunda davacının tünel çavuşu olduğunun belirtilmesi nedeniyle inşaat ustabaşına dair TÜİK kazanç bilgisi dikkate alınmış ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının aylık net ücretinin 1.750,00 TL (AGİ hariç net asgari ücretin 2,03 katı) olduğu kabul edilerek tazminat hesaplaması yapılmış olup esas alınan ücret, davacının yaptığı işe, hizmet cetveline yansıyan mesleki tecrübesine ve ekonomik rayiçlere nazaran yerinde görüldüğünden taraf vekillerinin bu husustaki istinafı yerinde görülmemiştir. Gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin, Kurum tarafından açılan rücu davalarında da istikrarlı bir şekilde uyguladığı üzere, ülkemize özgü ve güncel verileri içeren, “TRH 2010” tablosunun iş kazası ve meslek hastalığından kaynaklı maddi tazminat davalarında da bakiye ömrün belirlenmesinde nazara alınması gerektiği açıktır. Somut olayda, hükme esas alınan 03.10.2022 tarihli hesap raporunda “TRH 2010” tablosu esas alınarak hesaplama yapılmış olup davalı vekilinin istinafına değer verilmemiştir. Müteveffanın iş kazası tarihindeki yaşı, dosyadaki nüfus kaydına göre davacı eşin yeniden evlenmediğinin anlaşılması, tazminat hesabında yaş unsuruna göre mirasçıların destekten çıkacağı tarihin ve müteveffanın beklenen yaşam süresinin dikkate alınmış olması, gelirin mirasçılara yansıma oranının yerleşik uygulamaya uygun olarak hesaplanması nazara alındığında davalı şirket vekilinin anılan hususlara değinen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Hesap raporunun düzenlendiği tarihten sonra asgari ücrette değişikliğe gidildiğinden 03.10.2022 tarihi itibariyle düzenlenen ek bilirkişi raporunda işlemiş dönem kazancının tüm davacılar bakımından 31.12.2021 tarihinde sonlandırılması hatalı olmuştur. Yukarıda yer verilen asgari ücret değişiklikleri gözetilerek işlemiş aktif dönemin yeniden hesaplanması ve 2022 yılı, işlemiş dönem hesabına dahil edildiğinden işleyecek aktif dönem kazancından bilirkişi raporunda 2022 yılı için hesaplanan tutarların tenkis edilmesi gerektiği belirtilerek re'sen yapılan hesap neticesinde davacı eş Elmas 386.742,23‬ çocuk ... 42.345,98‬, çocuk ... 46.756,53‬, çocuk ... 129.464,54‬, anne Ayşe 116.534,92, baba Mustafa 25.343,37 TL olarak hesaplandığı belirtilerek taleple bağlı karar vermek gerekmiştir.

D) Manevi tazminat yönünden; manevi tazminat davalarında, gelişmiş ülkelerde artık eski kalıplardan çıkılarak caydırıcılık unsuruna da ağırlık verilmektedir. Gelişen hukuktaki bu yaklaşım, kişilerin bedenine ve ruhuna karşı yöneltilen haksız eylemlerde veya taksirli davranışlarda tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranlarda manevi tazminat takdir edilmesi gereğini ortaya koymakta, kişi haklarının her şeyin önünde geldiğini önemle vurgulamaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; müteveffanın eşi ... için 70.000,00 TL, çocuklar ..., ... ve ...'nın her biri için 30.000,00 TL, anne - baba için 20.000,00'er TL olarak manevi tazminata hükmedilmesinin somut olayın koşullarına, paranın satın alma gücüne ve eşini kaybeden davacı ...'ın, babalarını kaybeden davacılar ..., ... ve ... ile çocuklarını kaybeden davacılar Ayşe ve Mustafa'nın manevi zararlarına kıyasla daha uygun olacağı sonucuna ulaşılarak;

Davacılar ve davalıların istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında;

1.Asıl Dava yönünden; davalı Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, davacı ... yönünden 319.451,09 TL, ... için 33.698,99 TL, ... için 34.599,26 TL, ... için 132.883,03 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 21.04.2015'ten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... İnşaat... Şti.'den alınarak davacılara verilmesine, davacı ... için 70.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan, 21.04.2015 ten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... İnşaat... Şti.'den alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,

2.Birleşen Dava yönünden; Davalı Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, davacı ... için 95.655,37 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21.04.2015'ten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... İnşaat'tan alınarak davacı ...'ya verilmesine, davacı ... ... için 25.343,37 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21.04.2015'ten itibaren

işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... İnşaat'tan alınarak davacı ... mirasçılarına veraset ilamındaki payları oranında verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı ... İnşaat Dan. Oto. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; TCDD Genel Müdürlüğü'nün ihale makamı olarak kabulü halinde dahi, davaya konu tamirhane inşaatının yapıldığı zeminin bu işe uygun olup olmadığının araştırılması için zemin etüdü yapılıp yapılmadığını denetlememesi, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini kontrol etmemiş olması nedeniyle kusur sorumluluğu bulunduğu gözetilerek iş bu davalı hakkındaki davanın kabulü gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince verilen ret kararının hatalı olduğunu, maddi tazminatın hesabına esas ücretin 2.500 TL kabul edilmesi gerekirken 1.750 TL olarak kabulünün hatalı olduğunu, kazadan sonra ... hesabına ödenen 48.000 TL’nin faiziyle mahsubunun hatalı olduğunu, söz konusu paranın avans olup ödeme niteliğinde olmadığını, manevi tazminat miktarlarının düşük olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı ... İnşaat Dan. Oto. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın yeterli açıklamalar içermediğinden gerekçeli karar hakkı ihlal edildiğinden kararın usulden bozulmasını, ayrıca dava kısmi dava niteliğinde olup ıslahın zamanaşımına uğradığını, kusur oran ve aidiyetinin tespiti noktasında ceza mahkemesi sonucunun beklenmesi gerektiğini, kusur oran ve aidiyeti noktasında raporlar arasında çelişkiler bulunduğunu ve bu çelişkiler giderilmeden karar verildiğini, maddi tazminat hesabında sigortalının askerlik yapacak olması nedeniyle 6 ay yerine 1 yılın hesaptan dışlanması gerektiğini, ücretin tanık beyanları dayanak alınarak belirlenmesinin hatalı olduğunu, Kurumca bağlanan gelirin hesabında asgari ücretin dikkate alındığını, ücret hesabında TÜİK verilerinin dikkate alınmadığını, eşin evlenme ihtimalinin 6 yıl öncesine ait nüüfus kayıt örnekleri dikkate alınarak belirlendiğini, davacı eşin şuan evli olup olmadığının bilinmediğini bu duruma göre evlenme ihtimalinin değerlendirilmesi gerektiğini, eşin destek süresinin ... bakiye ömründen fazla hesaplandığını, davacı destek paylarının hatalı belirlendiğini, iskontosuz hesap döneminin rapor tarihi olarak dikkate alınması ve 09.09.2021 tarihi itibariyle sonlandırılması gerekirken 31.12.2021 tarihinin dikkate alınmasının hatalı olduğunu, Anne ve Babaya destek payı hesabın yapılmasının hatalı olduğunu, hesapta PMF 1931 Tablosu esas alınması gerekirken TRH 2010 tablosunun esas alınmasının hatalı olduğunu, Bilirkişinin Aktüer siciline kayıtlı kişilerden belirlenmesi gerekirken bu hususa dikkat edilmediğini, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu, olayın gerçekleşmesinde işverenin kastı ve ağır ihmali söz konusu olmadığından hakkaniyet indrimi yapılması gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigortalının iş kazası neticesinde vefatı nedeniyle eşi, çocukları, anne ve babasının destekten yoksunluk kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir

2. İlgili Hukuk
"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, "Bilirkişi raporuna itiraza" ilişkin 281 inci maddesi, "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49,50,51,52,53,54,55 ve 56 ncı maddeleri "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler bakımından iş yerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi ile İş Sağlığı ve Güvenliği Tüzüğü maddeleri, "Usuli kazanılmış hak" yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.

3. Değerlendirme
A)Davacılar ve davalı ... İnşaat Dan. Oto. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. vekillerinin manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

3. Bölge Adliye Mahkemesinin 05.07.2023 karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 238.730,00 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin esas hakkında verdiği kararda manevi tazminat istemlerinden kısmen kabul ve reddolan kısımların birbirlerinden ve maddi tazminat hükümlerinden bağımsız ayrı birere dava olarak anılan kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla, davacı ve davalı ... İnşaat Dan. Oto. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. vekillerinin manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.

B) Davacı ve davalı ... İnşaat Dan. Oto. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. vekillerinin maddi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekili ve davalı ... İnşaat Dan. Oto. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Gerek destek kaybından kaynaklı hak sahiplerinin, gerekse iş göremezlikten kaynaklı sigortalının maddi tazminat alacağının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması ön koşuldur. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödemek amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir.

3.Gerçek ücretin ise; öncelikle toplu iş sözleşmesi ile imzalı bordrolara, bunların yokluğu halinde ise işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrete göre tespit edileceği, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş olan miktarın ücret olarak değerlendirilemeyeceği, Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.

4. Öte yandan taraflar arasında işçi alacağına ilişkin görülen davada tespit edilen ücretin tazminat davasında hesaba esas alınacak ücret açısından kesin delil mahiyetinde olmayıp, kuvvetli delil mahiyetinde olduğu, davacının yaptığı işe göre alacağı ücretin Dairenin kökleşmiş içtihatları çerçevesinde TÜİK, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı rayiç ücretleri ile ilgili iş kolundaki meslek odalarından getirilecek emsal ücretler gözetilerek belirlenmesi gerektiği, sendikasız işçi için sendikalardan bildirilen ücretin de dikkate alınamayacağı gözden kaçırılmamalıdır.

5.6100 sayılı HMK'nun 266 ncı maddesine göre Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir (Değişik cümle: 3/11/2016-6754/49 md.). Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz (Ek cümle: 03/11/2016-6754/49 md.). Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez. Aynı Kanunun 281/1 inci maddesine göre; "Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler (Ek cümle:22.07.2020-7251/24 md.). Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir düzenlemesi yer almaktadır.

6.Bilindiği üzere HMK'nun 30 uncu maddesi kapsamında düzenleme altına alınmış olan "Usul Ekonomisi" ilkesine göre de Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.

7.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2021 tarih ve 2018/10(21)-94 E.- 2021/111 K. sayılı ilamında da açıkça belirtildiği gibi" bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır ve ikinci bilirkişi raporu birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753)".

8.Somut olayda; davalı TCDD Genel Müdürlüğü tarafından ihale ile diğer davalı şirkete verilen ... - İstanbul Hızlı Tren projesinde tünel güvenliği alt yapı işinde davacının tünel çavuşu olarak istihdam edilmekle beraber olay günü tamirhane olarak inşası devam eden alanda meydana gelen iş kazası neticesinde vefat ettiği davacı vekilinin gerek kök gerek ek raporlara gerekse de Bölge Adliye Mahkemesince re'sen yapılan hesap üzerine temyiz itirazında müvekkilleri desteğinin son ücretinin 2.500 TL olduğunu iddia ettiği, hesap raporlarında ise , sigortalının TÜİK ve Eskişehir Sanayi Odasından temin edilen emsal ücretlere göre olay tarihide 1.750 TL tutarında ücret elde ettiği kabul edilerek asgari ücretin 2,03 katı üzerinden hesap yapıldığı anlaşılmıştır. Aynı zamanda mahkemece alınan 23.11.2020 tarihli kök hesap raporunda bakiye ömür tespiti noktasında PMF 1931 tablosu esas alınmış ise de davacı vekilinin anılan tabloya açık bir itirazı olmadığı halde 09.09.2021 tarihli ek rapordan başlamak üzere düzenlenen raporlarda TRH 2010 bakiye ömür tablosunun esas alındığı görülmüştür.

9. Bu açıklamalar doğrultusunda dosya kapsamında ücret araştırmasının usulüne uygun olarak yapılmadığı anlaşılmakla, ... sigortalının tünel çavuşu sıfatıyla istihdam edildiği gözetilerek, yaşı ve bu meslekteki eğitim ve kıdem durumu da dikkate alınmak suretiyle TÜİK, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı rayiç ücretleri ile (sendikalı olmayan sigortalı için) sendikalar haricindeki meslek odalarından bilinen dönem içerisinde alabileceği ücretler tespit edilerek hesaba esas ücretin belirlenmesi, bu hususta davacı iddiasının aşılmamasına da riayet edilmesi gerekmektedir.

10. Her ne kadar dairemizce maddi tazminatın hesabında bakiye ömür tespitiyle ilgili olarak TRH 2010 bakiye ömür tablosu dikkate alınmakta ise de; HMK 25 inci maddesinde yer alan "taraflarca getirilme ilkesi ve HMK 281 inci maddesinde belirtilen "bilirkişi raporuna itiraz prosedürü" kapsamında; davacılar vekilinin 23.11.2020 tarihli kök hesap raporuna itirazında bu raporda esas alınmış olan PMF 1931 bakiye tablosuna açıkça itirazının olmadığı anlaşılmakla, bu tablonun maddi tazminat hesabında dikkate alınması yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hakkın oluştuğu gözetilmeden ek raporlarda diğer tablonun hesapta dikkate alınması da hatalı olmuştur.

11.Mahkemece yazılı hususlar dikkate alınmadan hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.

12. O halde, davacılar ve davalı ... İnşaat Dan. Oto. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve istinaf itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararını ortadan kaldırarak yeniden esas hakkında hüküm veren Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır .

VI. KARAR:
Açıklanan sebeplerle;

1. Davacılar ve davalı ... İnşaat Dan. Oto. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. vekillerinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,

2. Davacı ve davalılar vekillerinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazları nedeniyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

3. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,

4. Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.