10. Hukuk Dairesi 2024/4098 E. , 2024/7901 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/503 E., 2023/2086 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Afyonkarahisar 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/238 E., 2022/225 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının 12.04.2012 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının özür durumuna uygun şekilde yardımcı işlerde çalıştırılmasına rağmen işverenin talimatı olmaksızın vals makinasına kauçuk verdiği sırada kaza geçirdiğini, meydana gelen kazada işverenin kusurunun bulunmadığı, tamamen davacının kusurlu olduğunu, kazadan sonra davacının tüm tedavi masraflarının karşılandığını, davacının maluliyetinin tespiti gerektiğini, tazminat taleplerinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine, 708.991,91 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 12.04.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 60.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12.04.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf, davacı vekili tarafından katılma yolu ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; maddi tazminat yönünden verilen kabul kararına bir itirazları bulunmadığını, sadece manevi tazminat yönünden kararı istinaf ettiklerini, davacının iş kazası nedeniyle el ve ayak parmaklarındaki kalıcı organ kaybı, epilepsi hastalığının ileri safhalara ulaşması, bundan dolayı tekrar ameliyat olmak zorunda kalması, sürekli olarak ilaç kullanmak zorunda kalması, duyduğu derin elem ve ıstırabın, yaşadığı korku dolu anların, travmaların, artık iş göremez oluşunun, engelli oluşunun, sol kolunu, ayağını neredeyse hiç kullanamaz oluşunun, toplumdan dışlanmasının, ne yazık ki insanlarının dış görünüşü nedeni ile kendisinden korkup kaçmasının bir nebzede olsa hafifletilebilmesi için manevi tazminat talebinin tam olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan 30.04.2020 tarihli kusur raporunun hatalı olduğunu, rapora ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini, müvekkiline atfedilen %100 kusuru kabul etmediklerini, deneyimli bir çalışan olan davacıya kusur izafe edilmemesinin açıkça fahiş hata olduğunu, iş kazasının meydana gelmesinde müvekkili şirketin kusuru bulunmadığını, maluliyet raporları yönünden çelişkinin giderilmesi ve netleştirilmesi adına dosyanın Adli Tıp Genel Kuruluna gönderilmesi gerektiğini, hükme esas alınan hesaplama raporunda davacının kaza sonrası emekli olarak ayrılana kadar normal çalışmasına devam ettiğinin göz ardı edildiğini, davacının tüm tedavi giderlerinin müvekkili şirket tarafından ödendiğini, yapılan tedavi ödemelerinin yeniden değerlemesi yapılmak sureti ile bulunacak miktarın iddia edilen olası zarardan mahsup edilmesi gerektiğini, ıslah edilen kısım için kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın koşulları oluşmadığı gibi miktar olarak da fahiş olduğunu, manevi tazminata kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesininde hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki kayıt ve belgelerden Sosyal Güvenlik Kurumu müfettiş raporunda meydana gelen iş kazasında davalı işverenin %100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, yargılama sırasında alınan 30.04.2020 tarihli raporda; davalı işveren şirketin %100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Mahkemece alınan rapor doğrultusunda hesaplama yaptırılarak hüküm kurulduğu, meydana gelen iş kazası ile ilgili Afyonkarahisar C.Başsavcılığının 2012/3015 sayılı soruşturma dosyasında şikayet yokluğu nedeni ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, aynı iş kazasına ilişkin olarak Kurum tarafından açılan rücuan tazminat dosyasının yapılan yargılaması sonucunda; Afyonkarahisar İş Mahkemesinin 05.03.2019 tarih 2017/86-2019/229 EK sayılı kararı ile meydana gelen iş kazasında davalı işverenin %100 oranında kusurlu olduğu, kazazede işçiye atfedilecek kusur bulunmadığı açıklanarak davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 20.01.2021 tarih 2019/1944 Esas-2021/105 Karar sayılı ilamı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, kesin olarak karar verildiği, davalı işyerinde epilepsi hastalığı nedeni ile engelli kadrosunda çalışan davacının, makinaya kauçuk verdiği sırada nöbet geçirmesi sonucu elini makinaya kaptırdığı ve yaralandığı, davalı şirketin taraf olduğu kesinleşen rücuan tazminat dosyasında hükme esas alınan rapor ile eldeki davada hükme esas alınan raporun birbirini teyit etmekte olduğu, davalı vekilinin kusur oranına yönelik istinafının yerinde bulunmadığı, Mahkemece hüküm altına alınan tazminatlara kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesinin yerinde olduğu, Mahkemece belirlenen 60.000,00TL manevi tazminat miktarının yerinde olduğu, Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu raporu arasında çelişki olması nedeni ile Adli Tıp 2. Üst Kurulundan alınan 26.05.2022 tarihli raporda davacının %35,2(yüzdeotuzbeşvirgüliki) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının bildirildiği, davalı vekilinin maluliyete ilişkin istinafının yerinde olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu, aktüerya hesabının yeniden alanında uzman bir bilirkişi kurulu tarafından hesaplanmasını talep ettiklerini, davacının, bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olsa dahi, sonradan yürürlüğe giren asgari ücretlerin uygulanması kamu düzeni gereği ve zorunlu olduğundan, davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşmayacağını, asgari ücretin hesaplanmasının ve belirlenmesinin kamu düzenininden olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'nun 13 üncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 nci ve 77 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddeleridir.
3. Değerlendirme
1. Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Davacının, dava açmada hukuki yararının bulunması 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h maddesinde de belirtildiği üzere dava şartlarından olduğu gibi temyiz yoluna başvuracak olan tarafın da temyiz yoluna başvuruda hukuki yararının bulunması gerekir. Temyiz yoluna başvuran tarafın hukuki yararının bulunup bulunmadığı, öncelikle onun davadaki talebi ile mahkemenin hükmü karşılaştırılarak belirlenir.
2.Somut olayda İlk Derece Mahkemesinin 16.11.2022 tarih, 2020/238 Esas - 2022/225 Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin maddi tazminat yönünden verilen kabul kararına bir itirazları bulunmadığını belirterek sadece hükmedilen manevi tazminat miktarının azlığı nedeniyle istinaf yoluna başvurduğunun anlaşılması karşısında, davacı yönünden maddi tazminat tutarı kesinleştiğinden, iş bu hükme karşı maddi tazminat yönünden temyiz başvurusunda bulunmasında hukuki yarar bulunmadığından temyiz başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davacı ve davalı vekillerinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 inci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ıncı maddesi atfıyla aynı Kanunun 352 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2.6100 sayılı HMK'nın 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.
3.Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarın Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.735,737 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
3. Davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davalı vekilinin temyiz itirazlarının, istinaf itirazları olarak da ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında değerlendirildiği hususları da dikkate alınarak, temyiz kapsam ve nedenlerine göre tüm temyiz itirazlarının reddi ile anılan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan REDDİNE,
2.Davacı ve davalı vekillerinin manevi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,
3.Davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
4. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,
5. Aşağıda yazılı temyiz harcının davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!