10. Hukuk Dairesi 2024/4071 E. , 2024/4660 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/573 E., 2023/1848 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/363 E., 2021/995 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Kararın, fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle; müvekkilinin davalı işverene ait mobilya atölyesinde 03.03.2014-24.09.2018 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığını, bu sürelere ilişkin sigorta bildiriminin yapılmadığını beyanla müvekkilinin 03.03.2014-24.09.2018 tarihleri arasındaki hizmetlerinin tespitine ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı 05.11.2019 tarihli celsedeki beyanında özetle; davacının dükkanlarda yatan kalkan birisi olduğunu, açılan davayı kabul etmediğini, davacının 1-2 gün yevmiye usulü çalıştığını, SGK kapsamında sürekli çalışması bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Fer'i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi gereğince hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, Yargıtay kararları gereğince kamu düzenine ilişkin hizmet tespit davalarında çalışma olgusunun somut ve net bir şekilde ortaya konulması gerektiğini, 6552 sayılı Kanun gereği hizmet akdine tabi çalışma nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda davanın Kuruma resen ihbarı gerektiğini, beyanla, davanın reddi gereğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulü ile davacının davalı ...'a ait işyerinde 24.09.2018 tarihinde 1 gün süre ile asgari ücret karşılığı sigortalı sayılacak şekilde çalıştığının tespitine ve fazlaya ilişkin talebin reddine, dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Fer'i müdahil Kurum, davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, eksik inceleme araştırma nedeniyle kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi hükmü yerinde görülerek istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Temyiz eden fer'i müdahil Kurum vekili özetle, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmekle birlikte kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un 86 ıncı maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, ... insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
2. Eldeki davada, Mahkemece her ne kadar kapsamda yer alan ceza dosyası esas alınmak suretiyle tespite karar verilmiş ise de karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Öncelikle davacı taraftan çalıştığını iddia ettiği iş yeri tescil bilgileri ve varsa dönem bordroları Kurumdan istenilmeli; ayrıca ilgili vergi dairesinden iş yerinin vergi mükellefiyet dönemi sorulamalıdır. Öte yandan, davacının beyanı alınarak, iş yerinin niteliği, ne iş yapıldığı, kendisinin ne iş yaptığı ve kimlerle çalıştığı hususunda ayrıntılı ifadesine başvurulmalı; davalı iş yerinin bordro tanıkları belirlenerek, kendi çalışmaları da gösterilerek, davalı iş yeri adresine onla aynı dönemde kapsamda olan komşu iş yeri vergi dairesinden, Sosyal Güvenlik Kurumundan, belediyeden ve de emniyetçe yapılacak araştırma ile tespit edilmek suretiyle bu iş yeri çalışanları ve işveren belirlenerek, kendi çalışma dönemi de açıkça ortaya konularak davacının çalışmasına ilişkin bilgi ve görgüye dayalı ifadelerine başvurulmalı; davacıdan iddia ettiği çalışma dönemini bilebilecek kişi sorulmak suretiyle belirleme yapılmalı şayet beyan edilen kişiler komşu çalışan ya da iş yeri çalışanlarından ise kendi dönemi de belirlenmek suretiyle, davacının çalışmasına ilişkin beyanlarına başvurulmalı; davacının iddia ettiği çalışma hususu tereddütsüz ortaya konularak karar verilmelidir.
3.6552 sayılı Kanun ile ilgili olarak öncesinde Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan hükümet teklifinde, söz konusu düzenleme 54 üncü madde olarak yer almış, izleyen 55 inci maddede “5521 sayılı Kanun'a aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.” denildikten sonra “7 nci maddeye bu Kanunla eklenen dördüncü fıkra hükmü, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalarda da uygulanır.” hükmü Geçici 3 üncü madde olarak öngörülmüş, ancak yasalaşma aşamasında anılan Geçici madde çıkarılıp 6552 sayılı Kanun'da bu türden düzenlemeye yer verilmemiştir. Diğer taraftan, 5521 sayılı Kanun'un 15 inci maddesinde, bu Kanun'da açıklık bulunmayan durumlarda Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 66 ncı maddesinde, üçüncü kişinin, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabileceği, 447/2 nci maddesinde, mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na yapılan yollamaların, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı, 448 inci maddesinde, bu Kanun hükümlerinin, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanacağı açıklanmıştır.
Şu durumda, hizmet tespiti davalarında Kurumun feri müdahilliğine ilişkin hükmün geçmişe yürütüleceği yönündeki düzenlemenin kanun koyucu tarafından benimsenmemiş olması, ayrıca ve özellikle yukarıda değinilen 448 inci madde kapsamında, Kurum bakımından taraf oluşumu gerçekleştiğinden tamamlanmamış işlemden söz edilemeyeceğinin de belirgin bulunması karşısında 5521 sayılı Kanun'un 7 nci maddesine eklenen 4 üncü fıkranın 11.09.2014 tarihinden önce açılan davalarda uygulanamayacağı açıktır.
6100 sayılı HMK nun “yargılama giderlerinin kapsamı” başlığını taşıyan 323 üncü maddesinde yargılama giderlerinin hangi kalemleri kapsadığı tek tek sayılmış, “yargılama giderlerinden sorumluluk” başlığını taşıyan 326 ncı maddede “kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği,” “yargılama giderlerine hükmedilmesi” başlığını taşıyan 332 nci maddesinde ise “yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği, yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümün hüküm altında gösterileceği,” hüküm altına alınmıştır.
Mahkemenin davanın esasına ilişkin kararında bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, hükmün karar başlığında dava tarihi itibariyle Kurumun taraf sıfatının feri müdahil olması gerekirken davalı olarak belirlenmesi ve davalı Kurum aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
4.Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!