10. Hukuk Dairesi 2024/410 E. , 2024/7389 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1535 E., 2023/2017 K.
KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 22. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/19 E., 2019/93 K.
Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak yaşlılık aylığı tahsisi ve aylıkların faiziyle tahsili gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 05.04.1972 doğumlu olup, 15.09.1992 - 14.03.2008 tarihleri arasında 17 yıl 11 ay muvazzaf subaylığına karşılık fiili hizmet zammının (FHZ) 3 yıl 10 ay 15 gün olduğu, davacının 05.01.2018 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebine davalı Kurumun verdiği cevapta davacının 51 yaş şartını doldurmadığından bahisle talebinin reddedildiği, davalı Kurum işleminin fiili hizmet süresini yaş haddinden indirmediği, bu hususun usul ve Kanun'a aykırı olduğu iddiasıyla 05.01.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına müstahak olduğunun ve mahrum kalınan aylıkların en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsili gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 506 sayılı Kanun'un "Bu kanunun Ek 5 ve Ek 6 ncı maddeleri gereğince sigortalılık süresine ilave edilen gün sayıları, beş yıldan çok olmamak üzere bu Kanunun 60 ve Geçici 81 inci maddelerinde belirtilen yaş hadlerinden indirilir" şeklindeki Ek 39 madde hükmünden yararlanacağı saptanmasına yönelik iş bu davanın açılmasında davacının korunmaya değer herhangi bir hukuki yararı bulunmadığı, Kurum işleminin yerinde olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İstanbul 22. İş Mahkemesi tarafından 21.03.2019 tarihli ve 2018/19 Esas, 2019/93 Karar sayılı kararla davacının 05.04.1972 doğumlu olup, 15.09.1990 - 14.03.2008 tarihleri arasında 5434 sayılı Kanun kapsamında 17 yıl ay çalışmış olup yine aynı Kanun kapsamında 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet zammı bulunduğu, 23.05.2002 tarihi itibariyle hizmet süresi 15.09.1990 - 23.05.2002 tarihleri arasında (12 yıl 1 ay 8 gün olup bu süreye 2 yıl 5 ay 2 gün itibari hizmet süresi de eklendiğinde) 14 yıl 6 ay 10 gün olduğu, bu durumda 23.05.2002 tarihi itibariyle hizmet süresi 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesine göre davacının yaşlılık aylığı tahsis şartları, 25 yıl sigortalılık süresi, 50 yaş ve 5.375 prim ödeme gün sayısı olduğu, davacının 05.01.2018 tahsis talep tarihi itibari ile 5434 sayılı Kanun kapsamında 17 yıl 11 ay fiili hizmeti ve 3 yıl 10 ay 15 gün gün fiili hizmet zammı toplamı olarak 21 yıl 9 ay 15 gün, 5510 sayılı Kanun'un 4a kapsamında ise 3.257 gün olmak üzere toplam 11.102 prim ödeme gün sayısı mevcut olduğu, davacının yasada öngörülen sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısını tamamladığı açık olup bu hususta bir uyuşmazlığın bulunmadığı ancak 05.04.1972 doğumlu olan davacı, 05.01.2018 tahsis talep tarihi itibari ile 45 yıl 9 aylık olup Kurum tarafından davacının fili hizmet zammı süresi yaş haddinden indirilmediğinden 50 yaş şartı nedeni ile talebinin reddedildiği, davacının 50 yaş süresinden 3 yıl 10 ay 15 gün günlük fiili hizmet zammı süresi düşüldüğünde davacının yaşlılık aylığı yaş haddi şartı 46 yıl 1 ay 15 gün olarak bulunduğu, davacının 05.04.1972 tarihinde doğduğu göz önüne alındığında 20.05.2018 tarihinde yaşlılık aylığına müstahak olduğu bu nedenle davacının 05.01.2018 tarihinde tahsis talep şartlarından yaş şartını tamamlamadığı, her dava açıldığı tarihteki olgulara göre değerlendirilir kuralı gereğince dava tarihinin 12.01.2018 olması karşısında davacının dava tarihinde de aranılan şartları taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 21.03.2019 tarihli ve 2018/19 Esas, 2019/93 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
B.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 25.02.2021 tarihli ve 2019/1156 Esas, 2021/207 Karar tarihli kararı ile davacının 15.09.1990 - 14.03.2008 tarihleri arasında 4\c sigortalısı olduğu, 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet zammının bulunduğu, 16.12.2008 - 05.01.2018 tarihleri arasında 4\a sigortalısı olduğu, davacının 05.01.2018 tarihli tahsis talebinin 50 yaş şartını yerine getirmediğinden bahisle reddedildiği, davacının yasada öngörülen sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısını tamamladığı, davacının 50 yaş süresinden 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresi düşüldüğünde, davacının yaşlılık aylığı yaş haddi şartının 46 yıl 1 ay 15 gün olup doğum tarihinin 05.04.1972 olduğu gözönüne alındığında 20.05.2018 tarihinde yaşlılık aylığına müstahak olacağının görüldüğü, sosyal güvenlik hukukunun temel ilkeleri nazara alındığında, bütün şartların yerine getirildiği 20.05.2018 tarihini izleyen ay başı olan 01.06.2018 tarihinden itibaren aylığa hak kazandığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin kabulüne, İstanbul 22. İş Mahkemesinin 2018/19 Esas, 2019/93 Karar sayılı, 21.03.2019 tarihli kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile, davacının 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet zammının yaş haddinden düşülerek 01.06.2018 tarihinden itibaren davacının yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile bu tarih itibari ile her bir aylığın ödenmesi gereken tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 27.01.2022 tarihli ve 2020/129 Esas, 2022/222 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce 29.03.2022 tarihli ve 2021/5617 Esas, 2022/4539 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...Davacı, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazandığı fiili hizmet süresi zammının tamamının tahsis şartlarında sigortalılık başlangıç tarihinden geriye çekilmesi ile bulunacak sigortalılık süresine göre tabi olunması gereken yaş haddinden de düşülerek, 23.03.2019 tarihinde tahsis talebinde bulunabileceğinin tespitini talep etmiştir.
Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.
Uyuşmazlığın çözümü bakımından, öncelikle davacının hak kazandığı fiili hizmet zammı kavramı, niteliği ve 5434 sayılı Kanun'daki itibari hizmete ilişkin hükümlerin varlığı ile 506 sayılı Kanun kapsamında yer alan itibari hizmet süresi kavramları ile birlikte yaşlılık aylığı tahsis koşulları üzerinde durulmalıdır.
5434 sayılı Kanun'un 10. kısmında (31 inci ila 34 üncü maddeleri arasında) fiili hizmet müddeti, 11. kısmında (35 ila 38 inci maddelerinde) ise itibari hizmet süresi düzenlenmiştir.
5434 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinde 'Fiili hizmet müddeti; iştirakçinin 30 uncu madde gereğince bu kanunla tanınan haklardan faydalanmaya başladığı tarihten itibaren tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği müddet' olarak tanımlanmış, 32 nci maddesinde; İştirakçilerin, 5434 sayılı Kanun kapsamında kesenek ödenen her yılı için görevlerine göre eklenecek fiili hizmet zamları belirlenmiş ve 32’nci maddede gösterilen vazifelere yılbaşından sonra girenlerin fiili hizmet müddet zamlarının, girdikleri ay hariç olmak üzere, o yılın geri kalan ayları için ve yılsonundan önce ayrılanların fiili hizmet müddeti zamlarının, ayrıldıkları ay da dâhil olmak üzere, yılın geçmiş ayları için hesaplanacağı belirtilmiş, ayrıca fiili hizmet müddeti zamlarının, emeklilik işlemlerinde fiili hizmet sayılacağı fakat toplamının 8 yılı geçemeyeceği belirtilmiş olsa da, Lokomotif makinist ve ateşçilerin bu süreden istisna olduğu, son olarak 34 üncü maddesinde ise, fiili hizmet sürelerinin her yıl ilgili kurumlarınca, yılsonlarından itibaren 3 ay içinde Sandığa göndermeye ilişkin zorunluluk düzenlenmiştir.
Eklemek gerekirse; 5434 sayılı Kanun'un geçici 205 inci maddesinde de, 32 inci madde gereğince fiilî hizmet sürelerine zam yapılanların bu maddede belirtilen yaş hadlerinden, hizmetlerine eklenen fiilî hizmet süresi zammı kadar indirim yapılır. Hükmü yer almaktadır.
5434 sayılı Kanun'da düzenlenen 'itibari hizmet' süresi ise, 35 inci maddede 'Bu kanun gereğince bağlanacak aylıklar ve yapılacak kesenek iadesi ve toptan ödemelerin hesabında fiili hizmet müddetlerine eklenen süredir' şeklinde tanımlanmış, 36 ncı maddede; iştirakçilerin, görevlerine göre fiili hizmet sürelerinin her yıl için fıkralarında gösterilen itibari hizmet süreleri ekleneceği belirtilmiş ve açıkça (zamlar hariç) tutulmuş olup, toplamlarının 3 aydan az ve toplamı 5 yıldan fazla olamayacağı belirtilmiştir.
506 sayılı Kanun'un ek 5 inci maddesinde de 'itibari hizmet süresi' kavramına yer verilmiş olup, bu maddede ise, '506 sayılı Kanuna göre sigortalı sayılanların, kanunda sayılan görevlerde geçen sigortalılık sürelerine, bu sürelerin her tam yılı için, hizalarında gösterilen süreler, sigortalılık süresi olarak eklenir.' hükmü ile öncelikle; 18.02.2000 tarihli 1997/1 Esas ve 2000/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre, salt sigortalılık süresine eklenmesi gereken süre olarak tanımlanmıştır.
506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesinde de 'Bu Kanunun Ek 5 ve Ek 6 ncı maddeleri gereğince sigortalılık süresine ilave edilen gün sayıları, beş yıldan çok olmamak üzere bu Kanun'un 60 ıncı ve Geçici 81 inci maddelerinde belirtilen yaş hadlerinden indirilir' düzenlemesine yer verilmiştir.
Konu, son olarak 5510 sayılı Kanun ile düzenlenmiş ve 01.10.2008 günü itibarıyla aynı tarihte yürürlüğe giren 'Fiili hizmet süresi zammı' başlıklı 40 ıncı maddesinde, belirtilen iş yerlerinde ve işlerde çalışan sigortalıların prim ödeme gün sayılarına, bu iş yerlerinde ve işlerde geçen çalışma sürelerinin her 360 günü için karşılarında gösterilen gün sayılarının, fiili hizmet süresi zammı olarak ekleneceği, çalışmanın fiili hizmet süresi zammı kapsamında değerlendirilebilmesi için, tablonun (13) ve (14) numaralı sıralarında belirtilen sigortalılar hariç, sigortalının kapsamdaki iş yerleri ile birlikte işlerde fiilen çalışması ve söz konusu işlerin risklerine maruz kalmasının şart olduğu açıklanmıştır.
5510 sayılı Kanun'un 'Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri' başlıklı geçici 1 inci maddesinde yer alan 'Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve diğer bağımsız çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve bu Kanunla mülga 2926 sayılı tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilir.' hükmü nedeniyle, tahsis koşulları bakımından davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun 60 ve geçici 81 inci maddelerinde yaşlılık aylığından yararlanmak için; kural olarak maddede belirlenen yaşa ulaşmış olmak, belirli bir süre prim ödemek, işten ayrılmak ve talepte bulunmak koşulları öngörülmüştür. Ne var ki, Anayasa Mahkemesi 2019/104 Esas, 2021/13 Karar ve 14.01.2021 tarihli kararı ile '17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'unun mülga 62 nci maddesinin 1. fıkrasında yer alan '...çalıştığı işten ayrıldıktan sonra...' ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline' karar vermiş ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesinden de anlaşılacağı üzere işten ayrılma koşulunu özünde Anayasaya aykırı kabul etmiştir.
2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un 4 üncü maddesindeki; 'kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir.' hükmü uyarınca çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet süreleri de yaşlılık aylığı bağlanmasına esas olmak üzere birleştirilmekte ve sigortalının yaşlılık aylığı bağlanması için tabi olduğu yaş, prim gün sayısı ve sigortalılık süresi tespit edilmektedir.
Yukarıda sayılan düzenlemeler birlikte irdelendiğinde; Mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı 'fiili hizmet zammının' tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun'da yer alan 'fiili hizmet zammının', iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11. kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddelerinde düzenlenmiş 'fiili hizmet zammının', 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan 'fiili hizmet zammının' kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Eldeki dava bakımından ise, 05.01.2018 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, 5510 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesinin 2. fıkrası gereği uygulanması gereken 2829 sayılı Kanun kapsamında uygulama yapılırken son 7 yıllık süre içerisinde en fazla 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinin geçtiği anlaşılmakla, tahsis şartları bakımından 506 sayılı Kanun'un 60 ve geçici 81 inci maddeleri hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakta olduğundan, 18 yaşından sonra ve ilk kez Emekli Sandığı kapsamına alındığı 15.04.1990 tarihine göre, tahsis talep tarihi itibari ile 27 yıl 9 ay 20 gün, 23.05.2002 tarihi itibari ile de 12 yıl 1 ay 8 gün sigortalılığına ve 11.102 gününün bulunmasına göre, geçici 81. maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (ı) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi, 5525 gün ve 52 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 05.04.1972 doğumlu davacının 52 yaşını doldurduğu 05.04.2024 tarihinden 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet zammının geriye çekilmesi gerektiği dikkate alınmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, Mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve Kanun'a aykırı olup bozma nedenidir.
Kabule göre de; aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinin 'Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.' hükmü uyarınca, Kurum'un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığında, mahkemece bu durumun dikkate alınmaması ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde karar verilmesi de, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile uyulmasına karar verilen Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda, 05.04.1972 doğumlu olan davacının 52 yaşını doldurduğu 05.04.2024 tarihinden itibaren 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet zammının geriye çekilmesi gereği gözetilerek ve Kurum'un yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının 01.06.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı hak kazandığının ve 01.09.2020 tarihinden itibaren başlayarak her bir aylığın ödenmesi gereken tarihlerden itibaren başlayarak yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; fiili hizmet zammı süresinin sigorta başlangıcından ve yaş haddinden indirilmesi gerektiği, uyuşmazlık konusu olmayan bir hususta uyuşmazlık çıkarılarak usuli kazanılmış hakkın ihlal edildiği, davalı Kurum lehine vekalet ücreti takdirinin yerinde olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; fiili hizmet süresinin yaş haddinden indirilmesinin mümkün olmadığı, davacının tahsis talep tarihinde işten ayrılma koşulunu taşımadığı, aylıklara faiz uygulanamayacağı, Kurum işlemlerinin yerinde olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak yaşlılık aylığı tahsisi ve aylıkların faiziyle tahsili gerektiğinin tespiti davasıdır.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7 ile 40; 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 31 ilâ 36 ve Geçici 205; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun Geçici 81, Ek 5, Ek 6, Ek 39 ve Geçici 81 ile 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun'un 4 ve 8 inci maddeleri ilgili hükümlerdir.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!