WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/4006 E.  ,  2024/7102 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/407 Esas, 2023/486 Karar
HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul

Taraflar arasında mahkemede görülen iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalılar HDI Sig. A.Ş., ... Tur. ve Sey. Acent. Ltd. Şti., ..., Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. ve ... Tur. Taş. A.Ş. vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmek ve davalılar ... Tur. ve Sey. Acent. Ltd. Şti., ..., Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. A.Ş. vekilleri tarafından duruşma talep edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma taleplerinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 25.06.2024 Salı günü tayin edilmiştir. Taraflara çağrı kağıdı gönderilmeden önce davalılar ... Tur. ve Sey. Acent. Ltd. Şti ve ... Tur. Taş. A.Ş. vekilleri tarafından ayrı ayrı temyizden feragat dilekçeleri verildiği görülmüştür. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı ... ve murafaalı temyiz eden davalı ... Teknik A.Ş. adlarına Av. ... ile davacılar adına Av. ... geldiler, diğer davalılar adlarına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili davacılar murisi ... ...'in davalı ... Taşeronu olan ... Tem. Güv. Sis.Taş.. İkr.. Hiz. Tur. Dış Tic. Ltd. Şti'ye ait işyerinde çalışmakta iken davalılardan ... yönetimindeki ... plakalı servis aracı ile 09.08.2010 günü sabah işe giderken meydana gelen trafik kazası sonucu vefat ettiğinden bahisle davacılar eş, anne ve kardeş açısından 22.03.2011 tarihinde asıl dava dosyasını açarak her bir davacı için 2.000,00'er TL maddi tazminatın asıl dava dosyasının davalıları HDI Sig. A.Ş., ... Tur. ve Sey. Acent. Ltd. Şti., ... Tem. Güv. Sis. Taş. İkram Hiz. Tur. Dış Tic. ve Paz. Ltd. Şti., ..., ... Tur. Taş. A.Ş., ... ve ...'den tahsilini, davacılar eş, anne ve kardeş açısından 24.10.2013 tarihinde birinci birleşen dava dosyasını açarak yine her bir davacı için 2.000,00'er TL maddi tazminatın birinci birleşen dava dosyasının davalısı Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.'den tahsilini talep etmiş, davacılar vekili aşamalarda ıslahı sadece ... Tur. ve Sey. Acent. Ltd. Şti., ... Tur. Taş. A.Ş., ..., ... ve HDI Sig. A.Ş. açısından yaparak eş için talep edilen maddi tazminat tutarını 49.783,94 TL'ye arttırmış, adı geçen davalılardan tahsil edilmek üzere eş Sevgi için 100.000,00 TL, anne ... için 80.000,00 TL, kardeş ... için 50.000,00 TL manevi tazminat talep etmiştir. Mahkemece verilen ilk kararın bozulmasından sonra davacılar vekili davacılar eş, anne ve kardeş açısından 13.12.2019 tarihinde ikinci birleşen dava dosyasını açarak eş Sevgi için 100.000,00 TL, anne ... için 80.000,00 TL, kardeş ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılar HDI Sig. A.Ş., ... Tur. ve Sey. Acent. Ltd. Şti., Türk Hava Yolları Teknik A.Ş., ..., ... Tur. Taş. A.Ş., ... ve ...'den tahsilini, son olarak davacı eş vekili 16.07.2020 tarihinde üçüncü birleşen davayı açarak 99.610,90 TL maddi tazminatın davalılar HDI Sig. A.Ş., ... Tur. ve Sey. Acent. Ltd. Şti., Türk Hava Yolları Teknik A.Ş., ..., ... Tur. Taş. A.Ş., ... ve ...'den tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı ... Tur. ve Sey. Acent. Ltd. Şti. cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin denetleme yükümlülüğünü eksiksiz yerine getirdiğini, dava konusu olayda zarar görenin kusurlu olduğunu, zarar görenin aldığı önlemlerin araştırılması gerektiğini, müteveffanın kardeşi ve annesinin destekten yoksun kalma tazminatı talebinin hukuka aykırı olduğunu, davalı şirket ile olay arasında illiyet bağının olmadığını, bu nedenlerde haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davalı firma ile diğer firmalar arasında herhangi bir işçi işveren ilişkisinin bulunmadığını, davalı ... şirketinin davalı şirket olan ... ile değil davalı ... Teknik A.Ş.'ye hizmet verdiğini, davalı ... Teknik A.Ş.'nin ayrı bir tüzel kişilik olduğunu, diğer davalı EFA Turizmin dava dışı Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.'nin personelini taşıdığını, kazaya sebep olan aracın sürücüsü olan ... ile davalı şirket arasında herhangi bir istihdam ilişkisi bulunmadığını, bu nedenle öncelikle pasif husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... Tem. Güv. Sis. Taş. İkram Hiz. Tur. Dış Tic. ve Paz. Ltd. Şti. cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı şirketin sigortalı çalışanı olduğunu, meydana gelen kazadan sonra ailesine kıdem tazminatının ödendiğini, maddi manevi yardımlar yapıldığını, vefat edenin sigortalı olması nedeni ile hak edenlere maaş bağlandığını, maddi mağduriyet iddialarının gerçek olmadığını, bu nedenlerle huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... Tur. Taş. A.Ş. cevap dilekçesinde özetle; söz konusu davada kendilerine dava açılmasının mümkün olmadığını, diğer davalıların kusuru ile kazanın meydana geldiğini, davalı şirket ile arasında illiyet bağı bulunmadığını, pilot ortak şirketin ... Turizm olduğunu, hizmet ile ilgili tüm sorumlulukların ... Turizme ait olduğunu, kazaya konu aracın ve güzergahın ayrı ayrı sigortalı olduğunu, bu nedenlerle davalı ... açısından kaza ile ilgili hiçbir kusur veya sorumluluk yüklenemeyeceğinden davalı şirket bakımından açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... Teknik A.Ş. cevap dilekçesinde özetle; davalı THY Teknik A.Ş'nin yüzde yüz sermayedarı olan ...'nın ihale neticesinde 18.12.2008 tarihinde ... Turizm ve Seyahat Acentesi ve ... Turizm ile iki yıl geçerli olan İstanbul işyerleri personel uçucu ekip ve yolcu taşıma hizmeti sözleşmesini imzaladığını, bu sözleşmenin asıl tarafının ... olduğunu, davalı şirketin hiçbir kusuru olmadığını, yüklenici davalı ... Tur-... Turizm ortak girişimi ile yapılan sözleşmenin iş ve işyerlerinin korunması ve sigortalanması başlıklı olduğunu, bu nedenlerle davanın Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. yönünden reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

III.MAHKEME KARARI
Mahkemenin 02.10.2015 tarih ve 2011/1412 Esas, 2015/435 Karar sayılı kararıyla; iş kazasının meydana gelişinde davalı ...'nın kusursuz olduğu, davalı ... şirketinin kusursuz olduğu, davalılar ... ve ... şirketlerinin oluşturduğu ortaklığın %20 oranında kusurlu olduğu, davalı ...'nin %25, davalı ...'ın %55 oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle davalılar ..., Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. ve ... şirketi açısından kusurları bulunmadığından bahisle davanın reddine, diğer davalılar açısından ise davacılar anne ... ve kardeş ...'nın davalılara yönelik maddi tazminat talepleri noktasındaki iddialarını ispatlar yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı ve bilirkişi hesabı ile de maddi zararları bulunmadığının tespit edildiğinden bahisle adı geçen davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine, davacı eşin maddi tazminat isteminin kabulüne, davacılar eş ve anne lehine 8.000,00'er TL, davacı kardeş lehine 4.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

Mahkemenin 02.10.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı HDI Sig. A.Ş. vekili ve davalı ... Tur. ve Sey. Acent. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 27.06.2019 tarih ve 2018/5073 Esas, 2019/4779 Karar sayılı kararı ile başvuru harcı yatırılmadığı için ıslahla manevi tazminat talep edilemeyeceği, kabul ve uygulamaya göre de hüküm altına alınan manevi tazminatlar az olduğu gibi davalı sigorta şirketinin manevi tazminatlardan sorumlu tutulmasının hatalı olduğu, zararlandırıcı olayın tahkikat sonucunda Sosyal Güvenlik Kurumu'nca iş kazası kabul edildiği ve ... sigortalının eşine iş kazası sigorta kolundan ölüm geliri bağlandığı, davacı anneye Kurumca gelir bağlanmadığı, mahkemece davacı anneye gelir bağlanmama nedeninin araştırılmadığı, bu nedenle davacı anne ...’ya iş kazası ölüm geliri bağlanmama nedeninin araştırılması, gelir bağlanırsa davacı anne yönünden maddi zararın hesaplanması ve bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin tenzil edilmesi, gelir bağlanmazsa davacı anne lehine Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince uygun bir tutarda maddi tazminat verilmesi gerektiği, davalılar ... ve Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. arasında organik bağ bulunduğu, davalı ...'nın personel taşıma işini davalılar ... Tur. ve Sey. Acen. Ltd. Şti. ve ... Tur. Taş. İnş. Ak. İst. Tem. Hiz. İşl. Tic. ve San. A.Ş.'nin oluşturduğu ortak girişime vermesi nedeniyle asıl işveren olduğu ve alt işverenin kusurundan müştereken ve müteselsilen sorumlu bulunduğu gözden kaçırılarak ... ve Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. yönünden davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu, davalı sigorta şirketi aleyhine kaza tarihinden faize hükmedilmesinin hatalı olduğu, bu davalı yönünden temerrüt tarihinin belirlenerek buna göre faize hükmedilmesi gerektiğinden bahisle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen 22.12.2020 tarih, 2019/388 Esas, 2020/493 Karar sayılı kararla asıl ve birinci birleşen dava dosyaları hakkında tek hüküm kurulmak suretiyle davacı eşin ilk kararda hüküm altına alınan maddi tazminatı ödendiğinden konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davacı annenin maddi tazminat istemi atiye terk edildiğinden reddine, davacı kardeşin maddi tazminat isteminin destek kapsamında olduğunun ispatlanamamasından dolayı reddine, davacıların manevi tazminatın ıslahına yönelik istemlerinin reddine, ikinci birleşen dava dosyası yönünden davalı sigorta şirketi hakkındaki davanın reddine, davalılar ..., Türk Hava Yolları Teknik A.Ş., ... Tur. ve Sey. Acent. Ltd. Şti., ... Tur. Taş. A.Ş. ve ... yönünden eş lehine 75.000,00 TL, anne lehine 50.000,00 TL, kardeş lehine 30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, üçüncü birleşen dava dosyası yönünden eş lehine 99.610,90 TL maddi tazminat ödenmesine karar verilmiş, asıl dava dosyasının yanında ikinci birleşen ve üçüncü birleşen dava dosyalarının da davalıları arasında bulunan ... hakkında olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmemiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen 22.12.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davalılar HDI Sig. A.Ş., ... Tur. ve Sey. Acent. Ltd. Şti., ..., Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. ve ... Tur. Taş. A.Ş. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairemiz'in 04.07.2023 tarih ve 2023/5365 Esas, 2023/7491 Karar sayılı kararı ile temyiz eden davalıların sair temyiz itirazları incelenmeksizin somut olayda, ikinci ve üçüncü birleşen dava dosyalarının davalısı ... hakkında olumlu/olumsuz herhangi bir hüküm kurulmaması hatalı olduğu gibi asıl dava dosyası ve birinci birleşen dava dosyası yönünden her davanın istiklalini muhafaza ettiği gözden kaçırılarak bu iki dava dosyasının gerekçeli karar başlığında tek dosya gibi gösterilip, her iki dava dosyası yönünden tek hüküm kurulmasının da yerinde olmadığından bahisle bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 26.12.2023 tarih, 2023/407 Esas, 2023/486 Karar sayılı kararla asıl ve birinci birleşen dava dosyası yönünden davacı eşin ilk kararda hüküm altına alınan maddi tazminatının ödenmiş olması nedeniyle konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına, davacı annenin maddi tazminat isteminin atiye terk edildiğinden bahisle reddine, davacı kardeşin maddi tazminat isteminin destekte olduğunun ispatlanamadığından bahisle reddine, davacıların manevi tazminatın ıslahına yönelik istemlerinin reddine, manevi tazminat taleplerine ilişkin ikinci birleşen dava dosyası yönünden davalı sigorta şirketi hakkındaki davanın reddine, davalılar ..., Türk Hava Yolları Teknik A.Ş., ... Tur. ve Sey. Acent. Ltd. Şti., ... Tur. Taş. A.Ş., ... ve ... yönünden eş lehine 75.000,00 TL, anne lehine 50.000,00 TL, kardeş lehine 30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, eşin bakiye maddi tazminat talebine ilişkin üçüncü birleşen dava dosyası yönünden eş lehine 99.610,90 TL maddi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen 26.12.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davalılar HDI Sig. A.Ş. vekili, ... Tur. ve Sey. Acent. Ltd. Şti. vekili, ... vekili, Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. vekili ve ... Tur. Taş. A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuş, davalılar ... ve ... şirketi vekilleri dosyanın temyiz incelemesi için Dairemiz’e gönderilmesinden sonra ayrı ayrı temyizden feragat dilekçeleri vermişlerdir.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı HDI Sig. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle, 09.08.2010 tarihli trafik kazası sonucu davacılardan eş Sevgi ...’e 50.109,00 TL ve anne ...'e ise 10.629,00 TL ödemenin 24.03.2011 tarihinde yapıldığını, kaldı ki, davacılar vekili de yapılan ödeme nedeni ile davanın reddini arz ve talep ettiklerini, davacı taraf her ne kadar 09.08.2010 tarihinde vuku bulan trafik kazası sonucu uğramış olduğunu iddia ettiği zararlara karşılık olmak üzere maddi tazminat talebinde bulunmaktaysa da, esasen davalı Sigorta şirketi tarafından davacılara zararlarına ilişkin 50.109,00 TL ve 10.629,00 TL ödeme yapıldığınu ve sigorta poliçesi hükümleri uyarınca davalı sigorta şirketi üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, hükme esas alınmış olan 10.05.2020 tarihli bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, kendilerince davacının hak etmiş olduğu tazminat tutarının, Yargıtay içtihatları uyarınca belirlenen hesaplama yöntemleri ile PMF tablosu dikkate alınarak hesaplanmış ve işbu tutarın eksiksiz olarak davacı tarafa ödendiğini, bir başka deyişle işbu dava nezdinde herhangi bir sorumlulukları bulunmadığını, dava öncesinde müvekkili şirkete müteveffanın hak sahiplerince başvuru yapıldığını işbu başvuruya binaen müvekkilince kaza evraklarının toplandığını, Yargıtay içtihatlarına göre hesaplama yapıldığını, burada müvekkili şirket nezdinde sigortalı bulunan aracın kusur oranına göre ödeme yapıldığını, dolayısı ile müvekkili şirketin kusur oranı belirlenerek, müvekkilinin ödeme yaptığı tarihte sorumluluğunu yerine getirip getirmediği hususu incelenmesi gerektiğini, kesinlikle kabul anlamına gelmemek üzere, müvekkilince yapılan ödemenin eksik olup olmadığı hususunun tespitinin ödeme tarihi esas alınarak yapılması gerektiğini, bir başka deyişle öncelikle ödeme yapılan tarihte, davacının o tarih itibari ile hak ettiği tazminatın tamamen ödenip ödenmediği hususunun belirlenmesi gerektiğini, mahkeme nezdinde aldırılan kusur raporunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla bilirkişi raporunda müvekkili şirketin sorumluluğunun kusura oranlanarak tespit edilmediğini, müvekkili şirket sanki %100 kusurluymuş gibi rapor oluşturularak aleyhlerine bakiye tazminat hesaplandığını, gerekçeli kararda esas alınan 10.05.2020 tarihli hesap raporunda müvekkili şirket aleyhine hesap edilen tazminat tutarından, müvekkilince yapılan ödemenin kendisinin tenzil edildiğini, oysaki işbu ödemenin güncel değerinin tespit edilerek, işbu güncel değerin tenzil edilmesi gerektiğini, müvekkili şirket tarafından dava öncesinde tüm sorumluluğun yerine getirilmiş olması nedeniyle davanın esastan reddi gerektiğini, müvekkilinin zorunlu mali mesuliyet sigortasından doğan sorumluluğunun sigortalılarının kusuru oranında olduğunu, kusurun oran ve aidiyetinin hatalı tespit edildiğini, davacılar tarafından destekten yoksun kalma tazminatı istenebilmesi için, müteveffanın davacılara desteği olduğunun ispatlanması gerektiğini, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla davacılar zararının tespiti için elde edilen kazanımların belirlenmesi ve bu kazanımların belirlenecek tazminattan indirilmesi gerektiğini, tazminat hesabının uzmanlık gerektirdiğinden, hazine müşteşarlığı tarafından kabul edilen bir aktüer uzmanı seçilerek hesaplama yaptırılması gerektiğini, bu konuda uzman olmayan hukukçulara görev verilmesinin hatalı olduğunu, hesap raporunda ödeme verilerine göre yapılan hesaplamada davalı şirketlerin sorumluluğunun ayrı ayrı belirlenmesi gerekirken kusur oranlarının gözetilmediğini, müteveffanın başkaca hak sahiplerinin göz önünde bulundurulmadığını, poliçe teminat limitlerinin gözetilmediğini, pay oranlarının son derece hatalı esas alındığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, kusur ve husumet yönünden hatalı karar verildiğini, yerel mahkemenin kararına dayanak yapılan bilirkişi raporundaki hesaplamalar ve tespitlerin fahiş, yanlış ve hatalı olduğunu, davacıların asıl dava dosyasını açarken manevi tazminata ilişkin haklarını saklı tutmadıklarını, birleşen davanın derdestlik ve dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekirken kabul karar verilmesinin hatalı olduğunu, asıl davaya ilişkin bozma ilamında, davacılar lehine bir bozma yapılmadığını, davacıların asıl tazminat davasında manevi tazminat talebinde bulunduklarını, manevi tazminatın bölünmesi, bir kısmının dava konusu yapılması ve kalanın saklı tutulması olanağının da bulunmadığını, bozmadan sonra her ne sebeple verilirse verilsin ıslahın yapılmasının mümkün olmadığını, davacıların tazminat taleplerinin de zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın atiye bırakma talebine muvafakatleri olmadığını, davacı vekilinin atiye bırakma talebi taraflara bildirilmeden ve süre verilmeden mahkemece tek yanlı kabul edilip hüküm tesis edilmesinin de hatalı olduğunu, bu hususta davanın geri alınmasına muvafakatleri bulunmadığına bakılmaksızın hüküm tesis edilmesinin bozmayı gerektirdiğini, müvekkili lehine vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin de hatalı ve yanlış tespit edildiğini, müvekkilinin asıl işveren olmaması nedeniyle kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin kusursuz sorumluluğunun dahi söz konusu olmadığını, davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin müvekkili yönünden usul ve esastan reddi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı ... Teknik A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacıların tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirket bakımından asıl ve birleşen davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, ... sigortalı diğer davalı ... şirketi çalışanıyken trafik kazası sonucu vefatı nedeniyle davacıların huzurdaki dava ile birlikte birleşen davayı açtıklarını, müvekkili şirket ile ... arasında sözleşmeye tabi bir hizmet alımı söz konusu olduğunu, müvekkili şirket ile arasında herhangi bir işçi işveren ilişkisi bulunmadığını, bu husus incelenmeden karar verildiğini, müvekkilinin olayın meydana gelmesinde hiçbir kusuru bulunmadığını, aksi halde dahi diğer davalıların kusurunun müvekkilinin eylemi ile zarar arasındaki illiyet bağını ortadan kaldırdığını, davanın müvekkili yönünden reddi gerekirken bu hususun incelenmediğini, asıl dava dosyasını açan davacıların manevi tazminata ilişkin haklarını saklı tutmadıklarını, sonradan birinci birleşen dava dosyasını açtıklarını, bu durumda, olumsuz dava şartı gereğince daha öncesinde bir dava açılmış ve bu dava halen görülmekte olduğundan aynı uyuşmazlığın yeni bir dava yapılmasının mümkün olamadığını, bu yöndeki birleştirme kararlarına yönelik itirazları nazara alınmadan hüküm tesis edildiğini, asıl davaya ilişkin bozma ilamında, davacılar lehine bir bozma yapılmadığını, davacıların asıl tazminat davasında manevi tazminat talebinde bulunduklarını, manevi tazminatın bölünmesinin mümkün olmadığını, birleşen davanın derdestlik ve dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, bozma ilamından sonra ıslah yapılmasının mümkün olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 439 uncu maddesi.

3. Değerlendirme
a.Davalılar ... Tur. ve Sey. Acent. Ltd. Şti ve ... Tur. Taş. A.Ş.'nin temyiz istemleri yönünden;
Hüküm, Davalı ... Tur. ve Sey. Acent. Ltd. Şti. vekili tarafından 12.02.2024 tarihinde, davalı ... Tur. Taş. A.Ş. vekili tarafından 09.02.2024 tarihinde temyiz edilmiş ise de, adı geçen şirketlerin vekaletnamelerinde temyizden feragat yetkisi bulunan vekilleri tarafından 12.05.2024 tarihli dilekçe ile davalı ... şirketi yönünden, 22.05.2024 tarihli dilekçe ile davalı ... şirketi yönünden temyizden feragat ettiklerinin bildirilmiş olması karşısında, davalılar ... Tur. ve Sey. Acent. Ltd. Şti ve ... Tur. Taş. A.Ş.'nin temyiz istemlerinin temyizden feragat nedeniyle ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.

b.Davalılar ... ve Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.'nin manevi tazminat istemlerine yönelik 2019/389 Esas sayılı ikinci birleşen dava dosyasına yönelik temyiz istemleri açısından;
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen Mahkeme kararının 2019/389 Esas sayılı ikinci birleşen dava dosyasına yönelik hükümlerinin bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; davalılar ... ve Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.'nin temyiz dilekçelerinde davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

c.Davalılar HDI Sig. A.Ş., ... ve Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.'nin asıl dava dosyasına, 2013/1032 Esas sayılı birinci birleşen dava dosyasına, 2020/451 Esas sayılı üçüncü birlen dava dosyasına yönelik temyiz istemleri açısından,
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalılar HDI Sig. A.Ş., ... ve Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Dosya kapsamından, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 27.06.2019 tarihli bozma kararında davacı eş Sevgi lehine hüküm altına alınan 49.783,94 TL maddi tazminat tutarı yönünden bir bozma nedeni bulunmadığı, davacılar vekilinin 02.03.2020 tarihli dilekçesi ile davacı annenin maddi tazminmat istemini atiye terk ettiklerini beyan ettiği, mahkemece davacı anne ...'nın maddi tazminat isteminin atiye terkedilmiş olması nedeniyle reddine karar verildiği, gerekçeli karar başlığında asıl ve birinci birleşen dava dosyası yönünden bir ayrım yapılmadığı, kimi davalıların ikişer kez, kiminin üçer kez farklı davalılarmış gibi davalı gösterildiği, gerekçeli karar başlığında, gerekçe ve hükümde davalı sigorta şirketinin ünvan değişikliklerinin gözetilmediği, karar başlığında hem Ergo Sigorta şirketinin hem de HDİ Sigorta şirketinin ayrı davalılarmış gibi davalı olarak gösterildiği, karar başlığında davalı ... şirketinin üvan değişikliğinin gözetilmediği, davalı ...’ın aldığı hürriyeti bağlayıcı cezanın infazı tamamlandığı için vesayet durumu ortadan kalktığı halde adı geçen davalının vasisinin karar başlığında gösterildiği, hüküm fıkrasının muhtelif yerlerinde hüküm altına alınan tazminatların ferileri hakkında hükümler kurulurken birden fazla davacı, birden fazla davalı taraf bulunduğu halde tek bir davacı veya davalı olduğu izlenimi oluşturacak şekilde davacı, davacıya, davalı, davalıya şeklinde hükümler kurulduğu anlaşılmaktadır.

Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.

Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).

Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2 nci maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.

Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.

Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.( HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)

Öte yandan davanın geri alınması usulü 6100 sayılı Kanunun 123 üncü maddesinde düzenlenmiş olup “Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir. Bu takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.” Davanın işlemden kaldırılması ile ilgili olarak ise aynı Kanunun 150 inci maddesinin 1 inci fıkrasında “Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.” 5 inci fıkrasında ise “İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır” düzenlemesine yer verilmiştir. Her iki hukuki müessese gereğince işlem yapılması için ilgililerin davadan usulüne uygun haberdar edilmiş olmaları ve davanın geri alınması yönünden de muhatabın buna açıkça ... göstermesi gerekmektedir.

Ayrıca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297 inci maddesinin 2 nci fıkrasında "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir. Yine 297 inci maddenin 1-b fıkrasına göre hüküm tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini içermelidir.

Somut olayda Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 27.06.2019 tarihli bozma kararında davacı eş Sevgi lehine hüküm altına alınan 49.783,94 TL maddi tazminat tutarı yönünden bir bozma nedeni bulunmadığı, 49.783,94 TL maddi tazminat tutarının bozma dışı kaldığı, bu haliyle eş Sevgi için hüküm altına alınan 49.783,94 TL tutarındaki maddi tazminat üzerinden davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözden kaçırılarak yazılı şekilde üçüncü birleşen dava dosyasının kabulüne karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, davacı annenin maddi tazminat istemi yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 123 ve 150 inci maddeleri kapsamında bir irdeleme yaparak sonuca gitmek gerekirken annenin maddi tazminat isteminin atiye terk edilmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi de hatalıdır. Bunlar yanında asıl ve her bir birleşen dava dosyası yönünden ayr ayrı olacak şekilde aynı yasanın 297/1-b maddesine uygun bir gerekçeli karar başlığı oluşturulmaması, davalıların ünvan değişikliklerinin karar başlığı, gerekçe ve hükümde gözetilmemesi, birden fazla davacı, birden fazla davalı olduğu dikkate alınmadan infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulması yerinde görülmemiştir.

Kabul ve uygulamaya göre asıl ve birinci birleşen dava dosyası yönünden kurulan hükümde asıl dava dosyasında yatırılan 18,40 TL peşin harç, birinci birleşen dava dosyasında yatırılan 24,20 TL peşin harç, asıl ve birinci birleşen dava dosyası yönünden yapılan ıslah aşamasında yatırılan 949,00 TL ıslah harcının toplamı olan 991,60 TL’den alınması gereken maktu 179,90 TL harç tenzil edilerek yeniden harç alınmasına yer olmadığına fazla yatan harcın davacılara iadesine karar verilmesi gerekirken, mahkemece hem harç toplamının hatalı olarak 967,4‬0 TL olarak bulunması hem de karar tarihi olan 26.12.2023 tarihindeki maktu karar harcı 179,90 TL olmasına karşın, maktu karar harcının 269,85 TL olarak belirlenmesi doğru olmamıştır.

Mahkemece yapılacak iş, davacı eşin asıl ve birinci birleşen davaya konu 49.783,94 TL tutarındaki maddi tazminat talebi yönünden anılan tutarının ödenmiş olduğundan bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini ve kararın davacılar tarafından temyiz edilmediğini, aynı tutarın Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 27.06.2019 tarihli bozma kararında bozma dışı bırakılması ve akabinde Mahkemece bozmaya uyulması ile birlikte davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğunu, ne var ki temyiz incelemesine konu eldeki kararın yalnızca davalılar HDI Sig. A.Ş., ... ve Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. tarafından temyiz edildiğini göz önünde bulundurmak suretiyle 2020/451 Esas sayılı üçüncü birlen dava dosyasının davalılar HDI Sig. A.Ş., ... ve Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. yönünden reddine karar vermek, davacı annenin maddi tazminat istemi yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 123 ve 150 inci maddeleri kapsamında bir irdeleme yaparak anılan talep yönünden usule uygun bir karar vermek, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 inci maddesine uygun infazda tereddüt oluşturmayan bir gerekçeli karar başlığı, gerekçe ve hüküm oluşturmaktan ibarettir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalılar ... Tur. ve Sey. Acent. Ltd. Şti ve ... Tur. Taş. A.Ş.'nin temyiz istemlerinin temyizden feragat nedeniyle ayrı ayrı REDDİNE,

2.Davalılar ... ve Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. vekillerinin 2019/389 Esas sayılı ikinci birleşen dava dosyasına yönelik yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

3.Davalılar HDI Sig. A.Ş., ... ve Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.'nin asıl dava dosyasına, 2013/1032 Esas sayılı birinci birleşen dava dosyasına, 2020/451 Esas sayılı üçüncü birleşen dava dosyasına yönelik temyiz istemleri açısından mahkeme kararının BOZULMASINA,

4.Peşin alınan temyiz karar harcının temyiz istemlerinin feragat nedeniyle reddine karar verilenler dahil olmak üzere istek hâlinde temyiz eden davalılara iadesine,

5. Davalılardan ... ve Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. avukatları yararına takdir edilen 17.100,00 TL duruşma avukatlık parasının davacılara yükletilmesine,

Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,

25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.