10. Hukuk Dairesi 2024/4073 E. , 2024/3851 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2021/393 E., 2023/528 K.
KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı işveren nezdinde 16.03.2010-24.01.2014 tarihleri arasında yıllar geçtikçe aratacak şekilde 600-700-850 ve en son 1100 TL ücretle çalışmasına rağmen sigortasının yapılmadığı iddiasıyla bu sürelerin ve ücretinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
1.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; dava tarihinden önce davacı adına geçmişe yönelik hizmet bildiriminde bulunulduğu, sigorta prim bedellerinin alacaklısının Kurum olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı Kurum vekili aşamalarda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.MAHKEME İLK KARARI
Mahkeme tarafından 21.04.2016 tarihli ve 2014/763 Esas, 2016/298 Karar sayılı kararla yapılan yargılama neticesinde, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre davacının davalı işveren nezdinde 16.03.2010-24.01.2014 tarihleri arasında çalıştığı, ancak davalı işverenin davacı adına geçmişe yönelik hizmet bildiriminde bulunduğu ve 16.03.2010-21.03.2014 tarihleri arası hizmetlerinin asgari ücret üzerinden tescil edildiği, davacının davalı işverenlik emrinde geçen Kuruma eksik bildirilen hizmet süresi bulunmadığı gerekçesiyle davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. Mahkemenin 21.04.2016 tarihli ve 2014/763 Esas, 2016/298 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce 15.11.2016 tarihli ve 2016/17469 Esas, 2016/13833 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...Davanın konusunun kalmadığından bahsedebilmek için, dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tüm tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması gerekir.
Eldeki davada ise, davacı 16.03.2010-24.01.2014 tarihleri arasında davalı yanında yıllar geçtikçe aratcak şekilde 600-700-850 ve en son 1100 TL ücretle sigortalı çalışmalarının tespitini istemiş, yargılama sırasında davalı tarafça davalı kuruma yasal süresinden sonra 19.02.2014 tarihinde verilen bidirgelerin varlığı nedeniyle davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, davalı kurumca bu bidirgelerin işleme alınıp alınmadığı veyahut da kabul edilip davalı ... hakkında prim tahakkuku oluşturulup oluşturulmadığı ayrıca işveren hakkında Kurumca herhangi bir teftiş yapılıp yapılmadığı hususlarının araştırılmadığı gibi, davacının dava dilekçesi içeriğine göre değişen tutarlı ücret tespit talebi hakkında da bir karar verilmesi gereği dikkate alınmaksızın, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda inceleme yapmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."
B. Mahkemece İlk Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme tarafından 23.05.2019 tarihli ve 2017/73 Esas, 2019/202 Karar sayılı kararla yıllara göre belirlenen asgari ücret miktarları incelendiğinde davacının 16.03.2010-16.03.2012 tarihleri arasında çalışması karşılında ücret olarak aldığını iddia ettiği ücret miktarlarının asgari ücretten daha düşük olduğu anlaşılmakla davacı talebi ile bağlı kalınarak asgari ücretle çalışıldığı hususunda her hangi bir araştırma yapılması talebin aşılması teşkil edeceğinden bu tarihler bakımından ayrı ayrı alındığı beyan edilen ücret miktarları üzerinden hüküm kurulduğu, 17.03.2012-24.01.2014 tarihleri arasında çalışması karşılığında aldığını iddia ettiği 1.100,00 TL ise bu tarihlerde belirlenen asgari ücret miktarından fazla olmakla ve asgari ücretten daha yüksek ücretle çalıştığını da davacı tarafın yazılı delil ile ya da dinlenen tanık beyanları ile ispat edemediği anlaşıldığından asgari ücret ile çalıştığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı ...' ın 16.03.2010-16.10.2010 tarihleri arasında 600,00 TL, 17.10.2010-16.04.2011 tarihler arasında 700,00 TL, 17.04.2011-16.03.2012 tarihleri arasında 850,00 TL ve 17.03.2012-24.01.2014 tarihleri arasında asgari ücretle davalı ... nezdindeki işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 23.05.2019 tarihli ve 2017/73 Esas, 2019/202 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce 09.03.2021 tarihli ve 2019/4791 Esas, 2021/2946 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...İnceleme konusu davada davacı, 16.03.2010-24.01.2014 tarihleri arasında ve dönemler halinde 16.03.2010-16.10.2010 arasında 600 TL, 17.10.2010-16.04.2011 arasında 700 TL, 17.04.2011-16.03.2012 tarihleri arasında 850 TL ve 17.03.2012 tarihinden sonra da 110,00 TL ücretle geçen çalışmalarının tespitini talep etmiş ve mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de, davacının fiili çalışmasının bulunup bulunmadığı hususunda yapılan araştırma yetersiz olup, karar vermeye elverişli değildir. Bu nedenle davacının sekreter olarak çalıştığına ilişkin iddiası karşısında, işyerine gelen- giden evraklarda imzalı belgelerinin bulunup bulunmadığı hususu ile davalıya ait işyerinin kapsam ve niteliği ile çalışan başkaca kimsenin bulunup bulunmadığı hususu araştırılmalı, var ise beyanlarına başvurulmalı, ayrıca davacının çalışmasını bilebilecek şekilde komşu işyeri işveren veya bordrolu çalışan tanıkların varlığı araştırılarak bulunacak bordrolu veya komşu tanıkların beyanlarının alınmasından sonra ve re'sen başkaca delillerin de toplanarak karar verilebileceği dikkate alınarak fiili çalışma irdelemesi yapılmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
Diğer taraftan, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun; 288. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289. maddesinde, 288. madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292. maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kâğıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200. ve 202. maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
Eldeki davada da, davacının ücret iddiası bakımından yukarıda yapılan açıklamalar gereğince yazılı delillerin varlığının araştırılması ile kabul edilen dönemler bakımından asgari ücretten az bir ücret tespiti yapılamayacağı dikkate alınarak bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir... "
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı, dinlenen tanık beyanları, alınan bilirkişi raporu dikkate alındığında davacının 16.03.2010-24.01.2014 tarihleri arasında davalı bünyesinde kesintisiz olarak hizmet akdine tabi bir şekilde asgari ücret ile çalıştığının sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacı ...'ın davalı ... isimli 1130809 numaralı işyerinde 16.03.2010-24.01.2014 tarihleri arasında asgari ücret üzerinden ve hizmet akdine tabi olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçtiği, bilirkişi raporunun denetim elverişli ve yeterli olmadığı, Kurum aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının 16.03.2010-24.01.2014 tarihleri arasında davalı nezdinde hizmet akdine tabi en son 1.100,00 TL prime esas kazançla çalıştığının tespiti davasıdır.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 ve devamı maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 86 ncı maddesi ilgili hükümlerdir.
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve Kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
15.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!