10. Hukuk Dairesi 2024/4084 E. , 2024/3920 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/62 E., 2023/1152 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/100 E., 2021/423 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 24.07.2014 - 31.12.2019 tarihleri arasında davalıya ait 06 T 5363 ticari plakalı araçta (takside) aralıksız şoför olarak çalıştığını, davacının aylık ortalama net ücretinin 3.000,00 TL olduğunu belirterek davacının belirtilen tarihler arasında davalı bünyesinde fiilen ve kesintisiz çalıştığının tespitine, SGK matrahının 31.12.2019'a kadar net 3.000,00 TL üzerinden hesaplanarak eksik primlerin SGK’ya ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde, davacının babası ile davalı arasında hasılat sözleşmesi yapıldığı ve taksinin kiralandığını, ... ün açmış olduğu davanın neticesinin beklenmesine ve davanın reddine karar verilmesini beyan etmiştir.
2. Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, davacının 16.08.2016 ile 31.12.2019 tarihleri arasında davalı nezdinde kesintisiz olarak asgari ücrete esas prim üzerinden çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve feri müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
1. Davalı ... vekili, istinaf dilekçesinde özetle; kararın kaldırılmasına ve talep doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
2. Feri müdahil Kurum vekili, istinaf dilekçesinde özetle; kararın kaldırılmasına ve talep doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... vekili, temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
2. Feri müdahil Kurum vekili, temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Davanın yasal dayanağı; 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesidir. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Tanık beyanları değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren, işçi ve işyeriyle ilişkileri düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça bordrolu, komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar da dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
Öte yandan, 506 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi hükmüne göre; bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılan kimse anılan Kanun kapsamında sigortalı sayılır. Bir başka anlatımla, sigortalı ile işveren arasındaki iş ilişkisinin hizmet akdine dayanması gerekir. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a bendi aynı yönde düzenleme içermekte olup, gerek, anılan her iki Kanunda ve gerekse İş Kanunu'nda hizmet akdi tanımlanmamıştır. Borçlar Kanunu'nun 313 üncü maddesinde ise hizmet akdinin tanımı yapılmış olup madde hükmüne göre; “hizmet akdi, bir mukaveledir ki, onunla işçi, muayyen veya gayri muayyen bir zamanda hizmet görmeyi ve iş sahibi dahi ona bir ücret vermeyi taahhüt eder.” bu tanıma göre hizmet akdinin unsurları ücret, zaman ve bağımlılıktır.
Ancak, 506 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun'un sistematiği dikkate alındığında, “ücretin” sigortalı sayılmanın koşulu olmadığı, sigortalı olmanın belirleyici özelliklerinin “zaman” ve “bağımlılık” unsurları olduğudur. Bu çerçevede, belirli, yada, belirsiz bir sürede iş gücünü sunan kimse (=sigortalı) ile bunu kabul eden kimse ya da kimseler arasındaki iş ilişkisini hizmet akdi olarak tanımlamak mümkündür. Bağımlılık unsurunun varlığı için de, işverenin her an ve durumda çalışanı denetleme ve isteğine göre sigortalıya iş edimini yaptırma gücünün varlığı şarttır.
Adi ortaklığın dayanağı iki veya daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri bir sözleşmedir (BK. Madde 620 ). Adi şirketler, bir ticari girişimi işletmek üzere, kanuna ve ahlâka aykırı olmamak ve “İktisadi Amaç” “Kâr Elde Etmek” üzere her türlü konuda kurulabilir. Ortak amacın gerçekleşmesine elverişli olmak üzere kanuna, ahlâk ve adaba aykırı bulunmayan her şey adi şirketlere sermaye olarak konulabilir. Ortakların sermaye olarak koydukları maddi mal niteliğindeki sermaye payları hakkında iştirak halinde mülkiyet hükümleri uygulanır. Ortaklar sözleşme ile müşterek mülkiyet şeklini kabul edebilirler.
Adi ortaklıklarda kar zararın paylaşımı 622 nci madde de “Kazancın Paylaşılması” ve 623 üncü maddede de “Kazanç ve Zarara Katılma” olarak iki ayrı madde de düzenlenmiştir. 622 nci madde uyarınca “Ortaklar, niteliği gereği ortaklığa ait olan bütün kazançları aralarında paylaşmakla yükümlüdürler.” Kazanç ve zarara katılma ise 623 üncü madde de hüküm altına alınmış bulunmaktadır. Ortaklık sözleşmesinde her hangi bir şekil kararlaştırılmamış ise kâr ve zarar yasada belirtilen şekilde paylaştırılacaktır. Yasada, kâr ve zararın paylaşılmasına dair bazı esaslar belirlenmiştir. Buna göre; kâr ve zarar, bir yıllık hesap dönemi sonunda yapılacak bilanço ile belirlenir. Bu sürenin uzatılmasına ilişkin sözleşmede yer alan hüküm batıldır. Ortaklar bütün kârı aralarında bölüşmek zorundadırlar. Aksine hüküm bulunmadığı takdirde, kâr ve zarardan hisse, sermaye katılım payı değişik de olsa, eşit olarak bölüşülür. Ortaklar sözleşme ile farklı esaslar belirleyebilirler. Bir ortağın zarara katılmaksızın, yalnız kazanca katılacağına ilişkin anlaşma, ancak emeğini sermaye olarak koymuş ortak için geçerlidir.
3. Değerlendirme
Eldeki davada, Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya elverişli değildir.
Dosyanın incelenmesinde, dinlenen tanıklardan ...'nin beyanında, davacının babası ..., davalı ve tanığın içinde bulunduğu 6 kişinin dava konusu .... plakalı aracı satın aldıklarını, aracın davalı adına kaydedildiğini, tanık ...; ... ile ... aynı araçta ortak olduklarını ifade ettiği, İlk Derece Mahkemesince, "dava konusu aracın davalı ... tarafından davacının babası ...'e 15.08.2014-15.08.2016 tarihleri arasındaki sözleşme ile kiralandığı, davacının, 15.08.2014-15.08.2016 tarihleri arasında ...'ün yanında, 16.08.2016-31.12.2019 tarihleri arasında ... yanında çalıştığı, ancak davanın sadece ...'e karşı açıldığı" gerekçesiyle davacının 16.08.2016 ile 31.12.2019 tarihleri arasında davalı nezdinde çalıştığının tespitine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacı adına 23.06.2016-30.09.2022 tarihleri araç taksi ile yolcu taşımacılığı vergi kaydı bulunması karşısında davacı ile davalı arasındaki ilişkinin adi ortaklığa dayanan ticaret ilişkisi mi, yoksa hizmet akdine dayanan bir işçi-işveren ilişkisi mi olduğu hususunun açıklığa kavuşturulmadan kurulan hüküm isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş, davacının babası ...tarafından davalı ... aleyhine açılan hizmet tespit davasının sureti dosya arasına alınmak suretiyle, kira sözleşmesinin yenilenip yenilenmediği, dava dışı.....adına vergi kaydı bulunup bulunmadığı, dava konusu .... plakalı aracın vergi borç ve cezalarını kimin ödediği, sigortasını kimin yaptırdığını, tamir ve bakım masraflarını kimin üstelendiği, aracın çalışma bitiminde davalıya teslim edilip edilmediği, hasılat bedelinin ve giderlerin tespit, hesap ve dağıtımının ne şekilde gerçekleştiği, araştırılmalı, hizmet akdi yönünden ücretin esaslı unsur olduğu da göz önünde tutularak, tespiti istenen sürede işveren gözetiminde ve onun vereceği emir talimat doğrultusunda çalışmayı gerektiren hizmet akdinin gereklerinden olan zaman ve bağımlılık unsurunu içerecek çalışma şekli bulunup bulunmadığı araştırılmalı, buna yönelik olarak tanıklar yeniden dinlenmeli, davacının vergi kaydı, meslek odası ve esnaf sicil kaydına ilişkin tüm bilgi ve belgeler, yoklama kayıtları, tutanaklar ile davacının 4/b sigortalılığına ait evraklar celp edilmeli, komşu iş yeri tanıkları re’sen tespit edilerek dava konusu dönemde davacının çalışması ile ilgili bilgileri alınmalı, tanık beyanları arasında çelişki oluşması halinde çelişki giderilmeli, bu şekilde çalışmanın varlığı, davacı açısından hizmet akdinin unsurlarının bulunup bulunmadığı tereddütsüz bir şekilde tespit edilmeli, toplanan deliller değerlendirilmek suretiyle hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!