WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 20 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/418 E.  ,  2024/2484 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/96 E., 2023/292 K.
KARAR : Ret

Taraflar arasındaki prime esas kazancın tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalıya ait işyerinde, Yeşilköy Dünya Ticaret Merkezi'nde güvenlik görevlisi olarak 01.09.2006 - 01.09.2008 tarihleri arasında kesintisiz ve sürekli çalıştığı, en son ücretinin net 810,00 ₺ olduğu, öğle yemeği ve servisin işveren tarafından karşılandığı, başkaca sosyal hak ve yardımları da olduğu, çalıştığı tüm hizmet süresi boyunca sigorta primlerinin prime esas kazanç gerçek kazancın altında beyan edilmek suretiyle asgari ücret üzerinden yatırıldığı, Kurumun ve davacının zarara uğratıldığı iddiasıyla davacının 05.09.2006 - 01.09.2008 tarihleri arasında çalıştığı işyerinde işveren tarafından yatırılan sigorta primlerinin gerçek kazanç üzerinden tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı işyerinin 14.04.2006 tarihinde Kanun kapsamına alındığı, işyerinin faal olduğu, çalışmanın geçtiği iddia edilen dönemlerde Kurum müfettişliğince veya yoklama memurluğunca işyerinde teftiş tahkikat durum tespiti yapılmadığı, davacının diğer davalıya ait işyerinde çalıştığını iddia etmekte olduğu, bu nedenle hizmet akdiyle çalıştığı iddia edilen döneme ait belgelerin Kuruma verilip verilmediğinin ya da çalışmaların Kurumca tespit edilip edilmediğinin araştırılması gerektiği, çalışmanın hizmet akdine dayalı olarak yapılmasının gerektiği, ispatlanması gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.

III.MAHKEME İLK KARARI
Mahkeme tarafından 14.06.2011 tarihli ve 2008/537 Esas, 2011/330 Karar sayılı kararla tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde bankadaki kayıtlarla davacının sigortalı hizmet cetvelindeki prime esas kazançlar karşılaştırıldığında prime esas kazancın daha yüksek olduğu görüldüğü, her ne kadar 2008/3 ayında daha yüksek bir kazanç gözükmekte ise de bundan evvelki aylarda banka kaydında bir ödeme olmaması karşısında bunun toplu bir ödeme olabileceği de dikkate alındığında böylece banka kayıtları ile davacının ücretinin daha fazla olarak Kuruma bildirilmesi gerektiği savının çözümlenmesi mümkün olmadığı, buna karşılık emsal ücrete itibar edilerek hareket edildiğinde ise İstanbul Ticaret Odasının 3 ayrı tarihte verdiği ücretler birbirinden farklı olup ilki asgari ücretin %30 fazlası, ikincisi %20 fazlası, üçüncüsü ise %10 fazlası olduğu, bunların birine itibar edilmesi durumu ortaya çıktığından bir an için bu değerlerle tanık anlatımlarının karşılaştırılması yoluna gidilmesi gerektiği, bunlardan davacı tanığı ... kendisinin 2007/9 ayında ayrıldığında davacının 810 ₺ ücret aldığını bildirirken, diğer davacı tanığı Ferhat Mut'da 2008 yılında ayrıldığında kendisinin 800 - 810 ₺ ücret aldığını beyan ettiği, bu ücretlerin ise Ticaret Odasının gönderdiği emsallerden 20.10.2009 tarihindeki emsale daha yatkın olduğu, dolayısıyla %30 fazla ücrete itibar etmenin uygun olacağı, bu durumda davacının talep ettiği sürelerde sigortasının her ay 30 gün olarak bildirilmiş olduğu dikkate alınırsa yalnızca ücret durumunun belirlenmesi gerekli olup davacının prime esas kazançlarının asgari ücretin %30 fazlası ile belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının, davalı ... Güvenlik Hizmetleri ve Sistemleri Ticaret Ltd. Şti. 05.09.2006 - 31.12.2006 arası aylık brüt 690,30 ₺, 01.01.2007 - 30.06.2007 arası aylık brüt 731,25 ₺, 01.07.2007 - 31.12.2007 arası aylık brüt 760,50 ₺, 01.01.2008 - 30.06.2008 arası aylık brüt 790,92 ₺, 01.07.2008 - 01.09.2008 arası aylık brüt 830,31 ₺ ücretle sigortasız olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. Mahkemenin 14.06.2011 tarihli ve 2008/537 Esas, 2011/330 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce 17.05.2013 tarihli ve 2013/9435 Esas, 2013/10744 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:

"...Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; davacının 05.09.2006 – 01.09.2008 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde çalıştığı anlaşılmakta olup, çalışma süresi uyuşmazlık konusu değildir. Anılan dönemde çalışmaları prime esas kazanç alt sınırından bildirilen davacı, en son 810,00 esas kazançla çalıştığı belirterek, prime esas kazancın tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, tanık beyanları ve emsal araştırması esas alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Davanın yasal dayanağı, uyuşmazlığa konu dönemler itibariyle 5510 sayılı Kanun'un geçici 7/1 inci maddesi uyarınca uygulama alanı bulan mülga 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 86 ncı maddesidir. Hizmet tespitine yönelik söz konusu davalarda, davacının çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliği dikkate alınarak, ücretinin ve davalı ...’na, davalı işveren tarafından ödenen ve ödenmesi gereken primlerin miktarının belirlenmesi amacıyla, prime esas kazancın tespitinde, gerçek ücretin esas alınması koşuldur.

Öte yandan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 288 inci maddesinin 'Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri dörtyüz milyon lirayı geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple dörtyüz milyon liradan aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.' hükmünü, anılan Kanunun 289 uncu maddesinin ise '288 inci madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebilir.' hükmünü içermektedir. 5236 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa eklenen ek 4 üncü maddeye göre söz konusu parasal sınırın 2007 - 2011 yılları arasında 460 ila 590 TL., 6100 sayılı Kanunun 200 üncü maddesi nazara alınarak 01.10.2011 tarihinden itibaren 2.500 TL. olarak belirlenmiştir.

Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında; Mahkemece, prime esas kazancın tespiti hususunda, hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerin varlığı araştırılmalı, asgari ücretin üzerinde olduğu iddia edilen gerçek ücret hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde araştırılıp, belirlenerek yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

Kabule göre de davacının bildirimi yapılan sürenin tespiti konusunda herhangi bir talebi bulunmadığı, bu konuda hukuki yararın da bulunmadığı gözetilmeksizin talep de aşılmak suretiyle belirtilen dönemde 'sigortasız olarak çalıştığının tespitine' karar verilmesi de isabetsizdir..."

B. Mahkemece İlk Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme tarafından 29.03.2016 tarihli ve 2013/431 Esas, 2016/59 Karar sayılı kararla tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde bankadaki kayıtlarla davacının sigortalı hizmet cetvelindeki prime esas kazançlar karşılaştırıldığında prime esas kazancın daha yüksek olduğu görüldüğü, her ne kadar 2008/3 ayında daha yüksek bir kazanç gözükmekte ise de bundan evvelki aylarda banka kaydında bir ödeme olmaması karşısında bunun toplu bir ödeme olabileceği de dikkate alındığında böylece banka kayıtları ile davacının ücretinin daha fazla olarak Kuruma bildirilmesi gerektiği savının çözümlenmesi mümkün olmadığı, buna karşılık emsal ücrete itibar edilerek hareket edildiğinde ise İstanbul Ticaret Odasının 3 ayrı tarihte verdiği ücretler birbirinden farklı olup ilki asgari ücretin %30 fazlası, ikincisi %20 fazlası, üçüncüsü ise %10 fazlası olduğu, bunların birine itibar edilmesi durumu ortaya çıktığından bir an için bu değerlerle tanık anlatımlarının karşılaştırılması yoluna gidilmesi gerektiği, bunlardan davacı tanığı ... kendisinin 2007/9 ayında ayrıldığında davacının 810 ₺ ücret aldığını bildirirken,diğer davacı tanığı ...'da 2008 yılında ayrıldığında kendisinin 800 - 810 ₺ ücret aldığını beyan ettiği, bu ücretlerin ise Ticaret Odasının gönderdiği emsallerden 20.10.2009 tarihindeki emsale daha yatkın olduğu, dolayısıyla %30 fazla ücrete itibar etmenin uygun olacağı, bu durumda davacının talep ettiği sürelerde sigortasının her ay 30 gün olarak bildirilmiş olduğu dikkate alınırsa yalnızca ücret durumunun belirlenmesi gerekli olup davacının prime esas kazançlarının asgari ücretin %30 fazlası ile belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının, davalı .... Güvenlik Hizmetleri ve Sistemleri Ticaret Ltd. Şti. 05.09.2006 - 31.12.2006 arası aylık brüt 690,30 ₺, 01.01.2007 - 30.06.2007 arası aylık brüt 731,25 ₺, 01.07.2007 - 31.12.2007 arası aylık brüt 760,50 ₺, 01.01.2008 - 30.6.2008 arası aylık brüt 790,92 ₺, 01.07.2008 - 01.09.2008 arası aylık brüt 830,31 ₺ ücretle sigortasız olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 29.03.2016 tarihli ve 2013/431 Esas, 2016/59 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce 08.12.2016 tarihli ve 2016/17621 Esas, 2016/14689 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:

"...Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ise de bozma ilamının gereği tam olarak yerine getirilmemiştir.
Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ile ortaya çıkan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda, sigorta primine esas kazanç tutarı konusunda öngörülen yönteme uygun inceleme ve araştırma yapılmaksızın, Mahkemece, emsal ücret araştırması ve tanık beyanlarına itibar edilerek, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."

D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme tarafından 18.03.2021 tarihli ve 2017/90 Esas, 2021/69 Karar sayılı kararla tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde bankadaki kayıtlarla davacının sigortalı hizmet cetvelindeki prime esas kazançlar karşılaştırıldığında prime esas kazancın daha yüksek olduğu görüldüğü, her ne kadar 2008/3 ayında daha yüksek bir kazanç gözükmekte ise de bundan evvelki aylarda banka kaydında bir ödeme olmaması karşısında bunun toplu bir ödeme olabileceği de dikkate alındığında böylece banka kayıtları ile davacının ücretinin daha fazla olarak Kuruma bildirilmesi gerektiği savının çözümlenmesi mümkün olmadığı, buna karşılık emsal ücrete itibar edilerek hareket edildiğinde ise İstanbul Ticaret Odasının 3 ayrı tarihte verdiği ücretler birbirinden farklı olup ilki asgari ücretin %30 fazlası, ikincisi %20 fazlası, üçüncüsü ise %10 fazlası olduğu, bunların birine itibar edilmesi durumu ortaya çıktığından bir an için bu değerlerle tanık anlatımlarının karşılaştırılması yoluna gidilmesi gerektiği, bunlardan davacı tanığı ... kendisinin 2007/9 ayında ayrıldığında davacının 810 ₺ ücret aldığını bildirirken,diğer davacı tanığı ...'da 2008 yılında ayrıldığında kendisinin 800 - 810 ₺ ücret aldığını beyan ettiği, bu ücretlerin ise Ticaret Odasının gönderdiği emsallerden 20.10.2009 tarihindeki emsale daha yatkın olduğu, dolayısıyla %30 fazla ücrete itibar etmenin uygun olacağı, bu durumda davacının talep ettiği sürelerde sigortasının her ay 30 gün olarak bildirilmiş olduğu dikkate alınırsa yalnızca ücret durumunun belirlenmesi gerekli olup davacının prime esas kazançlarının asgari ücretin %30 fazlası ile belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının, davalı ... Güvenlik Hizmetleri ve Sistemleri ticaret Ltd. Şti. 05.09.2006 - 31.12.2006 arası aylık brüt 690,30 ₺, 01.01.2007 - 30.06.2007 arası aylık brüt 731,25 ₺, 01.07.2007 - 31.12.2007 arası aylık brüt 760,50 ₺, 01.01.2008 - 30.6.2008 arası aylık brüt 790,92 ₺, 01.07.2008 - 01.09.2008 arası aylık brüt 830,31 ₺ ücretle sigortasız olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

E. Üçüncü Bozma Kararı
1. Mahkemenin 18.03.2021 tarihli ve 2017/90 Esas, 2021/69 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce 29.09.2021 tarihli ve 2021/7242 Esas, 2021/11094 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:

"...Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. 'Usuli kazanılmış hak' olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk ... Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)

Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)

Ayrıntıları Hukuk ... Kurulunun 10.12.2019 günlü ve 2015/10-3241 Esas, 2019/1325 K. Sayılı ilamında da belirtildiği üzere; mahkemece bozmaya uyulması sonucu artık bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı ... güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.

Mahkemece tarafların beyanlarının alınıp bozmaya uyulmasına da karar verildikten sonra yapılacak iş; bozma gereklerinin yerine getirilmesi olmalıdır. Zira Mahkemece bozmaya uyulması yönünde oluşturulan karar, bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hakkın gerçekleşmesine neden olur.

Hukuk ... Kurulu'nun 18.10.1989 gün 541-534, 21.2.1990 gün 10-117; 7.10.1990 gün 439-562; 19.2.1992 gün 635-82; 23.2.1994 gün 936-94; 03.03.2010 gün ve 2010/12-81-118; 27.09.2006 gün ve 2006/19-635 E. 2006/573 K; 15.10.2008 gün ve 2008/19-624 E. 2008/632 K ile 17.02.2010 gün ve 2010/9-71 E. 2010/87 K. sayılı kararları da bu doğrultudadır.

Eldeki davada ise bozma gereklerinin yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün değildir.

Mahkemece, uyulan bozma ilamı doğrultusunda sigorta primine esas kazanç tutarı konusunda öngörülen yönteme uygun inceleme ve araştırma yapılarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, emsal ücret araştırması ve tanık beyanlarına itibar edilerek, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."

F. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davacının senetle ispat sınırının üzerinde ücret iddiasının olduğu, iddiasına yönelik yazılı delil, yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunmadığı sadece tanık beyanlarına dayalı olarak tespit yapılamadığı bu nedenle davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay'ın son bozma ilamındaki karşı oy yazısında ifade edilen hususların iddia ve taleplerinin haklı ve yerinde olduğunu gösterdiği, bu esaslar dahilinde dava dosyasında toplanan delillerden anlaşıldığı üzere davacının davalı işyerinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığı, kamu düzeni ve re'sen araştırma ilkesine göre davacının prime esas kazancının asgari ücret üzerinde olduğunun bordro tanığı ve emsal ücret araştırması ile sübuta erdiği, davalı işverenlikçe özlük dosyasında muhafaza edilen belge ve kayıtları davalı tarafından sunulmadığı, ancak mevcut delil durumu iddia ve taleplerinin haklılığını karine olarak ortaya koyduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının 05.09.2006 - 01.09.2008 tarihleri arasında davalı nezdinde hizmet akdine tabi çalıştığı süredeki prime esas kazancın tespiti davasıdır.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 ve devamı maddeleri ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 79 uncu maddesi ilgili hükümlerdir.

3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisine yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

11.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.